<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-5336202385623131189</id><updated>2011-04-22T04:42:15.063+03:00</updated><category term='dinkültürü ve ahlakbilgisi'/><category term='türban yasası'/><category term='kuran oku'/><category term='dualar'/><category term='dkvamkoruyan dualar'/><category term='Recep Ayı'/><category term='Ramazan Müjdesi'/><category term='Kadir Gecesi'/><category term='Safer Ayı'/><category term='dinkültürü ve ahlak bilgisi'/><category term='Sefer Ayı'/><category term='teyemmüm nasıl alınır'/><category term='din kültürü ve ahlak bilgisi'/><category term='Gusül Abdesti'/><category term='imanın şartları'/><category term='mevlid kandili'/><category term='sabah namazı'/><category term='mairaç kandili'/><category term='müslümanlık'/><category term='islamiyet'/><category term='aşure günü'/><category term='Dinden cıkaran Ayetler'/><category term='berat kandili'/><category term='kurban bayramı'/><category term='başörtüsü'/><category term='dini terimler'/><category term='erdemir'/><category term='islam'/><category term='hadis'/><category term='dua'/><category term='sure'/><category term='muharrem ayı'/><category term='sabah nabazı nasıl kılınır'/><category term='ramazan bayramı'/><category term='32 fars'/><category term='hanifilik'/><category term='dkvab'/><category term='Şevval Ayı'/><category term='gusul abdesti nasıl alınır'/><category term='esmaul hüsna'/><category term='Regaib Kandili'/><category term='mezhepler'/><category term='fıkıh'/><category term='cuma Namazı nasıl kılınır'/><category term='başörtüsü ayet'/><category term='Üç aylar'/><category term='islamın şartları'/><category term='kutlu doğum'/><category term='başörtü'/><category term='teyemmüm'/><category term='teyemmüm abdesti'/><title type='text'>Din Kulturu Ve Ahlak Bilgisi.</title><subtitle type='html'>Dinimiz Hakkındaki Tüm Bilgiler Burada...</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://dkvab.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dkvab.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Emre &amp;amp; Erdi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>59</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5336202385623131189.post-8916796402020545804</id><published>2008-05-02T14:48:00.003+03:00</published><updated>2008-05-02T14:54:46.624+03:00</updated><title type='text'>Teyemmüm Nedir ve Nasıl Yapılır</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Soru: Teyemmüm Nedir? Cevap: Su bulunmadığı veya bulunup da özür sebebiyle kullanmak mümkün olmadığı hâllerde, temiz bir toprak veya taş, kum, kerpiç gibi toprak cinsinden bir şey ile abdestsizliği veya cünüplüğü gidermek için, elleri toprağa sürüp yüzü ve kolları mesh etmektir. Teyemmümün fazları Soru: Teyemmümün farzı nelerdir? Cevap: Teyemmümün farzı üçtür: 1- Cünüplükten veya abdestsizlikten temizlenmek için niyet etmek. 2- İki elin içini temiz toprağa sürüp, yüzün tamamını meshetmek. 3- Elleri temiz toprağa vurup, önce sağ ve sonra sol kolu meshetmek. Teyemmümün farzı iki diyenlere göre de, ikinci ve üçüncü farz bir farz olarak söylenmiştir. İki şekli de doğrudur. Teyemmüm hangi hâllerde yapılır? Soru: Teyemmüm hangi hâllerde yapılır? Cevap: Teyemmümü gerektiren başlıca hâller şunlardır: 1- Şehir dışında, sudan yaklaşık 2 km. uzakta bulunmak. Şehirde her zaman su aramak farzdır. 2- Su kullanmaya engel olan hastalık veya su kullanınca soğuktan ölmek veya hasta olmak tehlikesi varsa. Şehirde de olsa, hamam parası yoksa teyemmüm eder. 3- Kendi başına abdest veya gusül alamıyacak şekilde hasta olmak, para ile de yardımcı bulamamak. Yardımcı ile de teyemmüm edemiyen kılmaz. İyi olunca kazâ eder. 4- Yolcu olup, yanında içme suyundan fazla su yoksa. 5- Kuyudan su çıkarmak imkânı yoksa. 6- Su yakın ise de, su yanında düşman, yırtıcı hayvan vs. varsa veya kendisi hapiste ise veya abdest alırsan seni öldürürüz, malını alırız diye korkuturlarsa, teyemmüm ederek kılar ise de, bu sebepler kul tarafından oldukları için, gusledince, bu namazları tekrar kılması lâzımdır. Teyemmümde niyet Soru: Teyemmüme niyet nasıl olur? Cevap: Teyemmüm ile namaz kılabilmek için, yalnız teyemmüme niyet etmek yetişmez. Ayrıca ibâdet olan başka bir şeyi, meselâ abdest için veya gusül için teyemmüm etmeye niyet etmek lâzımdır. Teyemmüme niyet ederken, abdest ile guslü ayırmak gerekmez. Abdest için niyet etmekle, cünüplükten de temizlenilir. Cünüplükten temizlenmeye niyet edilen teyemmüm ile namaz kılınabilir, Kur'ân-ı Kerîm okunabilir. Abdest için ikinci teyemmüme lüzûm yoktur. Teyemmümün sünnetleri Soru: Teyemmümün sünnetleri nelerdir? Cevap: Teyemmümün sünnetlerinden ba'zıları: 1- Besmele ile başlamak. 2- Avuçları, toprak üzerinde ileri ve geri çekmek. 3- Avuçta toprak varsa, iki eli silkmek. 4- Elleri toprağa koyarken parmakları açmak. 5- Önce yüzü, sonra kolları mesh etmek. 6- Abdest alır gibi, çabuk yapmak. 7- Önce sağ, sonra sol kolu mesh etmek. 8- Parmaklar arasını mesh etmek. Namazı kaçırmamak için Soru: Namazı kaçırmamak için teyemmüm edilir mi? Cevap: Abdestsiz veya gusülsüz kimse, cenâze ve bayram namazlarını kaçırmamak için, su var iken bile, teyemmüm edebilir. Cum'a namazını ve beş vakit namazdan herhangi birinin vaktini kaçırmak korkusu olsa, su varken, teyemmüm edemez. Namaz vakti kaçarsa, kazâ eder. Meselâ, sabah güneş doğması yakın iken uyanan kimse, acele gusleder. Güneş doğarsa, sabah namazını, kerâhet vakti çıkınca ya'nî güneşin doğmasından yaklaşık 50 dakika sonra sünneti ile birlikte kazâ eder. Sünnet üzere teyemmüm Soru: Sünnet üzere teyemmüm nasıl olur? Cevap: Sünnet üzere teyemmüm şöyle yapılır: Önce cünüplükten veya abdestsizlikten temizlenmek için niyet edilir. Sonra iki kolu dirseklerden yukarı sıvalı olarak, iki elin içini temiz toprağa, taşa, toprak veya kireç sıvalı duvara sürüp, en az üç parmağı değmek üzere, iki avuç ile yüz bir kere mesh edilir ya'nî sıvanır. Meshederken iğne ucu kadar el değmemiş yer kalmamalıdır! Yüzü tam mesh edebilmek için, avuçlar açık ve dört parmak birbirlerine yapışık ve iki elin ikişer uzun parmaklarının uçları birbirlerine değmiş olarak, avuç içleri saç kesimine koyup, çeneye doğru yavaşça indirilir. Parmaklar yatay durumda alnı, göz kapaklarını, burnun iki yanını ve dudakların üzerlerini ve çenenin yüz kısmını iyice sıvamalıdır. Bu esnada avuç içleri de yanakları sığar. Yüzü mesh ettikten sonra, iki avucu tekrar toprağa sürüp, birbirine çarparak, tozu toprağı silktikten sonra, önce sol elin dört parmağı içi ile, sağ kolun alt yüzünü, parmak ucundan dirseğe doğru sığayıp sonra, kolun iç yüzünü, sol avuç içi ile, dirsekten avuca kadar sığanır ve sonra sol baş parmak içi ile, sağ baş parmak dışı sığanır. Sonra, yine böyle sağ el ile, sol kol sığanır. El ayasını toprağa sürmek lâzımdır. Toprağın, tozun elde kalması lâzım değildir. Teyemmümün vakti Soru: Namaz vaktinden önce teyemmüm edilir mi? Cevap: Teyemmümü, namaz vaktinden önce de yapmak ve bir teyemmüm ile çeşitli namaz kılmak Hanefîde câizdir. Diğer üç mezhebde, namaz vakti çıkınca teyemmüm bozulur. Teyemmümü gerektiren özür hâli ortadan kalkınca, su bulununca, abdesti ve guslü bozan hâllerde, teyemmüm de bozulur. Namaz içinde iken bulursa, namazı da bozulur. Toprakla teyemmüm Soru: Toprak cinsinden olmıyan şeyler ile teyemmüm olur mu? Cevap: Toprak cinsinden olan her temiz şey ile, üzerinde bunların tozu olmasa bile, teyemmüm edilir. Yanıp kül olan veya sıcakta eriyebilen şeyler, toprak cinsinden değildir. Bunlar ile teyemmüm edilemez. O hâlde, ağaç, ot, tahta, demir, pirinç, yağlı boya sıvalı duvar, bakır, cam ile teyemmüm edilmez. Kum ile olur. Kireç ve alçı ile, tuğla, yıkanmış mermer, çimento, sırsız fayans, sırsız porselen çanak çömlekle olur. Kireçle badana edilmiş duvardan teyemmüm edilir. Bir topraktan birkaç kimse teyemmüm edebilir. Çünkü, teyemmüm edilen toprak ve benzerleri, müsta'mel, ya'nî kullanılmış olmaz. Hastanın teyemmümü Soru: Hasta, hangi hâllerde teyemmüm eder? Cevap: Cünüb kimsenin vücûd yüzeyinin yarıdan fazlası yara ise, teyemmüm eder. Derisinin çoğu sağlam ise ve yaralı kısımları ıslatmadan yıkanması mümkün ise, su ile gusül edip, yaraların üzerini mesh eder. Mesh zarar verirse, üzerine bez koyup, bunu mesh eder. Abdest aldıracak bir yardımcısı bulunan hasta, teyemmüm etmez. Yaralı kısımları ıslatmadan yıkanamazsa, yine teyemmüm eder. Abdest uzuvlarından hepsinin yarıdan çoğu veya dört abdest uzvundan ikisi sağlam ise, abdest alıp, yaralı kısımları veya uzuvları mesh eder. Mesh zarar verirse, sargı üzerine mesh eder. Abdest uzuvlarından hepsinin yarıdan çoğu veya abdest uzuvlarının üçü veya dördü de yaralı ise, teyemmüm eder. Teyemmüm zarar verirse, namazı kazâya bırakır. &lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5336202385623131189-8916796402020545804?l=dkvab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dkvab.blogspot.com/feeds/8916796402020545804/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5336202385623131189&amp;postID=8916796402020545804' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/8916796402020545804'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/8916796402020545804'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dkvab.blogspot.com/2008/05/teyemmm-nedir-ve-nasl-yaplr.html' title='Teyemmüm Nedir ve Nasıl Yapılır'/><author><name>Emre &amp;amp; Erdi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5336202385623131189.post-1660826182233595558</id><published>2008-05-02T14:48:00.002+03:00</published><updated>2008-05-02T14:53:13.051+03:00</updated><title type='text'>CeNNet BedaVa, CeheNNem ParayLa</title><content type='html'>&lt;strong&gt;CeNNet BedaVa, CeheNNem ParayLa!!...* Namaz kaç para?* Abdest kaç para?* Şehadet kaç para?* Namuslu yaşamak kaç para?* Kur’an okumak kaç para?* Terbiyeli olmak kaç para?* Şerefli yaşamak kaç para?* Günahtan korunmak kaç para?Bir de Cehennemin Fiyat Tarifesine Bakalım;* Namussuzluk parayla* Kumar parayla* İçki parayla* Zina parayla* Şerefsizlik parayla* Haramların hepsi parayla* Cehenneme giden bütün yollar parayla...Birileri parayla Cehennemi kucaklıyor da, bedava Cennet’e gelmiyor.Hem Cehennem’e girmek için sadece para da yetmiyor başka bi takım vasıflarınız da olsması lazım;* İnkârcı olacaksın.* Kur’ân-ı Kerîm’i beğenmeyeceksin.* Dinin emirlerine karşı geleceksin.* Allah’ın emirlerini yaşamaya değer görmeyeceksin.* Bu asırda Kur’ân-ı Kerîm bizi idare edemez, diyeceksin.* İçki, kumar, zina, hırsızlık, hortumculuk günah değil diyeceksin.* Fâiz alıp-vereceksin.* Rüşvet alıp-vereceksin.* Yalan, dedi-kodu, gıybet, iftira, dalga, dubara ile sarmaş dolaş olacaksın.* Haram-helâl tanımayacaksın.* İnsanları aldatacaksın.* Namaz, oruç, zekât gibi ibâdetlerin semtine bile uğramayacaksın.* Yetim malını zimmetine geçireceksin.* Eline geçen imkânları ve fırsatları har vurup harman savuracaksın; yani israf edeceksin.* Kul hakkını zimmetine geçireceksin. Bu hakla ahirete göçeceksin.* Konuştuğun zaman yalan söyliyeceksin. Vaad ettiğin zaman yerine getirmiyeceksin. Sana emanet edilene ihanet edeceksin.* Karının, kızının, oğlunun derbeder yaşantısına göz yumacaksın.* Menfaatin için mukaddesatını ve mukaddeslerini satacaksın.* Kendin ve aile efradın için Müslümanca yaşanacak bir ortam oluşturmayacaksın.* Neslin bozulmasına zemin hazırlayacaksın..Sen Hangisini İstersin ?????&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5336202385623131189-1660826182233595558?l=dkvab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dkvab.blogspot.com/feeds/1660826182233595558/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5336202385623131189&amp;postID=1660826182233595558' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/1660826182233595558'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/1660826182233595558'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dkvab.blogspot.com/2008/05/cennet-bedava-cehennem-parayla_02.html' title='CeNNet BedaVa, CeheNNem ParayLa'/><author><name>Emre &amp;amp; Erdi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5336202385623131189.post-4928460369317736415</id><published>2008-05-02T14:48:00.001+03:00</published><updated>2008-05-02T14:53:12.174+03:00</updated><title type='text'>CeNNet BedaVa, CeheNNem ParayLa</title><content type='html'>&lt;strong&gt;CeNNet BedaVa, CeheNNem ParayLa!!...* Namaz kaç para?* Abdest kaç para?* Şehadet kaç para?* Namuslu yaşamak kaç para?* Kur’an okumak kaç para?* Terbiyeli olmak kaç para?* Şerefli yaşamak kaç para?* Günahtan korunmak kaç para?Bir de Cehennemin Fiyat Tarifesine Bakalım;* Namussuzluk parayla* Kumar parayla* İçki parayla* Zina parayla* Şerefsizlik parayla* Haramların hepsi parayla* Cehenneme giden bütün yollar parayla...Birileri parayla Cehennemi kucaklıyor da, bedava Cennet’e gelmiyor.Hem Cehennem’e girmek için sadece para da yetmiyor başka bi takım vasıflarınız da olsması lazım;* İnkârcı olacaksın.* Kur’ân-ı Kerîm’i beğenmeyeceksin.* Dinin emirlerine karşı geleceksin.* Allah’ın emirlerini yaşamaya değer görmeyeceksin.* Bu asırda Kur’ân-ı Kerîm bizi idare edemez, diyeceksin.* İçki, kumar, zina, hırsızlık, hortumculuk günah değil diyeceksin.* Fâiz alıp-vereceksin.* Rüşvet alıp-vereceksin.* Yalan, dedi-kodu, gıybet, iftira, dalga, dubara ile sarmaş dolaş olacaksın.* Haram-helâl tanımayacaksın.* İnsanları aldatacaksın.* Namaz, oruç, zekât gibi ibâdetlerin semtine bile uğramayacaksın.* Yetim malını zimmetine geçireceksin.* Eline geçen imkânları ve fırsatları har vurup harman savuracaksın; yani israf edeceksin.* Kul hakkını zimmetine geçireceksin. Bu hakla ahirete göçeceksin.* Konuştuğun zaman yalan söyliyeceksin. Vaad ettiğin zaman yerine getirmiyeceksin. Sana emanet edilene ihanet edeceksin.* Karının, kızının, oğlunun derbeder yaşantısına göz yumacaksın.* Menfaatin için mukaddesatını ve mukaddeslerini satacaksın.* Kendin ve aile efradın için Müslümanca yaşanacak bir ortam oluşturmayacaksın.* Neslin bozulmasına zemin hazırlayacaksın..Sen Hangisini İstersin ?????&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5336202385623131189-4928460369317736415?l=dkvab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dkvab.blogspot.com/feeds/4928460369317736415/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5336202385623131189&amp;postID=4928460369317736415' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/4928460369317736415'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/4928460369317736415'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dkvab.blogspot.com/2008/05/cennet-bedava-cehennem-parayla.html' title='CeNNet BedaVa, CeheNNem ParayLa'/><author><name>Emre &amp;amp; Erdi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5336202385623131189.post-1824223176268570647</id><published>2008-05-02T14:48:00.000+03:00</published><updated>2008-05-02T14:51:40.044+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='din kültürü ve ahlak bilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dkvab'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dini terimler'/><title type='text'>Dini TERİMLER</title><content type='html'>&lt;strong&gt;- Abdest Nedir? Dirsekler ile beraber ellerin, yüzün, topuklarıyla beraber ayakların temiz su ile yıkanması ve başın meshedilmesidir. 2- Adak Nedir? Kişinin dinen yükümlü olmadığı halde, farz veya vacip türünden bir ibadet yapacağına dair Allah’a söz vermesidir. 3- Ahiret Ne Demektir? Kıyametin kopmasından sonra başlayan ve sonsuza kadar devam edecek olan cennet ve cehennem hayatıdır. 4- Ahkam Nedir? Kur’an ve Sünnetin içerdiği dinî hükümlerdir. 5- Ahlâk nedir? Bir kişinin iyi veya kötü olarak nitelenmesine sebep olan manevî değerleri, huyları ve bunların tesiri ile ortaya koyduğu davranışların bütünüdür. 6- Allah’ın Rızası Ne Demektir? Yapılan herhangi bir işten Allah’ın hoşnut olmasıdır. 7- Amin Ne Demektir? Yapılan duâ için, “Ya Rabbi Kabul buyur” demektir. 8- Arafat nedir? Hacı adaylarının “vakfe” yapmak üzere arefe günü toplandıkları, Mekke’nin güneydoğusunda bulunan bir bölgedir. 9- Arş Nedir? Mecazî anlamda, ilahî hükümranlık tahtı demektir. 10- Ashâb Ne Demektir? Hz.Peygamber’i gören ve onunla sohbet eden müslümanlardır. 11- Aşere-i Mübeşşere Nedir? Ve Kimlerdir? Dünyada iken Hz.Peygamber tarafından Cennetle müjdelenen on kişiye Aşere-i Mübeşşere denir. Bunlar: Ebû Bekir, Ömer, Osman, Ali, Talhâ, Zübeyr, Avf oğlu Abdurrahman, Sa’d, Zeyd oğlu Saîd, Ebû Ubeyde (r.a.) hazretleridir. 12- Aşûre Nedir? Kameri takvimin birinci ayı olan Muharremin onuncu gününe verilen isimdir. 13- Ayet Nedir? Kur’an-ı Kerim’de durak işaretleri arasındaki cümle ya da ifadelerdir. 14- Berat nedir? Borçtan, suç ve cezadan kurtulmaktır. Günahlardan kurtulmaya vesile olan Şaban ayının onbeşinci gecesine de Berat gecesi denir. 15- Beytullah Ne Demektir? Müslümanların namaz kılarken yöneldikleri Kâbe’nin diğer adıdır. 16- Bid’at nedir? Dinin aslından olmadığı halde dindenmiş gibi algılanan şeylerdir. 17- Câiz Nedir? Yapılması dinen yasak olmayan şeydir. 18- Cami ve Mescid Nedir? Müslümanların toplu halde veya tek başına namaz kılıp, ibadet ettikleri umuma açık mübarek mekanlardır. 19- Cennet, Cehennem, Sırat-ı Müstekîm, Berzâh Ne Demektir? Cennet; Allah’ın emirlerine uyup yasaklarından sakınanların konulacağı ebedi mükafat yeridir. Cehennem; kafirlerin sürekli olarak kalacakları azap yeridir. Sırat-ı Müstakîm; Allah’ın Kur’an-ı Kerim’de beyan ettiği dosdoğru yoldur. Berzah; ölümle kıyamet arasındaki zaman dilimidir. 20- Din Nedir? Hür iradeleriyle inanan akıl sahibi insanları, en iyiye, en doğruya, en güzele ve ebedî mutluluğa ulaştıran ilahî kanunlar bütünüdür. 21- Dört Büyük Kitabı Biliyor musunuz? Dört büyük kitab: Tevrât, Zebûr, İncil ve Kur’an’dır. 22- Dört Büyük Meleği Biliyor musunuz? a) Cebrail: Allah’tan vahiy getiren melektir. b) Mikail: Evrendeki tabiat olayları ve canlıların rızıkları ile görevli melektir. c) İsrafil: Kıyametin kopması ve insanların kabirlerinden kalkması için “Sûr”a üflemekle görevli melektir. d) Azrail: Canlıların ruhlarını almakla görevli melektir. 23- Duâ Nedir? Kulun istek ve arzularını uygun bir üslupla Allah’a arzetmesidir. 24- Ebedî ve Ezelî Ne Demektir? Ebedî, sonu olmayan; ezelî ise başlangıcı olmayandır. 25- Ecel Ne Demektir? Allah’ın takdir ettiği ömrün sona erdiği andır. 26- Ecir Nedir? Yapılan güzel ameller karşılığında Allah’ın kullarına verdiği mânevî mükafattır. 27- Esmâ-i Hüsnâ Nedir? Yüce Allah’ın en güzel isimleri anlamına gelir. 28- Ezan Nedir? Namaz vakitlerinin girdiğini bildirmek üzere müezzin tarafından okunan ve özel sözlerden oluşan dini bir davettir. 29- Farz Nedir? Dinen yapılması kesin olarak istenen şeydir. 30- Fasık nedir? Allah’ın emir ve yasaklarına riayet etmeyen kimseye denir. 31- Fıkıh Nedir? Kişinin amel yönünden faydasına ve zararına olan şeyleri bilmesidir. 32- Fidye Nedir? Meşru mazeretler sebebiyle bazı ibadetlerin yapılamaması veya ibadet sırasında eksikliklerin oluşması sebebiyle yerine getirilmesi gereken dinî yükümlülük. 33- Fitne nedir? İyi veya kötü şeylerle deneme, manevî çöküntü, sosyal kargaşa ve kaos demektir. 34- Fitre Nedir? Ramazan Bayramına kavuşan ve dinen zengin sayılan Müslümanların, kendileri ve bakmakla yükümlü oldukları kişiler için fakirlere vermeleri gereken belli miktarda mal ya da paradır. 35- Gusül Nedir? Ağızı, burnun içini ve bütün bedeni yıkamaktır. 36- Günah Nedir? Allah’ın emir ve yasaklarına aykırı olan amel, söz ve davranışlardır. 37- Hadis Nedir? Hz.Peygamberin sözleri veya O’nun fiil ve onaylarının sözle ifadesine denir. 38- Haram Nedir? Dinen yapılması kesin olarak yasaklanan şeydir. 39- Haşr Nedir? Bütün canlıların yeniden diriltilerek mahşerde, hesap vermek üzere toplanmasıdır. 40- Hatim Nedir? Kur’an-ı Kerim’in baştan sona kadar orijinalinden okunup bitirilmesidir. 41- Hayır Nedir? Hayır, Yüce Allah’ın rızasını kazanmaya vesile olan güzel amellerdir. 42- Helal Nedir? Yapılıp yapılmaması konusunda dinî bir hüküm bulunmayan şeylerdir. 43- Hicret Nedir? Hz. Muhammed’in Miladî 622 yılında Mekke’den Medine’ye göç etmesi olayıdır. 44- Hilye-i Şerif Nedir? Peygamber Efendimizin dış görünüşünü ve vasıflarını anlatan eserlere verilen addır. “Hilye-i Saâdet” de denir. 45- Hurâfe Nedir? Akla ve ilme aykırı olan ve hiçbir temeli bulunmayan batıl inançlar ve uygulamalardır. 46- Hutbe Nedir? Cuma ve Bayram günlerinde camilere gelen müminleri, dinî konularda aydınlatmak üzere hatibin yaptığı konuşmadır. 47- İbadet Nedir? Allah’a gönülden, isteyerek yönelmek ve karşılığında sevap vadedilen dinî görevleri ve amelleri Allah’ın rızasını kazanmak amacıyla yerine getirmektir. 48- İcmâ Nedir? Hz.Peygamber’in vefatından sonra, herhangi bir asırda, bütün İslam müçtehitlerinin, dînî bir konuda ortak hüküm vermeleridir. 49- İçtihat Nedir? Müçtehidin herhangi bir dînî mesele hakkında bir hükme ulaşabilmek için belli tekniklere başvurarak bütün gücünü harcaması demektir. 50- İftar Nedir? Oruç açmaktır. 51- İhram Nedir? Hac veya umreye niyet eden bir kimsenin, diğer zamanlarda mübah olan bazı davranışları belirli bir süre boyunca kendisine yasaklamasıdır. Bu amaçla giyilen şeye de aynı ad verilir. 52- İhsan Nedir? İnsanlara iyilik etmek, yararlı ameller işlemek ve “Allah’ı görüyormuş gibi, O’na ibadet etmek” demektir. 53- İlahi Kudret Nedir? Yüce Allah’ın gücü ve kuvvetidir. 54- İlâhî Ne Demektir? Tasavvuf Edebiyatında Allah ve Peygamber sevgisini dile getiren şiir türünden dizelerdir. 55- İlk Müslümanlar Kimlerdir? İlk Müslümanlar Hz.Hatice, Hz.Ali, Zeyd b. Hârise ve Hz.Ebu Bekir’dir. 56- İlk Vahiy Peygamberimize Ne Zaman Gelmiştir. İlk vahiy, Miladî 610 yılında, Hz. Peygamber, kırk yaşında iken, Mekke yakınındaki Nûr Dağı’nda ve Kadir Gecesi’nde gelmiştir. 57- İmam-Hatip Kimdir? Cemaate namaz kıldıran ve hutbe okuyan kimse demektir. 58- İman Nedir? Veya İnanç Nedir? Hz.Peygamber’in, Allah’tan getirdiği kesin olarak bilinen hükümlerin doğruluğunu kabul ve tasdik etmektir. 59- İmsak Nedir? Oruç niyetiyle yeme, içme ve cinsel ilişki gibi orucu bozan şeylerden uzak durmaktır. 60- İrşâd Nedir? Müslümanlara doğru yolu göstermek ve onları dinî görevleri hakkında aydınlatmaktır. 61- İslam Nedir? Allah’ın, insanlara Peygamberi Hz.Muhammed (s.a.v.) vasıtasıyla gönderdiği son ilâhî dinin adıdir. 62- İsrâ Nedir? Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v.)’in bir gece Allah tarafından Mekke’deki Mescid-i Haram’dan Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya götürülmesidir. 63- İtâat Nedir? Allah’ın emirlerine uyup, yasaklarından sakınmaktır. 64. İtikad nedir? İnanma, gönülden tasdîk etme demektir. İtikadî konular denilince, iman esasları akla gelir. 65- İzar nedir? Hac veya Umre yapmak üzere ihrama giren erkeklerin belden aşağısını kapatmak üzere büründükleri örtüdür. 66- Kâbe nedir? Müslümanların namaz kılarken yöneldikleri Mekke’deki Mescid-i Haram’ın içinde bulunan, Hz.İbrahim ile oğlu Hz.İsmail (A.S.) tarafından inşa edilmiş olan mukaddes ma’bettir. 67- Kaç Çeşit İbadet Vardır? İbadetler bedenî, malî ve hem bedenî hem malî İbadetler olmak üzere üç çeşittir. 68- Kader Ne Demektir? Yüce Allah’ın ezelden ebede kadar meydana gelecek olayları, bunların zamanını, yerini, miktarını ve niteliklerini ezelî ilmi ile bilip takdîr etmesidir. 69- Kâfir Kime Denir? İslam dininin temel esaslarını kabul etmeyen, Hz.Peygamber’in, Yüce Allah’tan getirdiği kesin olarak bilinen hususları inkar eden kimsedir. 70- Kaza Ne Demektir? Yüce Allah’ın ezelî ilmiyle takdîr ettiği şeylerden her birinin zamanı gelince o takdire uygun olarak yaratmasıdır. 71- Kelime-i Şehadet Nedir? “Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in O’nun kulu ve elçisi olduğuna şahitlik ederim” anlamındaki, “Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve rasûlühü” ifadesidir. 72- Kelime-i Tevhit Ne Demektir?“ Allah’tan başka ilâh yoktur, Muhammed O’nun elçisidir” anlamındaki “Lailâhe illâllah, Muhammedürresûlullah” ifadesidir. 73- Kıble nedir? Müslümanların namaz kılarken yöneldikleri taraf, Kâbe cihetidir. 74- Kırâat Nedir? Namazda Kur’an-ı Kerim’den bir miktar okumak demektir. 75- Kıyam Nedir? Namazda ayakta durmak demektir ve namazın farzlarından biridir. 76- Kıyamet Ne Demektir? Yüce Allah’ın belirlediği zaman gelince kâinat düzeninin bozulup yıkılması ve dünyanın sonunun gelmesidir. 77- Kıyas Nedir? Kur’an ve Sünnet’te hükmü açıkça belirtilmeyen bir meselenin hükmünü, aralarındaki ortak nitelik dolayısıyla, hükmü açıkça belirtilen diğer meseleye göre açıklamaktır. 78- Kirâmen Kâtibîn Nedir? Her mükellef insanın yaptığı bütün işleri kayda geçiren yazıcı meleklerin adıdır. 79- Kul Nedir? Allah’ın hüküm ve tasarrufu altındaki tüm insanlar demektir. 80- Kur’an-ı Kerîm’de Kaç sûre Vardır? Kur’an-ı Kerîm’de 114 sûre vardır. 81- Kurban Nedir? Allah’a yakın olmak ve rızasına ermek için ibadet niyetiyle kurbanlık bir hayvanı kesmektir. 82- Kürsü Nedir? Camilerde vaizlerin va’z sırasında oturdukları yüksekçe yerdir. 83- Mahşer Ne Demektir? Öldükten sonra dirilen insanların toplanacağı yerdir. 84- Meâl nedir? Her yönüyle aynen aktarılması mümkün olmayan bir sözün başka bir dile yaklaşık olarak çevirisidir. Özellikle Kur’an tercümeleri için kullanılmaktadır. 85- Mekruh Nedir? Dinen yapılmaması zannî delille istenen şeydir. 86- Melek Ne Demektir? Allah’ın emriyle çeşitli görevleri yerine getiren, gözle görülmeyen nûrânî varlıklardır. 87- Mevlid Nedir? Doğum zamanı demektir. Peygamberimizin doğumu ve bunu anlatan eser anlamında kullanılır. 88- Mi’rac Nedir? Peygamberimizin, Kudüs’deki Mescid-i Aksa’dan, Yüce Allah’ın, manevî huzuruna yaptığı yolculuğun adıdır. Dinî literatürde, Recep ayının 27. gecesi “mîrac gecesi” olarak bilinir. 89- Mihrap Nedir? Cami, mescid ve namazgâhlarda kıble yönünde bulunan ve İmam-Hatibin namaz kılarken durduğu bölümdür. 90- Minber Nedir? Camilerde İmam-Hatiplerin cuma ve bayram hutbesi okudukları basamaklı yüksekçe yerdir. 91- Mîzan Ne Demektir? Mahşerde hesap görüldükten sonra herkesin amellerinin tartılacağı ilahi adalet terazisidir. 92- Mucize Ne Demektir? Peygamberlerin, peygamber olduklarını ispat için Allah’ın izni ile gösterdikleri hiçbir insanın benzerini yapamayacağı harikulade hallerdir. 93- Mukâbele Nedir? Kur’an-ı Kerim’i, birinin yüzünden veya ezbere okuması, diğerlerinin de onu takip etmesidir. 94- Mukaddesât Nedir? Dinimizce kutsal kabul edilen değerlerdir. 95- Mushaf Ne demektir? Kur’an-ı Kerim’in, Fatiha Sûresi ile başlayıp Nâs Sûresi ile bittiği şekliyle iki kapak arasında toplanmış haline mushaf denir. 96- Mü’min Kime Denir? Allah’a, Hz.Peygamber’e ve O’nun haber verdiği şeylere gönülden inanıp, kabul ve tasdîk eden kimsedir. 97- Mübah Nedir? Dînen yapılıp yapılmaması serbest bırakılan şeydir. 98- Müezzin-Kayyım Kimdir? Namaz vakitleri girince ezan okuyup, cami ve cemaatle ilgili hizmetleri gören kimsedir. 99- Müfsid Ne Demektir? Usûlüne uygun olarak başlanmış bir ibadeti bozup, geçersiz hale getiren herhangi bir davranıştır. 100- Müftü Kimdir? Dinî konularda fetva vermeye yetkili olan kimsedir. 101- Mükellef Ne Demektir? Dinî hükümleri yerine getirmekle yükümlü olan kimse demektir. 102- Münâcât Nedir? Allah’a sessizce duâ etmek, yalvarmak ve niyaz etmektir. Dua içerikli şiirlere de münacât denir. 103- Münafık Kime Denir? Kalben inanmadığı halde, dili ile mümin olduğunu söyleyen kimsedir. 104- Münker Nekir Nedir? Kabre konulan kimseye “Rabbin kim?, Peygamberin kim?, Dinin nedir?” diye soru soran meleklerin adlarıdır. 105- Müstehab veya Mendup Nedir? Hz.Peygamber’in bazen yaptığı, bazen de yapmadığı dini içerikli işlerdir. 106- Na’t Nedir? Peygamber Efendimizi övmek maksadıyla yazılan şiir türüdür. 107- Nafile, Kaza Nedir? Nafile; farz, vacib ve sünnet ibadetlerin dışında sevap kazanmak için yapılan tüm ibadetlerdir. Kaza; vaktinde yerine getirilememiş olan farz bir ibadetin vaktinden sonra yerine getirilmesidir. 108- Nebî veya Resûl Ne Demektir? Allah’tan vahiy yoluyla aldığı emir ve yasakları insanlara ulaştırmakla görevli olan seçkin insandır. 109- Nisap miktarı ne demektir? Dînen zengin sayılmanın ölçüsüdür. 110- Niyâz Nedir? Duâ etmek demektir. 111- Niyet Nedir? İnsanın bir şeyi yapmaya kalben ve zihnen karar vermesidir. 112- Orucun Kazası Ne Demektir? Vaktinde tutulamayan oruçların daha sonra gününe gün olarak tutulmasıdır. 113- Orucun Kefareti Nedir? Ramazan’da mazeretsiz olarak kasten orucu bozmanın cezası olarak peş peşe tutulan altmış gün oruçtur. Buna gücü yetmeyenler altmış fakiri sabahlı akşamlı doyururlar. 114- Oruç Kimlere Farzdır? Oruç ergenlik çağına ulaşmış, akıllı ve Müslüman olan herkese farzdır. 115- Öşür Nedir? Tarım ürünlerinden onda bir ya da yirmide bir oranında verilen zekattır. 116- Peygamberimiz Hz.Muhammed Ne Zaman Doğmuştur? Peygamberimiz Hz.Muhammed Miladî 571 yılında, Rebîulevvel ayının on ikinci gecesi seher vaktinde dünyaya gelmiştir. 117- Peygamberlerde Bulunan Temel Nitelikler Nelerdir? Sözünde ve özünde doğru, her yönüyle güvenilir, günahlardan korunmuş, üstün akıl ve zeka sahibi, Allah’tan aldığı vahyi insanlara aynen ulaştırma peygamberlerin temel nitelikleridir. 118-Rab Nedir? Yaratan, nimet veren ve terbiye eden anlamına gelir ve Yüce Allah’ın güzel isimlerindendir. 119-Rahman ve Rahîm Ne Demektir? Allah’ın güzel isimlerinden olup çok merhamet eden, esirgeyen ve bağışlayan demektir. 120-Rahmet Nedir? Allah’ın, yaratıklarına merhamet etmesi ve lütufta bulunmasıdır. 121- Regâib Nedir? Rağbet olunun şey ve bol ihsan demektir. Örfümüzde Recep ayının ilk Cuma gecesi olarak bilinmektedir. 122- Rekat Nedir? Namazın kıyam, rükû ve secdelerinden oluşan her bir bölümüdür. 123- Rida nedir? Hac veya umre yapmak üzere ihrama giren erkeklerin belden yukarısını kapatmak üzere büründükleri örtüdür. 124- Ru’yet-i Hilâl Ne demektir? Kamerî ayların başlangıcını belirleyen Hilal’in görülmesidir. 125- Rükû Nedir? Namazda eller dizlere erecek ve sırt ile baş, düz bir satıh oluşturacak biçimde öne doğru eğilmektir. 126- Sa’y nedir? Hac ya da Umre yaparken Kâbe yakınlarında bulunan Safâ ile Merve tepeleri arasında, dört gidiş üç geliş olmak üzere yedi defa gidip gelmektir. 127- Sadaka Nedir? Zekat dışında ibadet niyetiyle fakirlere yapılan yardımlardır. 128- Sahur Nedir? İkinci tan yeri ağarmasından az önceki vakit ve bu vakitte yenen yemektir. 129- Salih Amel Nedir? Yapılması Allah ve Peygamberi tarafından istenen, fert ve toplum için faydalı işler ve davranışlardır. 130- Secde Nedir? Namaz kılanın, ayak parmaklarını, dizlerini, ellerini, alnını ve burnunu yere koyması ile oluşan durumdur. 131- Sehiv (Yanılma) Secdesi Ne Demektir? Yanılma, unutma veya dalgınlık gibi haller nedeniyle namazın farzlarından birinin ertelenmesi, vaciplerinden birinin terk edilmesi veya ertelenmesi durumunda namazın sonunda yapılan secdedir. 132- Sevap Nedir? Allah’ın emir ve yasaklarına uygun olan amel, söz ve davranışlardır. 133- Sûre Nedir? Kur’an’ın, birbirinden besmele ile ayrılan her bir bölümüdür. 134- Sünnet Nedir? Peygamber Efendimiz’in yaptığı ve müslümanlardan da yapılmasını istediği dinî görevlerdir. 135- Şirk Ne Demektir? Allah’a ortak koşmak demektir. Bu da Allah’tan başka ilah edinmek veya O’ndan başkasına ibadet etmek şeklinde olur. 136- Şükür Nedir? Nimetleri Allah’ın verdiğini bilip O’na şükranda bulunmaktır. 137-Taassup Nedir? Herhangi bir delile dayanmadan, bir fikre körü körüne bağlanmaktır. 138- Tahiyyata oturmak Ne Demektir? Namazların ikinci ve son rekatından sonra tahiyyât duasını okuyacak kadar bir süre oturmaktır. 139- Takvâ Nedir? Allah’ın emir ve yasaklarına karşı gelmekten sakınmaktır. 140- Tavaf nedir? Hacer-i Esved’den başlayarak, Kâbe’yi sola almak suretiyle, yedi defa Kâbe’nin çevresinde dönmektir. 141- Tebliğ Nedir? Peygamberlerin getirdikleri ilahî mesajın insanlara aynen ulaştırmalarıdır. 142- Tefsir nedir? Kur’an-ı Kerim’i usûlüne göre açıklamak ve yorumlamak demektir. 143- Tekbîr ve Tesbîh Nedir Tekbir, “Allâhuekber”, Tesbih de, “Sübhânallâh” demektir. 144- Terâvih Namazı Nedir? Ramazan ayına mahsus olmak üzere, yatsı namazından sonra kılınan sünnet bir namazdır. 145- Teşrik Tekbiri Ne Demektir? “Allâhüekber, Allâhüekber, Lâilâhe illallâhü vallâhüekber, Allâhüekber ve lillâhi’l-hamd” demektir. Kurban Bayramının arifesinde sabah namazından başlayıp, Bayramın 4. günü ikindi namazına kadar 23 vakitte, farz namazların sonunda teşrik tekbiri getirmek vâciptir. 146- Tevbe Ne Demektir? Kişinin işlemiş olduğu günahlardan pişmanlık duyup Allah’a yönelmesi ve günahları terk etmesidir. 147- Tevekkül Nedir? İnsanın, her konuda kendine düşen görevleri yerine getirdikten sonra sonucu Allah’a bırakmasıdır. 148- Tevhîd Nedir? Allah’ın var ve bir olduğuna inanmaktır. 149- Teyemmüm Nedir? Abdest ya da boy abdesti almak için su bulunmadığı veya bulunup da kullanma imkanı olmadığı durumlarda, niyet edilerek temiz toprak veya toprak cinsinden bir şeye elleri sürüp yüzü ve kolları meshetmektir. 150- Vâcib Nedir? Dinen yapılması zannî delillerle istenen hükümlerdir. 151- Vahiy Nedir? Yüce Allah’ın dilediği şeyleri peygamberlerine, özel yolla bildirmesidir. 152- Vaiz Kimdir? Dinî konularda insanları aydınlatma görevi yapan ve bu amaçla va’z eden kimsedir. 153- Vakfe nedir? Zilhicce Ayının 9.ncu gününde hac için ihramlı olarak Arafat’ta bulunmadır. 154- Vitir Nedir? Yatsı namazından sonra kılınan üç rek’atlık vacip namazdır. 155- Yemin Kefareti nedir? Yeminini bozan bir kimsenin on fakiri sabah akşam doyurması ya da giydirmesi veya bunlara gücü yetmeyenin üç gün peş peşe oruç tutmasıdır. 156-Yeryüzünde İlk Mabed Neresidir? Yer yüzende ilk mâbed, Kâbe-i Muazzama’dır. 157- Zekat Nedir? Dinen zengin sayılan müslümanların, belirli yerlere sarfedilmek üzere, mallarından vermekle yükümlü oldukları belli bir paydır.&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5336202385623131189-1824223176268570647?l=dkvab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dkvab.blogspot.com/feeds/1824223176268570647/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5336202385623131189&amp;postID=1824223176268570647' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/1824223176268570647'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/1824223176268570647'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dkvab.blogspot.com/2008/05/dini-terimler.html' title='Dini TERİMLER'/><author><name>Emre &amp;amp; Erdi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5336202385623131189.post-3774629040429398949</id><published>2008-03-21T15:03:00.001+02:00</published><updated>2008-03-21T15:06:49.224+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kutlu doğum'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='din kültürü ve ahlak bilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dkvab'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dinden cıkaran Ayetler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mevlid kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dinkültürü ve ahlakbilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dinkültürü ve ahlak bilgisi'/><title type='text'>Kutlu Doğum ve Mevlid Kandili</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ffffff;"&gt;Hayatın gayesi, yaratılışın mânâsı silinmiş, yok olmuştu. Herşey mânâsız başıboşluk ve hüzün örtülerine bürünmüştü.Ruhlar birşey bekliyor, bir nurun zulmet perdesini yırtmasını içten içe hissediyordu.O vahşet devrinde kâinat ufkundan bir güneş doğdu. Bu güneş âhirzaman Peygamberi Hz. Muhammmed Aleyhissalâtü Vesselam idi. Tarihin seyrini, hayatın akışını değiştiren bu eşsiz olay, dünyayı yerinden sarsan değişimlerin en büyüğü idi.İşte insanlığın akıl ve kalbinde düğümlenen "Necisin, nereden geliyorsun, nereye gidiyorsun?" sorularını, düğümlerini çözüp kâinatın Sahibini ilân ve ispat edecek bir zatın teşrifi sadece insanların ruh ve kalbinde değil, diğer varlıklarda, hattâ cansız eşyada bile yansımasını bulacaktı.Doğudan batıya bütün âlemin nurlara büründüğü, İlâhi değişimin tecelli ettiği o gece neler oldu neler?Yahudi ileri gelenleri ve âlimleri kitaplarında daha önce rastladıkları işaret ve müjdelerin açığa çıktığını gördüler. Kimsenin haberi olmadan en önce onlar bu müjdeyi verdiler.O gece Yahudi âlimleri semâya bakıp "Bu yıldızın doğduğu gece Ahmed doğmuştur" dediler.(1)Bîr Yahudi İleri geleni Mekke'de Peygamberimizin doğduğu gece, içlerinde Hişam ve Velid bin Muğire, Utbe bin Rabia gibi Kureyş ileri gelenlerinin bulunduğu bir toplantıda, - "Bu gece sizlerden birinin çocuğu oldu mu?" diye sordu.- "Bilmiyoruz" diye cevap verdiler.Yahudi, "Vallahi sizin bu ihmalinizden iğreniyorum!"Bakın, ey Kureyş topluluğu, size ne söylüyorum, iyi dinleyin. Bu gece, bu ümmetin en son peygamberi Ahmed doğdu. Eğer yanlışım varsa, Filistin'in kudsiyetini inkâr etmiş olayım. Evet, onun iki küreği arasında kırmızımtırak, üzerinde tüyler bulunan bir ben var" dedi.Toplantıda bulunanlar Yahudinin sözünden hayrete düştüler ve dağıldılar. Her birisi evlerine döndüğünde bu durumu ev halkına anlattılar. "Bu gece Abdülmuttalib'in oğlu Abdullah'ın bir oğlu doğdu. Adını Muhammed koydular." haberini aldılar.Ertesi gün Yahudiye vardılar:"Bahsettiğin çocuğun bizim aramızda dünyaya geldiğini duydun mu?" dediler.Yahudi "Onun doğumu benim size haber verdiğimden önce midir, sonra mıdır?" dedi.Onlar, "Öncedir ve ismi Ahmed'dir" dediler. Yahudi, "Beni ona götürün" dedi.Yahudi ile beraber kalkıp Hz. Âmine'nin evine gittiler, içeri girdiler.Pegamberimizi Yahudinin yanına çıkardılar. Yahudi Peygamberimizin sırtındaki beni görünce, üzerine baygınlık geldi, fenalaştı. Kendine gelip ayıldığı sırada,"Ne oldu sana, yazıklar olsun" dediler.Yahudi, "Artık İsrailoğullarndan peygamberlik gitti. Ellerinden kitap da gitti. Artık Yahudi âlimlerinin kıymet ve itibarları da kalmadı. Araplar peygamberleriyle kurtuluşa ereceklerdir."Ey Kureyş topluluğu, ferahladınız mı? Vallahi size, doğudan batıya kadar ulaşacak bir güç, kuvvet ve bir üstünlük verilecektir" dedi.(2)Kâinatın Efendisini dünyaya getiren bahtiyar annenin henüz dünyaya gelmeden görüp gördükleri çok manalıydı..Peygamber Efendimize hamileyken rüyasında, "Sen, insanların en hayırlısına ve bu ümmetin efendisine hamile oldun. Onu dünyaya getirdiğin zaman 'Her hasetçinin şerrinden koruması için bir ve tek olana sığınırım' de, sonra ona Ahmed yahut Muhammed ismini ver."Yine kendisinden çıkan bir nurun aydınlığında bütün doğuyu ve batiyi, Şam ve Busra saray ve çarşılarını, hattâ Busra'daki develerin uzanan boyunlarını gördüğünü Abdülmüttalib'e anlatmıştı.(3)Aynı gece Hz. Âmine'nin yanında bulunan Osman ibn Âs'ın annesinin gördükleri de şöyle:"O gece evin içi nurla doldu, yıldızların sanki üzerimize dökülecekmiş gibi sarktıklarını gördük."Evet bu ulvî anı dile getiren Mevlid'in yazarı Süleyman Çelebi bütün bu hakikatleri şu beytiyle şiirleştirmiştir:"Hem Muhammed gelmesi oldu yakinÇok alâmetler belürdi gelmedin"Rabiülevvel ayının 12. Pazartesi gecesi, yapılan hesaplamalara göre, Miladi takvime göre 20 Nisan'a denk gelen gece idi.&lt;br /&gt;Dünyayı şereflendiren iki Cihan Serverinin üzerini o günün bir âdeti olarak bir çanakla kapattılar.Araplara göre o zaman, gece doğan çocuğun üzerine bir çanak koymak ve gündüz olmadan ona bakmamak âdetti. Fakat bir de baktılar ki. Peygamber Efendimizin üzerine konulan çanak yarılarak ikiye ayrılmış, Efendimiz gözlerini gökyüzüne dikmiş, başparmağını emiyordu.(5)Evet, bu işaret her türlü küfrün, zulmün, şirkin ve her türlü bâtıl inanç ve âdetlerin parçalanıp yok olması, imanın, nurun ve hidâyetin kâinatı aydınlatması için gönderilmiş bir Peygamber idi.Aynı gece Kabe'de tapılmakta olan cansız putların çoğunun başaşağı devrildiği görüldü.Aynı gece Kisra sarayının beşik gibi sallanıp on dört balkonunun parçalanıp yerlere düştüğü öğrenildi.Sava'da mukaddes tanınan gölün suyunun çekilip gittiği görüldü.Bin senedir yakılan ve söndürülmeyen mecusi ateşinin sönüverdiği müşahede edildi.Bütün bunlar işaret ve alamettir ki, yeni dünyaya gelen zat ateşe tapmayı, puta tapmayı kaldırıp, Fars saltanatını parçalayarak Allah'ın izni olmadan kutsal tanınan şeylerin kutsallığını ortadan kaldıracaktır.(6)İşte bu geceye Veladet-i Nebi gecesi diyor ve onun bütün kalbimizle, ruhumuzla her sene yeniden yâd edip kutluyoruz. Bütün kâinatla bu geceyi karşılayarak onun âleme teşrifine kıyam ediyoruz.Getirdiği ebedi nura, açtığı saadet caddesine ve sünnet-i seniyyesine yeniden sımsıkı sarılmak ve Mevlid Kandilini vesile ederek ona yeniden biatimizi, bağlılığımızı tazelemek ne yüce bir şeref ve ne büyük bir saadettir.&lt;br /&gt;Yüce Rabbim bizleri sevgili Resulünün şefaatine nail eylesin.Kaynaklar:(1)İbn-i Sa'd, Tabakat, 1:60.(2)A.g.e, 1:162-163.(3)Taberî Tarihi, 2:125; İbn-i Sa'd, Tabakat, 1:102.(4)A.g.e., 1:102.(5)İbn-i Sa'd, Tabakat, 1:102.(6)Bediüzzaman, Mektûbat,s:161,162.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehmet Paksu, Mübarek Gün ve Geceler, Nesil Yayınları &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5336202385623131189-3774629040429398949?l=dkvab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dkvab.blogspot.com/feeds/3774629040429398949/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5336202385623131189&amp;postID=3774629040429398949' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/3774629040429398949'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/3774629040429398949'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dkvab.blogspot.com/2008/03/kutlu-doum-ve-mevlid-kandili.html' title='Kutlu Doğum ve Mevlid Kandili'/><author><name>Emre &amp;amp; Erdi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5336202385623131189.post-7165619310229482985</id><published>2008-03-14T11:22:00.000+02:00</published><updated>2008-03-14T11:23:13.757+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erdemir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='din kültürü ve ahlak bilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dkvab'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cuma Namazı nasıl kılınır'/><title type='text'>Cuma Namazı Nasıl Kılınır</title><content type='html'>Cuma Namazı tek başına kılınmaz.&lt;br /&gt;Öğle vaktinde cemaatle kılınır.&lt;br /&gt;Öğle ezânı okununca, önce dört rek'at Cum'a namazının ilk sünneti kılınır.&lt;br /&gt;Niyet ederken:&lt;br /&gt;"Niyet ettim, Allah rızası için Cuma Namazının ilk sünnetini kılmaya" denilir.&lt;br /&gt;Bu namaz aynı öğle namazının sünneti gibi kılınır.&lt;br /&gt;Yani bütün rekatlarda &lt;a href="http://www.biriz.biz/namaz/namazsure.htm#fatiha"&gt;Fâtiha&lt;/a&gt; ve &lt;a href="http://www.biriz.biz/namaz/namazsure.htm#sureler"&gt;zamm-ı süre &lt;/a&gt;okunur.&lt;br /&gt;İlk oturuşta sadece Etteahiyyatü okunur.&lt;br /&gt;Son oturuşta:&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.biriz.biz/namaz/namazdualar.htm#ettehiyyatu"&gt;Etteahiyyatü&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.biriz.biz/namaz/namazdualar.htm#salli"&gt;Allahumma Salli&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.biriz.biz/namaz/namazdualar.htm#barik"&gt;Allahumme Barik&lt;/a&gt;&lt;a href="http://www.biriz.biz/namaz/namazdualar.htm#barik"&gt;,&lt;/a&gt; &lt;a href="http://www.biriz.biz/namaz/namazdualar.htm#rabbena"&gt;Rabbena&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;duaları okunur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra, câmi' içinde, ikinci ezân okunur.&lt;br /&gt;Sonra, İmam hutbe okumak için minbere çıkar. Hutbe okunur.&lt;br /&gt;Hutbe okunurken cemâ'atin namaz kılması ve konuşması harâm olur.&lt;br /&gt;Hatîb efendi duâ ederken, cemâ'at sesli âmîn demez.&lt;br /&gt;İçinden sessiz denir.&lt;br /&gt;Namaz kılarken yapması harâm olan her şey, hutbe dinlerken de harâmdır.&lt;br /&gt;Hutbe okunup bittikten sonra müezzin kamet getirir.&lt;br /&gt;Sonra, cemâ'at ile iki rek'at Cum'a namazının farzı kılınır. Bu namaz aynı &lt;a href="http://www.biriz.biz/cocuk/sorular/cds15.htm"&gt;sabah namazının farzı&lt;/a&gt; gibi kılınır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Niyet şöyle edilir: "Niyet ettim, Allah rızası için Cuma namazının farzını kılmaya, uydum hazır olan imama"&lt;br /&gt;Sonra, dört rek'at son sünneti, Niyeti şöyledir: "Niyet ettim Allah rızası için Cuma namazının son sünnetini kılmaya".&lt;br /&gt;Bu sünnetde aynı ilk sünnet gibi kılınır. Böylece esas itibariyle Cuma namazı farzı ve sünnetleriyle birlikte kılınmış olur.&lt;br /&gt;Son sünnetin ardından zuhr-i ahir, niyetiyle dört rekat daha namaz kılınmaktadır. Niyet edilirken şöyle denilir: "Niyet ettim edâsı üzerime olup da henüz üzerimden sâkıt olmayan en son öğle namazının farzına". Bu şekilde niyet edilirse, eğer o günün cuma namazı şartlarında bir noksanlıktan dolayı kabul olunmamışsa, öğle namazı kılınış olur. Kabul olunmuşsa, en son kazaya kalmış öğle namazına sayılır.&lt;br /&gt;Bundan sonra, iki rek'at vaktin sünneti kılınır. "Vaktin sünnetine" diye niyet edilir. Cum'a sahîh olmadı ise, bu on rek'at, öğle namazı olur. Bundan sonra, &lt;a href="http://www.biriz.biz/namaz/ayet-elkursi.mp3"&gt;Âyet-el-kürsî&lt;/a&gt; ve tesbîhler okunup, duâ edilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5336202385623131189-7165619310229482985?l=dkvab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dkvab.blogspot.com/feeds/7165619310229482985/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5336202385623131189&amp;postID=7165619310229482985' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/7165619310229482985'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/7165619310229482985'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dkvab.blogspot.com/2008/03/cuma-namaz-nasl-klnr.html' title='Cuma Namazı Nasıl Kılınır'/><author><name>Emre &amp;amp; Erdi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5336202385623131189.post-2900026260738637546</id><published>2008-02-22T16:10:00.002+02:00</published><updated>2008-02-22T16:13:51.700+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='din kültürü ve ahlak bilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dkvab'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='başörtüsü ayet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='başörtüsü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='başörtü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='türban yasası'/><title type='text'>Başörtüsü</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_Ua6laz5sQg0/R77YSwyN1SI/AAAAAAAAAA4/dQcs0sW00pM/s1600-h/nur%252031.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5169807239112676642" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_Ua6laz5sQg0/R77YSwyN1SI/AAAAAAAAAA4/dQcs0sW00pM/s400/nur%252031.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_Ua6laz5sQg0/R77YFQyN1RI/AAAAAAAAAAw/sLNLA5QhdfY/s1600-h/nur%252031.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5336202385623131189-2900026260738637546?l=dkvab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dkvab.blogspot.com/feeds/2900026260738637546/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5336202385623131189&amp;postID=2900026260738637546' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/2900026260738637546'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/2900026260738637546'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dkvab.blogspot.com/2008/02/barts.html' title='Başörtüsü'/><author><name>Emre &amp;amp; Erdi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_Ua6laz5sQg0/R77YSwyN1SI/AAAAAAAAAA4/dQcs0sW00pM/s72-c/nur%252031.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5336202385623131189.post-8581556288226315706</id><published>2008-02-22T16:01:00.001+02:00</published><updated>2008-02-22T16:05:54.061+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='din kültürü ve ahlak bilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dkvab'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gusul abdesti nasıl alınır'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gusül Abdesti'/><title type='text'>Gusül Abdesti</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#333399;"&gt;Gusül Abdesti&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Sual: Guslün, yani boy abdestinin farzı kaçtır?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;CEVAP Hanefi mezhebinde guslün farzı üçtür&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;:1- Ağzın hepsini iyice yıkamak. &lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;2- Burnu yıkamak. &lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;3- Bedenin her yerini yıkamaktır.&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;Göbek içini, bıyık, kaş ve sakalı ve altlarındaki derileri ve baştaki saçları yıkamak farzdır. Gözleri ve kapalı küpe deliğini yıkamak gerekmez. Kadın, gusülde, saçların dibine, yani başındaki deriye su ulaşabiliyorsa, saçındaki örgüyü çözmez. Yani, örülü saçın dibi ıslanınca, çözmeden örgünün üstünü ıslatmak yeterlidir. Saç dibi ıslanmazsa, örgüyü açmak gerekir. Örülmemiş saçların her tarafını da yıkamak farzdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gusül Abdesti&lt;br /&gt;Sual: Guslün, yani boy abdestinin farzı kaçtır?CEVAPHanefi mezhebinde guslün farzı üçtür:1- Ağzın hepsini iyice yıkamak. 2- Burnu yıkamak. 3- Bedenin her yerini yıkamaktır. Göbek içini, bıyık, kaş ve sakalı ve altlarındaki derileri ve baştaki saçları yıkamak farzdır. Gözleri ve kapalı küpe deliğini yıkamak gerekmez. Kadın, gusülde, saçların dibine, yani başındaki deriye su ulaşabiliyorsa, saçındaki örgüyü çözmez. Yani, örülü saçın dibi ıslanınca, çözmeden örgünün üstünü ıslatmak yeterlidir. Saç dibi ıslanmazsa, örgüyü açmak gerekir. Örülmemiş saçların her tarafını da yıkamak farzdır. Sünnet üzere gusletmek Sual: Sünnet üzere nasıl gusledilir?CEVAPGusletmek çok kolaydır. Ağzını ve burnunu su ile yıkayıp, denize veya göle girip çıkan yahut duş altında bütün vücudunu ıslatan gusletmiş olur. Önce abdest alıp, sonra bütün vücut yıkanırsa sünnete uygun olur. Gusletmek için niyet, Hanefi’de sünnet, diğer mezheplerde farzdır. Guslederken niyeti unutanın da guslü geçerli olur.Sünnet üzere gusül abdesti almak için, önce, temiz olsa bile, iki eli ve avret yerini yıkamalıdır. Sonra bedeninde necaset varsa yıkamalı, sonra, gusle niyet ederek tam bir abdest almalı. Sonra bütün bedene üç defa su dökmelidir. Önce üç defa başa, sonra üç defa sağ omuza, sonra üç defa sol omuza dökmeli, her döküşte, o taraf tamam ıslanmalı. Birinci dökmede ovmalıdır. Gusülde, bir organa dökülen suyu, başka organlara akıtmak caiz olup, orası da temizlenir. Çünkü, gusülde bütün beden, bir organ sayılır. Abdest alırken bir organa dökülen su ile, başka organ ıslanırsa, yıkanmış sayılmaz. Gusül tamam olunca, tekrar abdest almak mekruhtur. Gusül ederken abdesti bozulursa, gusle zararı olmaz, fakat namaz kılmak için bir daha almak lazım olur. Sual: Abdestte ve gusülde, gereğinden fazla su kullanmak israf mıdır?CEVAPEvet. Yalnız, gusletmeden önce veya sonra, kirlerden temizlenmek için yıkanmanın mahzuru yoktur.Guslü geciktirmekSual: Yatsıyı kıldıktan sonra cünüp olan, ne vakte kadar cünüp dursa günah olmaz?CEVAPYatsı namazını kıldıktan sonra cünüp olanın sabah namazına kadar guslünü tehir etmesi caiz ise de hemen yıkanması elbette çok iyi olur. İmam-ı Gazali hazretleri, (Cünüp olup gusletmeden bir namaz vaktini geçirene, ateşten gömlek giydirilecektir) buyuruyor. Namaz kılan ve kılmayan herkes, bir namaz vaktini cünüp geçirirse, çok azap görür. Mesela, öğle ezanından sonra cünüp olanın öğle namazını kılmamış ise, ikindi vaktine öğleyi kılacak kadar zaman kalınca gusletmesi farz olur. Farzı yapmak çok sevap, yapmamak büyük bir günahtır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Cünüp olunca, çabuk gusletmeli! Çünkü kiramen katibin melekleri, cünüp gezenden incinir.) [Ey Oğul İlmihali](Canlı resmi, köpek ve cünüp bulunan odaya rahmet melekleri girmez.) [Nesai](Cünübe, sarhoşa rahmet meleği yaklaşmaz.) [Bezzar](Gusletmek için kalkana, üzerindeki kıl sayısınca sevap verilir, o kadar günahı affolur, Cennetteki derecesi yükselir. Guslü için ona verilecek sevap, dünyada bulunan her şeyden daha hayırlı olur. Allahü teâlâ meleklerine, "Bakın bu kulum, gece üşenmeden kalkıp emrime uymak için guslediyor. Şahit olun ki, bunun günahlarını af ve mağfiret eyledim" buyurur.) [Gunye]Guslü terk edenSual: Guslü terk eden dinden çıkar mı?CEVAPGuslü terk eden dinden çıkmaz ise de büyük günah işlemiş olur. Gusülsüz gezen, namaz kılamaz. Namaz kılmamak insanı küfre sürükleyen büyük günahlardandır. Böyle bir kimsenin de imanını kaybetmesi çok kolay olur. Onun için guslü geciktirmemelidir! Hadis-i şerifte buyuruldu ki:(Allahü teâlâ buyuruyor ki: Şu üç şeye devam eden, gerçek dostumdur. Bunları terk eden de, gerçek düşmanımdır. Bu üç şey, namaz, oruç ve cünüplükten gusüldür.) [Beyheki]Allahü teâlânın düşmanım dediği ve rahmet meleklerinin uzak durduğu bir kimsenin evinde huzur, bereket diye bir şey kalır mı?Cünüp neler yapamazSual: Cünüp kimse neler yapamaz? CEVAPCünüp kimse, Besmele çeker, dua okur, la ilahe illallah diyerek zikir çeker, salevat okur. Hatta Fatiha, Rabbena âtina gibi âyetleri dua niyetiyle okuyabilir. Sadece Mushafı tutamaz ve Kur’an okuyamaz. Camiye giremez. Kasıkları tıraş etmesi, saç, tırnak kesmesi, mekruh olur. Hayzlı iken mekruh değildir.Sual: Cünübün bir şey yiyip içmesi sokağa çıkması, cünüp kadının çocuğunu emzirmesi uygun mudur?CEVAPAğzını yıkadıktan sonra yiyip içmesi caizdir. Sokağa çıkmak da caizdir. Kadın göğsünü yıkadıktan sonra çocuğunu emzirebilir. Namaz vakti çıkmadan önce yıkanmalıdır. Daha fazla cünüp durmak haramdır. Namaz kılan ve kılmayan herkes, bir namaz vaktini cünüp geçirirse, çok azap görür. Meni, vedi, mezi nedir?Sual: Meni, vedi, mezi, prostat salgısı nedir? Guslü gerektirir mi?CEVAPMeni, cinsel ilişki veya mastürbasyon sonunda haz ve heyecanla gelen yapışkan sıvıdır. Erkek menisine sperm denir. Kadından gelen meni sarımtıraktır. Vedi, idrardan sonra çıkan beyaz, bulanık, koyu, yapışkan bir sıvıdır.Mezi, zevk zamanında çıkar. Şehvetlenince, açık resimlere bakınca veya şehvetle öpüşünce ve sürtününce veya böyle şeyler düşününce gelen birkaç damla renksiz yapışkan sıvıdır.Prostat salgısı, genelde idrardan sonra gelen, koyu, yapışkan bir sıvıdır.Şehvetle gelen meni hariç, hiçbirisi guslü gerektirmez.Hastanın guslüSual: Trafik kazası geçirmiş, bacakları kırık ve kalkamayan biri nasıl gusleder?CEVAP Abdest uzuvlarından [organlarından] hepsinin yarıdan çoğu veya dört abdest uzvundan ikisi sağlam ise, abdest alıp, yaralı yerleri mesh eder. Mesh zarar verirse, sargı üzerine mesh eder. Abdest uzuvlarının yarıdan çoğu yaralı ise teyemmüm eder. Teyemmüm edenin, bazı yerleri yıkaması caiz değildir. Namaz abdesti ile gusül abdesti için teyemmüm aynıdır. Teyemmümü kendi yapamazsa başkasına da yaptırabilir. Sual: Kolu alçıda olan nasıl abdest alır, nasıl gusleder?CEVAPAlçılı koluna su geçmesi gerekmez. Alçının üzeri veya sargının üzeri mesh edilir. Sual: Ellerimde siğil var. Bunun için ilaç kullanıyorum. Fakat ilaç tıpkı yapıştırıcı 404 gibi. Altına su da geçirmiyor. Gusül ve namaz abdesti için bir mahzuru var mı?CEVAPİlaç temizlenince çıkmıyorsa, 404 gibi ise, yani çıkmasına imkan yoksa, zararı olmaz, mahzuru yoktur. Özürlü olmadan abdest alıp namaz kılarsınız. Sual: Prostat ameliyatı oldum. Sperm torbacıklarımı aldıkları için testislerde sperm birikemiyor. Eşimle beraber olduğum zaman sperm gelmiyor. Rüyada ihtilam oluyorum, ama dışarı bir akıntı çıkmıyor. Bazen herhangi bir sebep olmadan idrarda koyu bir akıntı görüyorum, acaba sperm mi diye merak ediyorum. Cünüp oluyor muyum, gusletmem gerekiyor mu? CEVAPEş ile beraber olunca sperm gelmese de, yine gusül gerekir. Rüyada ihtilam olunca dışarı bir akıntı çıkmamışsa, gusül gerekmez. Gusül için meninin şehvetle dışarı çıkması gerekir. Meni herhangi bir sebeple şehvetsiz çıksa Hanefi’de gusül gerekmez. İdrarda görülen prostat sıvısı olabilir. Tahlil ettirmek iyi olur. Meni bile olsa, şehvetsiz gelince guslü gerektirmez. Eğer şehvetle yerinden kopup, daha sonra şehvetsiz olarak çıksa, gusül gerekir.Sual: Ameliyatla meni kanalı idrar torbasına bağlandı. İhtilamda meni idrar torbasına akarmış. İdrarda meni göremiyorum. Gusül lazım mı?CEVAPMeni görülmezse gusül gerekmez.Sual: Nezle iken burun delikleri kapalı oluyor. Gusle mani olur mu?CEVAPMeşakkat olmayan miktarı temizlemek kâfidir.Sual: Salih bir tabibin yıkanmasını yasakladığı hasta, gusül için teyemmüm eder mi?CEVAPEvet.Sual: Japon yapıştırıcı, oje, dişlerdeki tartar, sedef hastalığının kabuğu ve çapak abdeste ve gusle mani olur mu?CEVAPBunlardan oje mani olur, çıkarıp altını yıkamak gerekir. Dişlerdeki tartar, kendiliğinden hasıl olup, kolayca çıkarabilecek bir ilaç da olmadığı için, abdeste ve gusle mani olmaz.Sedef hastalığının kabuğu ve çapak da, kendiliğinden hasıl olmakta ise de, tahriş etmeden, bunlar çıkarılabildiği kadar çıkarılır. Kalan kısımları abdeste ve gusle mani olmaz. Japon yapıştırıcı ve yağlı boya gibi maddeler ise, kolayca çıkarılamaz. Çıkarmak için deriyi kazımak da gerekmez. Deriyi tahriş etmeden, çıkarılabildiği kadar çıkarılır, kalan kısmı, abdeste ve gusle mani olmaz.Sual: Kadın, kadın hastalıklarından dolayı, erkek doktora, rahminden muayene olsa, gusletmesi gerekir mi? Ültrasonla muayene olunca gusül gerekir mi? Kadın ön veya arkasına parmak sokunca gusletmesi gerekir diyenler var, gerekmez diyenler var. Hangisi doğrudur?CEVAPİkisi de doğru sayılmaz, açıklamaya ihtiyaç vardır. İçeri parmak girince, lezzet duymazsa gusül gerekmez. Lezzet duyarsa gusül gerekir. Lezzet almak, şehvet duymak demektir. Seadet-i Ebediyye’de Redd-ül-muhtar’dan alarak diyor ki:Çocuk zekeri, hayvan zekeri, ölü zekeri, zeker gibi her şey veya parmak kullanınca içeri girdiği zaman, lezzet duyarsa, gusletmesi lazım olur. Lezzet duymazsa, gusletmesi iyi olur.Cünübün âdet görmesiSual: Cünüp kadın, hayz olursa yıkanması gerekir mi?CEVAPYıkanması şart değildir. Cünüp iken tırnak ve saç kesmesi mekruh, hayzlı iken mekruh değildir. Bunun için yıkanması iyidir.Cünübün teri ve meniSual: İhtilam olunca veya eşiyle beraber olduktan sonra, üstündeki bütün elbiseleri çıkarıp yıkamak gerekir mi? Cünüp iken ter bulaşan elbiselerle namaz kılınır mı?CEVAPCünübün teri necis değildir. O elbiselerle namaz kılınır.Meni, Hanefi’de necis, diğer üç mezhepte temizdir. Maliki’de, bir kavle göre meni necistir. İhtilam olan kimse, elbiselerin tamamını çıkarması gerekmez, sadece meni bulaşan yeri yıkaması kâfi gelir. Meni kurumuş ise, ufalanırsa temizlenmiş olur. O elbise ile namaz kılınabilir. Gusletmeden önceSual: Guslettikten sonra, menisi gelen erkeğin, tekrar gusletmesi gerekir mi?CEVAPDört mezhebe göre de bildirelim:Hanefi’de ve Hanbeli’de; şehvetle yerinden ayrılan meni, herhangi bir sebeple şehvetsiz de çıksa, yine gusletmek gerekir. Bunun için gusletmeden önce bir miktar uyumak veya idrar yaparak, meni kalmışsa, çıkarmak gerekir. Şehvetle yerinden ayrılan ve şehvetle dışarıya atılan bir meniden dolayı gusletmek gerekir. Şehvetle yerinden ayrılıp, şehvet kesildikten sonra dışarıya atılan meniden dolayı da, imam-ı a’zam ile imam-ı Muhammed'e göre, gusletmek gerekir. Fetva da böyledir. İmam-ı Ebu Yusuf'a göre gusül gerekmez. Bir zaruret veya ihtiyaç halinde İmam-ı Ebu Yusuf'un kavli ile amel etmek caiz olur. Mesela, misafirlikte veya soğukta gusletmesi zor olan kimse, rüyada ihtilam olurken uyanıp, hemen tenasül uzvunu tutarak meninin çıkmasını önlese, şehveti geçtikten sonra, meni dışarı çıksa gusül gerekmez.Şafii’de; bevletmiş yani idrar çıkarmış olsa bile, meni gelince tekrar gusletmesi gerekir. Çünkü Şafii’de, ayrılan meni, şehvetsiz de çıksa yine gusül lazım olur.Maliki’de ise; bevletmemiş olsa bile, gusülden sonra meni gelirse, tekrar gusletmek gerekmez. Çünkü meni şehvetsiz çıkınca, Maliki’de gusül gerekmez.Fakat Maliki’yi taklit eden Hanefi cünüp olunca, kendi mezhebinden çıkmamış olduğu için, gusletmeden önce, bevlederek idrar yolundaki meniyi çıkarması gerekir.VesveseSual: Vesveseli biriyim. Dikkat etmeme rağmen, abdestte gusülde kuru yerim kalmışsa, yahut secdei sehv yapılacakken unutmuşsam, buna benzer başka şeyleri unutmuşsam, oruçlu iken unutup yiyip içmişsem, unutarak namaz vaktini çıkarmışsam, sonra da hatırlamadığım için kaza etmemişsem, ahirette benim halim nice olur?CEVAPDinimizde unutmak özürdür. Unutarak yiyip içmek orucu bozmaz, kaza da gerekmez. Unutarak namazın kazaya kalması da günah olmaz. Abdestte, gusülde kuru yer kalmışsa, bilmediğiniz için hiç mahzuru olmaz. Acaba kuru yer kaldı mı diye defalarca yıkamak gerekmez. Bunlar vesvesedir, vesvese ise günahtır.Sual: Cünüp olunca, bir şeye dokununca onun pis olacağını zannediyor, bu yüzden sıkıntı çekiyorum. Bu vesvese mi?CEVAPEvet vesvesedir. Cünüp kimse nereye dokunursa dokunsun pis olmaz. Cuma günü gusletmekSual: Cuma günü gusletmek vacip diyorlar. Bu konuda hadis de varmış. Doğru mu? Bir de Cuma gecesi cünüplükten gusleden de Cuma guslü sevabı alır mı?CEVAPHadis-i şerifleri, müctehid âlimlerin açıklaması olmadan okumak yanlışlıklara sebep olur. Cuma günü gusletmek müekked sünnettir. O hadis-i şerifin meali şöyledir:(Cuma günü gusletmek vaciptir [yani lüzumludur].) [Buhari, Müslim, Ebu Davud, İ.Ahmed, İ. Mâlik, Taberani, Deylemi, İ. Hibban, Ebu Nuaym]Başka bir hadis-i şerifin meali de şöyledir:(Cuma günü gusletmek bana farz, size nafiledir [sünnettir].) [Deylemi]Bu hadis-i şerif, önceki hadis-i şerifi açıklamaktadır. Peygamber efendimizin farzdan başka yaptığı amellerin hepsine nafile denir. O işlediği için bize sünnet oluyor. Beş vakit namazın sünnetleri ve diğer bütün sünnetler nafiledir.Cuma günü gusletmek çok önemlidir. Resulullah efendimizin bu konuda bir çok hadis-i şerifleri vardır. Birkaçının meali şöyledir:(Cumaya gelen gusletsin!) [Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai] (Cuma günü gusletmek, bir haftalık günahlara kefarettir. Üç gün fazlası ile.) [Taberani](Bir Cuma diğerine kadar, beş vakit namaz da, diğer namaza kadar işlenen günahlara kefarettir. Cuma guslü de öyledir. Cumaya gitmek için atılan her adım, yirmi yıllık amele bedeldir. Cumadan çıkınca da, 200 yıllık amel mükafatı verilir.) [Beyheki](Cuma günü gusledenin günahları affolur.) [Taberani](Cuma günü gusledenin günahları temizlenir, ona “Ameline yeniden başla” denir.) [Deylemi] (Cuma günü ehline yakın olana iki sevap vardır. Biri kendi, diğeri de eşinin guslünün sevabı.) [Beyheki](Kim Cuma günü gusledip, mescide erken gider, hutbeyi dinler ve sükut ederse, onun attığı her adım için kendisine bir yıllık [nafile] oruç ve bir yıllık [nafile] namaz sevabı yazılır.) [Taberani](Cuma günü gusledip ilk saatlerde giden, bir deve kurban edip sadaka olarak dağıtmış gibi sevaba kavuşur. Daha sonra gelene bir inek; ondan sonra gelene bir koç, bundan da sonra gelene bir tavuk kesip sadaka olarak dağıtmış kadar sevap verilir. En son gelene de yumurta sadaka sevabı yazılır. İmam hutbeye çıkınca, melekler de, sevap yazmayı bırakıp hutbeyi dinler.) [Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai]Cuma gecesi cünüplükten gusleden, Cuma guslü sevabına kavuşur.Gusülden önce abdest almakSual: Guslederken önce abdest almanın mantığını anlayamadım. Bir arkadaşımız da cünüp kimsenin abdest alması gereksiz dedi. Cünüp iken, gusletmeden önce abdest almak lüzumsuz değil mi?CEVAPNakle itibar etmeden sırf akıl ile din olmaz. Gusletmeden önce abdest alın diyenler akılsız mı oluyor? Nasıl gusletmek gerektiğini Peygamber efendimiz bildiriyor ve (Önce namaz abdesti alın, sonra, vücudun her tarafına su dökmek gerekir) buyuruyor. Akıl ile bunun hikmetini anlayamasak da, mantığımıza uygun gelmese de, bildirilen emri aynen uygulamamız gerekir. Hatta hemen gusletmeyen, namaz abdesti alıp öyle durması daha uygun olur. Abdest de alamayanın, gusledene kadar, elini ağzını burnunu yıkaması iyidir.Âişe validemize, şöyle bir sual soruluyor:(Resulullah efendimiz, cünüp iken, uyumak istediği zaman gusledip de mi uyurdu, yoksa gusletmeden mi yatardı?)Hazret-i Âişe validemiz cevaben buyuruyor ki:(Çoğu zaman gusledip yatardı. Bazen de yalnız abdest alıp yatardı.)Soruyu soran kişi, (Bu hususta bizi sıkıştırmayan Allahü teâlâya hamdü senalar olsun) dedi. (Müslim, Tirmizi, Nesai, Ebu Davud)Yine buyurdu ki:(Resulullah cünüp iken, yemek yiyeceği veya yatacağı zaman abdest alırdı.) [Buhari, Müslim, Tirmizi, Nesai]Bir hadis-i şerif meali de şöyledir:(Üç kişiye rahmet melekleri yaklaşmaz: Kâfire, kadınlara mahsus bir kokuyu sürünen erkeğe ve yemek veya uyumak istediğinde abdest almayan cünübe.) [Taberani]Demek ki cünüp kimseye rahmet melekleri yaklaşmıyor. Abdest alana yaklaşıyor. Üstelik sünnete uymuş oluyoruz. Cünüpken ağzımızı yıkamadan su içersek müstamel suyu içmiş oluyoruz, mekruh oluyor. Ama ağzımızı yıkarsak mekruh olmuyor.Kaplıca suyu ve gusül Sual: Denize veya göle girip, her tarafı ıslanan, gusletmiş olur diyorlar. İhlas Kuzuluk Kaplıca Evlerinde, küvetteki suya girip çıkmakla da gusletmiş oluyor muyum?CEVAPÖnce genel bir bilgi verelim. Yüzeyi 23 metrekareden küçük olan havuza küçük havuz denir. Küvetler böyledir. 23 metrekareden büyük olanlarına büyük havuz denir. Göl ve deniz 23 metrekareden büyük olduğu için büyük havuz hükmündedir. Necaset, büyük havuza düşerse, pisliğin üç eserinden biri, yani rengi, kokusu veya tadı belli olmayan her tarafından abdest ve gusül caiz olur. Mesela göle idrar yapılmışsa, aşağı tarafında bir eseri görülmezse caiz olur. Haliç gibi necis olan deniz hariç, denizin her tarafından abdest alınır. Temiz olan denize veya göle girip çıkan, ağzına ve burnuna su verince, gusletmiş olur. Yağmurdan ıslanan da, ağzına ve burnuna su verince, gusletmiş olur. Abdestte ve gusülde kullanılan suya müstamel su denir. Müstamel su, imam-ı a’zama göre kaba necasettir. İmam-ı Ebu Yusuf’a göre de hafif necasettir. İmam-ı Muhammed’e göre de temizdir; fakat hadesi temizleyici değil, yani bu su ile tekrar abdest alınmaz, gusledilmez ve içilmez.Müstamel suyu temiz kabul eden âlimlere göre, küçük havuza, mesela küvete karışan müstamel su miktarı, sudan çok veya eşit ise, abdest ve gusül caiz olmaz. İçine su akmayan küçük havuzdan abdest alanın, derisine değen su miktarı, yarısı olduğu ve havuza, az da olsa, necaset düştüğü bilinmedikçe, buradan abdest almak caiz olur. Her gün suyu değiştirilen küçük havuzda birçok kimse abdest alsa ve müstamel sular havuza tekrar düşse, abdest sahih olur. Fakat, bu havuza, pek az da necaset düşse, abdest almak caiz olmaz. Bazı âlimlere göre, küçük havuza, bir uzuv sokulup yıkanınca, bütün havuz, müstamel su olur. Bunun için, su bol olan yerlerde, uzuvları havuzda yıkamamalı, havuzdan avuçla su alıp, dışarıda yıkamalıdır! Suyu olmayan yerlerde caiz diyen âlimlere göre, havuzda abdest ve gusül alınabilir. Bütün âlimlere göre guslün sahih olması için, küvetteki suya girip yıkanmamalı, girilmişse, o suyu boşaltmalıdır! Tas ile dökünerek veya duşla yıkanmalıdır! Müstamel sular akıp gitmeli, bedene dökülmemeli. Dökülen yer olursa, orayı temiz su ile yıkamalıdır!Sual: Guslederken, guslettiğim suya bazen üstümden damla düşebiliyor. Bu su necis oluyor mu? Aldığım gusül sahih midir? Cünüp iken elimiz bu temiz suya girse, o su ile gusül caiz olur mu?CEVAPAbdest veya gusülde kullanılan suya müstamel su denir. Temiz suya karışan müstamel su miktarı temiz sudan az ise, bu su ile abdest ve gusül caiz olur. Mesela 5 litre suya 2 litre müstamel su karışsa bununla abdest veya gusül sahih olur.Müstamel suyun küçük havuza akması ve abdestsizin elini sokması da aynıdır. Cünüp olan kimse veya kâfir, necaset bulaşmamış olan avucunu bir yere sokup su alsa veya kolunu sokup, içindeki tası alsa, o yerdeki su dört mezhepte de pis olmaz. Necaset üzerinden akan suyun yarıdan fazlası necasete temas ederse, bu su pis olur. Azı değerse ve necasetin üç sıfatı suda bulunmazsa, pis olmaz. Müstamel su, Maliki’de hem temizdir, hem de temizleyicidir. Yani müstamel su ile abdest alınır ve gusledilir. (Menahic-ülibad)Gençler ve gusülSual: Sabah ihtilam olarak kalktığımda gusül almam gerekiyor. Fakat okula geç kalmamak için guslü namaz vakitleri geçse dahi okuldan geldikten sonra almam mümkün mü?CEVAPİki dakikada gusletmek mümkündür. Namaz vakitlerini cünüp geçirmek haramdır. Namaz kılmamak da ayrıca haramdır. Çifte haram işlemek daha büyük günahtır. Sual: Yurtta belli saatlerde sıcak su veriliyor. Sıcak su verilmediği zaman soğuk suyla da gusletme imkanı yok, çünkü banyoları kilitliyorlar. Gusletmek için başka imkan da olmadığına göre teyemmümle namaz kılabilir miyiz?CEVAPŞehirde su bulamamak özür olmaz. Memba suyu alıp yine tuvalette falan yıkanılır. Teyemmüm için özür olmaz. Hiç su bulunmazsa o zaman teyemmüm caiz olur.Sual: Annemle babam, benim sık sık banyo etmeme mani oluyorlar. Cünüp geziyorum. Cünüp ölen, kâfir olarak mı ölür?CEVAPCünüp gezmek büyük günah ise de, cünüp gezerek günah işleyene kâfir denmez. Namaz kılmamak çok büyük günahtır. Cünüp gezen namaz da kılamaz. Uygun bir şekilde yıkanmanızın gerektiğini bildirmeniz gerekir.Gusülle ilgili çeşitli bilgiler1 - Ağır bir şey kaldırmak veya bir yerden düşmek gibi bir sebeple meni çıkınca, Şafii’de gusül lazım olur, diğer üç mezhepte lazım olmaz. Gusülde ağız ve burnu yıkamak Hanefi ve Hanbeli’de farz, Maliki ve Şafii’de sünnettir.Hanefi , Şafii ve Maliki’de vedi ve mezi guslü gerektirmez, Hanbeli’de bir kavle göre, guslü gerektirir.Hanefi’de ve Hanbeli’de gusülden önce, idrar çıkararak, idrar yolunda kalmış olan meni parçasını çıkarmak, sonra gusletmek gerekir. Şafii’de, idrar etmiş ise de, meni çıkarsa, tekrar gusletmek gerekir. Maliki’de, idrar etmemiş olsa da, tekrar gusletmek gerekmez.2 - Cünüp olmak guslü gerektirir. Üç şekilde cünüp olunur:a- Zekerin [penisin] ucu, sünnet derisi altındaki yuvarlak kısım, ferce [hazneye] girince erkek de, kadın da cünüp olur.b- Erkekte koyu beyaz ve kadında akıcı sarı meni, ilişki, mastürbasyon gibi her ne suretle olursa olsun yerinden şehvetle kopup çıkarsa cünüp olunur.c- İhtilam ile, yani rüyada şehvetlenip uyandığı zaman, meni akmış olduğunu gören erkek ve kadın cünüp olur. Rüyada ilişkide bulunduğunu görür, fakat uyanınca meni akmamışsa, meni yoksa gusletmek gerekmez. Bazı âlimler kadının menisi içeri akar, ihtiyaten yıkanması iyi olur demişlerdir.3 - Burundaki kuru kir altına ve dişlerin arasında ve diş çukurunda bulunan yemek artıklarının altına su geçmezse, altı yıkanmazsa gusül caiz olmaz. 4 - Deriye yapışmış, hamur, mum, sakız, katı yağ, balık pulu, çiğnenmiş ekmek oje gibi su geçirmeyen şeylerin altını yıkamak farzdır.5 - Uyanıp, çamaşırında meni gören, ihtilam olduğunu hatırlamasa da gusül gerekir.6 - Guslederken sabunlanmak, keselenmek uygun olmaz. Kirden yıkanma işini ya gusülden sonra yapmalı veya önce yapmak gerekir. İkisinin aynı anda yapılması uygun olmaz. Gusülde fazla su harcanmış olur, mekruh olur. Maliki’de ise muvalata yani aralıksız yıkamaya mani olursa gusül geçerli olmaz.Banyoya girince önce gusledilir. Sonra kir için yıkanılır. Kir için yıkanırken ihtiyaç kadar fazla su sarf etmenin mahzuru olmaz.7 - Guslettikten sonra, bir yerinde zamk gibi su geçirmeyen bir madde gören, kaldırıp altını yıkasa yeterlidir. Yeniden gusletmeye gerek yoktur, Maliki’de de böyledir.8 - Gusülde, ağzını veya başka yerini yıkamayı unutup, namaz kılsa, sonra yıkamadığını kesin olarak hatırlasa, sadece orasını yıkayıp, farzı tekrar kılar. Yıkadım mı, yıkamadım mı diye şüphe etse, vesvese olur, yıkaması gerekmez.9 - Banyoda çıplak yıkanmak hususunda âlimlerin bildirdiği üç hüküm vardır: a- Çıplak yıkanmak mekruhtur. b- Ancak küçük yerde caiz olur. c- Mekruh olmaz, caiz olur.Erkek olsun, kadın olsun, mümkünse, göbek ile diz arasını peştamal gibi bir şey ile kapatıp yıkanmalıdır. Peştamal falan bulunmazsa veya başka sebepler varsa, üçüncü hükme göre hareket etmek de caiz olur. 10 - Gusül abdestine niyet ederken Allah rızası için demek uygundur. Her ibadeti yaparken Allah rızası için demek iyi olur. Zaten her ibadet Allah rızası için yapılır. Allah rızası için demek şart değildir. 11 - Guslederken besmele okunur. Hatta kelime-i şehadet de getirmek iyi olur.12 - Bir erkek, bir kadını yahut bir erkeği çıplak görse, gusül gerekmez. 13 - Bir kadın, kendi kocasını veya bir kadını çıplak görse gusül gerekmez. 14 - Karı-koca oynaşırken, açık resme bakarken veya düşünürken mezi gelse, gusül gerekmez.15 - İdrar yaptıktan sonra gelen yapışkan prostat sıvısı ve vedi guslü gerektirmez. 16 - İhtilam olduğunu hatırlayanın, uyanınca çamaşırında meni görmezse gusletmesi gerekmez.17 - Kadınların taktıkları spiral gusle mani değildir.18 - Kadın veya erkek, etek tıraşı olsa gusül gerekmez.19 - Kadınların süründüğü kokuyu erkekler koklarsa, koku sürünene de, koklayana da gusül gerekmez. Abdesti bile bozmaz. Ancak bayanların kocalarından başka kimseler için koku sürünmesi doğru değildir.20 - Başa saç ektirmek gusle mani değildir. Altındaki deriyi yıkamak yeterlidir.21 - Lens abdeste ve gusle mani değildir. Gözün içini yıkamak gerekmez.22 - Dövme yaptırmak günahtır. Ancak gusle abdeste mani değildir. Çünkü dövme deri altından yapılmaktadır. Deri üstünden yapılsa ve çıkmayan bir boya olsa, altına su geçmezse, zamanla vücut onu atar. Onun için zamanla atan boya sürülmez. Peki çıkmayan yağlı boya yapılsa ne olur? Çıkmadığı için zaruret olur ve yine gusle mani olmaz. Yani dövme kesinlikle gusle mani değildir. 23 - Çingene ile evlenince, tuğla eriyinceye kadar yıkanılsa cünüplük çıkmaz sözünün aslı yoktur. Cahillerin uydurduğu çirkin bir iftiradır. Bir kimse nasıl cünüp olursa olsun, gusledince, yıkanınca temiz olur.24 - Guslettikten sonra kadından kocasının menisi çıksa tekrar gusletmesi gerekmez.25 - Gusül abdesti alırken namaz abdesti bozacak haller olursa (mesela kan çıksa, yellenilse, idrar çıksa vs) gusle kalınan yerden devam edilir, abdesti bozan şey guslü bozmaz. Sadece bu abdestle namaz kılınmaz, sonra namaz abdesti almak lazım.26 - Küpe deliğinde, küpe yoksa ve delik açıksa kulağı ıslatırken, azcık ovunca delik ıslanırsa, yetişir, iplik takmak gerekmez. Küpe deliği kapanmışsa, kapandığı için mahzuru olmaz, deliği açmak gerekmez.27 - Kına, mürekkep gibi boyalar gusle ve abdeste mani olmaz. Çünkü altına su geçirir. Fakat yağlı boya, oje, zamk gibi şeyler altına su geçirmediği için gusle ve abdeste manidir. 28 - Saç boyaları kına gibidir, altına su geçirir ve gusle mani olmaz. 29 - Sıvı yağların altına su geçer. Yağın rengi kalsa da mahzuru yoktur. Gusle abdeste mani değildir. Ancak katı yağların altına su geçmez. 30 - Cünüp iken hanımla beraber olmak günah değildir, caizdir. Abdestli olmak iyi olur.31 - Tuvalette gusletmekte mahzur yoktur. Banyoya sağ ayak ile girilir.32 - Şafii’de, abdest alırken tertip farzdır. Cünüp bir Şafii, gusle niyet ederek denize girip çıksa, bu haliyle namaz kılabilir. Çünkü gusülde vücut tek organ sayılır.33 - Kadın, kocasını düşünürken, şehvetle titremeden sonra sarımtırak bir akıntı gelirse, gusül gerekir.34 - Gusülde, avret yerleri kapalı iken, kıbleye dönmek mekruh değildir.35 - Gusletmeden, namaz vaktini geçirmemek şartı ile uyunabilir.36 - İnsan bir gecede iki kere ihtilam olsa, hatta on kere de cünüp olsa hepsi için bir kere gusül yeterlidir.37 - Gece cünüp olan uyanınca, sabah namazının vaktinin çıkmasına çok az bir vakit olduğunu görse, günaha girmemek için hemen gusletmeye çalışır, isterse vakit çıksın yetiştiremesin. Nasıl olsa yetiştiremem diye güneşin doğmasını beklemek uygun olmaz.38 - Kadınlar guslederken, ön ve arkaya parmak sokarak temizlemeleri gerekmez. Böyle uydurma şeylerin aslı yoktur. Vücudun içinde, zaten necaset vardır. Görünmeyen yerler değil, sadece görünen kısımlar yıkanır.39 - Tüp bebek suretiyle çocuk sahibi olmak isteyince, şırınga ile döllenmiş yumurta rahme konunca kadın gebe kalırsa gusletmesi gerekir. Fercden başka yerine sürtmekle çıkan erkek menisi, rahme girse, kadın gusletmez. Bu suretle hamile kalsa, gusleder ve o günden beri kıldığı namazları kaza eder&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5336202385623131189-8581556288226315706?l=dkvab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dkvab.blogspot.com/feeds/8581556288226315706/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5336202385623131189&amp;postID=8581556288226315706' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/8581556288226315706'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/8581556288226315706'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dkvab.blogspot.com/2008/02/gusl-abdesti.html' title='Gusül Abdesti'/><author><name>Emre &amp;amp; Erdi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5336202385623131189.post-1572119551624634095</id><published>2008-02-18T08:54:00.003+02:00</published><updated>2008-02-18T10:51:21.608+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='teyemmüm nasıl alınır'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='teyemmüm abdesti'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='teyemmüm'/><title type='text'>Teyemmüm Nedir ve Nasıl Yapılır</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;TEYEMMÜM NEDİR&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Abdest ya da boy abdesti almak için su bulunmadığı veya bulunup da kullanma imkanı olmadığı durumlarda, niyet edilerek temiz toprak veya toprak cinsinden bir şeye elleri sürüp yüzü ve kolları meshetmektir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;TEYEMMÜM NASIL YAPILIR?&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;Önce kollar abdest alacakmış gibi sıvanır. Eûzü Besmele çekilir. "Abdestsizlikten veya cünüplükten temizlenmeye" diyerek niyet edilir.Sonra parmaklar açılır, ellerin iç kısımları temiz toprağa veya toprak cinsinden bir şeyin üzerine hafifçe vurularak, önce ileri sonra geri çekilerek sürülür.&lt;br /&gt;Önce elleri sürtmek, sonra geri çekmekEller kaldırılıp hafifçe birbirine vurularak silkelenir.&lt;br /&gt;Yüzün her yeri bu iki elin iç kısımları ile meshedilir.Sonra elin iç kısımları aynı şekilde tekrar toprağa vurulur. Önce sol elin baş ve işaret parmakları ayrılır, kalan üç parmağın içiyle sağ kolun iç yüzü parmak uçlarından dirseklerle beraber meshedilir.&lt;br /&gt;Sol elin iç tarafıyla, sağ kolun iç yüzü meshedilir.&lt;br /&gt;Sağ kolun dış tarafı da yine aynı sol elin ayrılan baş ve işaret parmağıyla meshedilir.&lt;br /&gt;Aynı şekilde bu defa da sağ el kullanılarak sol kol meshedilir.Önce, sağ elin baş ve işaret parmakları ayrılır, kalan üç parmağın içiyle sol kolun iç yüzü parmak uçlarından dirseklerle beraber meshedilir.Sol kolun dış tarafı da aynı şekilde sağ elin ayrılan baş ve işaret parmaklarıyla meshedilir.&lt;br /&gt;Böylece yüzün, ellerin ve kolların meshedilmedik hiç bir yeri bırakılmamakla, farzlarına ve sünnetlerine uygun bir teyemmüm yapılmış olur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5336202385623131189-1572119551624634095?l=dkvab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dkvab.blogspot.com/feeds/1572119551624634095/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5336202385623131189&amp;postID=1572119551624634095' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/1572119551624634095'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/1572119551624634095'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dkvab.blogspot.com/2008/02/teyemmm-nedir-ve-nasl-yaplr.html' title='Teyemmüm Nedir ve Nasıl Yapılır'/><author><name>Emre &amp;amp; Erdi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5336202385623131189.post-3868400895862738304</id><published>2008-02-18T08:54:00.002+02:00</published><updated>2008-02-18T08:58:56.752+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dkvab'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sabah namazı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sabah nabazı nasıl kılınır'/><title type='text'>SABAH NAMAZININ KILINIŞI</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;SABAH NAMAZININ KILINIŞI&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;4 rek'attir. 2 sünnet 2 farz&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#009900;"&gt;İki rek'at sünnetinin kılınışı1.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#009900;"&gt;Rek'at&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#009900;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;- Niyet edilir.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;-Tekbîr getirilir.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;- Sübhâneke okunur.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;- Eûzü Besmele çekilir.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;- Fâtiha okunur.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;- Zamm-ı sûre okunur.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;- Rükü'a eğilinir.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;- Secdeye gidilir.İkinci rek'at için ayağa kalkılır.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Böylece sünnet tamamlanmış olur. Ara vermeden başka bir şey okunmadan, Allahümme entesselâmü...denildikten sonra hemen farz kılınmak üzere ayağa &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;kalkılır&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;İki rek'at farzının kılınışı&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;1. Rek'at&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000066;"&gt;-Kâmet getirilir.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000066;"&gt;- Niyet edilir.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000066;"&gt;- Tekbir getirilir.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000066;"&gt;- Sübhâneke okunur.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000066;"&gt;- Eûzü Besmele çekilir.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000066;"&gt;- Fâtiha okunur.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000066;"&gt;- Zamm-ı sûre okunur.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000066;"&gt;- Rükü'a eğilinir&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000066;"&gt;.- Secdeye gidilir&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;İkinci rek'at için ayağa kalkılır&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;.&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;2. Rek'at&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;- Besmele çekilir&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;.- Fâtiha okunur.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;- Zamm-ı sûre okunur.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;- Rükü'a eğilinir.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;- Secdeye gidilir.-&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt; Oturulur.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;- Ettehıyyâtü okunur.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;- Salli ve Bârik okunur&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;.- Rabbenâ âtina duâsı okunur.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;- Selâm verilir.Allahümme entesselâmü... dedikten sonra, üç defa istigfâr söylenip, Âyet-el kürsî okunup tesbih çekilir. Sonra duâ edilerek, namaz tamamlanır&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5336202385623131189-3868400895862738304?l=dkvab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dkvab.blogspot.com/feeds/3868400895862738304/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5336202385623131189&amp;postID=3868400895862738304' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/3868400895862738304'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/3868400895862738304'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dkvab.blogspot.com/2008/02/sabah-namazinin-kilinii.html' title='SABAH NAMAZININ KILINIŞI'/><author><name>Emre &amp;amp; Erdi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5336202385623131189.post-3544143544266352076</id><published>2008-02-17T18:28:00.000+02:00</published><updated>2008-02-17T22:37:18.694+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dinden cıkaran Ayetler'/><title type='text'>Dinden çıkaran 99 hareket!</title><content type='html'>1- Allahın varlığı hakkında insanda meydana gelecek en ufak bir şüphe ve tereddüt. 2- Allahın cisim olduğunu düşünmek ve hayalinde canlandırmak. 3- Cenab’ı Hakkın sıfatlarından herhangi birini insanların sıfatlarına benzetmek. (Mesela Cenabı Hakk’a dil ve ağız gibi mahlukatın hassalarından olan azalar hayal etmek) 4- Allah’ı bir şeye hulûl etmiş olarak kabul etmek. 5- Cenab’ı Hakka analık, babalık veya oğulluk isnad etmek. Haşa "Allah Baba" demek veya "Her şeyi yaratan Allah ama Allah’ı yaratan kim" (!) gibi sözler söylemek veya bunları kalbinden geçirmek. (Cenabı Hak Yaratan varlıktır. Yaratılan varlık değildir) 6- Peygamberlere yalancılık isnadında bulunmak 7- Peygamberlerden herhangi birini inkar etmek. 8- Peygamberlere günah isnadında bulunmak 9- Peygamberlerin yüksek terbiye ve ilimlerini Allah’ın yetiştirmesiyle değil de, bir insanın yetiştirmesiyle olduğunu sanmak. 10- Meleklerden her hangi birini inkar etmek. 11- Meleklere erkeklik dişilik isnadında bulunmak. 12- Hakkında ayet olan herhangi bir mücizeyi inkar etmek 13- Tevatur yoluyla sabit olan ayın yarılması ve mirac hadisesi gibi mücizeleri inkar etmek. 14- Kur’an-ı Kerim’in bir ayet veya bir cümlesini inkar etmek. 15- Kur’an-ı Kerim’de en ufak bir noksanlık düşünmek ve "kifayetsizdir" diye bir fikre sahip olmak. 16- Kur’an-ı Kerim’in hükümlerinden ve kanunlarından daha üstün kanun ve hükümler olduğunu iddia etmek veya düşünmek, veya hutta ileri bir zamanda böyle bir fikre sahip olabilirim diye düşünmek. 17- Kabir sualini ve azabını, öldükten sonra dirilmeyi inkar etmek veya şüphe ile karşılamak. 18- Hesap gününü, sıratı, mizanı, cennet ve cehennemi inkar etmek. 19- Cennet nimetleri veya Cehennemin azabı hakkında şüphede bulunmak, inkar etmek "Allah hiçbir kuluna azap etmez" demek. 20- mü’minlerin ebediyyen Cehennemde kalacağını söylemek. 21- Her hangi bir farzın bir cüz’ünü veya tamamını inkar etmek, Mesela: "5 vakit namazdan öğle veya ikindi namazları bu devirde kılınmaz, farz olamaz" demek veya düşünmek. 22- Faizi, insan öldürmeyi, günah ve haram kabul etmemek. 23- İslam dinini mühimsememek ve hor görmek. 24- Herhangi bir kâfiri mü’minden üstün görmek. 25- Haramlardan birini helâl adetmek veya ayetle sabit bir haramı inkar etmek. 26- Sahabelerden her hangi biri hakkında münafık, mürai (iki yüzlü), kâfir diye düşünmek. 27- Bir mü’mini imanından dolayı hakir görmek veya bir kâfiri küfründen dolayı üstün görmek. 28- İslamiyetin dünya saadetine engel olan bir din olduğunu söylemek veya düşünmek. 29- Bir mü’mini küfürle suçlamak. 30- Küfrü icap ettiren her hangi bir şeyi kendi isteğiyle hatırından geçirmek. 31- Üzerinde ayet yazılı her hangi bir şeyi kasten kirletmek veya pisliğe tutmak. 32- "Müzik aletlerinden birini çalarak Kur’an okumak" 33- "O adam peygamber olsa gene inanmam"demek. 34- "Peygamber gelse gene kabul etmem" demek. 35- "Allah olsan ne yapabilirsin sen bana" demek. 36- "Allah’ ımı inkar edeyim bu böyle" demek. 37- "Ne olur şu güzelim şarap haram olmasaydı" demek. 38- "Namaz kılmam, kılmayacağım" demek. 39- Allahın emir ve yasaklarından ve kanunlarından biriyle alay etmek, (mesela alaylı alaylı : Hırsızlık mı yaptın uzat kolunu, adam mı öldürdün uzat boynunu" diyerek istihza etmek veya istihza edenin gülmesine gülerek mukabelede bulunmak. 40- Küfrü icabettiren bir söz söylendiğinde onu gülerek karşılamak. 41- "İslam dini efsane ve hurafeden ibarettir" demek. 42- Ruhların kalıptan kalıba geçtiklerine inanmak. 43- Peygamberimizden sonraki hiristiyan ve yahudileri mü’min kabul etme, onların da dini haktır diye itikat etmek. 44- Kur’anın kanunlarını Allahın kelamı diye değil de akla, mantığa, ilme ve felsefeye uygundur diye kabul etmek. 45- Bir kâfire karşı muhabbet etmek. (Bu hususa bilhassa taassup derecesinde her hangi bir fıkraya fikren angaje olan kimseler dikkat etmelidir. Hele hele her şeyin sahtesinin çıkktığı günümüzde pek öyle zahire ve elfaza kapılarak hemen. "iyidir, aradığımız ve beklediğimiz olsa olsa budur" diye körü körüne birine sevgi beslememek lazımdır. Çünkü dış memleketlerden konmuş casuslar bir memleketin en yüksek idari mevkilerini işgal edebiliyorlar ve yükselebiliyorlar. Bu türlü bir sevgi dahi kişinin imanını götürür.) 46- Uzun müddet küfre hizmet etmiş ve müslümanlığa zararı dokunmuş birisini sevmek, onu desteklemek ve hakkında Allah razı olsun diye dua etmek. 47- Ölmüş bir kâfire veya İslam dinine kötülüğü dokunmuş birine "Allah rahmet eylesin" demek. 48- Kafirlerin öteden beri kendilerini müslümanlardan ayırmak için kullandıkları Haç, zünnar (v.s) gibi alameti küfür olan şeyleri takmak veya giymek. 49- Allah’ın ve dininin düşmanlarını taklit etmek, onların hallerini, tavırlarını kendisine örnek ittihaz etmek. 50- İbadetlerinde Cenabı Hakkın rızasından başkalarının hoşnutluğunu gözetmek ve başkalarının görmeleri için kulluk etmek. 51- Kendisi veli olmadığı halde velilik iddiasında bulunmak. 52- "Bu gün Kur’an-ı Kerimle dünya idare edilemez" demek veya diyen birine "doğru söylüyor" demek. 53- Allah’a (cc) peygemberimize ve peygamberlerden herhangi birine, dine veya kitaba sövmek, hakaret etmek veya söven, hakaret eden birine sevgi beslemek o anda onun yüzüne gülmek. 54- Ağıza veya göze sövmek, küfretmek. 55- Nazar değmesin diye bir şeye boncuk takmak (Allah’tan gayri bir şeyden ümit beklemek) 56- Allah dostlarından her hangi bir veli’ye düşmanlık etmek, çalışmalarını baltalamak. 57- Şeriat, dini aykırılıkları bulunmayan ve Allah’ın dinini yaymağa çalışan bir topluluğa, Kur’an’ın şeriatın öğretildiği bir müesseseye düşmanlık etmek ve onların çalışmalarını baltalamak. 58- Bir kâfirin dünyalık bir iyiliğinden dolayı cennete gireceğine kail olmak ve mesela "insanlığa bu kadar iyiliği dokunup da cennete giremiyecek olursa ben de cennet’e girmem" demek. 59- Her hangi bir sünneti ittihaz etmiş bir mü’mine "sana hiç yakışmamış" demek. (Mesela sakal ve bıyık) 60- Hakkında nas (Ayet-Hadis) olduğu açıkça bilinen, ayrıca icma ve selefi salihiyn efendilerimizin, Şah’ı Nakşi Bendi Abdulhaliki Gucduvani, İmamı Rabbani ve daha binlerce İslam büyüklerinin kail oldukları, kabul ettikleri Rabıta hakkında ileri geri laf etmek ve küfürdür, demek. 61- "Peygamber gelse kararımdan beni caydıramaz" demek. 62- "Bu işin inşAllahı maaşAllahı yok artık" demek. 63- "İşte küfrün adını günah koymuşlar. böylelerine küfür sevaptır" demek. 64- "Oruç tutup namaz kılmak neye yarar benim kalbim temiz" demek ve farzları hafife almak. 65- "İslam dini dünya işlerini geriletmiştir" demek. 66- Melaike-i kiramdan herhangi birine günah isnadında bulunmak (Harut ve Marut gibi) 67- Hastalanmıyan birisine: "Seni Allah unuttu" demek. 68- Gelecekten haber verdiğini iddia eden kimseyi tasdik etmek doğru söylüyor demek. 69- "Eğer bu işi ben yapmış isem kâfirim" demek. 70- Yalan olduğunu bildiği halde "Allah biliyor ki seni oğlumdan daha çok seviyorum" demek. 71- "Allahım! rahmetini bana vermekle cimrilik etme" demek. 72- "Allah’ın hiç işi kalmamışta bu gibi şeyleri mi yaratıyor" demek. 73- "Allah falan kuluna şu kadar veriyor bana ise şu kadar veriyor. Bu adalet midir" demek. 74- "Ben bu kadar iyilikte ve hayırda bulunuyorum bütün belalar yine bana geliyor. Falan kimse ise her çeşit kötülüğü yapıyor paşa gibi yaşıyor; bu nasıl adalet" demek. 75- "Cinleri olacakları biliyor" demek. 76- "Eğer ahirette Allah hakkı ile hükmederse senden hakkımı alırım" demek. 77- "Falan kimse peygamber olsa idi ben iman etmezdim" demek. 78- "Eğer Adem Aleyhisselam buğdaydan yemese idi biz eşkiya olmazdık" demek. 79- "Falan kimse peygamber olsa idi yine de yalan konuşurdu" demek. 80- Birisini döverken "dövme" denilse o da "Gökten dövme diye ses gelse yine bırakmam" demek. 81- Kur’anın Arapça olmayıp başka bir lisanla olduğunu iddia etmek. 82- Kur’anın bazı ayetlerini alaya almak ve mesela "Ben namazımı yalnız kılarım. Çünkü Allah ’İnnessalate tenhâ’ buyurur" demek. 83- Namaz kıl diyen kimseye: "Sabret Ramazan gelsin kılarız" demek. 84- Zikirlerle alay etmek. 85- Bir günahı işlerken besmele çekmek. 86- Abdestsiz olarak bilerek namaz kılmak. 87- "Eğer Allah Cenneti bana verse, sensiz girmem" demek. 88- "Falan adamla Cennete bile girmem" demek. 89- "Falan kimse kıble olsa o tarafa yüzümü çevirmem" demek. 90- Hırıstiyan veya Yahudi, yahut başka din üzere ölenlerin azab göreceklerine inanmamak. 91- "Ramazan bitti artık namazı rafa koydum" demek. 92- Alim kıyafetine bürünüp yüksek bir yere çıkarak alay tariki ile konuşma yapmak veya böyle yapan kimsenin hareketlerine gülmek. 93- Boşanma hakkında : "Ben talak malak bilmem" demek. 94- "Hırıstiyanlık Yahudilikten daha hayırlıdır" demek. 95- Yakını ölen kimsenin. "Ey Allahım! Biz şimdi ne yapacağız sen niçin böyle yaptın" diyerek sitemde bulunmak. 96- Meşru bir sebep olmadığı halde bir kimse için "Şu adamın kanı helaldir ve mübahtır" demek. 97- "Allahü Teâlâ falan kimseyi vaktinden evvel öldürdü ve vakitsiz gitti" demek. 98- Yabancı bir kadına bakıpta : "Güzele bakmak sevaptır" demek. 99- Ahiretten bahseden kimseye . "Ordan haber veren kim? Oraya gidip gelen var mı?" demek. Günah işleyen bir kimseye "Tövbe et" denildiğinde "Ben ne yaptımda tövbe edeyim" demek...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5336202385623131189-3544143544266352076?l=dkvab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dkvab.blogspot.com/feeds/3544143544266352076/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5336202385623131189&amp;postID=3544143544266352076' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/3544143544266352076'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/3544143544266352076'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dkvab.blogspot.com/2008/02/dinden-karan-99-hareket.html' title='Dinden çıkaran 99 hareket!'/><author><name>Emre &amp;amp; Erdi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5336202385623131189.post-4580228242123173402</id><published>2008-01-03T13:21:00.000+02:00</published><updated>2008-01-03T13:23:07.855+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dkvab'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dua'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dkvamkoruyan dualar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dinkültürü ve ahlak bilgisi'/><title type='text'>Koruyan Dualar</title><content type='html'>&lt;strong&gt;EVET ARKADAŞLAR HEPİMİZİNDE BİLDİĞİ GİBİ DİNİMİZDE BİRÇOK DUA VAR.VE BU DUALARIN İÇİNDE BAZI DUALARIMIZ VARKİ BU DUALAR KORUYUCU DUALAR OLARAK İSİMLENDİRİLİRLER.EWET BEN AÇIKÇASI BİRAZDAN İSİMLERİNİ YAZACAĞIM DUALARIN GÜCÜNE VE KUDRETİNE İNANIYORUM.İŞTE İSİMLERİ1&lt;span style="color:#000099;"&gt;-AYET_EL KÜRSİ2-NAS SURESİ3-FELAK SURESİ4-BAKARA SURESİ&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5336202385623131189-4580228242123173402?l=dkvab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dkvab.blogspot.com/feeds/4580228242123173402/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5336202385623131189&amp;postID=4580228242123173402' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/4580228242123173402'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/4580228242123173402'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dkvab.blogspot.com/2008/01/koruyan-dualar.html' title='Koruyan Dualar'/><author><name>Emre &amp;amp; Erdi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5336202385623131189.post-4472239275199742284</id><published>2008-01-03T13:15:00.000+02:00</published><updated>2008-01-03T13:21:14.603+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='din kültürü ve ahlak bilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dualar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dkvab'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='32 fars'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dinkültürü ve ahlakbilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dinkültürü ve ahlak bilgisi'/><title type='text'>32 farz</title><content type='html'>&lt;span style="color:#000099;"&gt;İMANIN ŞARTLARI&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Allah Teala'ya inanmak 2. Allah'ın meleklerine inanmak&lt;br /&gt;3, Allah'ın kitaplarına inanmak&lt;br /&gt;4. Allah'ın peygamberlerine inanmak&lt;br /&gt;5.Ahiret gününe inanmak&lt;br /&gt;6. Kader ve kazaya inanmak&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;NAMAZIN FARZLARI&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Dışındakiler :&lt;br /&gt;1. Hadesten taharet&lt;br /&gt;2. Necasetten taharet&lt;br /&gt;3. Setr-i avret&lt;br /&gt;4. İstikbal-i kıble&lt;br /&gt;5. Vakit&lt;br /&gt;6. Niyet İçindekiler :&lt;br /&gt;1. İftitah tekbiri&lt;br /&gt;2. Kıyam&lt;br /&gt;3. Kıraat&lt;br /&gt;4. Rukü&lt;br /&gt;5. Sücud&lt;br /&gt;6. Kade-i ahire&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;FARZLARI &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;1. Yüzü yıkamak&lt;br /&gt;2. Kolları dirsekleriyle beraber yıkamak&lt;br /&gt;3. Başının dörtte birini meshetmek&lt;br /&gt;4. Ayakları topuklarıyla beraber yıkamak&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;GUSLÜN FARZLARI&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;1. Ağıza dolu dolu su vermek&lt;br /&gt;2. Buruna dolu dolu su vermek&lt;br /&gt;3. Bütün bedeni yıkamak&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;TEYEMMÜMÜN FARZLARI&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;1. Niyet etmek&lt;br /&gt;2. Temiz toprağa vurup yüzü ve kolları meshetmek&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5336202385623131189-4472239275199742284?l=dkvab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dkvab.blogspot.com/feeds/4472239275199742284/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5336202385623131189&amp;postID=4472239275199742284' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/4472239275199742284'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/4472239275199742284'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dkvab.blogspot.com/2008/01/32-farz.html' title='32 farz'/><author><name>Emre &amp;amp; Erdi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5336202385623131189.post-4456429859132002586</id><published>2008-01-03T13:01:00.000+02:00</published><updated>2008-01-03T13:08:11.187+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='din kültürü ve ahlak bilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dkvab'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='esmaul hüsna'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dinkültürü ve ahlakbilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dinkültürü ve ahlak bilgisi'/><title type='text'>Esmaul Hüsna</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Rahman&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Mümin&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Halik&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Vehhab&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Basit&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Semi'&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Habir&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Aliyyu&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Celil&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Hakim&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Hak&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Hamid&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Mumit&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Vahid&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Muahhir&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Vali&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Afuv&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Cami'&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Nafi'&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Varis&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Rahim&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Müheymin&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Bari&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Rezzak&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Hafid&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Basir&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Halim&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Kebir&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Kerim&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Vedud&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Vekil&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Muhsi&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Hayy&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Samed&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Evvel&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Müteal&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Rauf&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Ğani&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Nur&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Raşid&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Melik&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Aziz&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Musavvir&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Fettah&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Rafi'&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Hakem&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Azim&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Hafiz&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Rakib&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Mecid&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Kavi&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Mubdi&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Kayyum&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Kadir&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Ahir&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Berr&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Malikül Mülk&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Muğni&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Hadi&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Sabur&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Kuddus&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Cebbar&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Ğaffar&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Alim&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Muizz&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Adl&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Ğafur&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Mukit&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Mucib&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Bais&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Metin&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Muid&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Vacid&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Muktedir&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Zahir&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Tevvab&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Zul celali vel ikram&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Mani'&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Bedi&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Selam&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Mütekebbir&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Kahhar&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Kabid&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Muzill&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Latif&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Şekur&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Hasib&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Vasi&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Şehid&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Veli&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Muhyi&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Macid&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Mukaddim&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Batın&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Muntakim&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Muksit&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Dar&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.blogspot.com"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Baki&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://www.minare.net/esma/esma1.htm"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5336202385623131189-4456429859132002586?l=dkvab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dkvab.blogspot.com/feeds/4456429859132002586/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5336202385623131189&amp;postID=4456429859132002586' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/4456429859132002586'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/4456429859132002586'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dkvab.blogspot.com/2008/01/esmaul-hsna.html' title='Esmaul Hüsna'/><author><name>Emre &amp;amp; Erdi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5336202385623131189.post-5448556664637154628</id><published>2007-12-31T12:08:00.000+02:00</published><updated>2007-12-31T12:17:19.576+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='imanın şartları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sure'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müslümanlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islamın şartları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dinkültürü ve ahlakbilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dua'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fıkıh'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islamiyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hadis'/><title type='text'>İman Ve İslamın Şartları</title><content type='html'>&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;İman ve İslamın şartları&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Sual: Her müslümanın bilmesi gereken zaruri iman bilgilerini kısaca bildirir misiniz?CEVAPZaruri gereken iman bilgisi, imanın ve İslam’ın şartlarıdır. Kısaca aşağıda bildiriyoruz. Geniş olarak Amentü’nün esasları kısmında bilgi var. İmanın şartları şunlardır:1- Allah’a inanmak Allahü teâlâ, vacib-ül-vücud [varlığı lazım olan] ve hakiki mabud ve bütün varlıkların yaratıcısıdır. Ondan başka ilah yoktur. Allahü teâlâ zamandan, mekandan münezzehtir. Hiçbir şeye benzemez.Allahü teâlânın, sıfat-ı zatiyyesi altıdır: Vücud, Kıdem, Beka, Vahdaniyyet, Muhalefet-ün lil-havadis, Kıyam bi-nefsihi. [Vücud var olmak, Kıdem varlığının öncesi olmamak, Beka varlığı sonsuz olmak, hiç yok olmamak, Vahdaniyyet ortağı, benzeri olmamak, Muhalefet-ün lil-havadis hiçbir şeyinde, hiçbir mahluka, hiçbir bakımdan benzememek, Kıyam bi-nefsihi varlığı kendinden olmak, hep var olması için, hiçbir şeye muhtaç olmamaktır.]Sıfat-ı sübutiyyesi de sekizdir:Hayat, İlm, Sem, Basar, Kudret, İrade, Kelam, Tekvin. [Hayat diri olmak, ilm bilmek, sem işitmek, basar görmek, kudret gücü yetmek, irade isteme, kelam söylemek, tekvin yaratmaktır.] Bu sıfatları da kadimdir. 2- Meleklere inanmakMelekler, hayat sahibi, diri, nurani yaratıklar olup, akıl sahibidir. Allahü tâlânın sevgili ve kıymetli kullarıdır, ortakları ve kızları değildir. Allahü teâlânın emirlerine itaat ederler, isyan etmezler. Günah işlemezler. Kendilerine verilen emirleri yapmaktan başka işleri yoktur. Erkek ve dişi değildir. Evlenmezler, doğurmazlar, çoğalmazlar, çocukları olmaz, yiyip içmezler. Meleklerin kanatları var, ama, nasıl olduğunu bilemeyiz. Her insanın bütün işlerini yazan meleklere, Kiramen katibin denir. Sual meleklerine Münker ve Nekir denir. Meleklerin en üstünleri şunlardır: Cebrail, İsrafil, Mikail, Azrail.3- Kitaplara inanmakAllahü teâlânın gönderdiği kitaplar çoktur. Din kitaplarımızda bildirilen ise, 104 kitaptır. Bunlardan 100’ü küçük kitaptır. Bu küçük kitaplara suhuf denir. 100 suhuf şu Peygamberlere inmiştir: 10 suhufu, Âdem aleyhisselama, 50 suhufu, Şit aleyhisselama, 30 suhufu, İdris aleyhisselama, 10 suhufu, İbrahim aleyhisselama. Dört büyük kitap ise şu Peygamberlere inmiştir:Tevrat, Musa aleyhisselama, Zebur, Davud aleyhisselama, İncil, İsa aleyhisselama, Kur'an-ı kerim, Peygamber efendimiz Muhammed aleyhisselama.Kur'an-ı kerim, bütün ilahi kitapların hükümlerini nesh etmiş, yani yürürlükten kaldırmış ve bu hükümleri kendisinde toplamıştır. Bugün, bütün insanların Kur'an-ı kerimin emrine uymaları lazımdır. Kur’an-ı kerimde de (Resulüme uyun) buyuruluyor. Şu halde, hadis-i şeriflere de uymak gerekir. Şimdi, hiçbir memlekette, hakiki Tevrat ve İncil yoktur. Bozulmuş İnciller vardır. Bu kitaplar sonradan tahrif edilmiş, yani insanlar tarafından değiştirilmiştir. Bozulmamış olsaydı bile, geçerliliği yoktu, hepsi Allahü teâlâ tarafından nesh edilmiş yani yürürlükten kaldırılmıştır. Kur'an-ı kerimin gelmesi âyet âyet olmuş ve 23 senede tamamlanmıştır. Kur'an-ı kerim, kıyamete kadar geçerlidir. Geçersiz olmaktan ve insanların değiştirmelerinden korunmuştur. Kur'an-ı kerimde eksiklik veya fazlalık olduğuna inanan, Allahü teâlâya inanmamış olur.Âyet-i kerimelerde mealen buyuruluyor ki:(Kur’anı biz indirdik, elbette yine onu biz koruyacağız.) [Hicr 9](Kur’an, eşi benzeri olmayan bir kitaptır. Ona önünden, ardından [hiçbir yönden, hiçbir şekilde] bâtıl gelemez [hiçbir ilave ve çıkarma yapılamaz. Çünkü] O, kâinatın hamd ettiği hüküm ve hikmet sahibi Allah tarafından indirilmiştir.) [Fussilet 41-42] 4- Peygamberlere inanmakPeygamberlerin ilki Âdem aleyhisselam ve sonuncusu, bizim Peygamberimiz Muhammed aleyhisselamdır. Bu ikisinin arasında, çok Peygamber gelmiş ve geçmiştir. Sayıları belli değildir. 124 binden çok oldukları meşhurdur.Peygamberlere iman etmek, aralarında hiçbir fark görmeyerek, hepsinin Allahü teâlâ tarafından seçilmiş sadık, doğru sözlü olduklarına inanmak demektir. Onlardan birine inanmayan kimse, hiçbirine inanmamış olur.Âdem aleyhisselamdan, son Peygamber Muhammed aleyhisselama kadar bütün Peygamberler, hep aynı imanı bildirmiş, ümmetlerinden aynı şeylere iman etmelerini istemişlerdir. Yahudiler, Musa aleyhisselama inanıp, İsa aleyhisselama ve Muhammed aleyhisselama inanmazlar. Hıristiyanlar, İsa aleyhisselama inanıp, Muhammed aleyhisselama inanmazlar. Müslümanlar ise, bütün Peygamberlere inanırlar yani kabul ederler.Peygamberlerin sıfatları şunlardır: Emanet [emindir], Sıdk [her işi doğrudur, yalan söylemez], Tebliğ [Dini eksiksiz bildirir], Adalet [her işte hakkı gözetir], İsmet [günah işlemez], Fetanet [çok akıllı, anlayışlı, zeki], Emnül-azl [peygamberlikten azledilmez yani peygamberlik ellerinden alınmaz.] Allahü teâlâ, ilk insan ve ilk Peygamber olan Âdem aleyhisselamdan beri, her bin senede din sahibi yeni bir Resul vasıtası ile, insanlara dinler göndermiştir. Bunlar aracılığı ile, insanların dünyada rahat ve huzur içinde yaşamaları ve ahirette de sonsuz saadete kavuşmaları yolunu bildirmiştir. Kendileri ile yeni bir din gönderilen Peygamberlere (Resul) denir. Resullerin büyüklerine (Ülülazm) Peygamberler denir. Bunlar, Âdem, Nuh, İbrahim, Musa, İsa ve Muhammed aleyhimüssalatü vesselamdır.Yeni bir din getirmeyip, insanları, daha önceki dine davet eden Peygambere Nebi denir. Peygamber efendimizden sonra, hiç Peygamber gelmeyecektir. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:(Muhammed [aleyhisselam], Allah’ın Resulü ve Peygamberlerin sonuncusudur.) [Ahzab 40] 5- Ahiret gününe inanmakHerkes öldükten sonra dirilecek, hesaptan sonra Cennet veya Cehenneme gidecektir. Cennet ve Cehennem şimdi vardır. İkisi de sonsuzdur. Müslümanlar Cennette ebedi, kâfirler de Cehennemde ebedi kalacaklardır. Kıyametin ne zaman kopacağı bildirilmedi. Fakat, Peygamber efendimiz kıyametin birçok alametlerini ve başlangıçlarını haber verdi:Hazret-i Mehdi gelecek, İsa aleyhisselam gökten inecek, Deccal çıkacak. Yecüc Mecüc denilen kimseler her yeri karıştıracak. Güneş batıdan doğacak. Büyük depremler olacak. Din bilgileri unutulacak, kötülük çoğalacaktır.6- Kadere, hayır ve şerrin Allah’tan olduğuna inanmakİnsanlara gelen hayır ve şer, fayda ve zararın hepsi, Allahü teâlânın takdir etmesi iledir. Kader, Allahü teâlânın ezeli ilmi ile, insanların ve diğer mahlukatın yapacağı işleri bilmesi ve dilemesidir. Bunun yaratılmasına kaza, ikisine birden kaza ve kader denir. Her şeyi ve insanların iyi, kötü her işini Allahü teâlâ yaratıyor ise de, insanlara İrade-i cüziyye vermiştir. İnsan, irade-i cüziyyesini kullanarak iyilik yaratılmasını isterse sevap, kötülük yaratılmasını isterse günah kazanır. İnsan günah işlerse cezasını, sevap işlerse mükafatını görür. Yani Allahü teâlâ hiç kimseye zorla günah işletmez. İslam’ın Şartları1- Kelime-i şehadet getirmek[Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü] demek. Manası şudur: (Ben şehadet ederim ki, [Yani görmüş gibi bilirim ve bildiririm ki] Allah’tan başka ilah yoktur. Ve yine şehadet ederim ki, Muhammed aleyhisselam Onun kulu ve resulüdür.) [Resulullaha inanmak demek, Onun bildirdiklerinin tamamını kabul etmek, inanmak ve hepsini beğenmek demektir.]2- Namaz kılmakAkıl baliğ olmuş yani ergenliğe girmiş akıllı her müslümana günde beş vakit namaz kılmak çok önemli bir farzdır. Namaz dinin direğidir. Namaz kılmamak en büyük günahlardan biridir. Kılmayanın imanla ölmesi çok zordur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:(Namaz kılan kıyamette kurtulur, kılmayan perişan olur.) [Taberani]3- Zekat vermekNisap miktarı yani borçlarını düştükten sonra alacaklarıyla beraber elinde 96 gram değerde, para veya ticaret malı olanın kırkta birini zekat vermesi farzdır. Meyve ve tarla mahsulünün de onda birini fakire vermek farzdır. Bu onda bir zekata da uşur denir. (Zekat vermeyene Allahü teâlâ lanet eder.) [Nesai]4- Oruç tutmakRamazan ayında, bir ay oruç tutmak farzdır. Tutmamak büyük günahtır.5- Hac etmekMekke-i mükerreme şehrine gidip gelinceye kadar, geride bıraktığı çoluk-çocuğunu geçindirmeye yetişecek maldan fazla kalan para ile oraya gidip gelebilecek kimsenin, ömründe bir kere, Kâbe-i şerifi tavaf etmesi ve Arafat’ta durması farzdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kutlu doğum,mevlid kandili,Şevval Ayı,ramazan bayramı,berat kandili,Sefer Ayı,muharrem ayı,aşure günü,dinkültürü ve ahlakbilgisi,islamiyet,fıkıh,hadis,sure,dua,müslümanlık,imanın şartları, islamın şartları&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5336202385623131189-5448556664637154628?l=dkvab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dkvab.blogspot.com/feeds/5448556664637154628/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5336202385623131189&amp;postID=5448556664637154628' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/5448556664637154628'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/5448556664637154628'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dkvab.blogspot.com/2007/12/iman-ve-islamn-artlar.html' title='İman Ve İslamın Şartları'/><author><name>Emre &amp;amp; Erdi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5336202385623131189.post-2407932364244762114</id><published>2007-12-31T12:04:00.000+02:00</published><updated>2007-12-31T12:18:17.159+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mevlid kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ramazan bayramı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dinkültürü ve ahlakbilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islamın şartları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sefer Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islamiyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşure günü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kutlu doğum'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='muharrem ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şevval Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sure'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müslümanlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dua'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='berat kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fıkıh'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hadis'/><title type='text'>İbadetin Tanımı Ve Çeşitleri</title><content type='html'>&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;IBADET NEDIR?&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Ibadet yüce Allah'a karşı gösterilecek saygı, tazim ve hürmet demektir. Buna kısaca kulluk da diyebiliriz. Insan sadece Allah'ın kulu oldugunu idrak eder, yalnız ona ibadet eder ve yalnız ondan yardım isterse dünya ve ahiret saadetine kavuşur. Ibadet, Allah'ın emirlerini yerine getirmek, yasakladığı bütün haramlardan uzaklaşmak manasındadır. Bu, Allah için cihad etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, yahut kafirlere benzememek, içkiden, kumardan ve diğer kötülüklerden uzaklaşmak gibi neticeler doğurur.&lt;br /&gt;Insanlar Allah'a kulluk görevlerini yerine getirmek ve O'nun yüceliğine sarılmakla huzur bulurlar. Çekilen bela, sıkıntı ve müsibetler ibadet sayesinde hafifler. Zaten mümin her türlü iyiliğin ve her türlü kötülüğün Allah'ın yaratmasıyla doğduğunu, yine her türlü nimetin insana Allah tarafından ihsan edildiğini bilerek ve Allah'a, onun gösterdigi şekilde ibadet edecektir. Bu ibadet Allah'a şükranın ve verdigi nimetlere hamd etmenin tezahürüdür.&lt;br /&gt;Allah'a kulluk, yaratılışın en büyük gayesidir. Zira yüce Allah cinleri ve insanları ancak kendisine kulluk etsinler diye yarattığını bildirmiştir. Ayrıca içinde yaşadığımız dünya, ölüm ve hayat yine insanların bu kulluk görevlerini nasıl yapacakları belli olsun diye var edilmiştir.&lt;br /&gt;Ibadet yüce Allah'ın emri olduğu için onlardan vazgeçmek veya onları yerine getirmemek günahtır. Mükellef olan herkes sınırları Islamda belirtilmiş çeşitli ibadetlerle yükümlüdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;lBADET ÇEŞİTLERİ&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Yapılış itibariyle ibadetler üç çeşittir. Bunlar sırasıyla bedeni, mali, hem bedeni hem mali, ibadetlerdir.&lt;br /&gt;Bedeni ibadet, sadece vucüt hareketleriyle yapılan ibadetlerdir. Nitekim namaz kılmak, oruç tutmak söylenir.&lt;br /&gt;Mali ibadet, mal ile yapılan ibadettir. Zekat vermek, sadaka vermek gibi.&lt;br /&gt;Hem mali hem bedeni ibadet; vücut hareketleri ve mal ile yapılan ibadetlerdir. Buna en güzel cihadı örnek gösterebiliriz. Zira cihad, yeryüzünde Allah'ın hakimiyetini tesis için mallarımız ve canlarımızla savaşmak, çalışıp çabalamak demektir. Hacc da hem mali hem bedeni ibadetler arasındadır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kutlu doğum,mevlid kandili,Şevval Ayı,ramazan bayramı,berat kandili,Sefer Ayı,muharrem ayı,aşure günü,dinkültürü ve ahlakbilgisi,islamiyet,fıkıh,hadis,sure,dua,müslümanlık&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5336202385623131189-2407932364244762114?l=dkvab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dkvab.blogspot.com/feeds/2407932364244762114/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5336202385623131189&amp;postID=2407932364244762114' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/2407932364244762114'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/2407932364244762114'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dkvab.blogspot.com/2007/12/ibadetin-tanm-ve-eitleri.html' title='İbadetin Tanımı Ve Çeşitleri'/><author><name>Emre &amp;amp; Erdi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5336202385623131189.post-4723632960865255966</id><published>2007-12-31T10:45:00.000+02:00</published><updated>2007-12-31T12:18:17.163+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dkvab'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Recep Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mevlid kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ramazan bayramı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ramazan Müjdesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Safer Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dinkültürü ve ahlakbilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kuran oku'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islamiyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kutlu doğum'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='muharrem ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şevval Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kadir Gecesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müslümanlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Regaib Kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mezhepler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dinkültürü ve ahlak bilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Üç aylar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dualar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islamın şartları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='din kültürü ve ahlak bilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşure günü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sure'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mairaç kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hanifilik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dua'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fıkıh'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='berat kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kurban bayramı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hadis'/><title type='text'>Su İsrafı</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;İsrafın Her Türlüsü Günahtır.Lütfen Sularımızı Doğru Kullanalım.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5336202385623131189-4723632960865255966?l=dkvab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dkvab.blogspot.com/feeds/4723632960865255966/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5336202385623131189&amp;postID=4723632960865255966' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/4723632960865255966'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/4723632960865255966'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dkvab.blogspot.com/2007/12/blog-post.html' title='Su İsrafı'/><author><name>Emre &amp;amp; Erdi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5336202385623131189.post-7942922050992166881</id><published>2007-12-31T10:43:00.000+02:00</published><updated>2007-12-31T12:18:17.167+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dkvab'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Recep Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mevlid kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ramazan bayramı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ramazan Müjdesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Safer Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dinkültürü ve ahlakbilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kuran oku'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islamiyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kutlu doğum'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='muharrem ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şevval Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kadir Gecesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müslümanlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Regaib Kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mezhepler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dinkültürü ve ahlak bilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Üç aylar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dualar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islamın şartları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='din kültürü ve ahlak bilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşure günü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sure'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mairaç kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hanifilik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dua'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fıkıh'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='berat kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kurban bayramı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hadis'/><title type='text'>Kutlu Doğum ve Mevlid Kandili</title><content type='html'>Kutlu Doğum ve Mevlid Kandili&lt;br /&gt;Hayatın gayesi, yaratılışın mânâsı silinmiş, yok olmuştu. Herşey mânâsız başıboşluk ve hüzün örtülerine bürünmüştü.Ruhlar birşey bekliyor, bir nurun zulmet perdesini yırtmasını içten içe hissediyordu.O vahşet devrinde kâinat ufkundan bir güneş doğdu. Bu güneş âhirzaman Peygamberi Hz. Muhammmed Aleyhissalâtü Vesselam idi. Tarihin seyrini, hayatın akışını değiştiren bu eşsiz olay, dünyayı yerinden sarsan değişimlerin en büyüğü idi.İşte insanlığın akıl ve kalbinde düğümlenen "Necisin, nereden geliyorsun, nereye gidiyorsun?" sorularını, düğümlerini çözüp kâinatın Sahibini ilân ve ispat edecek bir zatın teşrifi sadece insanların ruh ve kalbinde değil, diğer varlıklarda, hattâ cansız eşyada bile yansımasını bulacaktı.Doğudan batıya bütün âlemin nurlara büründüğü, İlâhi değişimin tecelli ettiği o gece neler oldu neler?Yahudi ileri gelenleri ve âlimleri kitaplarında daha önce rastladıkları işaret ve müjdelerin açığa çıktığını gördüler. Kimsenin haberi olmadan en önce onlar bu müjdeyi verdiler.O gece Yahudi âlimleri semâya bakıp "Bu yıldızın doğduğu gece Ahmed doğmuştur" dediler.(1)Bîr Yahudi İleri geleni Mekke'de Peygamberimizin doğduğu gece, içlerinde Hişam ve Velid bin Muğire, Utbe bin Rabia gibi Kureyş ileri gelenlerinin bulunduğu bir toplantıda, - "Bu gece sizlerden birinin çocuğu oldu mu?" diye sordu.- "Bilmiyoruz" diye cevap verdiler.Yahudi, "Vallahi sizin bu ihmalinizden iğreniyorum!"Bakın, ey Kureyş topluluğu, size ne söylüyorum, iyi dinleyin. Bu gece, bu ümmetin en son peygamberi Ahmed doğdu. Eğer yanlışım varsa, Filistin'in kudsiyetini inkâr etmiş olayım. Evet, onun iki küreği arasında kırmızımtırak, üzerinde tüyler bulunan bir ben var" dedi.Toplantıda bulunanlar Yahudinin sözünden hayrete düştüler ve dağıldılar. Her birisi evlerine döndüğünde bu durumu ev halkına anlattılar. "Bu gece Abdülmuttalib'in oğlu Abdullah'ın bir oğlu doğdu. Adını Muhammed koydular." haberini aldılar.Ertesi gün Yahudiye vardılar:"Bahsettiğin çocuğun bizim aramızda dünyaya geldiğini duydun mu?" dediler.Yahudi "Onun doğumu benim size haber verdiğimden önce midir, sonra mıdır?" dedi.Onlar, "Öncedir ve ismi Ahmed'dir" dediler. Yahudi, "Beni ona götürün" dedi.Yahudi ile beraber kalkıp Hz. Âmine'nin evine gittiler, içeri girdiler.Pegamberimizi Yahudinin yanına çıkardılar. Yahudi Peygamberimizin sırtındaki beni görünce, üzerine baygınlık geldi, fenalaştı. Kendine gelip ayıldığı sırada,"Ne oldu sana, yazıklar olsun" dediler.Yahudi, "Artık İsrailoğullarndan peygamberlik gitti. Ellerinden kitap da gitti. Artık Yahudi âlimlerinin kıymet ve itibarları da kalmadı. Araplar peygamberleriyle kurtuluşa ereceklerdir."Ey Kureyş topluluğu, ferahladınız mı? Vallahi size, doğudan batıya kadar ulaşacak bir güç, kuvvet ve bir üstünlük verilecektir" dedi.(2)Kâinatın Efendisini dünyaya getiren bahtiyar annenin henüz dünyaya gelmeden görüp gördükleri çok manalıydı..Peygamber Efendimize hamileyken rüyasında, "Sen, insanların en hayırlısına ve bu ümmetin efendisine hamile oldun. Onu dünyaya getirdiğin zaman 'Her hasetçinin şerrinden koruması için bir ve tek olana sığınırım' de, sonra ona Ahmed yahut Muhammed ismini ver."Yine kendisinden çıkan bir nurun aydınlığında bütün doğuyu ve batiyi, Şam ve Busra saray ve çarşılarını, hattâ Busra'daki develerin uzanan boyunlarını gördüğünü Abdülmüttalib'e anlatmıştı.(3)Aynı gece Hz. Âmine'nin yanında bulunan Osman ibn Âs'ın annesinin gördükleri de şöyle:"O gece evin içi nurla doldu, yıldızların sanki üzerimize dökülecekmiş gibi sarktıklarını gördük."Evet bu ulvî anı dile getiren Mevlid'in yazarı Süleyman Çelebi bütün bu hakikatleri şu beytiyle şiirleştirmiştir:"Hem Muhammed gelmesi oldu yakinÇok alâmetler belürdi gelmedin"Rabiülevvel ayının 12. Pazartesi gecesi, yapılan hesaplamalara göre, Miladi takvime göre 20 Nisan'a denk gelen gece idi.&lt;br /&gt;Dünyayı şereflendiren iki Cihan Serverinin üzerini o günün bir âdeti olarak bir çanakla kapattılar.Araplara göre o zaman, gece doğan çocuğun üzerine bir çanak koymak ve gündüz olmadan ona bakmamak âdetti. Fakat bir de baktılar ki. Peygamber Efendimizin üzerine konulan çanak yarılarak ikiye ayrılmış, Efendimiz gözlerini gökyüzüne dikmiş, başparmağını emiyordu.(5)Evet, bu işaret her türlü küfrün, zulmün, şirkin ve her türlü bâtıl inanç ve âdetlerin parçalanıp yok olması, imanın, nurun ve hidâyetin kâinatı aydınlatması için gönderilmiş bir Peygamber idi.Aynı gece Kabe'de tapılmakta olan cansız putların çoğunun başaşağı devrildiği görüldü.Aynı gece Kisra sarayının beşik gibi sallanıp on dört balkonunun parçalanıp yerlere düştüğü öğrenildi.Sava'da mukaddes tanınan gölün suyunun çekilip gittiği görüldü.Bin senedir yakılan ve söndürülmeyen mecusi ateşinin sönüverdiği müşahede edildi.Bütün bunlar işaret ve alamettir ki, yeni dünyaya gelen zat ateşe tapmayı, puta tapmayı kaldırıp, Fars saltanatını parçalayarak Allah'ın izni olmadan kutsal tanınan şeylerin kutsallığını ortadan kaldıracaktır.(6)İşte bu geceye Veladet-i Nebi gecesi diyor ve onun bütün kalbimizle, ruhumuzla her sene yeniden yâd edip kutluyoruz. Bütün kâinatla bu geceyi karşılayarak onun âleme teşrifine kıyam ediyoruz.Getirdiği ebedi nura, açtığı saadet caddesine ve sünnet-i seniyyesine yeniden sımsıkı sarılmak ve Mevlid Kandilini vesile ederek ona yeniden biatimizi, bağlılığımızı tazelemek ne yüce bir şeref ve ne büyük bir saadettir.&lt;br /&gt;Yüce Rabbim bizleri sevgili Resulünün şefaatine nail eylesin.Kaynaklar:(1)İbn-i Sa'd, Tabakat, 1:60.(2)A.g.e, 1:162-163.(3)Taberî Tarihi, 2:125; İbn-i Sa'd, Tabakat, 1:102.(4)A.g.e., 1:102.(5)İbn-i Sa'd, Tabakat, 1:102.(6)Bediüzzaman, Mektûbat,s:161,162.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehmet Paksu, Mübarek Gün ve Geceler, Nesil Yayınları &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kutlu doğum,mevlid kandili,Şevval Ayı,ramazan bayramı,berat kandili,Sefer Ayı,muharrem ayı,aşure günü,dinkültürü ve ahlak bilgisi,islamiyet,fıkıh,hadis,sure,dua,müslümanlık,&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5336202385623131189-7942922050992166881?l=dkvab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dkvab.blogspot.com/feeds/7942922050992166881/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5336202385623131189&amp;postID=7942922050992166881' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/7942922050992166881'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/7942922050992166881'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dkvab.blogspot.com/2007/12/kutlu-doum-ve-mevlid-kandili.html' title='Kutlu Doğum ve Mevlid Kandili'/><author><name>Emre &amp;amp; Erdi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5336202385623131189.post-3278934388691570469</id><published>2007-12-31T10:41:00.000+02:00</published><updated>2007-12-31T12:18:17.170+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dkvab'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Recep Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mevlid kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ramazan bayramı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ramazan Müjdesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Safer Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dinkültürü ve ahlakbilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kuran oku'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islamiyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kutlu doğum'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='muharrem ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şevval Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kadir Gecesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müslümanlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Regaib Kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mezhepler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dinkültürü ve ahlak bilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Üç aylar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dualar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islamın şartları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='din kültürü ve ahlak bilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşure günü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sure'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mairaç kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hanifilik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dua'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fıkıh'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='berat kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kurban bayramı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hadis'/><title type='text'>Şevval Ayı</title><content type='html'>Şevval Ayı&lt;br /&gt;Ramazan-ı Şerif'ten sonraki şevval ayında oruç tutmak öteden beri sevimli bir adet olarak gelmiştir. Bir ay boyunca oruca alışmış olan insanlar, şevval ayında da altı gün oruç tutmaya büyük bir ilgi göstermiş, hatta teravih gibi sıcak bir ilgiyle şevval ayı orucunu sürdüre gelmişlerdir... Elbette bu sıcak ilgi sebepsiz değildir. Nitekim Efendimiz (sas) Hazretleri, şevval ayı orucunun bir sene oruç tutmuş gibi sevaba vesile olacağını duyurmuş, bu yüzden de bir ay Ramazan orucu tutanlar, şevvalde altı gün oruç tutmakla bütün seneyi oruçlu geçirmiş olma sevabını kaçırmak istememişlerdir. Bu konudaki hadisi ve yorumunu şöyle ifade edebiliriz:&lt;br /&gt;"Kim oruçla geçirdiği Ramazan ayından sonraki şevvâl ayında altı gün oruç tutarsa, bütün seneyi oruçla geçirmiş gibi olur!."&lt;br /&gt;Demek ki, bir aylık Ramazan orucundan sonra şevvâlde de altı gün oruç tutarak orucunu otuz altıya çıkaran kimse, bütün seneyi oruçlu geçirmiş gibi sevap almaktadır.&lt;br /&gt;Âlimlerimiz, bütün seneyi oruçla geçirmiş gibi sevap almanın izahını şöyle yapmaktalar:&lt;br /&gt;Ramazan boyunca oruç tutan insan her orucuna on sevap almışsa yekûnu üç yüz eder. Şevvâl ayında tuttuğu altı orucuna da onardan altmış sevap alınca, eder üç yüz altmış. Yani bir sene.. Dolayısıyla hadîsin işaret ettiği sırra nâil olur. Bütün seneyi oruçla geçirmiş gibi mânevî kazanç elde edebilir..&lt;br /&gt;Aslında bu gibi mânevî konularda esas olan, o işi ihlasla yapmak, büyük bir gönül arzusu ile talip olmak mühimdir. Bâzen öyle oruçlar olur ki, tutanın gönlünde beslediği derin ve sâfî ihlas yüzünden 360 gün değil, belki 360 senelik nâfile oruç sevabını alabilir.. İhlas ile kim ne isterse Rabbimiz onu verebilir. Bu bir niyet ve yorum meselesidir.&lt;br /&gt;Tıpkı yolun kenarına uzaklardan bir taşı yuvarlayarak güç bela getirip yerleştiren adamla, bu taşı oradan aynı güçlükle uzaklaştıran bir başka adamın niyeti ve yorumu gibi.&lt;br /&gt;Biri düşünmüş ki:&lt;br /&gt;- Bu çölün ortasında yaşlı bir adam yolda giderken bineğine binmek istese, üzerine çıkıp da hayvana binebileceği yüksek bir yer yoktur. Öyle ise şu taşı yuvarlayıp yolun kenarına getireyim de, yolda gitmekte olan yaşlı ve çocuklar hayvanlarına binmek istediklerinde taşın üstüne çıkıp bineklerinin üzerine kolayca atlasınlar, sevabı da bana olsun. Adamın bu hâlis niyetine bakan Rabbimiz ondan razı olmuş, istediği sevabı ihsan eylemiş.&lt;br /&gt;Böyle güzel niyetle getirilen taşı oradan öfke ile yuvarlayıp uzaklaştıran adam ise şöyle düşünmüş:&lt;br /&gt;- Bu taşı buraya getiren kimse ne kadar da yanlış bir iş yapmış. Hiç düşünmemiş ki, gözleri görmeyenler, karanlıkta fark edemeyenler taşa takılıp yere düşerler. Şu taşı buradan uzaklaştırayım da kimse takılıp yere düşmesin, sevabı da bana olsun. ..&lt;br /&gt;İşte bu adam da taşı buradan uzaklaştırdığından dolayı Allah rızasını kazanmış, ümit ettiği sevaba nail olmuş.. Her ikisinde de niyet hâlis, yorum makul...&lt;br /&gt;Biz de sâfi bir niyetle altı gün orucumuzu tutarsak, belki Rabbimiz bu niyetimize, bu bağlılığımıza bütün seneyi oruçlu geçirmiş gibi sevaplar ihsan edebilir, hatâlarımızı affedebilir.. Rabbimizin hudutsuz rahmetine kimse sınır çizemez. Kimse kendi cimriliğini O' na da şâmil kılamaz.&lt;br /&gt;Bu orucun arka arkaya olması şart değildir. Şevvâl ayı içinde olması yeterlidir.&lt;br /&gt;Bir de Ramazan içinde tutulamayan oruçlar varsa, önce o borç olanı tutmak da makul ve meşru olur. Bir an önce borçtan kurtulmayı düşünmek elbette çok yerindedir. Ancak borcu sonra da tutabilirim diye de düşünebilir.. Bu bir tercih meselesidir. Her ikisi de caizdir.&lt;br /&gt;Bir diğer husus da, şevval ayında iki bayram arası nikah yapılmaz iddiası vardır ki, artık bu batıl iddia etkisini kaybetmektedir. Çünkü Aişe validemizin nikahı şevvalde olmuş, yani iki bayram arasında yapılmış, ne uğursuzluk, ne de bir başka dinî yasak söz konusu olmuştur. Bu yanlış yorum şuradan da beslenmiş olabilir. Şayet bayram cuma gününe rastlarsa, bayram namazı ile cuma namazı arası iki bayram namazı arasıdır. Böylesine dar bir vakte nikahı sıkıştırmayın, iki bayram namazının dışında yapın nikahınızı, tavsiyesini, Ramazan ve Kurban Bayramı arası gibi geniş zamana yayanlar, böyle bir yanlış anlamaya sebep olmuşlardır, diye de düşünülebilir.Bir Menkîbe &lt;br /&gt;Süfyanı Sevri anlatıyor:&lt;br /&gt;- Ben Mekke-i Mükerreme'de üç sene oturdum. Mekkelilerden bir kimse her gün Harem-i şerife gelir, tavaf eder, namaz kılar ve sonra bana selam verip giderdi. Ben bu kimse ile tanıştım. Bir gün o kimse beni yanına çağırdı. Bana dedi ki:&lt;br /&gt;-Ben öldüğüm vakittekendi elinle beni yıka, namazımı kıl ve defneyle. O gece beni terk etmeyip kabrimde gecele. Mükireyn suali anında bana Tevhid'i telkin et!, dedi.&lt;br /&gt;Ben de o kimsenin istediklerini yapmayı kabul ettim. Bana emrettiğinin aynını yaptım: Kabrinde geceledim. O gece uyku ile uyanıklık arasında iken :&lt;br /&gt;-Ya Süfyan! Beni korumaya ve senin telkinine ihtiyaç kalmadı, diye bir ses işittim.&lt;br /&gt;O zaman:&lt;br /&gt;-Ne sebeple bu lütfa eriştin, diye sordum&lt;br /&gt;Bana cevap olarak:- Ramazan-ı Şerifin orucunu tutup Şevval'den altı gün daha eklemem sebebiyle, dedi.&lt;br /&gt;O zaman ben uyandım. Yanımda kimseyi göremedim. Abdest aldım, namaz kıldım, uyudum; böylece üç kere gördüm. Bildim ki bu Rahmanîdir; şeytandan değildir. O zaman da kabrin yanından ayrıldım ve "Ya Rabbi! Beni Ramazanın orucuna ve Şevval'den altı gün orucuna muvaffak kıl" diye dua ettim. Allahü Teala Hazretleri beni de muvaffak kıldı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahmed Şahin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şevval Ayı,ramazan bayramı,berat kandili,Sefer Ayı,muharrem ayı,aşure günü,dinkültürü ve ahlak bilgisi,islamiyet,fıkıh,hadis,sure,dua,müslümanlık,&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5336202385623131189-3278934388691570469?l=dkvab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dkvab.blogspot.com/feeds/3278934388691570469/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5336202385623131189&amp;postID=3278934388691570469' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/3278934388691570469'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/3278934388691570469'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dkvab.blogspot.com/2007/12/evval-ay.html' title='Şevval Ayı'/><author><name>Emre &amp;amp; Erdi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5336202385623131189.post-753687835124575379</id><published>2007-12-31T10:37:00.000+02:00</published><updated>2007-12-31T12:18:17.174+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dkvab'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Recep Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mevlid kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ramazan bayramı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ramazan Müjdesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Safer Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dinkültürü ve ahlakbilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kuran oku'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islamiyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kutlu doğum'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='muharrem ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şevval Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kadir Gecesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müslümanlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Regaib Kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mezhepler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dinkültürü ve ahlak bilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Üç aylar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dualar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islamın şartları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='din kültürü ve ahlak bilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşure günü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sure'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mairaç kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hanifilik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dua'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fıkıh'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='berat kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kurban bayramı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hadis'/><title type='text'>Ramazan Bayramı</title><content type='html'>Ramazan Bayramı&lt;br /&gt;Bayram bir sevinç ve neşe günüdür. Yüce duyguların coştuğu, sevgi ve saygı, hislerinin mü'minler arasında alabildiğine canlandığı güzel günlerden biridir. O günde yardımlaşma ve kaynaşma son sınırına varır.&lt;br /&gt;Bayram insanları kaynaştırıp biraraya getiren en güzel vesilelerden biridir. Öyle ki, bayramda şahlanan yardımlaşma ve hediyeleşme ruhu yalnızca hayatta olanlara bağlı kalmaz, dünyadan gidip kabirlerinde bir Fatiha bekleyenlere kadar uzanır. Onların bu dileğini yerine getirmek için mü'minler bayramda kabirleri ziyaret ederler; ruhlarına Kur'ân'lar, Fatihalar ve dualar okuyarak onları da sevindirirler.Ramazan Bayramının mü'minler arasında ayrı bir yeri vardır. Çünkü Ramazan Bayramı, hergün tutulan orucun iftar vaktindeki sevinci gibi, tutulan bir aylık orucun toplu bir iftar sevincini ifade eder. Bir ay gibi uzun bir süreyle, özellikle Ramazan'ın yaz mevsimine denk geldiğinde sıcak günlerde nefislerine oruç tutturan mü'minler, sabır imtihanını vererek manevi sorumluluktan kurtulmanın sevincini Ramazan Bayramında yaşama imkânına kavuşurlar.&lt;br /&gt;Ramazan ve Kurban bayramları Hicretin 2. yılından İtibaren kutlanmaya başlanmıştır. Ramazan orucu da ilk defa bu yıl farz kılınmış, bu ayı oruçla geçiren rnü'minler sonraki ayın (şevval) ilk üç gününü bayram olarak kutlamışlardır. Bu sebeple bu bayrama Ramazan Bayramı denmiştir.&lt;br /&gt;"Bu günümüzde yapacağımız ilk şey namaz kılmaktır"(1) mealindeki hadise dayanarak Ramazan ve Kurban bayramları bayram namazlarının kılınmasıyla başlar.&lt;br /&gt;Hz. Peygamber, "Arefe günü, kurban günü ve teşrik günleri biz Müslümanların bayramıdır. Bu günler yeme içme günleridir"(2) buyurmuştur.&lt;br /&gt;Ramazan Bayramım da bu manada bir gün olarak kabul etmiş ve bu bayramı Ramazan orucunun iftar günü olarak nitelendirmiştir.(3) Bu sır içindir ki, Ramazan ve Kurban Bayramlarında oruç tutmak haram kılınmıştır. Bir gün önce oruç bozmak haramken, bir gün sonra oruç tutmanın haram olması, mü'minlerin düşünce ve duygu dünyasında nimetlerin gerçek Sahibini hatırlatan en etkili bir sebeptir.&lt;br /&gt;Herkes bir gün önce kimin emrine uyarak oruç tutuyorsa, bugün de Onun rızasına uyarak orucunu açar. Ve Onun gerçek nimet Sahibi olduğunu hakkıyla idrak ederek, gerçek bir şükre yol bulur.&lt;br /&gt;Bayram bir aylık orucun toplu bir iftarı olduğu için, günlük iftarların sünnet türünden âdabı bayramda da yerine getirilir. Nitekim orucunu tatlı bir şeyle açmayı adet edinen Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam, Ramazan Bayramına da tatlı yiyerek başlarlardı. Bayram sabahında hurma gibi bir tatlı ile bir aylık oruçlarını açmadan evlerinden ayrılmazlardı. (4)&lt;br /&gt;Her vesile ile bizleri ibadete ve ahiret amellerine teşvik buyuran Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam, yılın iki bayram gecesinde kalkıp ibadet etmeyi tavsiye ederlerdi. Bu gecelerde uyanık bulunmanın, kalbin uyanıklığına vesile olduğunu bildirirlerdi. Bunu bir hadis-i şeriflerinde şöyle ifade etmişlerdi:"Sevabını Allah'tan umarak iki bayram gecesinde kalkıp ibadet eden kimsenin kalbi, kalblerin öldüğü gün ölmez." (5)&lt;br /&gt;Bayramlar saadet asrında da bambaşka bir hava ve neş'e içinde yaşanırdı. Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam bayram sabahında namazgaha çıkardı. Peygamber hanımlarının da, diğer hanımlar ve kızlarla birlikte namazgaha çıkması istenirdi. Kadınlar cemaatin arka tarafında yer alırlardı.(6) Kılınan bayram namazından sonra Peygamberimizin Aleyhissalâtü Vesselam cemaate hitaben bir hutbe okuduğunu anlatan îbni Mes'ud (r.a.) devamla şöyle der:&lt;br /&gt;"Resuîullah Aleyhissaiâtü Vesselam üzerine şehadet ederim ki, o namazı hutbeden önce kıldı. Sonra hutbe okudu. Daha sonra kadınlara işittiremediğini düşünüp onların yanına geldi. Onlara hatırlatmalarda bulundu, öğüt verdi ve sadaka vermelerini emretti.&lt;br /&gt;Bilal de elbiselerini açmış, vermelerini işaret etmekte idi. Kadınlar yüzük, halka ve diğer kıymetleri şeyleri atmaya başladılar." (7)&lt;br /&gt;Bu hadiseyi anlatan sahabilerden biri, "Kadınların bu verdikleri Ramazan Bayramı zekatı mı idî?" sualine şöyle cevap verdi: "Hayır, lakin o vakit verdikleri bir sadaka idi. Kadınlar yüzüklerini atıyor ve atıyorlardı."(8)&lt;br /&gt;Aynı olaya işaret eden Ebu Saidi'l-Hudri de (r.a.) bayram gününde en çok sadaka verenlerin kadınlar olduğunu anlatır.&lt;br /&gt;Ramazan Bayramı, bağışlanmış olmanın bir sevinç işaretidir. Bu bağışlanma müjdesini insanlara melekler veriyor.&lt;br /&gt;Sa'd bin Evs el-Ensârî anlatıyor: Resulullah Sallal-lahü Aleyhi Vesellem şöyle buyurmuştur.&lt;br /&gt;Ramazan Bayramı sabahı melekler yollara dökülür ve şöyle seslenirler:"Ey Müslümanlar topluluğu! Keremi bol olan Rabbinizin rahmetine koşunuz. O, bol iyilik ve ihsanda bulunur. Sonra onlara bol bol mükâfatlar verilir. Siz gece ibadet etmekle emrolundunuz ve emri yerine getirdiniz. Gündüz oruç tutmakla emrolundunuz, orucu tuttunuz ve Rabbinize itaat ediniz, mükâfatınızı alınız.&lt;br /&gt;"Bayram namazını kıldıktan sonra bir münadi şöyle seslenir:"Dikkat ediniz, müjde size! Rabbiniz sizi bağışladı, evlerinize doğru yola ermiş olarak dönünüz. Bayram günü mükâfat günüdür. Bugün semâ âleminde mükâfat günü olarak ilan edilir."(9)&lt;br /&gt;Bayram günleri sevinç günleri olduğu için, bu sevincin açıkça gösterilmesine vesile olacak meşru oyun ve eğlencelere de müsaade edilmiştir. Bu hususta Müslim'de ayrı bir bab ayrılmış ve misaller verilmiştir. Bunlardan birinde Hazret-i Âişe (r.a.) şöyle anlatır:&lt;br /&gt;"Bir grup Habeşli, bir bayram günü mızrak ve kalkanlarıyla gösteriler yaparken rakseder gibi oynuyorlardı. Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam beni çağırdı. Başımı onun omuzuna dayadım. Bu vaziyette onların harp oyununa bakmaya başladık. Ta onlara bakmaktan ilk vaz geçen ben oluncaya kadar."(10)&lt;br /&gt;Ancak bayramdaki sevincin gaflete dönüşecek kadar taşkınlığa varmaması lazımdır. Eğlence meşru dairede olmalı ve günah unsurlarını taşımamalıdır. Esasen bayram Allah'ın bize verdiği İlahi bir ziyafettir. Bu bakımdan, bayram gününde en çok Allah'ı hatırlayıp şükretmeye ihtiyacımız vardır. Zaman şeridi içinde bayram yeni bir değişimin başı, bir dönüm noktası ve bir muhasebe vaktidir. Ömürden bir yılın daha geçip gittiğini, kabir alemine doğru bir adım daha yaklaşıldığını hatırlatan vesilelerden biridir.&lt;br /&gt;"Bunun içindir ki, bayramlarda gaflet istila edip gayr-i meşru daireye sapmamak için, rivayetlerde zikrullaha (Allah'ı zikretmeye) ve şükre azim tergibat (büyük teşvikler) vardır. Ta ki, bayramlarda o sevinç ve sürür nimetlerini şükre çevirip, o nimeti idame ve ziyadeleştirsin. Çünkü şükür nimeti ziyadeleştirir,, gafleti kaçırır." (11)&lt;br /&gt;Nitekim büyük cemaatler halinde kılınan bayram namazları esnasında getirilen tekbirler, gafletin giderilmesine ve şükür vazifesinin yerine getirilmesine en büyük bir vesiledir. Sadece bir ülke halkının değil, yeryüzünde sayısı milyarlara varan Müslümanların hep beraber aynı anda tekbir getirdiklerini hayal ettiğimizde, karşımıza çıkan muhteşem tablo, bayramlarımızı kâinat çapında bir manaya kavuşturur. O anda adeta yeryüzü tek bir ağız olur, tekbir getirip namaz kılar gibi bir hale bürünür. Misâl âleminde birleşen o seslerin bir anda yeryüzünden yükselişi, adeta muhteşem bir koro halinde dünyamızın göklere doğru tevhidi haykırmasıdır.&lt;br /&gt;Bu muhteşem manaların yaşandığı bayram günlerinde küçük meselelerden çıkan kırgınlıkların, dargınlıkların ne önemi olabilir? Onun için bayramda her mü'minin kardeşleriyle kardeşlik sözleşmesini yenilemesi, kuvvetlendirmesi, fakirlerin yardımına koşması, çocuklarını sevindirmesi lazımdır ki, o manalar yaşanan hayata geçsin.Bayramların asıl süsü ve zineti tekbirlerdir. Getirilen her tekbir ruh ve gönüllerde manevi coşkuyu ve heyecanı canlandırır. Kulu, Rabbinin azameti karşısında yüce duygulara taşır.&lt;br /&gt;Ebû Hüreyre anlatıyor:Resulullah Resulullah Sallallahü Aleyhi Vesellem şöyle buyurmuştur:“Bayramınızı tekbir getirmek suretiyle süsleyiniz.” (12)Bayramlara sünnet çerçevesinde hazırlanmak bu âdeti de ibadet haline getirir, bu sevinç günlerini biri iman şuuru içinde geçirmeyi temin eder.Bunun için sünnette yer aldığı gibi bayrama önceden hazırlanmak, temiz ve güzel elbiseleri giymek, gusletmek, misvak kullanmak veya dişleri fırçalamak, güzel kokular sürünmek, güler yüzlü olmak, namazdan önce Ramazan Bayramında hurma vb. tatlı bir şey yemek bugünlerimize ayrı bir mana kazandırır.Asıl itibariyle fıtır sadakası olarak bildiğimiz fitre de bayram günü verilir. Ramazan ayı içinde verilmemişse fitrenin de o gün verilmesi gerekir. Zaten Ramazan Bayramının hadislerde geçen adı "İydü'I-fıtr", yani Fıtr Bayramı demektir. Yaratılışın gereği olan kulluk görevleri yapıldığı için bu adı almıştır.&lt;br /&gt;Bayramların en güzel şekli tanısın tanımasın mü'minlerin tokalaşarak, kucaklaşarak birbirleriyle bayramlaşması, bayramlarını kutlaması ve tebrikleşmesidir. Saadet Asrında Sahabiler birbirleriyle "Bârekâllâhü lenâ ve leküm" diyerek bayramlaşılardı, yani "Allah bizden de, sizden de kabul etsin" dedikleri rivayet edilir.(13) Bu tebrikleşme bizim dilimizde "Bayramınız mübarek olsun, bayramınızı kutlu olsun, hayırlı bayramlar" gibi sözlerle ifade edilir.&lt;br /&gt;Kaynaklar1) Buhârî, İydeyn: 3; 'Müslim, edâhi: 7.2) Ebu Davud, Şavm:50; Tirmizi, Savm:59; Nesai, Menasik:195.3) îbni Mace, Sıvam: 32.4) A.g.c., Siyam: 49. 5) A.g.e., Siyam: 67. 6) Müslim, Selatü'l-İydeynyn: 11. 7) A. g .e., Salatü'l-lydeyn, 2. 8) A.g.e., Salalü'l-İydeyn, 3.9) el-Tcrgîb ve't-Terhîb Trc. 2:332. 10) Müslim, Salatiül-îydeyn, 20.11) Lem’alar, 230.12) et-Tergîb ve't-Terhîb Trc. 2:332.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehmet Paksu,Mübarek Aylar, Günler ve Geceler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ramazan bayramı,berat kandili,Sefer Ayı,muharrem ayı,aşure günü,dinkültürü ve ahlak bilgisi,islamiyet,fıkıh,hadis,sure,dua,müslümanlık,&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5336202385623131189-753687835124575379?l=dkvab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dkvab.blogspot.com/feeds/753687835124575379/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5336202385623131189&amp;postID=753687835124575379' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/753687835124575379'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/753687835124575379'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dkvab.blogspot.com/2007/12/ramazan-bayram.html' title='Ramazan Bayramı'/><author><name>Emre &amp;amp; Erdi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5336202385623131189.post-2920098847198114970</id><published>2007-12-31T10:35:00.000+02:00</published><updated>2007-12-31T12:18:17.195+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dkvab'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Recep Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mevlid kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ramazan bayramı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ramazan Müjdesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Safer Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dinkültürü ve ahlakbilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kuran oku'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islamiyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kutlu doğum'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='muharrem ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şevval Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kadir Gecesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müslümanlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Regaib Kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mezhepler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dinkültürü ve ahlak bilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Üç aylar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dualar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islamın şartları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='din kültürü ve ahlak bilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşure günü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sure'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mairaç kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hanifilik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dua'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fıkıh'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='berat kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kurban bayramı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hadis'/><title type='text'>Berat Kandili</title><content type='html'>BERAT KANDİLİBu gelen gece olan Leyle-i Berat, bütün senede bir kudsî çekirdek hükmünde ve mukadderat-ı beşeriyenin proğramı nev'inden olması cihetiyle Leyle-i Kadr'in kudsiyetindedir. Herbir hasenenin Leyle-i Kadir'de otuzbin olduğu gibi, bu Leyle-i Berat'ta herbir amel-i sâlihin ve herbir harf-i Kur'anın sevabı yirmibine çıkar. Sair vakitte on ise, şuhur-u selâsede yüze ve bine çıkar. Ve bu kudsî leyali-i meşhurede onbinler, yirmibin veya otuzbinlere çıkar. Bu geceler, elli senelik bir ibadet hükmüne geçebilir. Onun için elden geldiği kadar Kur'anla ve istiğfar ve salavatla meşgul olmak büyük bir kârdır. ( Said Nursî Şualar: 505)&lt;br /&gt;&lt;a name="link1"&gt;Hadislerle Berat Kandili&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;- Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem efendimiz şöyle buyurmuşlardı:“Recep, Allah’ın ayıdır. Şaban, benim ayımdır. Ramazan, ümmetimin ayıdır”. Mübarek Recep ayının ardından gelen Şaban ayı Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ayıdır. Bu mübarek ayın değerini bilerek, ibadetlerimizi yapmalı, alemlerin Rabbinden af dilemeliyiz.&lt;br /&gt;Şaban ayının önemli özelliklerinden biri Beraat gecesi gibi müstesna bir gecenin bu ayın içinde bulunmasıdır.&lt;br /&gt;Ebu Hüreyre Radıyallahu And’dan rivayet edildiğine göre: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem efendimiz şöyle buyurmuştur:—“Şaban ayının on beşinci gecesinin ilk vaktinde Cebrail (a.s) bana geldi; şöyle dedi:—“Ya Muhammed, başını semaya kaldır. Sordum.—“Bu gece nasıl bir gecedir? Şöyle anlattı:—“Bu gece, Allah-u Teala, rahmet kapılarından üç yüz tanesini açar. Kendisine şirk koşmayanların hemen herkesi bağışlar. Meğer ki, bağışlayacağı kimseler büyücü, kahin, devamlı şarap içen, faizciliğe ve zinaya devam eden kimselerden olsun. Bu kimseler tövbe edinceye kadar, Allah-u Teala onları bağışlamaz.&lt;br /&gt;Gecenin dörtte biri geçtikten sonra, Cebrail yine geldi ve şöyle dedi: "Ya Muhammed başını kaldır. Bir de baktım ki, cennet kapıları açılmış. Cennetin birinci kapısında dahi bir melek durmuş şöyle sesleniyor: "Ne mutlu bu gece rüku edenlere. İkinci kapıdan dahi bir melek durmuş şöyle sesleniyordu: "Bu gece secde edenlere ne mutlu". Üçüncü kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: "Bu gece dua edenlere ne mutlu." Dördüncü kapıda duran melek dahi şöyle sesleniyordu: -"Bu gece, Allah'ı zikredenlere ne mutlu". Beşinci kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: "Bu gece Allah korkusundan ağlayan kimselere ne mutlu." Altıncı kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: "Bu gece Müslümanlara ne mutlu." Yedinci kapıda da bir melek durmuş şöyle sesleniyordu: "Günahının bağışlanmasını dileyen yok mu ki, günahları bağışlansın. Bunları gördükten sonra, Cebrail'e sordum: "Bu kapılar ne zamana kadar açık kalacak? Şöyle dedi: "Ya Muhammed, Allah-u Teala, bu gece, Kelp kabilesinin koyunlarının tüyleri sayısı kadar kimseyi cehennemden azat eder."&lt;br /&gt;- Hz. Ayşe Radıyallahu Anha anlatıyor: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdular ki: "Allah Teala Hazretleri, Nıfs-u Şa'ban gecesinde dünya semasına iner ve Kelb kabilesinin koyunlarının tüyünün adedinden daha çok sayıda günahı affeder."&lt;br /&gt;&lt;a name="link2"&gt;Berat Gecesinin Mahiyeti ve Önemi&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yıllık bir program çerçevesinde yürütülen ticari faaliyetler yıl sonunda o program esaslarına göre kontrol) ve teftiş edilir. Kâr zarar hesapları yapılır. Kesin hesabın tespitinden sonra da gelecek yılın programı hazırlanarak şeklini alır.Her yıl tekrar edilen bu kontrol ve tespit işlemleri sayesinde ekonomik hayatta istikrarlı ve sağlam bir ilerlemenin temini mümkün olur.Bu misalin ışığında manevi hayatımıza ve faaliyetlerimize bakalım. Dünya, âhiret hayatının kazanılması için yaratılmış bir manevi ticaret yeri olduğuna göre, o ticaretle ilgili faaliyetlerin de yıllık muhasebeye tabi olması gayet tabiidir.Bu muhasebenin vakti üç ayların içindedir. Berat Kandili ile başlayıp Kadir Gecesiyle biten devreye rastlar.Duhan Sûresinin 2., 3. ve 4. âyetlerinin Berat Gecesinden bahsettiği bildirilmektedir. Âyetlerin meali şöyle:"O apaçık kitaba and olsun ki, biz onu gerçekten mübarek bir gecede indirdik. Çünkü biz onunla insanları uyarmaktayız. Bütün hikmetli işler o gecede tefrik olunur."Bu âyetler hakkında iki görüş vardır. Çoğu tefsir bilginlerinin görüşüne göre, bu mübarek gece Kadir Gecesidir. İkrime bin Ebi Cehil'in de dahil olduğu bir grup alim ise; bu gecenin Berat Gecesi olduğunu söylemişlerdir. Her iki tefsiri birleştiren diğer bir görüşe göre de, hikmetli işlerin ayırımının yapılmasına Berat Gecesinde başlanmakta ve bu işlem Kadir Gecesine kadar devam etmektedir. Bu hikmetli işler nelerdir ve âyetin mânası nedir?&lt;br /&gt;Yıllık kader programıİbni Abbas'tan rivayet edildiğine göre, hikmetli işlerin birbirinden ayırd edilmesi şu şekilde cereyan etmektedir:Bu seneden gelecek seneye kadar meydana gelecek olayların hepsi ayrı ayrı melekler tarafından defterlere yazılır. Rızıklar, eceller, zenginlik, fakirlik, ölümler, doğumlar hep bu esnada kaydedilir. O yılki hacıların sayısı bile bu devrede takdir olunur. Herkesin ve her-şeyin o sene içindeki mukadderatı kaydedilir.Rızıkla alakalı defterler Mikail Aleyhisselâma verilir.Savaşlarla ilgili defterler Cebrail Aleyhissalama verilir.Ameller nüshası dünya semasında görevli melek olan İsrafil'e verilir ki bu büyük bir melektir.Ölüm ve musibetlerle ilgili defter de Azrail Aleyhisselâma teslim edilir.Fahreddin er-Râzî"nin açıklamasına göre bu defterlerin düzenlenmesi Berat Gecesinde başlar, Kadir Gecesinde tamamlanarak her defter sahibine teslim edilir.1Berat Kandilinin "bütün senede bir kudsi çekirdek hükmünde ve beşer mukadderatının programı nev'inden olması cihetiyle Leyle-i Kadrin kudsiyetinde" olması bu manalara dayanmaktadır.2Kur'ân'ın bu gecede indirilmesi meselesine ise şöyle bir açıklama getirilmektedir:Berat gecesi, Kuran-ı Kerimin Levh-i Mahfuzdan dünya semasına toptan indirildiği gecedir. Buna inzal denir. Kadir gecesinde ise Peygamberimize ilk kez ve parça parça indirilmeye başlanmıştır. Buna da tenzil denir.&lt;br /&gt;&lt;a name="link3"&gt;Berat Gecesinin özellikleri&lt;/a&gt;Tefsirlerde bu gece ile ilgili olarak şu şekilde izahlar yer almaktadır: Vergi ödendiği zaman nasıl ki vergi borçlusuna borcundan kurtulduğunu gösteren bir belge veriliyorsa, Allah Azze ve Celle de Berat Gecesinde mü'min kullarına berat yazar. Zaten bu gecenin dört adı vardır: "Mübarek Gece", "Berae Gecesi", "Sakk Gecesi. Belge ve senet. (Allah Teala bu gece mü'min kullarına beraet yazar)", "Rahmet Gecesi.""Berat, beraet" kelimesi "el-berâe" kelimesinin Türkçedeki kullanılış şeklidir. Beri olmak, aklanmak, temiz ve suçsuz çıkmak demektir."Berâet" iki şey arasında ilişki olmaması, kişinin bir yükümlülükten kurtulması veya yükümlülüğünün bulunmaması anlamına gelmektedir. Mü'minlerin bu gece günah yüklerinden kurtulup İlâhî bağışa ermeleri umulduğu için de Berat Gecesi denmiştir.Bir kısım âlimlerin, kıblenin Kudüs'teki Mescid-i Aksâ'dan Mekke'deki Kabe istikametine çevrilmesinin Hicretin ikinci yılında Berat Gecesinde gerçekleştiğini kabul etmeleri de geceye ayrı bir önem kazandırmaktadır.3Berat Gecesinin beş ayrı özelliği vardır.1. Bütün hikmetli işlerin ayırımına başlanması.2. Bu gecede yapılacak ibadetlerin diğer vakitlere nispetle kat kat sevaplı olması.3. İlâhi rahmetin bütün âlemi kuşatması.4. Allah'ın af ve bağışlamasının coşması.5. Peygamberimize tam bir şefaat yetkisinin verilmiş olması.Bir rivayette bildirildiğine göre Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam Şâban'ın onüçüncü gecesi ümmeti hakkında şefaat niyaz etti, üçte biri verildi. Ondördüncü gecesi niyaz etti üçte ikisi verildi. Onbeşinci gecesi niyaz etti, hepsi verildi. Ancak Allah'tan devenin kaçması gibi kaçanlar başka...Zemzem kuyusunun bu gecede açık bir şekilde coşup çoğalması da bu manaları kuvvetlendiren kutsal bir işaret olarak yorumlanmaktadır.4&lt;br /&gt;Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde Berat Gecesinin feyiz ve bereketini çeşitli şekillerde nazara vermektedir."Şâban'ın 15. gecesi geldiğinde geceyi uyanık ibadetle, gündüzü de oruçlu olarak geçirin. O gece güneş battıktan sonra Allah rahmetiyle dünya semasına tecelli eder ve şöyle seslenir:"İstiğfar eden yok mu, affedeyim ve bağışlayayım. "Rızık isteyen yok mu, hemen rızık vereyim."Başına bir musibet gelen yok mu, hemen sağlık ve afiyet vereyim."Böylece tan yerinin ağarmasına kadar bu şekilde devam eder."sÇünkü o gece İlâhi rahmet coşmuştur. Berat Gecesi beşer mukadderatının programı çizilirken insanlara verilen eşsiz bir fırsattır. Bu fırsatı değerlendirip günahlarını affettirebilen, gönlünden geçirdiklerini bütün samimiyetiyle Cenab-ı Hakka iletip isteklerini Ondan talep eden ve belalardan Ona sığınan bir insan ne kadar bahtiyardır. Buna karşılık, her tarafı kuşatan rahmet tecellisinden istifade edemeyen bir insan ne kadar bedbahttır.&lt;br /&gt;&lt;a name="link4"&gt;Bu gece af dışı kalanlar&lt;/a&gt;Peygamber Efendimiz bu gecede af dışı kalanları şu hadisleri ile bildirmektedir:"Muhakkak ki, Allah Azze ve Celle Şâban'ın onbeşinci gecesinde rahmetiyle yetişip herşeyi kuşatır. Bütün mahlukatına mağfiret eder. Yalnızca müşrikler ve kalbleri düşmanlık hissiyle dolu olup insanlarla zıtlaşmaktan başka bir şey düşünmeyenler müstesna."6 "Yüce Allah bu gece bütün Müslümanlara mağfiret buyurur, ancak kâhin, sihirbaz yahut müşahin (çok kin güden) veya içkiye düşkün olan veya ana babasını inciten yahut zinaya ısrarla devam eden müstesna."7"Allah Teâlâ Şâban'ın onbeşinci gecesi tecelli eder ve ana-babasına asi olanlarla Allah'a ortak koşanlar dışında kalan bütün kullarını bağışlar."8Üç aylara ayrı bir ruh ve mâna içinde giren Peygamber Efendimiz özellikle Şaban ayına özel bir özen gösterir, başka zamanlarda görülmemiş bir derecede ibadete ve âhiret işlerine yönelirdi. Bu ayın çoğu günlerini oruçlu geçirirken, geceleri de diğer gecelerden çok farklı bir şekilde ihya ederdiBir Berat Gecesinde uyanıp da Resulullah Aleyhissalâtü Vesselamı yanında bulamayan Hz. Âişe kalkarak Efendimizi aramaya başladı. Sonunda Peygamberimizi Cennetü'1-Bakî mezarlığında başını semaya kaldırmış halde buldu.Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam mübarek hanımına Berat Gecesinin faziletini şöyle anlattı:"Muhakkak ki, Allah Teâlâ Şâban'ın onbeşinci gecesinde dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve Benî Kelb Kabilesinin koyunlarının kılları sayısınca insanları mağfiret eder."5&lt;br /&gt;Bütün mahlukatına mağfiret eder. Yalnızca müşrikler ve kalbleri düşmanlık hissiyle dolu olup insanlarla zıtlaşmaktan başka bir şey düşünmeyenler müstesna."6 "Yüce Allah bu gece bütün Müslümanlara mağfiret buyurur, ancak kâhin, sihirbaz yahut müşahin (çok kin güden) veya içkiye düşkün olan veya ana babasını inciten yahut zinaya ısrarla devam eden müstesna."7"Allah Teâlâ Şâban'ın onbeşinci gecesi tecelli eder ve ana-babasına asi olanlarla Allah'a ortak koşanlar dışında kalan bütün kullarını bağışlar."8Üç aylara ayrı bir ruh ve mâna içinde giren Peygamber Efendimiz özellikle Şaban ayına özel bir özen gösterir, başka zamanlarda görülmemiş bir derecede ibadete ve âhiret işlerine yönelirdi. Bu ayın çoğu günlerini oruçlu geçirirken, geceleri de diğer gecelerden çok farklı bir şekilde ihya ederdiBir Berat Gecesinde uyanıp da Resulullah Aleyhis-salâtü Vesselamı yanında bulamayan Hz. Âişe kalkarak Efendimizi aramaya başladı. Sonunda Peygamberimizi Cennetü'1-Bakî mezarlığında başını semaya kaldırmış halde buldu.Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam mübarek hanımına Berat Gecesinin faziletini şöyle anlattı:"Muhakkak ki, Allah Teâlâ Şâban'ın onbeşinci gecesinde dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve Benî Kelb Kabilesinin koyunlarının kılları sayısınca insanları mağfiret eder."9&lt;br /&gt;İşlenen sevaplı amellerin değeri başka zamanlarda on ise, Berat Kandilinde yirmi bindir. Meselâ başka zamanlarda okuduğumuz bir tek Kur'ân harfine on sevap veriliyorsa, bu gecede her bir harfine yirmi bin sevap verilmektedir.&lt;br /&gt;Bu bakımdan tam bir ihlâsla çalışıp ihyasına gayret gösterebildiğimiz takdirde Berat Kandili elli bin senelik bir ibadet hayatının sevabını bir gece içinde bize kazandırabilir."Onun için elden geldiği kadar Kur'ân ve istiğfar ve salavatla meşgul olmak büyük bir kârdır."10&lt;br /&gt;Tek kişinin çalışma ve kazanma gücü maddi hayatta olduğu gibi manevi hayatta da sınırlıdır diyorsak, bunun çaresi vardır. Aynı gayeyi paylaşan ve dünyada aynı maksatla yaşayan mü'min kardeşlerimizle birlikte teşkil ettiğimiz manevi şirket; bize hesabından âciz kalacağımız sonsuz bir manevi serveti kazandırabilir. Üstelik maddi kazançlarda kâr, ortaklar arasında bölünerek küçüldüğü halde mânevi kârda böyle bir şey kesinlikle söz konusu değildir. Çünkü manevi faaliyetler nurludur. Nur ise maddi eşya gibi küçülmez ve bölünmez.&lt;br /&gt;&lt;a name="link5"&gt;Berat Gecesi ibadeti&lt;/a&gt;Gecenin manevi değeri dolayısıyla namaz, Kur'ân tilaveti, zikir, teşbih ve istiğfarla geçirilmesi, bu gece vesilesiyle muhtaçlara yardım ve benzeri hayırlı amellere özel bir önem verilmesi müstehaptır.&lt;br /&gt;İşlenen sevaplı amellerin değeri başka zamanlarda on ise, Berat Kandilinde yirmi bindir. Meselâ başka zamanlarda okuduğumuz bir tek Kur'ân harfine on sevap veriliyorsa, bu gecede her bir harfine yirmi bin sevap verilmektedir&lt;br /&gt;Bu bakımdan tam bir ihlâsla çalışıp ihyasına gayret gösterebildiğimiz takdirde Berat Kandili elli bin senelik bir ibadet hayatının sevabını bir gece içinde bize kazandırabilir."Onun için elden geldiği kadar Kur'ân ve istiğfar ve salavatla meşgul olmak büyük bir kârdır."10&lt;br /&gt;Tek kişinin çalışma ve kazanma gücü maddi hayatta olduğu gibi manevi hayatta da sınırlıdır diyorsak, bunun çaresi vardır. Aynı gayeyi paylaşan ve dünyada aynı maksatla yaşayan mü'min kardeşlerimizle birlikte teşkil ettiğimiz manevi şirket; bize hesabından âciz kalacağımız sonsuz bir manevi serveti kazandırabilir. Üstelik maddi kazançlarda kâr, ortaklar arasında bölünerek küçüldüğü halde mânevi kârda böyle bir şey kesinlikle söz konusu değildir. Çünkü manevi faaliyetler nurludur. Nur ise maddi eşya gibi küçülmez ve bölünmez.&lt;br /&gt;İmam-ı Gazali Hazretleri el-İhyâ'da, Berat Gecesinde yüz rekât namaz kılınması hakkında bir rivayete yer verse de, hadis âlimleri bu namazın sünnette yerinin olmadığını, böyle bir namazın Hicretten 400 sene sonra Kudüs'te kılınmış olduğu tesbitinde bulunurlar. Hatta İmam Nevevi böyle bir namazın sünnette bulunmadığı için bid'at bile olduğunu ifade eder.&lt;br /&gt;Bunun yerine kaza namazının kılınması daha isabetli olacaktır. Bununla beraber kılındığı takdirde de sevabının olmadığı anlamına gelmez.Çünkü ibadet alışkanlıklarının iyice azaldığı zamanımızda insanların bu vesileyle namaza yönelmelerini hoşgörü ile karşılamak faydalı olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;a name="link6"&gt;Berat Gecesi Duası&lt;/a&gt;Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam bu gece Rabbine şöyle dua etmiştir:"Allahım, azabından affına, gazabından rızana sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamd etmekten âcizim. Sen Kendini sena ettiğin gibi yücesin."11&lt;br /&gt;Berat DuasıBazı mâna büyüklerinin de şöyle bir duası vardır:"Allahım, şayet ismimi saîdler defterine yazdıysan, orada sabit kıl. Şayet ismimi şakiler defterine yazdıysan oradan sil. Çünkü Sen buyurdun ki, 'Allah dilediğinisiler yok eder, dilediğini de sabit bırakır, Levh-i Mahfuz Onun katındadır."12Bu idrak ve şuur içinde ihya edeceğimiz Berat Gecesinin hepimiz için hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Haktan niyaz edelim.&lt;br /&gt;&lt;a name="link7"&gt;Berat Gecesi Namazı -I&lt;/a&gt;Şaban ayının on beşinci gecesi kılınacak olan namaz ; yüz rekattır. Bu namazın her rekatında, Fatihadan sonra on kere ihlas süresi okunur. Yüz rekat kılan kişi bin defa ihlas süresini okumuş olur.Bu namaza hayır namazı da denmiştir. Geçmiş büyükler bu namazı toplu halde cemaatle de kılmışlardır. Bu namazın çok fazileti olduğu gibi, hesaplanama-yacak kadarda çok sevabı vardır.&lt;br /&gt;Hasan-ı Basri Rahmetullahı Aleyh'den gelen rivayete göre: "Otuz sahabeden dinledim, bu namaz için şöyle dediler: "Her kim bu namazı, berat gecesi kılar ise. Allah-u Teala'nın yetmiş rahmet nazarı ona ulaşır. Her nazarda, kendisinin yetmiş ihtiyacı yerine gelir. Bunların en küçüğü, Allah-u Teala'nın mağfiretidir.&lt;br /&gt;Berat Gecesi Namazı -IIBerat gecesi kılınan namazlardan biride iki rekat olarak kılınır.Birinci rekatta Fatiha okunduktan sonra kısa bir sure okunarak rükuya gidilir. Rükudan doğrulur ve secdeye gidilir. Secdede uzun sure kalınır, bu konuda belli bir tahdit yoktur, ne kadar dayanabilirsen.İkinci rekatta da aynı şekilde Fatihadan sonra kısa bir sure okunur. İlk rekatta olduğu gibi secdeye gidildiğinde yine uzun sure secdede kalınır. Gücünüzün yettiği kadar. Secdeden kalkılır tahiyatta okunacaklar okunur ve selam verilir. Selam ile birlikte eller dua için alemlerin Rabbine kalkar...Bu namaz hakkında Hz. Aişe Radıyallahu An-hum'a validemiz, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir.-"Ya Aişe, bu gecenin nasıl bir gece olduğunu bilir misin? Bende-"En iyisini, Allah ve Resulü bilir." Dedim. Şöyle buyurdu:-"Bu gece şaban ayının yarısıdır. Dünya işleri ve kulların işleri bu gece Yüce Hakka arz edilir. Bu gece cehennemden azat edilenlerin sayısı; kelb kabilesinin koyunları sayısı kadardır. Bu gece bana izin verir misin"?-"Olur" dedim. Kalkıp namaza durdu. Ayakta durması hafif oldu. Fatiha suresini okudu; sonra da küçük bir sure okudu. Gecenin yarısına kadar secdede kaldı. Daha sonra ikinci rekata kaktı. Ayakta iken, birinci rekatta okuduğu kadar bir şey okudu. Sonra yine secdeye vardı. Bu secdede dahi, tan yeri ağarıncaya kadar kaldı. Secdede o kadar kaldı ki, bunun için Yüce Allah ruhunu aldı sandım. Bana gelmesi uzayınca, kendisine yaklaştım. Hatta ayaklarına elimi sürdüm. Hareket ettiğini görünce rahatladım. Secdesinde şöyle dediğini işittim:"Azabından affına sığınırım. Dargınlığından rızana sığınırım. Senden sana sığınırım. Şanın yücedir. Sen kendi zatını övdüğün gibi, seni övemem..."Sonra kendisine sordum: "Ya resulullah, bu gece secdende bir şeyler okuduğunu duydum. Bunları daha önce okuduğunu hiç duymamıştım. Böyle demem üzerine, bana sordu: "Sen onları öğrenebildin mi"? Bu sorusuna karşılık: "Evet" deyince, şöyle buyurdu:"Onları hem sen öğren, hem de başkalarına öğret."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynaklar1 Hülâsâtü'l-Beyân. 13:5251.2 Şualar, s,426.3 TDİ."Berat" maddesi.4 Hak Dini Kur an Dili, 5:42955 İbni Mâce, İkame, 191.7 et-Tergîb ve't-Terhib, 2:118.8 İbni Mace, İkametü's-Salât, 191; Tirmizî, Savm, 38.9 Tirmizî, Savm:39.10 Şualar, s.426.11 et-Tergib ve't-Terhîb, 2:.119, 120.12 Ra’d Suresi, 39; Mecmuatü’l-Ahzab, 1:597.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehmet Paksu, Mübarek Aylar, Günler ve Geceler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;berat kandili,Sefer Ayı,muharrem ayı,aşure günü,dinkültürü ve ahlak bilgisi,islamiyet,fıkıh,hadis,sure,dua,müslümanlık,&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5336202385623131189-2920098847198114970?l=dkvab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dkvab.blogspot.com/feeds/2920098847198114970/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5336202385623131189&amp;postID=2920098847198114970' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/2920098847198114970'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/2920098847198114970'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dkvab.blogspot.com/2007/12/berat-kandili.html' title='Berat Kandili'/><author><name>Emre &amp;amp; Erdi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5336202385623131189.post-7072717937226002876</id><published>2007-12-31T10:33:00.000+02:00</published><updated>2007-12-31T12:18:17.202+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dkvab'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Recep Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mevlid kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ramazan bayramı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ramazan Müjdesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Safer Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dinkültürü ve ahlakbilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kuran oku'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islamiyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kutlu doğum'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='muharrem ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şevval Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kadir Gecesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müslümanlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Regaib Kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mezhepler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dinkültürü ve ahlak bilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Üç aylar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dualar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islamın şartları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='din kültürü ve ahlak bilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşure günü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sure'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mairaç kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hanifilik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dua'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fıkıh'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='berat kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kurban bayramı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hadis'/><title type='text'>Miraç Kandili</title><content type='html'>&lt;a name="b1"&gt;MİRAÇ&lt;/a&gt; KANDİLİFeyiz ve bereketin coştuğu mübarek gecelerimizden biri de Miraç Gecesidir. Miraç bir yükseliştir, bütün süfli duygulardan, beşeri hislerden ter temiz bir kulluğa, en yüce mertebeye terakki ediştir. Resulullahın (a.s.m.) şahsında insanlığın önüne açılmış sınırsız bir terakki ufkudur.Bu ulvi seyahat, mucizelerin en büyüğüdür. Miraç mucizesi Kur'ân-ı Kerimde âyetlerle anlatılmış ve varlığı inkâr edilemeyecek bir şekilde ortaya konmuştur. Bu îlâhî yolculuğun ilk merhalesi olan Mescid-i Aksâya kadarki safha Kur'ân'da şöyle anlatılır:&lt;br /&gt;“Âyetlerimizden bir kısmını ona göstermek için kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan alıp çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya seyahat ettiren Allah, her türlü noksandan münezzehtir. Şüphesiz ki O her şeyi hakkıyla işiten, herşeyi hakkıyla görendir.” (İsra Suresi, 1)&lt;br /&gt;Miraçın ikinci merhalesi de Mescid-i Aksâdan başlayarak semânın bütün tabakalarından geçip tâ İlâhi huzura varmasıdır. Bu safha da Necm Sûresinde şöyle' anlatılır:&lt;br /&gt;“O ufkun en yukarısında idi. Sonra indi ve yaklaştı. Nihayet kendisine iki yay kadar, hatta daha da yakın oldu. Sonra da vahyolunacak şeyi Allah kuluna vahyetti. O’nun gördüğünü kalbi yalanlamadı. Şimdi O’nun gördüğü hakkında onunla mücadele mi edeceksiniz? And olsun ki onu bir kere daha hakiki suretinde gördü. Sidre-i Müntehâda gördü. Ki, onun yanında Me'vâ Cenneti vardır. O zaman Sidre'yi Allah'ın nuru kaplamıştı. Gözü ne şaştı, ne de başka bir şeye baktı. And olsun ki Rabbinin âyetlerinden en büyüklerini gördü.” (Necm Suresi, 7-18.)&lt;br /&gt;&lt;a name="b2"&gt;Miraç nasıl oldu?&lt;/a&gt;Miraç, Receb ayının 27. Gecesi Cenab-ı Hakkın daveti üzerine Cebrail Aleyhisselâmın rehberliğinde Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselamın Mescid-i Haramdan Mescid-i Aksâ'ya, oradan semaya, yüce âlemlere, İlâhî huzura yükselmesidir.Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam Mescid-i Haramdan (Mekke'den), Mescid-i Aksâ'ya (Kudüs'e) ata benzer beyaz bir Cennet bineği olan Burak ile geldi. Kudüs'e gelmeden yol üzerinde Hz. Musa'nın makamına uğradı, orada iki rekât namaz kıldı, daha sonra Mescid-i Aksâ'ya geldi. Orada bütün peygamberler kendisini karşıladı. Miraçını kutladılar. Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam burada peygamberlere iki rekat namaz kıldırdı, bir hutbe okudu.Bir rivayette Hz. İsa'nın doğduğu yer olan Betlaham'a uğradı, orada da iki rekât namaz kıldı. Ve bugün Kubbetü's-Sahra'nın bulunduğu yerden Muallak Taşının üzerinden Miraça yükseldi.Semanın bütün tabakalarına uğradı. Sırasıyla yedi sema tabakalarında bulunan Hz. Adem, Hz. Yahya ve Hz. Îsa, Hz. Yusuf, Hz. İdris, Hz. Harun, Hz. Musa ve Hz. İbrahim gibi peygamberlerle görüştü, Onlar kendisine “Hoş geldin” dediler, tebrik ettiler.Bundan Sonra Hz. Cebrail ile birlikte imkân ile vü-cub ortası (kâinatın bittiği yer) Sidretü'l-müntehâ'ya geldiler. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam orada ikisi gizli, ikisi açıktan akan (Nil, Fırat) dört nehir gördü. Sonra hergün yetmiş meleğin ziyaret ettiği Beytü'l-Ma'mur'u ziyaret etti.Hz. Cebrail'in buradan öteye gitmesi mümkün değildi. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam bundan sonra Refref adında bir vasıta ile zaman ve mekândan münezzeh (uzak) olan Cenab-ı Hakkın cemaliyle müşerref oldu.Süleyman Çelebi'nin dediği gibi “Aşikâre gördü Rabbü'l-izzeti/Âhirette öyle görür ümmeti” İnşaallah...&lt;br /&gt;Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam Rabbinin huzurundan döndükten sonra Hz. Musa ile karşılaştı., “Allah ümmetine neyi farz kıldı?” diye sorunca, Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam “50 vakit namaz” buyurdu.Hz. Musa'nın, “Rabbine dön, azaltması için Rabbinden niyazda bulun, ümmetin buna güç yetiremez” demesi üzerine, Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam, beş sefer Cenab-ı Hakka niyazda bulundu, her seferinde 10 vakit indi, sonunda beş vakitte karar kıldı.Daha sonra Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam Hz. Cebrail'in rehberliğinde Cenneti, Cehennemi, âhiret menzillerini ve bütün âlemleri gezdi, gördü, Mekke'ye döndü.Sabah olunca Kabe'nin yanında Mekkelilere Miraçı anlattı. Onlar Peygamberimizden delil istediler. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam de onlara yolda gördüğü kafilelerinden haber verdi. Kureyşliler hemen kafileleri karşılamak için Mekke dışına çıktılar. Gelenleri aynen Peygamberimizin Aleyhissalâtü Vesselam haber verdiği gibi gördüler, ama iman nasip olmadı.Ama yine de Peygamberimizden üst üste Miraça çıktığına dair delil istediler. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam Kudüs'e, Mescid-i Aksâ'ya uğradığını anlatınca Kureyşliler, “Bir ayda gidilebilen Bir yere Muhammed nasıl bir gecede gidip gelebilir?” diye itiraz ettiler, ardından da Mescid-i Aksâ'yı görmüş olanlar, “Mescid-i Aksâ'yı bize anlatır mısın?” diye Peygamberimize soru yönelttiler.&lt;br /&gt;Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam şöyle anlattı:“Onların yalanlamalarından ve sorularından çok sıkıldım. Hatta o ana kadar öyle bir sıkıntı hiç çekmemiştim. Derken Cenab-ı Hak birden Beytü'l-Makdis'i bana gösterdi. Ben de ona bakarak her şeyi birer birer tarif ettim. Hatta bana, ‘Beytü'l-Makdis'in kaç kapısı var?’ diye sordular. Halbuki ben onun kapılarını saymamıştım. Beytü'l-Makdis karşımda görününce ona bakmaya ve kapılarını teker teker saymaya ve anlatmaya başladım.”Bunun üzerine müşrikler:“Vallahi dos doğru tarif ettin” dediler, ama yine de iman etmediler.O esnada Hz. Ebû Bekir çıkageldi, müşrikler durumu ona haber verdiler. Hz. Ebû Bekir, “Eğer bu sözleri ondan duymuşsanız seksiz şüphesiz doğrudur” diyerek hemen tasdik etti ve bundan sonra Hz. Ebû Bekir “Sıddîk, tereddütsüz inanan” ünvanını aldı.&lt;br /&gt;&lt;a name="b3"&gt;Peygamberimiz neden mirac’a çıktı?&lt;/a&gt;Bir padişahın iki türlü konuşması vardır. Biri, bir vatandaşla telefon ederek küçük bir meseleyi görüşmesi. Diğeri de devlet başkanı, halifelik yönü ve milletin idarecisi olarak, emirlerini her tarafa duyurmak için özel bir elçisi ile konuşması, sohbet etmesi, onun aracılığı ile ferman yayınlamasıdır.Bu örnekte olduğu gibi Cenab-ı Hakkın da kulları ile iki tarzda muhatap olması vardır. Biri, özel ve cüz'i, diğeri de geniş ve genel mahiyette bir konuşması. Cenab-ı Hakkın bazı velilerle özel ve cüz'i anlamda ilham etmesi birinciye örnektir.Ama Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam bütün velayet mertebelerinin üstünde bir büyüklük ve yücelikte, kâinatın Rabbi, bütün varlıkların Yaratıcısı olarak Cenab-ı Hakkın sohbetine müşerref olması ise ikinci ve mükemmel olanına misaldir.Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam elçiliği iki taraflıdır. Birisi halktan Hakka, diğeri de Haktan halka. Birisi mi'râcin bâtıni tarafı olan velayet yönüdür, diğeri de zahiri tarafı olan risalet yönüdür.Yani Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam bizi temsilen Cenab-ı Hakkın huzuruna çıktı, başta insanlar olmak üzere bütün varlıkların ibadet, kulluk, tesbih ve zikirlerini toplu olarak (askerin komutana tekmil vermesi gibi) arz etti. Bu yönüyle Miraç halktan, insanlardan, varlıklardan Hakka bir gidiştir. Diğeri de Cenab-ı Hakkın biz kullarından istediklerini, emir ve yasaklarını Resul olarak getirmiştir. İbadetlerin özü ve esası olan beş vakit namazı Miraç hediyesi olarak getirmesi gibi...&lt;br /&gt;&lt;a name="b4"&gt;Peygamberimiz, Allah ile nasıl görüşebilir?&lt;/a&gt;Soru: “Bize herşeyden daha yakın olan Cenab-ı Hakka binlerce senelik mesafeyi aşarak yetmiş bin perdeyi geçtikten sonra Rabbiyle görüşmesi ne demektir?”&lt;br /&gt;Cenab-ı Hak herşeye herşeyden daha yakındır, fakat herşey O’ na sonsuz şekilde uzaktır.Meselâ, güneşin insan gibi aklı olsa da bizimle konuşacak olsa, elimizdeki ayna aracılığıyla bizimle konuşabilir.Diğer taraftan biz bir çeşit ayna olan gözümüzle güneşe yaklaşabiliyoruz. Oysa güneş bize 150 milyon km. uzaklıkta bulunuyor, hiçbir şekilde ona yanaşamayız. Güneşe bir derece yaklaşmak için ancak Ay kadar büyümek lazım. Bu da mümkün değildir.Bu misalde olduğu gibi, gerçek anlamda Cenab-ı Hak herşeye yakındır, ama herşey ona sonsuz derece uzaktır. Ancak Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam, Cenab-ı Hakkın lütfuyla bir anda binlerce perdeyi geçerek Miraça yükselmiş; bütün manevi mertebeleri aşarak huzura varmıştır.&lt;br /&gt;&lt;a name="b5"&gt;Bir insan nasıl göklere çıkabilir?&lt;/a&gt;Soru: “Bunun bir örneği var mıdır? Bir uçak ancak 10-15 bin metre yukarı çıkabiliyor, bir uzay gemisi ancak Ay'a ve Venüs'e ulaşabiliyor. Bir insan birkaç dakika gibi kısa bir sürede milyonlarca metre uzaklara nasıl gidip gelebilir?”Yerküremiz, yani Dünya bir yılda yaklaşık 188 saatlik bir mesafeyi bir dakikada döner, yirmi beş bin senelik mesafeyi bir senede alır. Bu muazzam hareketi ona yaptıran ve bir sapan taşı gibi döndüren bir Kudret, bir insanı Arş-ı Âlâya getiremez mi? Güneşin çevresinde o ağır cisim olan dünyayı gezdiren bir hikmet bir insan bedenini şimşek gibi Rahman'ın Arşına çıkaramaz mı?&lt;br /&gt;&lt;a name="b6"&gt;Peygamberimiz sadece ruhuyla gitse olmaz mıydı?&lt;/a&gt;Soru: "Öyleyse ise neden Miraça çıktı? Ne lüzumu var? Evliya gibi ruhu ve kalbi ile gitse yetmez miydi?"Cenab-ı Hak görünen ve görünmeyen âlemlerdeki güzellikleri göstermek için, kâinat fabrikasını ve merkezini gezdirmek, insanlığın amel ve ibadetlerinin âhiretteki neticesini göstermek için Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselamı oralara davet etmesi gayet makuldür. Sadece ruhu ve kalbi ile değil, bu seyahate bedeninin de iştirak etmesi gerekir.Görünen âlemin anahtarı olan gözünü, işitilen âlemin anahtarı olan kulağını Arşa kadar birlikte alması gerektiği gibi, ruhunun sayısız görevlerini üstlenen âlet ve makinesi hükmünde olan mübarek bedenini Arşa kadar çıkarması akıl ve hikmet gereğidir.Zaten Cenab-ı Hak Cennette bedeni ruha arkadaş ediyor. Çünkü pekçok kulluk görevine ve sınırsız lezzetlere ve acılara beden kaynaklık etmektedir.Öyle ise bu mübarek beden ruha arkadaşlık edecektir. Cennette ruh bedenle birlikte olacaksa Cennetü'1-Me'vâ'nın gövdesi olan Sidretü'l-Müntehaya Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselamın zatının arkadaşlık etmesi hikmetin tâ kendisidir.Peygamberimiz Miraça sadece ruhen çıkmış olsaydı, zaten mucize olmazdı. Çünkü her veli ruhen ve kalben o âlemlere çıkabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;a name="b7"&gt;Peygamberimiz kısa zamanda nasıl gidip geldi?&lt;/a&gt;Soru: "Birkaç dakikada binlerce yıllık mesafeye gidip gelmek aklen mümkün müdür?"Cenab-ı Hakkın sanatında hareket ve hızın derecesi farklı farklıdır. Sesin hızı ile ışığın hızı, elektriğin hızı, hatta ruhun ve hayalin hızı birbirinden bütünüyle farklıdır. Gezegenlerin hızları da birbirinden farklıdır. Meselâ ışığın hızı 300.000 km/sn iken sesin hızı 360 km/sn'dır.Acaba Peygamberimizin lâtif bedeninin yüce ruhuna tabi olması, ruh hızında hareketi nasıl akla ters gelebilir?Yine bir insan on dakika uyusa bazı olur ki, bir yıllık iş görebilir. Hatta bir dakikada insanın gördüğü rüyayı, rüyada işittiği sözleri, konuştuğu kelimeleri toplansa uyanıkken bir gün, belki daha fazla bir zaman gerekir.Demek ki bir zaman dilimi iki kişiye göre değişebiliyor, birisine bir gün, diğerine de bir yıl hükmüne geçebilir.İşte Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam, Burak'a binerek şimşek gibi bütün kâinatı gezip İlâhi huzura çıkıp Rabbiyle sohbet şerefine ermiş, Onun cemalini görmüş, emirlerini alıp dönüp gelmiştir.&lt;br /&gt;&lt;a name="b8"&gt;Miraçın benzeri bir olay var mıdır?&lt;/a&gt;Soru: "Peygamberimizin Miraça çıkması mümkündür. Fakat her mümkün gerçekleşmiyor. Bunun bir benzeri var mı ki kabul edelim?"&lt;br /&gt;Miraçın çok örnekleri vardır:Bir insan, gözüyle bir saniyede Neptün gezegenine çıkabilir.Bir bilim adamı, astronomi kanunlarına binerek tâ yıldızların arkasına bir dakikada gidebilir.İman sahibi her insan, namazın hareketlerine düşüncesini bindirerek bir çeşit Miraçla kâinata arkasına alarak İlâhî huzura girebilir.Kalb gözü açık bir veli, İlâhî sırlara kırk günde ulaşabilir. Hattâ Abdülkadir Geylânî ve İmam-ı Rabbanî gibi bazı evliyanın bir dakikada Arş-ı Âlâya kadar ruhen çıktıkları bildiriliyor.Yine nurlu bir cisme sahip olan melekler bir anda yerden Arşa, Arştan yeryüzüne gidip geliyorlar.Cennette, Cennet ehli mü'minler, Cennet bahçelerine kısa bir zamanda çıkabiliyorlar.&lt;br /&gt;Bu kadar örnekler gösteriyor ki, bütün evliyanın sultanı, bütün mü'minlerin imamı, bütün Cennet ehlinin reisi ve bütün meleklerin makbulü olan Resul-i Ekrem Efendimizin bir anda Miraça çıkması, dönmesi, bütün yüce âlemleri gezip görmesi gayet makuldür ve şüphesizdir.&lt;br /&gt;&lt;a name="b9"&gt;Miraçla gelen hediyeler&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Birincisi: Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam bütün iman hakikatlerini gözleriyle gördü. Melekleri, Cenneti, âhireti, hattâ Cenab-ı Hakkın cemâlini gözleriyle müşahede etti. Sözlerinde ve vaadinde en küçük bir hilafı, aksi beyanı olmayan o yüce insan mü'min ruhlara manen şöyle diyordu: “Sizin inandığınız, melekleri, âhireti, Rabbinizin Nur cemâlini bizzat gördüm; bu iman esasları vardır, mevcuttur; tereddüt ve şüphe etmeyiniz.” Böylece mü'minler sonsuz bir imana ermenin saadetine kavuştular.&lt;br /&gt;İkincisi: İnsan herşeyi merak ediyor. Ayda hayat var mı, yok mu diye araştırıyor. Halbuki Ay O Ezelî Sultanın memleketinde ancak bir sinek kadar yer kaplıyor.&lt;br /&gt;Mü'minler merak ediyorlar. “Rabbimiz bizden ne istiyor? Acaba ne yaparsak Rabbimiz bizden razı olur? Bir yolunu bulsak da doğrudan doğruya Rabbimizle muhatap olsak, bizden ne istiyor, anlasaydık” derken, İki Cihan Serveri yetmiş bin perde arkasından ezel ve ebed Sultanının razı olacağı amelleri Miraç meyvesi olarak getirdi beşere hediye etti. Bu hediye başta namaz olmak üzere İslâmın diğer esasları ve ibadetleridir.&lt;br /&gt;Üçüncüsü: Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam ebedî saadet definesinin anahtarını alıp getirmiş, cinlere ve insanlara hediye etmiştir. Peygamber Efendimiz kendi gözüyle Cenneti görmüş, sonsuz saadetin varlığını müşahede etmiş ve bu büyük müjdeyi haber vermiştir. Öyle ki, bir adama idam edileceği anda affedilerek padişahın yakınında bir saray verilse ne kadar sevinir.Öyle de bütün cinler ve insanlar sayısınca toplu bir müjde olan bu sevinç ne kadar önemli ve değerlidir.&lt;br /&gt;Dördüncüsü: Peygamber Efendimiz Miraçta Cenab-ı Hakkın cemalini görme nimetini tattı. Bu manevi nimetin Cennette mü'minlere de nasip olacağı müjdesini verdi. “Ayın on dördünü nasıl açıkça gözünüzle görüyorsanız, Rabbinizi de öyle Cennette apaçık göreceksiniz” buyurarak bu ezelî müjdeyi bizlere hediye olarak getirdi.&lt;br /&gt;Beşincisi: İnsan kâinatın en kıymetli bir meyvesi ve Kâinat Sahibinin en nazlı bir sevgilisi olduğu Miraçla anlaşıldı. Kâinata nisbetle küçük bir varlık, zayıf bir canlı olan insan bu meyve ile öyle bir dereceye çıktı ki, bütün varlıklar üzerinde bir makam ve mevki kazandı. Çünkü rütbesiz bir askere, “Sen paşa oldun” dense ne kadar sevinir.Öyle de âciz, fani, devamlı ayrılık ve zeval tokadını yiyen biçare insana birden, "Sonsuz ve baki bir Cennette Rahman ve Rahîm olan Allah'ın rahmetine gireceksin" dendiğinde o insan ne kadar büyük bir mevki ve makama çıkar. Cennette hayal hızında, ruh genişliğinde, akıl akıcılığında, kalbin bütün arzularında Cenab-ı Hakkın ebedi mülkünde seyir ve seyahate erecektir. Cenab-ı Hakkın nur cemalini seyretme nimetini tadacaktır. Böyle bir insanın kalb ve ruhu ne kadar büyük bir sevince kavuşur değil mi? Miraçın bu meyvesi insanın en büyük arzu ve hedefidir. (Bediüzzaman Said Nursî, Sözler, 31. Söz.)&lt;br /&gt;&lt;a name="b10"&gt;Miraç Gecesi Namazı&lt;/a&gt;Miraç gecesi kılınacak namaz on iki rekattır. İki rekatte bir selam verilerek kılınacak olan namaz on iki rekat ile bitirilir. Her rekatte Fatihadan sonra on kere ihlas okunur. Kılınma zamanı yatsı namazı kılındıktan sonra, imsak vaktine kadar ki herhangi bir vakit olabilir. Bu oniki rekat namaz bittiği zaman selamdan sonra yüz defa :“Sübhanallahi vel hamdülillahi vela ilahe illallahü vallahü ekber vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyül azim” duası okunur. Ardından da yüz kere istiğfar yapılır.&lt;br /&gt;&lt;a name="b11"&gt;Miraç Gecesinin Gündüzünde Kılınacak Namaz&lt;/a&gt;Miraç gecesinin gündüzünde öğlen namazını kıldıktan sonra sonra dört rekat namaz kılınır. Bu namazın;birinci rekatında Fatiha’ dan sonra bir kere Felak suresi, ikinci rekattan sonra bir kere Nas suresi, üçüncü rekatta üç kere Kadr suresi, dördüncü rekatta elli kere İhlas suresi okunur.&lt;br /&gt;&lt;a name="b12"&gt;Kaynaklar:&lt;/a&gt;1. Bediüzzaman Said Nursi, Risale-i Nur Külliyatı, Sözler, 31. Söz 2. Mübarek Aylar Günler ve Geceler3. Üç Aylar İbadet Rehberi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sefer Ayı,muharrem ayı,aşure günü,dinkültürü ve ahlak bilgisi,islamiyet,fıkıh,hadis,sure,dua,müslümanlık,mairaç kandili&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5336202385623131189-7072717937226002876?l=dkvab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dkvab.blogspot.com/feeds/7072717937226002876/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5336202385623131189&amp;postID=7072717937226002876' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/7072717937226002876'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/7072717937226002876'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dkvab.blogspot.com/2007/12/mira-kandili.html' title='Miraç Kandili'/><author><name>Emre &amp;amp; Erdi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5336202385623131189.post-3999542210889577242</id><published>2007-12-31T10:29:00.000+02:00</published><updated>2007-12-31T12:18:17.210+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dkvab'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Recep Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mevlid kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ramazan bayramı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ramazan Müjdesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Safer Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dinkültürü ve ahlakbilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kuran oku'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islamiyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kutlu doğum'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='muharrem ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şevval Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kadir Gecesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müslümanlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Regaib Kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mezhepler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dinkültürü ve ahlak bilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Üç aylar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dualar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islamın şartları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='din kültürü ve ahlak bilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşure günü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sure'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mairaç kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hanifilik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dua'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fıkıh'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='berat kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kurban bayramı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hadis'/><title type='text'>Recep Ayı</title><content type='html'>&lt;a name="link1"&gt;Recep Ayının Fazileti&lt;/a&gt; (1)&lt;br /&gt;Receb, tazim ve saygı anlamına gelir, îslâm öncesi Araplar Receb ayına ayrı bir ehemmiyet verirler, saygı gösterir ve şanını yüceltirlerdi. Receb ayı gelince kılıçlar kınına sokulur, oklar torbalarına yerleştirilir, derin ve kanlı husumetlerin üzerine geçici de olsa bir sükûnet örtüsü çekilirdi. Artık o gürültülü ve korkunç çöller tatlı bir huzurun baharına dalar, her taraf bir güven ve selâmet sahasına dönerdi. Öyle ki, bu ayda bir kimse babasının katiline rastlasa bile başını kaldırıp kaşına bakmazdı. Bu aya "sağır ay" denilmesi de sükûnet mevsimi olmasındandır.&lt;br /&gt;Receb ayına sağır denmesinin bir başka anlamı da şöyle ifade edilir: Bu ayın bereketi hürmetine, bu ayda işlenen günah ve hataları manen bu ay duymamakta, mü'minlerin sadece ibadet ve sevaplarına şahitlik etmektedir. Böylece Cenab-ı Hak mü'min kullarının bu ayda işlemiş oldukları günahları bağışlamaktadır.&lt;br /&gt;İslâmiyet gelince de Receb ayına mahsus olan saygı devam ettirildi. Bilhassa Regaib ve Mi'rac gibi tecellilerle şereflendirildi.Resul-i Ekrem Efendimiz dualarında, “Allahım! Receb'i ve Şâban'ı hakkımızda hayırlı ve mübarek kıl, bizi Ramazan'a ulaştır” buyururlardı. (2)&lt;br /&gt;Receb'e, “recm ayı” da denir. Buna göre, mü'minlerin eziyet ve zahmet vermemesi için şeytanlar bu ayda taşlanır, kovulup uzaklaştırılır.Receb kelimesindeki “R” Allah'ın rahmetine, “C” Allah'ın cömertliğine ve yardımına, “B” ise Allah'ın birrine (iyilik ve ihsanına) işaret eder.Receb ayına “mutahhar” denmesinin sebebi, bu ayı oruçlu geçirenlerin günah ve hatalarından temizlenip paklanmasıdır. Receb ayının Peygamberler tarihinde ayrı bir yeri vardır. Meselâ, Nuh Aleyhisselâm ve kavmi Receb ayında gemiye binmiş ve tufandan kurtulmuşlardır.&lt;br /&gt;Receb ayı Hicrî ayların yedincisi ve Ramazan'dan iki ay öncesidir. Fazileti bakımından ayrı bir yeri vardır. Regaib ve Mi'rac gibi mübarek geceleri içinde bulundurması faziletini daha da arttırmaktadır. Ayrıca, Kur'ân'da haram ayları olarak geçen dört aydan birisi olması, Müslüman kalblerdeki yerini bir kat daha daha artırmıştır.&lt;br /&gt;Receb ayı, “üç aylar” olarak bilinen mübarek bir mevsimin ilk ayıdır. Bu aylara “çok sevaplı ibadet ayları” diyen Bediüzzaman, onların kazandırdıkları sevap ve mükâfatlar bakımından, mü'minlerin önünde nasıl bir kademeli yükseliş vesilesi olduklarına şöyle işaret eder:&lt;br /&gt;“Her hasenenin (ibadetin) sevabı başka vakitte on ise, Receb-i Şerifte yüzden geçer, Şâban-ı Muazzamada üç yüzden ziyade ve Ramazan-ı Mübarekte bine çıkar ve Cuma gecelerinde binlere ve Leyle-i Kadirde (Kadir Gecesinde) otuz bine çıkar.” (3)&lt;br /&gt;Buna göre Receb ayında işlenen ibadet, edilen iyilik, yapılan hizmetlerin manevî ecri ve sevabı bire yüz verilmektedir. Bunun için mü'minler bu aydaki nasiplerini arttırmak maksadıyla daha çok gayret sarf ederler. Hayır ve hasenata biraz daha ağırlık verirler.&lt;br /&gt;Bazı hikmet ehli âlimler Receb ayı hakkında şu yorumları getirmişlerdir:&lt;br /&gt;Receb eza ve cefâyı terk içindir, Şaban amel ve vefa içindir, Ramazan sıdk ve safa içindir.&lt;br /&gt;Receb tevbe ve pişmanlık ayıdır, Şaban muhabbet ayıdır, Ramazan kurbet (Allah'a yakınlık) ayıdır.&lt;br /&gt;Receb hürmet ayıdır, Şaban hizmet ayıdır, Ramazan nimet ayıdır.&lt;br /&gt;Receb ibadet ayıdır, Şaban dünyanın safasını terk etme ayıdır, Ramazan ibadetlerin mükafatını artıran aydır.&lt;br /&gt;Büyük tasavvuf ehli Zünnün Mısrî der ki:“Receb ekme ayıdır, Şaban sulama ayıdır, Ramazan derleyip toplama ayıdır. Herkes ne ekerse onu biçer, ne yaparsa cezasını çeker. Bir kimse ekimi bırakırsa, hasat zamanı ekmediğine pişman olur. Kıyamet gününde ise çok kötü duruma düşer.” (4)&lt;br /&gt;Receb ayının diğer aylardan farklı bir ibadeti de oruçtur. Mümkün mertebe bu ayda daha fazla oruç tutulmaya çalışılır. Ebû Davudta, hiç ara vermeden devamlı surette oruç tutan bir zâta Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselamın bazı tavsiyelerden sonra şöyle buyurduğu rivayet edilir:“Haram aylarından bazısını tut, bazısını bırak, haram aylarda tut ve bırak, haram aylarda tut ve bırak.” (5)&lt;br /&gt;Hadisin devamında ravî olan Şahabı şöyle demektedir:“Resulullah 'tut' dedikçe, üç parmağını yumdu, 'Bırak' deyince de üç parmağını bıraktı.” Böylece Peygamberimizin o zata, “Üç gün tut, üç gün ara ver” dediği anlaşılıyordu.&lt;br /&gt;Bilindiği gibi haram ayları, "Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Receb" aylarıdır.Receb ayında devamlı olarak bir ay boyu oruç tutmanın uygun görülmeyişinin sebebi, Receb ve Şaban aylarının Ramazan ayına benzemesinden kaçınılmasıdır. Çünkü hiç kesintisiz bir ay boyunca oruç tutmak sadece Ramazan ayına mahsustur. Hattâ Receb ayında bir ay süresince oruç tutmanın mendup bile olmadığını söyleyen İmam Gazâlî ve İbni Kayyim el-Cevzî gibi müçtehidler, Ramazan ayına benzememesi için diğer aylardan farklı olarak Receb ayında devamlı bir ay boyu oruç tutmayı mekruh görürler. (6)&lt;br /&gt;Diğer aylarda nasılsa, Receb ayında da ayın ortasında veya belli günlerinde, yahut üçer gün ara vermek suretiyle oruç tutulması tavsiye edilmektedir.Görüldüğü gibi Receb ayında tamamen oruçlu geçirme hususunda bir hadis ve rivayet yoktur. Üç ayları hiç ara vermeden tutmak sünnet ve müstehap da değildir, sadece sâlih zatların güzel bir âdetidir. Receb ayını tam olarak tutanlara “Tutma” denilmez, ama fıkhı olarak da hükmünü belirtmek gerekir.&lt;br /&gt;Bu arada Ramazan ayında bozmuş olduğu bir oruçtan dolayı kefaret orucu tutmak isteyenler için Receb ve Şaban ayı iyi bir fırsattır. Receb ayının birinci gününden itibaren hiç ara vermeden Şaban ayı da dahil olmak üzere iki ay üst üste oruç tutarsa tam bir kefaret borcunu ödemiş olur. Peşinden Ramazan ayının orucu da geleceğinden böylece üç ay boyu, bir gün dahi yemeden oruç tutmuş olur. Bu durumda oruç borcunu öderken aynı zamanda sevap hazinesini de doldurmuş ve geliştirmiş sayılır.&lt;br /&gt;Madem Receb ayı günahların affedildiği aydır. Bağışlanmanın yolunu ve istiğfarın nasıl yapıldığını bilmek gerekiyor. Rivayete göre şu istiğfar duasını Receb ayında yedi kere okuyan kimsenin günahları affolunmaktadır.&lt;br /&gt;“Estağfirullâhe'l-Azîme'llezî la ilahe illâ hû el-Hay-yü'1-Kayyûmu ve etûbü ileyh. Tevbete abdin zâlimin li-nefsihî lâ-yemlikü li-nefsihî mevten velâ hayâten velâ nüşûrâ.”&lt;br /&gt;Mânâsı: “Hayat sahibi olan, her şeyi idare edip ayakta tutan, kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan Allah'tan mağfiret dilerim. Kendi nefsine zulmetmiş kulun tevbesi gibi Ona tevbe ederim. Öyle bir kul ki, kendi nefsi adına ne ölüme, ne hayata ve ne de tekrar dirilmeye sahip değildir.” (7)&lt;br /&gt;Üç aylar birer dua ve niyaz mevsimidir. En güzel duaları başta sahabiler olmak üzere İslâm büyüklerinden öğreniyoruz. Hz. Ali'nin Receb ayında şu şekilde dua ettiği rivayet edillir:&lt;br /&gt;“Allahım, salat eyle Muhammed Aleyhissalâtü Vesselamın üzerine; hikmet yıldızları ve devamlı nimet ve ismet kaynağı ehl-i beytine.&lt;br /&gt;Allahım, beni her türlü kötülükten koru. Beni unutkan etme ve gaflet üzerinde bırakma. Sonumu da hasret ve pişmanlıkla bitirme. Benden razı ve hoşnut ol. Senin mağfiretin zalimler içindir, ben de nefsime zulmettim.&lt;br /&gt;Allahım, beni bağışla, beni bağışlamakla Sana bir zarar gelmez. Bana nimetlerini ihsan et, bana vermekle senin ihsanın azalmaz. Senin rahmetin geniş ve boldur. Hikmetlerin ise hoş ve güzeldir.&lt;br /&gt;Allahım, bana sıhhat ve afiyet ver. Güven ve huzur ihsan eyle. Şükür ve takvaya ulaştır.&lt;br /&gt;Allahım, Senden sabır ve doğruluk istiyorum. Bana işimde kolaylık ver. İşlerimi güçlükle gördürme. Aileme, çocuklarıma ve kardeşlerime iyilik ve ihsanda bulun. Onları mü'min ve Müslümanlardan kıl ve bu şekilde dünyadan ayrılmalarını nasip eyle.”&lt;br /&gt;Bazı Selef büyükleri de Receb ayı gecelerinde şöyle dua etmişler:&lt;br /&gt;“Allahım, Sana mahzun gönlümle, isteklerini kabul buyurduğun dostlarının duası ile niyaz ediyorum. Zatına eriştirdiğin ve Senin rızanı isteyenlerin dili ile Senden talep ediyorum. Umarım Senin ululuğundan, Seni bileyim ve kulluk edeyim.&lt;br /&gt;Yâ Rab, bu gecenin rahmet ve bereketinden sevap ve mükâfatından beni nasiptar et.&lt;br /&gt;Allahım, kullarından istediğine, istediğini verirsin, kim Seni onlara ikram etmekten alıkoyabilir? Ben fakir ve âciz bir kulum. Fazl ve kereminden nimetlerini ümit ediyorum. Sana sığınırım ve ancak Senden yardım dilerim&lt;br /&gt;Yüce Mevlam, bu gece kullarına çok rahmet ve bereketini döker, saçarsın. Allahım, Sana yalvaran dilleri, Sana kalkan elleri boş çevirme. İyilik ve yardımınla faydalandır bizi. Nimetlerinle donat hepimizi.&lt;br /&gt;Allahım, salât eyle Muhammed ve evladına, eşlerine ve dostlarına, bitip tükenmeyen rahmet ve bereketinle. Yâ Rabbe'l-Âlemin!”&lt;br /&gt;&lt;a name="link2"&gt;Recep Ayı İbadetleri&lt;/a&gt; (8)&lt;br /&gt;&lt;a name="link3"&gt;Recep Ayı Girdiğince Yapılacak Duâ&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Okunuşu: "Allahumme barik lena fi recebe ve şa'ban ve belliğna ramazan"Açıklaması:"Allah'ım! Recep ve Şaban aylarını bizim için mübarek kıl ve bizi Ramazan ayına ulaştır". Amin!..Üç ayların ilki olan recep ayı girdiğinde bu duayı sıkça yapalım, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu duayı yaparlardı ve ümmetinin de yapmasını istemiştir.&lt;br /&gt;&lt;a name="link4"&gt;Recep Ayı Orucu&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Abbad ibnu hanif anlatıyor: “Said İbnu Cübeyr Rahimehullah'a Recep ayındaki oruçtan sordum. Bana şu cevabi verdi.İbnu Abbas Radıyallahu Anhüma'yı dinledim, şöyle demişti:&lt;br /&gt;- Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz Recep ayında bazı yıllarda öyle oruç tutardı ki biz; galiba hiç yemeyecek (ayın her gününde tutacak) derdik, (bazı yıllarda da öyle) yerdi ki biz, galiba hiç tutmayacak derdik.” (9)&lt;br /&gt;Yukarıda ki hadisi şeriften anlaşıldığı üzere Recep ayında oruç tutmak pek faziletlidir. Çünkü Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem efendimiz bu ayda oruç tutmuştur. Bazı yıllarda tamamına yakınını oruçlu geçirmiş, bazı yıllarda da az bir kısmını oruçlu geçirmiştir.&lt;br /&gt;Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Recep ayı ve Recep ayında tutulacak oruç hakkında şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:&lt;br /&gt;-“Recep Allah'ın ayıdır; Şaban benim ayımdır, ramazan ise ümmetimin ayıdır". Recep ayının niçin Allah'ın ayı olduğu sorulduğunda: -"Çünkü bu ayda özellikle mağfiret boldur. Bu ayda, halkın kan dökmesine mani vardır. Bu ayda, Allah-ü Teala, Peygamberlerinin tövbelerini kabul buyurmuştur. Allah-ü Teala bu ayda, peygamberlerini düşmanlarından korumuştur. Birkimse, recep ayını oruçlu geçirirse, Alla-ü Teala üç şeyi onun için gerekli kılar. Şöyle ki:-Geçmiş günahlarının tümünü bağışlar.-Kalan ömrünün temiz geçmesini temin eder.-Büyük huzura çıkılan kıyamet gününün susuzluğundan da onu emin kılar.”;&lt;br /&gt;Resuhullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e sorarlar:“Ya Resulullah Recep ayının tümünü oruçlu geçirmeye gücüm yetmez.- O halde, ilkinden bir gün, ortasından bir gün, sonundan da bir gün tutarsın. Böyle ettiğinde ayın tümünü oruçlu geçirmiş olursun. Zira, yapılan iyilikler on misli sevap getirir". (10)&lt;br /&gt;Ashab'tan Mucibetü'l-Bahiliyle Radıyallahu Anh'dan: babası veya amcası, kabilesinin elçisi olarak Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e geldi ve gitti. Bir sene sonra kılık ve kıyafeti değişmiş olduğu halde peygamberimizin yanına geldi, ve:-“Ya Resulallah ! beni tamdınız mı?” dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem:- “Sen kimsin?” Diye sordu:- “Geçen sene huzurunuza gelen Bahili'yim” dedi.- “Neden bu kadar değiştin? Halbuki kılık kıyafetin düzgündü” dedi.- “Ya Resulullah! Senden ayrıldığım günden beri yemek yemedim; yalnız geceleri yedim.” Cevabını verdi. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Selem:- “Kendi kendine işkence yapmışsın. Sabır ayında (Ramazan) tamamıyla, diğer ayların her birinden birer gün oruç tut” buyurdu.- “Ya Resulullah, günün sayısını artır. Zira bundan fazla tutmağa gücüm yeter” dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem:-“O halde her aydan ikişer gün oruç tut” dedi.-“Biraz daha arttır ya Resulullah” dedi.-“Her aydan üç gün” dedi.-“Daha artır ya Resulullah” deyince,-“Recep, Zilka’de, Zilhicce, Muharrem aylarında üçer gün oruç tut, kalan günlerde iftar et.” Emrini üç defa tekrarladı ve üç parmağıyla işaret etti. Onları yumdu sonra bıraktı. (11)&lt;br /&gt;&lt;a name="link5"&gt;Recep Ayı Namazı&lt;/a&gt;Recep ayı içinde otuz rekat namaz kılınır. Bu otuz rekatın on rekatı Recep ayının ilk on günü içinde kılınır. İkinci on rekatı da ikinci on günü içinde kılınır. Üçüncü on rekatı da üçüncü on günü içinde kılınır. Her rekatta fatiha okunduktan sonra üç kere ihlas suresi okunur, ihlası okuduktan sonra da üç kere de Kâfirun suresi okunur. Bütün rekatlar bu şekilde okunarak tamamlanır. Bu namazın kılınma zamanı nafile namazların kılınacağı vakitlerdir. Belli bir vakti yoktur. (12)&lt;br /&gt;(1). Mehmet Paksu, Mübarek Aylar, Günler ve Geceler, Nesil Yayınları(2). Camiü's-Sağîr, 2:90; Râmuzu'l-Ehâdis, 532.(3). Şualar, s. 416.(4). Abdülkadir Geylânî, Üç Aylar ve Faziletleri. Haz: Mustafa Güner.(5). Ebû Dâvud, Savm: 54.(6). İhya, 1:237; Zâdü'I-Meâd, 2:64.(7). Mecmûatü'l-Ahzâb, 1:599.(8). Muhammed Yusuf, Üç Aylar İbadet Rehberi, Ekmel Yayımcılık(9). Buhari, Savm; Müslim, Sıyam 179,1157;Ebu Davud, Savm 55, 2430(10). Gunyet’üt Talibin, Abdulkadir Geylani(11). Riyazü’s-Salihin(12). Gunyet’üt Talibin, Abdulkadir Geylani&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Safer Ayı,muharrem ayı,aşure günü,dinkültürü ve ahlak bilgisi,islamiyet,fıkıh,hadis,sure,dua,müslümanlık,Recep Ayı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5336202385623131189-3999542210889577242?l=dkvab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dkvab.blogspot.com/feeds/3999542210889577242/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5336202385623131189&amp;postID=3999542210889577242' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/3999542210889577242'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/3999542210889577242'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dkvab.blogspot.com/2007/12/recep-ay_31.html' title='Recep Ayı'/><author><name>Emre &amp;amp; Erdi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5336202385623131189.post-6176866679263965989</id><published>2007-12-29T22:11:00.000+02:00</published><updated>2007-12-31T12:18:17.219+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dkvab'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Recep Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mevlid kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ramazan bayramı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ramazan Müjdesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Safer Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dinkültürü ve ahlakbilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kuran oku'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islamiyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kutlu doğum'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='muharrem ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şevval Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kadir Gecesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müslümanlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Regaib Kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mezhepler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dinkültürü ve ahlak bilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Üç aylar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dualar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islamın şartları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='din kültürü ve ahlak bilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşure günü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sure'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mairaç kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hanifilik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dua'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fıkıh'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='berat kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kurban bayramı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hadis'/><title type='text'>Safer Ayı (19 Şubat P.tesi 2007)</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Soru: Safer ayına girmiş bulunuyoruz. Safer ayı, bazı felâketlerin sıklaştığı bir zaman dilimi, binaenaleyh uğursuz bir ay olduğu söyleniyor. Bu hususta bir açıklama yapar mısınız? Cevab: Bismillâhirrahmânirrahîm. Safer, kameri ayların ikincisinin adıdır. Resmi vesikalarla hususî mektuplarda ve takvimlerde “Saferu’l-hayr” şeklinde yazılır ve (s) rumuzuyla gösterilirdi. Bilindiği gibi kamer (ay)ın doğuş ve batışına tabi olan ay hesabına “kamerî aylar” denilmektedir ki şunlardır: Muharrem, Safer, Rebîu’l-evvel, Rebîu’l-ahir, Cemaziye’l-evvel, Cemaziye’l-ahir, Receb, Şaban, Ramazan, Şevval, Zilkade ve Zilhicce. Bu hususta Cenâb-ı Hak şöyle buyurur: “Hakikatte ayların sayısı ALLAH katında, ALLAH’ın kitabında -ta gökler ve yeri yarattığı günden beri- on iki aydır. Onlardan dördü haram olanlardır. İşte bu, en doğru hesaptır. O halde bilhassa bunlarda, o haram aylarda nefislerinize zulmetmeyin. Bununla beraber müşrikler sizinle nasıl topyekûn harb ederlerse, siz de onlarla topyekûn harb ediniz. Bilin ki ALLAH, haramlardan, fenalıklardan sakınanlarla beraberdir.” (Tevbe Sûresi: 36) Ebû Bekre (R.A.)den rivayete göre, Veda haccında okuduğu hutbesinde: Takvim düzeni açısından zaman, ALLAH’ın gökleri ve yeri yarattığı gündeki ilk durumuna dönmüştür. Artık sene on iki aydır. Bunlardan dördü haram aylardır. Ve üçü peşi peşinedir ki, Zilkade, Zilhicce ve Muharremdir. Bir de Cemaziye’l-âhir ile Şaban arasında yer alan Müdar’in Receb’idir.” (Buhari, Tefsir (9) 8, Bed’ül’l-Halk: 2, Megazi: 77, Edahi: 5, Tevhid: 24, Müslim, Kasame: 29, Ebu Davud, Menasik: 67, Ahmet b. Hanbel, 4/37,73) buyuran Hz. Peygamber (S.A.V) Efendimiz haram ayların: “Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Receb” ayları olduğunu belirtmiştir. Araplar daha İslâmiyet gelmeden önce Haram ay denilen bu ayları kutsal tanır ve bu aylarda savaştan, yağmacılıktan kaçınırlardı. Çünkü müşrik de olsalar, inanç ve yaşantılarında “Hak Din”den kalıntılar vardı. Haram aylara hürmet, Kâbe’yi tavaf etmek ve hac yapmak gibi. Tabii bütün bunlar da tahrif edilerek, aslından uzaklaştırarak yapıyorlardı. Aslında bütün batıl dinler, hep “Hak Din”den uzaklaşma neticesinde oluşmuşlardır. Hiçbir batıl din, birileri tarafından kurulmamıştır. Bu bakımdan dinimizi, olduğu gibi dosdoğru öğrenmek ve yaşamak mecburiyetindeyiz. Araplar her yıl kendi adetlerine göre gelip hacceder, ALLAH’a iman ile putlara tapmayı birbirine karıştırıp içinden çıkılmaz garip bir inanç sistemi meydana getirirlerdi. Ama her şeye rağmen mal ve can güvenliği yoktu. Mekke’ye hac mevsiminde gelebilmek bile başlı başına bir problem idi. O yüzden kabile reisleri hac aylarından olan Zilkade ile Zilhicce’de bir de onu izleyen Muharrem’de savaşmayı kaldırırlar ve bu ayları hürmetli sayıp kesinlikle uyulmasında ısrarla dururlardı. Böylece uzak yerlerden hac için gelenler bu üç ayda hem ibadetlerini yerine getirirler, hem de güven içinde evlerine dönme imkanı bulurlardı.&lt;br /&gt;Cahiliyye devrinde, birbiri ile çarpışmaya ve talana alışmış olan Araplara fasılasız üç ay güvenlik ve sulh içinde yaşamak çok ağır geliyordu. Onun için Hz. İbrahim (A.S.) ve Hz. İsmail (A.S.)dan beri devam ede gelen bu tertibi canlarının istediği gibi bozmaya, mesela Muharrem ayındaki haramlığı Safer ayına çevirmeye, diğer haram ayları da ileri geri götürmeye başladılar ve hadis-i şeriflerde de belirtildiği üzere: “Muharrem ayını Safer diye isimlendirerek”, (Bak. Buhari, Hacc: 34, Menakıbu’l-ensar: 26, Müslim, Hacc: 198, Ebu Davud, hacc: 80) Muharrem’i haram ayı olmaktan çıkarıyorlar, haram ayındaki yasakları işliyorlardı. Böylece, Muharrem’in haramlığını Safer ayına tehir ediyorlardı. Maksatları ardarda gelen üç haram ayı ikiye indirmek, üçüncüyü bir ay geriye bırakmaktı. Çünkü üç ay üst üste, savaşmak, yağmalamak ve öldürmek gibi alışkanlıklardan uzak kalmak onlara zor geliyordu. Cenâb-ı Hak, Kur’an-ı Kerim’de: “Haram ayları ertelemek, sadece kâfirlikte ileri gitmektir. Çünkü onunla, kâfir olanlar saptırılır. ALLAH’ın haram kıldığının sayısını bozmak ve O’nun haram kıldığını helal kılmak için haram ayını bir yıl helal sayarlar, bir yıl da haram sayarlar. Böylece onların kötü işleri kendilerine güzel gösterilmiştir. ALLAH kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez.” (Tevbe Sûresi: 37) buyurarak, onların bu nesi’ tatbikatlarını “küfürde artış” olarak değerlendirmiştir. Bu hal hicretin 10. yılına kadar devam etti. Veda Haccında Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz ayların o sene tam yerini bulduğunu açıkladı. Binaenaleyh, Safer ayının uğursuzluğu hakkında söylenenlerin asıl menşei işte bu cahiliyye devri davranışlarıdır. Öyle ya! Bir adamın yurdunda ve ailesi yanında rahatça oturmasını ve dağda, bayırda serbestçe gezip-dolaşmasını değiştiren, şehirlileri gurbete çıkarıp bedevilerden bir kısmını savaşa gönderen, bir kısmını da sakınmaya, korunmaya, korkmaya mecbur eden bir ay; uğursuz sayılmaz da ne yapılır? İşte Arabistan çöllerinde meydana gelen bu hadiseler, Safer ayının “Saferu’l-hayr” diye vasıflandırılmasına rağmen uğursuz sayılmasına sebep olmuştur. (Geniş bilgi için bak. Mehmet Zeki Pakalın, Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, 3/89-90) Safer; ayrıca cahiliyye devri arablarının inandığı bir uğursuzluk çeşididir. Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz bunu reddetmiştir. Ebû Hureyre (R.A.)den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz: “Hastalığın, sahibinden bir başkasına kendi kendine sirâyeti yoktur, eşyâda uğursuzluk yoktur. Ükey ve baykuş ötmesinin te’sîri ve kötülüğü de yoktur. Safer ayında uğursuzluk yoktur. Bunlar Cahiliyet hurâfeleridir. Fakat ey mü’min! Sen cüzzâmlıdan, arslandan kaçar gibi kaç!” buyurdu. (Buhari, Tıp: 19) Hadis-i şerifte geçen “Safer” iki şekilde te’vil edilmiştir. Birinci te’vile göre bundan maksat: “Safer ayı”dır. Yukarıda da izah edildiği gibi, Cahiliyyet devrinde Araplar Nesi’ usûlüne göre, Muharrem ayının haram ay oluşunu Safer’e naklederlerdi. Ve bu sûretle Safer, haram aylardan sayılırdı. Resûlü Ekrem (S.A.V.) Efendimiz bunu da men edip: “Artık Safer ayı için hürmet yoktur!” Buyurmuştur.&lt;br /&gt;Asr-ı Saâdet’ten zamanımıza kadar devam edip gelen halk inanışına göre, bu ayda akdedilen nikahı devamsız sayarlar. Hatta halk arasında bu aya boş ayı derler. Çünkü “Safer” lûgatta boş demektir. Dilimizdeki Sıfır kelimesi de buradan gelir. Araplar bu ayda birbirlerine yağmada bulunurlar ve evlerini eşyadan hâli ve boş (Safer) bırakırlardı. Bu sebeple yağma ayına Safer denmiştir. İşte bu hadis-i şerif ile, Safer ayının uğursuz kabul edilmesi men olunmuştur. Çünkü Safer ayının diğer aylardan hiçbir farkı yoktur. Diğer aylar zamanın bir dilimi olduğu gibi Safer ayı da zamanın bir dilimidir. Bu batıl akide cahil halk arasında yaşamakta ve Safer ayında nikah yapmanın uğursuzluk getireceğine inanılmaktadır. Bu batıl inancı yıkmak için İslâm alimleri mücadele etmişler, hatta pek çok alim özellikle bu ayda nikah kıymışlardır. Buharî’nin bir rivayetine göre, Hz. Âişe (R.Anha) validemiz: Benim nikahım da, zifâfım da Safer ayında idi, buyurduklarına göre, Resûl-i Ekrem (S.A.V.) Efendimiz bu hurâfevi fikrin izâlesine fiilen de çalışmıştır.7 Bu bakımdan safer ayında evlenilmez, yoksa devam etmez; safer ayında doğan çocuklar uğursuz olur v.b. inanışlar tamamen batıldır, hurafedir. İmam Malik’e, hadis-i şerifte geçen: “La safere” sözünün manası soruldu da: Cahiliye halkı Safer ayını helâl aylardan sayarlardı. Sonradan onu bir sene helâl, bir sene de haram saymaya başladılar. Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz de onların bu âdetini kaldırmak için: “Böyle bir sene helâl, bir sene de haram sayılan bir Safer ayı yoktur” buyurdu, cevabını verdi. (Ebu Davud, Tıp: 24, No:3914) İkinci te’vile göre Safer karında yaşayan bir takım kurtlardır. Câhiliyet devri itikatlarından biri de budur. Araplar karın boşluğunda yılana benzeyen bir hayvanın yaşadığına, insan acıktığı zaman o hayvanın heyecanlanıp, çok defa sahibini ısırıp öldürdüğüne inanırlardı. Hatta bunu uyuz hastalığından daha bulaşıcı sayarlardı. Bunun, insan veya havyan karnında bulunup, bulaşıcı bir hastalık olduğuna da inanırlardı. Cahiliyyet devrinde bulaşıcı hastalıkların ilâhî bir te’sîre tâbi olmaksızın bizâtihi, yani kendi kendilerine sirâyet edip geçtiklerine inanılırdı. Halbuki her şeyde hakîkî müessir, ALLAH’ın irâdesidir. Bu irâde de hastalıkların geçmesinde bir takım sebepleri vasıta kılar. Bunlardan biri, hasta olan kimselerle temâstır. Hadisteki “Cüzâmlıdan kaç!” emri, hastalığın başkasına geçme sebeplerinden birini en açık şekilde belirtmiştir. İşte Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz, “Yok” diye buyurmakla her iki manaya gelen Safer’in batıl ve asılsız olduğunu belirtmektedir. Hadis-i şerifte işaret buyrulan cahiliyye devrinin diğer batıl inançlarından bazıları: a- Tıyere: Bir yolcunun sefere çıktığı sırada önünden bir kuşun uçması uğursuzluk sayılırdı ve böyle bir durumla karşılaşan yolcu yolculuğundan vaz geçerdi. b- Hâme: Hâme, baykuştur. Bu kuşun bir evin üzerine konup da ötmesinin uğursuzluk getireceğine inanılırdı. Bugün bile cahil halk arasında böyle bir endişe vardır. c- GûI: Cahiliyye Araplarının inancına göre Gûl, tenha ve ıssız çöllerde insana değişik suretlerde görünerek yolunu şaşırtır, sonunda onu helâk eder. Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz bunların aslının olmadığını, cehalet devri Araplarının batıl inançları arasında yer aldığını bildirmiş ve bunlara itibar edilmemesini öğütlemiştir.&lt;br /&gt;Safer ayı Mehmet Talü 26.02.2007Kaynak: İtibar-Haber&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Safer Ayı,muharrem ayı,aşure günü,dinkültürü ve ahlak bilgisi,islamiyet,fıkıh,hadis,sure,dua,müslümanlık&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5336202385623131189-6176866679263965989?l=dkvab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dkvab.blogspot.com/feeds/6176866679263965989/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5336202385623131189&amp;postID=6176866679263965989' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/6176866679263965989'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/6176866679263965989'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dkvab.blogspot.com/2007/12/safer-ay-19-ubat-ptesi-2007.html' title='Safer Ayı (19 Şubat P.tesi 2007)'/><author><name>Emre &amp;amp; Erdi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5336202385623131189.post-6131856331216141520</id><published>2007-12-29T22:08:00.000+02:00</published><updated>2007-12-31T12:18:17.225+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dkvab'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Recep Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mevlid kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ramazan bayramı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ramazan Müjdesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Safer Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dinkültürü ve ahlakbilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kuran oku'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islamiyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kutlu doğum'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='muharrem ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şevval Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kadir Gecesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müslümanlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Regaib Kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mezhepler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dinkültürü ve ahlak bilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Üç aylar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dualar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islamın şartları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='din kültürü ve ahlak bilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşure günü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sure'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mairaç kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hanifilik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dua'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fıkıh'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='berat kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kurban bayramı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hadis'/><title type='text'>Muharrem Ayı ve Aşure Günü (29 Ocak P.tesi 2007)</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Muharrem Ayı ve Aşure Günü&lt;br /&gt;"Şehrullahi'l-Muharrem" olarak meşhur olan, yani "Allah'ın ayı Muharrem" olarak bilinen Muharrem ayı, İlahi bereket ve feyzin, Rabbani ihsan ve keremin coştuğu ve bollaştığı bir aydır.&lt;br /&gt;Allah'ın ayı, günü ve yılı olmaz, ancak Allah'ın rahmetine ermenin önemli bir fırsatı olduğu için Peygamberimiz tarafından bu şekilde ifade edilmiştir.Âşura Günü ise Muharrem'in 10. günüdür. Âşura Gününün Allah katında ayrı bir yeri vardır. Bugünde Cenâb-ı Hak on peygamberine on çeşit ikramda bulunmuş ve kudsiyetini arttırmıştır. Bu günlerde oruç tutmak çok faziletlidir.Hicrî Senenin ilk ayı olan Muharrem ayının 10. günü Âşura Günüdür. Muharrem ayının diğer aylar arasında ayrı bir yeri olduğu gibi, Âşura Gününün de diğer günler içinde daha mübarek ve bereketli bir konumu bulunmaktadır.Âşura Gününün Allah katında da çok seçkin bir yerinin olduğunu Fecr Sûresinin ikinci âyeti olan "On geceye yemin olsun" ifâdelerinin tefsirinden öğrenmekteyiz.Bazı tefsirlerimizde bu on gecenin Muharrem'in Âşurasine kadar geçen gece olduğu beyan edilmektedir.(1)&lt;br /&gt;Cenâb-ı Hak bu gecelere yemin ederek onların kudsiyet ve bereketini bildirmektedir.&lt;br /&gt;Bugüne "Âşura" denmesinin sebebi, Muharrem ayının onuncu gününe denk geldiği içindir. Hadis kitaplarında geçtiğine göre ise, bu güne bu ismin verilmesinin hikmeti, o günde Cenâb-ı Hak on peygamberine on değişik ikram ve ihsan ettiği içindir. Bu ikramlar şöyle belirtilmektedir:1. Allah, Hz. Musa'ya (a.s.) Âşura Gününde bir mucize ihsan etmiş, denizi yararak Firavun ile ordusunu sulara gömmüştür.2. Hz. Nuh (a.s.) gemisini Cûdi Dağının üzerine Âşura Gününde demirlemiştir.3. Hz. Yunus (a.s.) balığın karnından Âşura Günü kurtulmuştur.4. Hz. Âdem'in (a.s.) tevbesi Âşura Günü kabul edilmiştir.5. Hz. Yusuf kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan Âşura Günü çıkarılmıştır.6. Hz. İsa (a-s.) o gün dünyaya gelmiş ve o gün semâya yükseltilmiştir.7. Hz. Davud'un (a.s.) tevbesi o gün kabul edilmiştir.8. Hz. İbrahim'in (a.s.) oğlu Hz. İsmail o gün doğmuştur.9. Hz. Yakub'un (a.s.), oğlu Hz.Yusuf'un hasretinden dolayı kapanan gözleri o gün görmeye başlamıştır.10. Hz. Eyyûb (a.s.) hastalığından o gün şifaya kavuşmuştur.(2)Hz. Âişe'nın belirttiğine göre, Kabe'nin örtüsü daha önceleri Âşura gününde değiştirilirdi.İşte böylesine mânalı ve kudsî hâdiselerin yıldönümü olan bu mübarek gün ve gece, Saadet Asrından beri Müslümanlarca hep kutlana gelmiştir. Bugünlerde ibadet için daha çok zaman ayırmışlar, başka günlere nisbetle daha fazla hayır hasenatta bulunmuşlardır. Çünkü, Cenab-ı Hakkın bugünlerde yapılan ibadetleri, edilen tevbeleri kabul edeceğine dair hadisler mevcuttur.Âşura Gününde ilk akla gelen ibadet ise, oruç tutmaktır. Muharrem ayı ve Âşura Günü, Ehl-i Kitap olan Hıristiyan ve Yahudiler tarafından da mukaddes sayılırdı. Nitekim, Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam Medine'ye hicret buyurduktan sonra orada yaşayan Yahudilerin oruçlu olduklarını öğrendi."Bu ne orucudur?" diye sordu.Yahudiler, "Bugün Allah'ın Musa'yı düşmanlarından kurtardığı Firavun'u boğdurduğu gündür. Hz. Musa (a.s.) şükür olarak bugün oruç tutmuştur" dediler.Bunun üzerine Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam da, "Biz, Musa'nın sünnetini ihyaya sizden daha çok yakın ve hak sahibiyiz" buyurdu ve o gün oruç tuttu, tutulmasını da emretti.(3)Aşûra günü yalnız ehl-i kitap arasında değil, Nuh Aleyhisselâmdan itibaren mukaddes olarak biliniyor, İslam öncesi Cahiliye dönemi Arapları arasında İbrahim Aleyhisselâmdan beri mukaddes bir gün olarak biliniyor ve oruç tutuluyordu.Bu hususta Hazret-i Âişe validemiz şöyle demektedir:"Âşûrâ, Kureyş kabilesinin Cahiliye döneminde oruç tuttuğu bir gündü. Resulullah da buna uygun hareket ediyordu. Medine'ye hicret edince bu orucu devam ettirmiş ve başkalarına da emretti. Fakat Ramazan orucu farz kılınınca kendisi Âşûrâ gününde oruç tutmayı bıraktı. Bundan sonra Müslümanlardan isteyen bugünde oruç tuttu, isteyen tutmadı." 'Buhari, Savm: 69.O zamanlar henüz Ramazan orucu farz kılınmadığı için Peygamberimiz ve Sahabileri vacip olarak o günde oruç tutuyorlardı. Ne zaman ki, Ramazan orucu farz kılındı, bundan sonra Peygamberimiz herkesi serbest bıraktı. "İsteyen tutar, isteyen terk edebilir" buyurdu.(4) Böylece Âşura orucu sünnet bir oruç olarak kalmış oldu.Âşura orucunun fazileti hakkında da şu mealde hadisler zikredilmektedir.Bir zat Peygamberimize geldi ve sordu:&lt;br /&gt;"Ramazan'dan sonra ne zaman oruç tutmamı tavsiye edersiniz?"Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam, "Muharrem ayında oruç tut. Çünkü o, Allah'ın ayıdır. Onda öyle bir gün vardır ki, Allah o günde bir kavmin tevbesini kabul etmiş ve o günde başka bir kavmi de affedebilir" buyurdu.(5)Yine Tirmizi’de de geçen bir hadiste Peygamberimiz şöyle buyurmuşlardır:"Âşura Gününde tutulan orucun Allah katında, o günden önce bir senenin günahlarına keffaret olacağını kuvvetle ümit ediyorum."(6)"Ramazan ayından sonra en faziletli oruç, Allah'ın ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur”(7) hadis-i şerifi ise, bu günlerde tutulan orucun faziletini ifade etmektedir.Bu hadisin açılamasında İmam-ı Gazali, "Muharrem ayı Hicrî senenin başlangıcıdır. Böyle bir yılı oruç gibi hayırlı bir temele dayamak daha güzel olur. Bereketinin devamı da daha fazla ümit edilir" demektedir.Gerek Yahudilere benzememek, gerekse orucu tam Âşura Gününe denk getirmemek için, Muharrem'in dokuzuncu, onuncu ve on birinci günlerinde oruç tutulması tavsiye edilmiştir.Bu mânâdaki bir hadisi İbni Abbas rivayet etmektedir. Bunun için, müstehap olan, aşure Gününü ortalayarak, bir gün önce veya bir gün sonra oruç tutmaktır.Bu günde oruçtan başka hayır, hasenat ve sadaka gibi güzel âdetlerin de yaşatılması isabetli ve yerinde olacaktır. Herkes imkânı nisbetinde ailesine, akraba ve komşularına ikramda bulunur; bugünlerin faziletini bildiren hâdiseleri hatırlayarak ihsanda bulunursa şüphesiz sevabını kat kat alacaktır. Bilhassa, Peygamberimiz, mü'minin aile efradına Âşura Gününde her zamankinden daha çok ikramda bulunmasını tavsiye etmiştir.Bîr hadiste şöyle buyurular: "Her kim Aşura Gününde ailesine ve ev halkına ikramda bulunursa, Cenab-ı Hak da senenin tamamında onun rızkına bereket ve genişlik ihsan eder."(9) Bu aile mefhumunun içine akrabalar, yetimler, kimsesizler, konu komşular da girmektedir. Fakat, bunun İçin fazla külfete girmeye, aile bütçesini zorlamaya lüzum yoktur. Herkes imkânı ölçüsünde ikram eder.Âşura gününün manevi ve berraklığı üzerinde Kerbela karanlığının kesafeti de görülmektedir. 61. hicret yılının Muharrem'ine ait 10. gününde Hazret-i İmam Hüseyin (r.a.) 55 yaşında iken Sinan bin Enes isimli bir hain tarafından Kerbelâ'da hunharca şehit edilmiştir. Bu gadr ve zulmün arkasında Emevi Halifesi Yezid, onun Küfe valisi İbni Ziyad vardır. Yarım asır öncesinden Peygamberimizin bizzat haber verildiği bu ciğerleri yakan olay Hazret-i Hüseyin'i Cennet gençlerinin efendisi olma şanına yüceltmiştir.&lt;br /&gt;Şehitler mükâfatını almış en yüce mertebelere ulaşmıştır. Yüce Allah'ın da zalimlere hak ettikleri cezayı en âdil bir şekilde vereceğinden şüphemiz yoktur. Kader hükme boyun eğen her mü'min bu olaya üzülür, ancak itidalini ve soğukkanlılığını kaybetmez. Duyguları yanlışlara ve taşkınlıklara götürmez. Çünkü meydana gelen bütün olaylar ezelî takdirin bir hükmüdür. Bu açıdan bunu bir "yas merasimi" haline dönüştürmek ehli-i sünnetin itikat ve inancına aykırıdır.&lt;br /&gt;1) Hak Dini Kur ân Dili. 8 5793.2) Sahih-i Müslim Şerhi, 6:140.3) Ibtıı Mâce, Siyam: 31. 4) Müslim. Siyam: 117.5) Tîrmizî. Savm: 40. 6) A.g.e., Savın: 47.7) İbni Mâce. Siyam: 43. 8) İhyâ, 1:2389) et-Tergîb ve'l-Terhİb, 2:116.&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;muharrem ayı,aşure günü,dinkültürü ve ahlak bilgisi,islamiyet,fıkıh,hadis,sure,dua,müslümanlık&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5336202385623131189-6131856331216141520?l=dkvab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dkvab.blogspot.com/feeds/6131856331216141520/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5336202385623131189&amp;postID=6131856331216141520' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/6131856331216141520'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/6131856331216141520'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dkvab.blogspot.com/2007/12/muharrem-ay-ve-aure-gn-29-ocak-ptesi.html' title='Muharrem Ayı ve Aşure Günü (29 Ocak P.tesi 2007)'/><author><name>Emre &amp;amp; Erdi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5336202385623131189.post-3921038019485387124</id><published>2007-12-29T20:38:00.000+02:00</published><updated>2007-12-31T12:18:17.230+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dkvab'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Recep Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mevlid kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ramazan bayramı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ramazan Müjdesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Safer Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dinkültürü ve ahlakbilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kuran oku'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islamiyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kutlu doğum'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='muharrem ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şevval Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kadir Gecesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müslümanlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Regaib Kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mezhepler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dinkültürü ve ahlak bilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Üç aylar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dualar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islamın şartları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='din kültürü ve ahlak bilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşure günü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sure'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mairaç kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hanifilik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dua'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fıkıh'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='berat kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kurban bayramı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hadis'/><title type='text'>kurban bayramı</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Kurban, kurban bayramı günlerinde ibadet niyetiyle belli hayvanlardan birini keserek yapılan bir ibadettir. Kurban, Allah Tealâ'nın ihsan buyurduğu varlığa bir teşekkürdür. Kurban ibadeti İslâmiyetten önce de vardı Cenab-ı Hakk'ın dostu olma şerefiyle şereflenmiş bir peygamber olan İbrahim (a.s.) bir adakta bulunmuş, bir oğlu olduğu takdirde onu Allah'a kurban edeceğini adamıştı. Aradan geçen zaman içerisinde oğulları olmuş ama o, adağını nasılsa unutmuştu. Rüyada oğlunu kurban ediyor görmüş ve irkilmişti. Hz. İbrahim bu rüyayı üç ayrı gece görmüştür. Peygamberlerin rüyası vahiy olduğu gibi onlar tarafından yapılan tabirleri de vahiydir. İbrahim a.s. da rüyasını, oğlunu kurban etmesi gerektiği şeklinde tabir etmiş ve böylece bu tabir de vahiy olmuştur. Artık Hz. İbrahim'in bu vahyi yerine getirmesi gerekiyordu. Elbette bu çok zordu ama Allah'tan aldığı vahye uymaması daha zordu. İbrahim a.s büyük bir imtihan karşısında olduğunu anladı. Hiç tereddüt etmeden Allah'a teslim oldu ve durumu oğlu İsmail aleyhi's-selâm'a açmaya karar verdi. Şimdi konu ile ilgili olarak Kur'an-ı Kerim'in açıklamalarını dinleyelim: Allah Teala buyuruyor: "İbrahim 'Ey Rabbim, bana iyilerden (bir oğul) ihsan et' dedi. Biz de kendisine yumuşak huylu bir oğul müjdeledik. Oğlu yanında koşacak çağa gelince, 'Ey oğlum, ben seni rüyamda boğazladığımı gôrüyorum, bir düşün, ne dersin ?' dedi. (İsmail) Babacığım, sana ne emrolunuyorsa yap. İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın.' dedi. Her ikisi de Allah'a teslim oldular (Allah'ın emrine boyun eğdiler). İbrahim, oğlunu şakağı üzerine yatırdı. Biz de ona şöyle seslendik: 'Ey İbrahim, rüyana gerçekten sadakat gösterdin, şüphesiz ki bu apaçık bir imtihandı.' Dedik ve ona (İsmail'e karşılık ) büyük bir kurbanlık fidye verdik. Kendisine sonradan gelenler için de iyi bir nam bıraktık. Selam olsun İbrahim'e. İşte biz iyilik yapanları böyle ödüllendiririz. Çünkü 0, bizim mümin kullarımızdandır." (1) Görülüyor ki, Kur'an da Hz. İbrahim'in gördüğü rüyanın vahiy olduğunu teyit etmiştir. Çünkü Cenâb-ı Hak kendisine seslenirken: "Ey İbrahim, gördüğün rüyaya gerçekten sadakat gösterdin." buyurmuştur. İbrahim a.s, Allah'ın emrine boyun eğerek oğlunu kurban etmek üzere şakağı üzerine yatırınca Cenab-ı Hak, İsmail'in yerine bir koyun kurban etmesini emretmiştir. Bu, Allah'ın insanlığa büyük bir lütfudur. Allah, insanları Hz. İbrahim'in aracılığı ile insanı kurban etmekten korumuş olmasaydı muhtemelen insanlar, insan kurban etme, gibi korkunç bir geleneğe sahip olabilirdi ve insanları bu korkunç gelenekten kimse de kurtaramazdı. İbrahim a.s oğlu yerine Cenâb-ı Hakk'ın kendisine gönderdiği koçu kurban etmiştir. Böylece kurban Hz. İbrahim'den sünnet olarak bize intikal etmiştir. Kurban, insanın Allah'a yaklaşmasına ve O'nun rızasını kazanmasına vesile olan bir ibadettir. "Kurban"kelimesinde bu mana vardır. İnsan kurban kesmekle İbrahim (a.s.) gibi Allah'a ve O'nun emirlerine bağlılığını, gerekirse O'nun rızasını kazanmak için her fedakârlığa katlanacağını göstermiş olur. Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak için yapılan her şeyde esas olan iyi niyettir. Kurbanda da böyledir, iyi niyet ve ihlas esastır. Bakınız, bu konuda Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyuruluyor: "Onların (kurbanların ) ne etleri ne de kanları Allah'a ulaşır. Fakat O'na sadece sizin takvanız ulaşır.'' (2) Esasen Allah Teâla ancak takva sahiplerinin yapmış oldukları ibadetleri kabul eder. Maide suresindeki şu ayet-i kerimeler bu konuyu bir örnek vererek açıklıyor. Allah Tealâ buyuruyor. "(Ey Muhammed) Onlara Adem'in iki oğlu ile ilgili haberi hakkıyle oku. Hani her ikisi birer kurban sunmuşlardı, birinden kabul edilmiş, diğerinden kabul edilmemişti (Kurbanı kabul edilmeyen ötekine). -Seni öldüreceğim, demişti. Diğeri ise : - Allah, yalnız kendisinden korkanlardan kabul eder, dedi ve devam etti : "Allah'a yemin ederim ki sen beni öldürmek için bana el uzatsan da ben seni öldürmek için sana el uzatacak değilim. Ben, alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım.'' dedi. (3)Görülüyor ki, kurban kesenlerden biri iyi niyeti ve Allah'tan korkması sebebiyle sunduğu kurban kabul görmüş, diğeri ise kötü niyeti sebebiyle kurbanı kabul edilmemiştir. Sevgili Peygamberimiz de bu konuda şöyle buyurmuştur : "Amellerin kıymeti ancak niyetlere göredir. Herkesin niyet ettiği ne ise eline geçecek olan ancak odur.''(4) Kurban, İslâm'daki sosyal yardımlaşma ve dayanışmanın bir başka örneğidir. Her gün dünyada sayısız hayvan kesilir ve bundan çoğunlukla varlıklı kimseler yararlanır. Halbuki kurban bayramında kesilen kurbanlardan daha çok yoksullar ve hayır kurumları istifade eder. Kurban Bir İbadet midir Yoksa Gelenek midir? Kurban bir gelenek değil, kitap ve sünnetle meşrûiyeti sabit olan bir ibadettir. Kurban da zekat gibi Hicretin ikinci yılında meşru kılınmıştır. Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyuruluyor: "Kurbanlık deve ve sığırlar, Allah'ın size olan nişanelerinden kıldık. Sizin için onlarda hayır vardır. O halde onları ön ayaklarından biri bağlı olduğu halde keserken üzerlerine Allah'ın adını anın. Yanları yere yaslandığı vakit onların etlerinden yiyin, kanaat edip istemeyene de, isteyene de yedirin. Böylece onları sizin emrinize verdik ki, şükredesiniz."(5) Peygamberimiz de bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır: "Ademoğlu kurban bayramı günü, Allah katında kurban kesmekten daha sevimli bir iş yapmamıştır. Şüphesiz ki o kesilen kurban kıyamet günü boynuzları ve kılları ile gelir. Hiç şüphe yok ki, kurbanın kanı yere düşmeden önce Allah katında kabul görür. Öyle ise gönüllerinizi kurban ile hoş edin."(6) Peygamberimiz kurbanı tavsiye ederlerken kendileri bizzat kurban keserek de örnek olmuşlardır. Müslim'in rivayetine göre Enes (r.a.) şöyle demiştir : "Allah'ın Resûlü, beyaz renkli iki koç kurban ederdi." (7) Kurbanın Hükmü İslâm alim ve müçtehitleri kurbanın hükmü hakkında farklı içtihatlarda bulunmuşlardır. İmam Azam Ebû Hanife'ye göre kurban vaciptir. Delili de:"Rabbin için namaz kıl ve kurban kes"(8) âyet-i kerimesinin delâletiyle peygamberimizin : "Kimin hali vakti yerinde olur da kurban kesmezse namazgahımıza yaklaşmasın."(9) Hadisindeki vaid (korkutma) dır. Böyle bir korkutma ancak vacip olan bir ibadetin terki için yapılır. Yani İmam Azam demek istiyor ki, kurban vacip olmasaydı peygamberimiz onu terkedene böyle bir tehditte bulunmazdı. Şâfiî, Mâliki ve Hanbelîler ile Hanefîlerden İmam Ebû Yusuf'a göre ise kurban vacip değil, sünnet-i müekkededir.(10) Kurbanın sünnet olduğunu söyleyenlerin dayandıkları delillerin bir kısmı aşağıdaki hadis-i şeriflerdir: Ümmü Seleme (r.a.)' den rivayete göre Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: "Bilinen on gün girdiği vakit elinde kurbanı olup kurban kesmek isteyen kimse (bedeninden) asla bir kıl almasın, tek bir tırnak kesmesin."(11) Bu hadis-i şerifte Peygamberimiz kurbanı kişinin isteğine bırakmıştır. Bu ise onun vacip olmadığını gösterir. Bir başka hadis-i şerif ise meâlen şöyledir: "Üç şey vardır, bunlar bana farz, size nafiledir. Onlar da vitir, kurban ve kuşluk namazıdır."(12) Kurbanın hükmü (yani vacip mi sünnet mi olduğu) hakkındaki bu farklı görüş ve içtihatlar sebebiyle; bir kimsenin zekât, hac, sadaka-i fıtır, ve kurban borcu olduğu halde vefat edip bu borçlarının ödenmesi için malının üçte birini vasiyet etse (ki ancak malının üçte birini vasiyet etmeye mezundur) malının üçte biri yeterse borçlarının tamamı ödenir. Malının üçte biri borçlarını ödemeye yetmediği takdirde önce zekât borcu ödenir. Çünkü borçların içerisinden önemli olanı zekâttır. Bu borcu ödendikten sonra malı artarsa haccı yaptırılır. Bundan sonra sadaka-i fıtır borcu ödenir. Daha sonra da malı kalırsa kurban borcu ödenir. Kurban Kimlere Borçtur? Kurban, mukim olan ve sadaka-i fıtır nisabına malik olan her kadın ve erkek müslümana vaciptir. Bu tariften şu anlaşılıyor: Müslüman olmayan, seferde bulunan müslümana ve fakir olana kurban vacip değildir. Hz. Ebû Bekir ile Hz. Ömer seferde bulunduklarında kurban kesmemişlerdir. Şayet seferde olan kimse kurban kesmek isterse, kurban kendisine vacip olduğu için değil, nafile olarak kesebilir, kesmediği takdirde sorumlu olmaz. İmam Azam Ebû Hanife ile Ebû Yusuf'a göre kurbanın vacip olmasında akıl ve erginlik çağına gelmiş olma şart değildir. Yani zengin olan çocuğun ve delinin mallarından babaları veya vasileri kurban keserler. Bu kurbanlardan sadece kendileri yiyebilir, başkaları yiyemez. İmam Muhammed ile İmam Züfer'e göre kurbanın vacip olması için akı1 ve erginlik çağına gelmiş olma şarttır. Bu itibarla zengin olan çocuklarla deli olanların mallarından kurban kesilmez. (13) Fetvâ da bu görüşe göredir, yani zengin de olsalar çocuklarla delilerin kurban kesmesi gerekmez. (14) Zenginliğin Ölçüsü Herhangi mali bir ibadetin borç olması için ön görülen zenginlik ölçüsü 'Nisap' kelimesi ile ifade edilmektedir. Kurban nisabı, kişinin temel ihtiyaçları olan oturacak evi, evinin yeter derecede eşyası, binek için olan hayvanı, üç kat elbisesi, kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin bir yıllık nafakalarından ve borcundan fazla 80, 18 gr. altın veya bunun kıymeti para ve eşyaya malik olan kimse kurban kesecek kadar zengin demektir. Bu kimseye yılda bir defa kurban günlerinde kurban kesmek vacip olur. Bu ölçü aynı zamanda zekat için de geçerlidir. Ancak zekat nisabında malının artıcı olması ve üzerinden bir yıl geçmiş bulunması şarttır. Kurban nisabında bunlar aranmaz. Kurban kesme günlerinde zengin olan kimseye kurban kesmek vacip olur. Hangi Hayvanlar Kurban Edilir? Kurban edilecek hayvanlar; koyun, keçi, deve, sığır ve mandadır. Bu hayvanlardan devenin 5, sığır ile mandanın 2 ve koyun ile keçinin 1 yaşını doldurmuş olmaları gerekir. Ancak koyunlar altı ayı tamamladıkları halde bir yaşını doldurmuş gibi gösterişli olurlarsa bunlar da kurban edilebilir. Bir koyun veya keçiyi ancak bir kişi kurban edebilir. Fakat sığır, manda ve deve yedi kişiye kadar ortaklaşa kurban edilebilir. Ortakların tek veya çift olmalarında bir sakınca yoktur. Ortakların hepsi ibadet niyetiyle katılmak durumundadır. Meselâ ortaklardan biri vacip olan kurbanı, diğeri adak kurbanı, bir diğeri de nafile kurbanı niyet edebilir. Çünkü hepsinin niyeti ibadettir. Fakat ortaklardan biri her hangi bir ibadet değil de et kasdiyle katılmış olsa bu sahih olmaz, diğerleri de niyet etmiş oldukları kurbanı kesmiş, sayılmazlar. Hangi Ayıplar Hayvanın Kurban Olmasına Mani Olur? Bilindiği üzere kurban bir ibadettir. Bunun için kurbanlık hayvanların kusursuz olmaları esastır. Her kusur olmasa da bazı kusurlar kurbana manidir. Bu kusurlar kısaca şunlardır: -İki veya bir gözü kör olan, -Aşırı derecede zayıf olan, -Kesim yerine yürüyerek gidemeyecek derecede aksak olan, -Kulağının, kuyruğunun veya tenasül organının üçte birinden fazlası gitmiş olan, -Dişlerinin yarıdan fazlası düşmüş olan, -Doğuştan kulağı ve tenasül organı olmayan, -Koyun ve keçide bir, sığırda iki memesi kurumuş olan, -Burnu kesilmiş olan, -Dilinin çoğu kesilmiş olan, -Ölüm derecesinde hasta olan. Böyle kusuru olan hayvanları kurban etmek câiz değildir. Bunun için kurbanlık satın alınırken kusurlu olup olmadığına dikkat etmek gerekir. Kurban, bayram namazı kılınan yerlerde namazdan sonra olmak üzere bayramın ilk üç günüdür. (Şafiîlerde dördüncü günü de olabilir.) Arefe günü veya bayramın ilk üç gününden sonra kurban kesmek, kurban olmaz. Peygamberimiz buyuruyor : "Bu günümüzde yapacağımız ilk şey bayram namazı kılmaktır. Sonra evlerinize dönüp kurban kesmek olacaktır. Her kim böyle yaparsa sünnetimize uygun iş yapmış olur. Kim önce kurban keserse o da ancak ailesine bir et sunmuş olur, bu kestiği kurban olmaz.''(15) Kurbanın Bedelini Yoksullara Vermekle Kurban Kesilmiş Olur mu? Bazı kimseler hemen her yı1 kurban bayramında bu soruyu sorarlar: Hayvanı kesmeden canlı olarak veya bedelini yoksullara vermekle kurban kesilmiş olur mu? Kurbanın rüknü, kurban edilmesi câiz olan hayvanlardan birini kesmek olduğundan, hayvanı kesmeden canlı olarak veya bedelini yoksula vermekle kurban ibadeti yerine getirilmiş olmaz, bu ancak sadaka olur. Yalnız kurban kendisine vacip olan kimse satın aldığı kurbanı her hangi bir sebeble kurban günlerinde kesmez veya hiç kurban satın almaz ise kurban günleri geçtikten sonra, bu kimse kurbanlık hayvanının kıymetini fakirlere sadaka olarak verir. Satın alıp kesmediği kurbanını ise canlı olarak fakire verir. Kurban günleri geçtikten sonra daha önce satın alınmış kurbanlık artık kesilmez. Kurbanı kesebiliyorsa kendisi keser. Çünkü bu bir ibadettir. Onu, kişinin kendisinin yapması, başkasına vekâlet vermesinden daha faziletli ve sevaptır. Peygamberimiz vedâ haccında yüz deve kurban etmiş, bunların altmış üç tanesini bizzat kendileri kesmiş, kalanlarını da Hz. Ali'ye vekâlet vererek kestirmiştir.(16) Şayet kendisi kesemiyorsa o takdirde ehil olan birisine vekâlet vermek suretiyle kestirir ve kendisi de orada hazır bulunur. Peygamberimiz kızı Hz. Fâtıma'ya : "Kurbanın kesilirken orada hazır bulun. Zira işlemiş olduğun her günah, kurbanın kanından ilk damlası yere düştüğünde, bağışlanır" (17) buyurmuştur. Az önce de söylediğimiz gibi, kesebiliyorsa kendisi, kesemiyorsa ehil olan birisine kestirmelidir. Hayvan kesmede ehil olmayan yani bunu beceremeyen kimseler, hayvana eziyet ederler ki, bu haramdır, günahtır. Bir ibadet yapılırken günah işlenmez. Hemen her yıl kurban bayramı günlerinde televizyon ekranlarına yansıyan görüntüler, seyredenlere büyük rahatsızlık vermektedir. Bu görüntülerin ortadan kalkması, kurbanların ehil olan kimseler tarafından kesilmesine bağlıdır. Ehil kimse bulamayanlar kurbanlarını mezbahalarda kestirmelidirler. Yurtdışında bulunanlardan kurbanlarını memleketlerinde kestirmek isteyenler, bir tanıdıklarına vekâlet vermek suretiyle kurbanlarını kestirebilirler. Böyle yaptıkları takdirde hem kurbanları kesilmiş, hem de daha iyi değerlendirilmiş olur. Kurban Nasıl Kesilir? Hayvan incitilmeden kesilecek yere götürülür. Devenin dışındakiler kıbleye karşı sol tarafları üzerine yavaşça yatırılır. Kolaylık olması için üç ayağı da bağlanır. Sonra kesecek olan: "Allahü ekber, Allahü ekber, lâ İlâhe illallahü vellahü ekber, Allahü ekber ve Lillahilhamd. Bismillâhi Allahü ekber'' der, ara vermeden büyük ve keskin bir bıçakla keser. Sadece "Bismillâhi Allahü ekber'' diye kesse de olur. Usulüne göre bir kesim yapmış olmak için, hayvanın yemek ve nefes boruları ile iki şah damarının kesilmesi gerekir. Kurban kesildikten sonra sahibi, Allah rızası için iki rekat namaz kılar, sonra da dua ederek Cenâb-ı Hak'tan dileklerde bulunur. Kurban Etinin Taksimi Deve ve sığır gibi hayvanlar ortaklaşa kurban edildiğinde etleri ortaklar arasında tahmini olarak değil, tartılarak taksim edilir. Ancak bir ailenin fertleri için kurban edilen hayvanın etini taksim etmek gerekmez. Bunun gibi ortaklaşa kurban kesenler kurban etini tamamen yoksullara veya bir hayır kurumuna verecek olurlarsa yine kurban etini taksim etmeleri gerekmez. Kurban etinin hepsini yoksullara sadaka olarak dağıtmak veya kendisi ve çoluk çocuğu için alıkoymak caiz ise de, en uygun olanı, kurban etini üçe taksim edip, birini kurban kesmeyen yoksullara sadaka olarak dağıtmak, bir bölümünü de akraba, tanıdık ve komşulara ikram etmek, birini de kendi çoluk çocuğu ile yemektir. Kurban etinden müslüman olmayan komşulara da vermek caizdir. Şayet kurban kesen kimsenin çoluk çocuğu kalabalık ve hali vakti de çok iyi değilse bu takdirde kurban etini sadaka ve hediye olarak dağıtmayıp, tamamını çoluk çocuğu için alıkoyması daha uygun olur. Çünkü kan akıtmakla kurban vecibesi yerine getirilmiştir. Bayram Peygamberimizin Mekke'den Medine'ye hicretlerinin ikinci yılında meşru kılınmıştır. Peygamberimiz Medine'ye hicret buyurduklarında Medinelilerin eğlendikleri iki günleri vardı. Peygamberimiz: "Bu günler ne oluyor?" diye sorduğunda, onlar "Biz cahiliyette bu günlerde oynayıp eğlenirdik.'' dediler. Bunun üzerine peygamberimiz : "Bunların yerine Allah Teâla size daha hayırlı iki gün verdi: Ramazan bayramı, kurban bayramı" (18) buyurdu. Ramazan bayramı namazı gibi kurban bayramı namazı da vaciptir ve Cuma namazının şartlarına tabidir. Yani Cuma namazını kılmakla yükümlü olanlar, bayram namazını kılmakla da yükümlüdürler. Ancak Cuma namazı farz, bayram namazı ise vaciptir. Bayram namazı Güneş doğduktan ve kerahet vakti çıktıktan sonra, öğleye kadar kılınır. Herhangi bir sebeple ilk günü kılınamazsa ertesi günü kılınır. Bayram namazı Cuma namazı gibi ancak cemaatle kılınır. İki rekattır. Şöyle niyet edilir: "Niyet ettim Allah rızası için kurban bayram namazını kılmaya, uydum imama.'' Bundan sonra tekbir alınır. Birinci rekatta "Süphaneke" okunur. Sonra imam açıktan, cemaat tarafından da gizlice üç defa "Allahü ekber" diye tekbir alınır. İlk iki tekbirde eller yukarı kaldırılır, sonra yanlara salıverilir. Üçüncü tekbirin peşinden eller yanlara salıverilmeyip bağlanır. İmam Fatiha ve sure okur; cemaat dinler. Sonra diğer namazlarda olduğu gibi rukû ve secde yapılır. İkinci rekata kalkıldığında imam önce Fatiha ve sûre okur. Sonra birinci rekatta olduğu gibi üç defa tekbir alınır. Her üç tekbirde de eller yukarı kaldırılıp yanlara salıverilir. Dördüncü tekbir ile rukûa gidilir ve secdeler yapılarak oturulur, tehiyyât ve salli barik okunur, sonra selâm verilir. Bayram Gecesi ve Günlerinde Yapılması Müstehap Olan Şeyler a) Bayram gecelerini dua ve ibadetle ihya etmek, kaza namazı kılmak, Kur'an okumak ve Allah Teâlâ'dan af ve mağfiret dilemek. Çünkü duaların makbul olduğu gecelerden birisi de bayram geceleridir. Nitekim Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: "Ramazan ve kurban bayramı gecelerini, sevabını umarak ibadetle geçiren kimsenin kalbi, kalplerin öldüğü gün ölmez."(l9) b) Bayram sabahı erken kalkarak yıkanıp temizlendikten sonra namaza gitmek. c) Güzel koku sürünmek. d) Temiz ve yeni elbise giyinmek. e) Gücü yetiyorsa namaza yürüyerek gitmek. f) Güler yüzlü ve sevinçli görünmek. g) Yoksullara çokça sadaka vermek. h) Bayram namazına giderken yolda tekbir getirmek. i) Kurban kesecekse kurban etinden yiyinceye kadar oruç tutuyormuş gibi bir şey yiyip içmemek. j) Kurban etinden iftar etmek. Çünkü peygamberimiz böyle yaparlardı. k) Çoluk çocuğuna bolluk göstermek. Bütün bunlar bayramda yapılması müstehap olan işlerdir. Bayram günleri sevinç günleridir. Bu günlerde sevinçli ve güler yüzlü görünmek tavsiye edilmiştir. Bu itibarla bayramın toplum hayatımızda üstün yeri ve değeri vardır. Bayram günleri toplum şuuru bütünleşir. Toplum fertleri birbirleriyle sevinip kaynaşır. Hayatın bitmek tükenmek bilmeyen sıkıntıları içinde bunalan, bitkin ve yorgun hale gelen insanları bayramlar dinçleştirir ve çalışma azimlerini artırır. Bu günlerde akraba ve komşularımızla olan ilişkilerimiz kuvvetlenir, birlik ve kardeşliğimiz güçlenir. Bayram sabahı camilerimizi dolduran kalabalıkların hep birlikte ve içtenlikle yüce Allah'a yönelmeleri, O'ndan af ve bağış dilemeleri ayrı bir önem taşır. Çünkü böyle bir amaçla bir araya gelen, aynı iman ve heyecanı taşıyan toplulukları yüce Allah'ın rahmeti kuşatır ve onları affeder. Bu günlerde annemizin-babamızın ellerini öpüp hayır dualarını almalıyız. Dinimizde Allah'a ibadetten sonra anne ve babaya saygı ve iyilik emredilmiş, onlara karşı "öf" demek dahi yasaklanmıştır. Akraba ve komşularla tebrikleşerek, karşılıklı sevgi ve saygı duyguları aktarılmalı, karşılaştığımız herkesle selâmlaşarak tebrikleşmeliyiz. Tanıdıklarımızı ziyaret ederek hatırlarını sormalı ve gönüllerini almalıyız. Hastahanelerde ve evlerde yatan hastaları görmeli, şifa dileklerimizi sunmalıyız. Yetimlerle ve kimsesiz çocuklarla ilgilenip onları okşamalı ve onlara anne ve baba gibi davranmalıyız. Çevremizdeki yoksullara ve bakıma muhtaç çocuklara yardım ellerimizi uzatmalı, onların da bayram sevinci yaşamalarını sağlamalıyız. Bizden hayır dua bekleyen ölülerimizin mezarlarına giderek onlara dua etmeli, ruhları için hayır ve hasenatta bulunmalıyız. Tanıdıklarımızdan dargın olanları barıştırmaya çalışmalı ve aralarını bulmalıyız. Her zaman olduğu gibi bayram günlerinde de İslâm'ın emrettiği şekilde çevremizdeki insanlara iyi davranmalı, incitici ve zarar verici davranışlardan sakınmalıyız. Bütün bunlar, toplumu oluşturan fertleri birbirleriyle kaynaştırarak milli birliğin sağlanmasında ve toplumu rahatsız eden ayrılık ve düşmanlıkların yok olmasında etkili olur. Bu duygularla hepinizin kurban bayramını tebrik ediyor, daha nice bayramlara sağlıkla, huzurla erişmemizi Cenâb-ı Hak'tan diliyorum. Mübarek bayramın ülkemize, İslâm alemine ve bütün insanlığa iyilik ve hayırlar getirmesini diliyorum. Cenâb-ı Hak yaptığımız ibadetleri ve keseceğimiz kurbanları rızasına muvafık eylesin ve bizi kendisine ibadetten ayırmasın. Amin. 1- Saffât, 100-111. 2- Hacc, 37. 3- Maide, 27-28. 4- Buharî, Bedülvahiy, 1. 5- Hacc, 36. 6- Tirmizî, Adâhî, 1; İbn Mâce, Adâhî, 3. 7- Müslim, Adâhî 3, İbn Mâce, Adâhî, 2. 8- Kevser, 2. 9- İbn Mâce, Adâhî, 2. 10- Mebsût, c. 12, s. 8, Neylülevtar, c. 5, s. 126. 11-Müslim, Adâhî, 7. 12- Ahmed b. Hanbel. 13- Bedayiu's-sanayi, Beyrut, 1974, c. 5, s. 64. 14- Reddülmuhtar, c. 5, s. 309. 15- Buhari, Adâhî, 1. 16- Müslim, Hac, 19. 17- Et-Tergib ve't-Terhîb, Beyrut, 1968, c. 2, s. 154. 18- Ebû Davût, Salat, 245. 19- Mecmeu'zevâid, Beyrut, 1967, c. 2, s. 198. --------------------------------------------------------------------------------Biriz.biz Kurban ve kurban bayramı bölümünden eklenmiştir.Kaynak: 1) Diyanet Aylık Dergisi 2000 Mart'dan yararlanılmıştır.&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kurban bayramı ,dinkültürü ve ahlak bilgisi,islamiyet,fıkıh,hadis,sure,dua,müslümanlık&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5336202385623131189-3921038019485387124?l=dkvab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dkvab.blogspot.com/feeds/3921038019485387124/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5336202385623131189&amp;postID=3921038019485387124' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/3921038019485387124'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/3921038019485387124'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dkvab.blogspot.com/2007/12/kurban-bayram.html' title='kurban bayramı'/><author><name>Emre &amp;amp; Erdi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5336202385623131189.post-4423970234948535625</id><published>2007-12-29T20:29:00.000+02:00</published><updated>2007-12-31T12:18:17.237+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dkvab'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Recep Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mevlid kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ramazan bayramı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ramazan Müjdesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Safer Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dinkültürü ve ahlakbilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kuran oku'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islamiyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kutlu doğum'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='muharrem ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şevval Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kadir Gecesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müslümanlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Regaib Kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mezhepler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dinkültürü ve ahlak bilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Üç aylar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dualar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islamın şartları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='din kültürü ve ahlak bilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşure günü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sure'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mairaç kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hanifilik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dua'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fıkıh'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='berat kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kurban bayramı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hadis'/><title type='text'>Üç Aylardan Sonrası</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Üç Aylardan Sonra&lt;br /&gt;Üç aylar manevî ticaret bakımından çok bereketli, kazançlı ve sevaplı bir mevsimdir. Bu mevsimde yapacağımız mânevi" çalışmalar, iç âlemimizde bambaşka ufuklar açar. Ancak, bu aylarda kazanılan ruh disiplinini daha sonra da devam ettirmek gerekir. Çünkü bir sonraki üç aylara erişebileceğimiz hususunda elimizde bir senet yoktur&lt;br /&gt;Her yıl uğrayıp manevî hayatımızı nurlarla ışıklandıran üç ayları gerilerde bırakırken, Onun bizlere yaşattığı sonsuz hazları hiçbir zaman unutamayız. Kadir Gecesinde ışıl ışıl yanan caddelerde akan nur selini nasıl hatırlarımızdan çıkarabiliriz?&lt;br /&gt;İftar sofralarının feyzi yıl boyunca burnumuzda tütmez mi? Sahurların bereketini unutabilir miyiz? O kudsî hatıraları elbette unutamayız. Özler, arar ve bekleriz.Ama tabiî ki kuru bekleyiş ve özleyişle yetinmeyiz. Üç aylarda ve bilhassa Ramazan'da kazandığımız manevî disiplini yıl boyunca da devam ettirmeye çalışırız.&lt;br /&gt;Yine namaz kılarız, zaman zaman oruç tutarız, başkalarına yardım ederiz. Malımızla, canımızla ve dilimizle Allah yolunda cihada koşarız. Nefsani his ve arzularımıza kulak vermeyiz. Huzur verici hatıralarını içimizde yaşattığımız mübarek üç aylarda kazandığımız manevî havayı devam ettirmeye çalışırız.&lt;br /&gt;Hayat sermayesinin durmaksızın elden çıktığını unutmayıp bir daha gelecek nur ve huzur mevsimine ulaşıp ulaşamayacağımız ümit ve endişesini her zaman canlı tutarak âhiret hazırlığına aynı şekilde devam ederiz.&lt;br /&gt;Böylece, gelecek yılın o mübarek mevsimlerine yine aynı ruhla ve temiz vicdanla erişmeyi umarız. Bu ruh içinde hayatımız devamlı bir gelişmeye ve ilerlemeye sahne olur. Allah'ın rızasına erişme yolunda dâima ileri gideriz ve bu ilerleme, inşallah son nefese kadar devam eder.&lt;br /&gt;Zilhiccenin'nin On GecesiRamazan ayının son on gecesi feyizli, bereketli, nurlu ve sevabı bol gecelerdir. Hac mevsimi olan Zilhicce'nin ilk on günü ve geceleri de o nisbette aydınlık ve ışıklı zaman dilimleridir.&lt;br /&gt;Fecr Suresinin 2. âyeti olan "Yemin olsun on geceye" âyetinin tefsirinde bu on gecenin Zilhicce'nin ilk on gecesi olduğu hakkında tefsir ve izahlar, vardır. Muharrem ayının ilk on gecesi veya Ramazan ayının son on gecesi olduğu hakkında değişik ve farklı tefsirler varsa da, ağırlıklı görüş Zilhicce'nin ilk on gecesidir.&lt;br /&gt;Zaten Zilhicce'nin yedisini sekizine bağlayan gece Terviye gecesidir, sekizini dokuzuna bağlayan gece Arefe Gecesi, dokuzunu onuna bağlayan gece de Kurban Bayramı gecesidir.&lt;br /&gt;Bu husustaki hadislere baktığımızda fazilet ve kıymeti bakımından Zilhicce'nin ilk on gecesinin önemi hemen anlaşılmaktadır.Efendimiz bu geceleri değerlendirmemizi tavsiye ederken şu mealdeki hadisleriyle de bizleri Cennet yolu olan zikir ve ibadete davet ediyor.Ebû Hüreyre'nin rivayetine göre ise, "Allah'a ibadet edilecek günler içinde Zilhicce'nin ilk on gününden daha sevimli günler yoktur. O günlerde tutulan her günün orucu bir senelik oruca, her gecesinde kılınan namazlar da Kadir Gecesine denktir."(1)&lt;br /&gt;İbni Abbas'ın rivayetine göre Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam şöyle buyurdu:“Allah katında içinde bulunduğumuz şu günler (Zilhicce'nin ilk on günün)deki salih amelden daha sevimli (salih amelin bulunacağı) başka günler yoktur.”&lt;br /&gt;Sahabiler, "Yâ Resulallah, Allah yolunda cihadda mı?" diye sordular.Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam, "Evet, Allah yolunda cihad da. Meğer ki bir adam nefsiyle ve malıyla cihada çıkıp da kendisine ait mal ve nefisten hiçbir şeyi geri getiremez olursa, (işte onun ameli bu on gündeki amelden daha faziletlidir)" buyurdu.(2)&lt;br /&gt;Hadislerde zikredilen Zilhicce'nin ilk on gününden maksat ilk dokuz günüdür. Çünkü Zilhicce'nin onuncu günü Kurban Bayramının birinci günüdür, bugün oruçlu olmak caiz değildir. Müstehap olan oruç, Kurban Bayramından önceki ilk dokuz gündür.&lt;br /&gt;Bugünlerde birkaç milyonu bulan büyük bir İman topluluğu Mekke caddelerinde İlâhi aşk ve sevgiyle çalkanmakta, Kâbe-i Muazzama, yurdunu yuvasını, çoluk çocuğunu terk eden fedakâr mü'minlerle dolup taşmaktadır. Hepsinin tek gayesi vardır: Allah'ın rızasını kazanmak, Onun af ve bağışlamasını celbetmek, ebedi emellere ve ruhani neşelere ulaşmaktır.&lt;br /&gt;Böyle yüce bir gaye uğrunda iman heyecanıyla ürperen mü'minlerin ruhaniyetleri hepimizin kulluk ufkunda rahmet bulutları sevk etmekte, oralardan esen inayet rüzgârları gönüllerimizi sarmakta ve Cennet-misâl zevk ve safalarla doldurmaktadır.Bu günleri ve geceleri şimdiden şuurlu ve uyanık halde geçirmek Kurban Bayramı neşesine, hac ibadetinin o ulvi ve saadet dolu anlarına hazırlanmak, hacca gidemesek dahi, o İlâhı ziyafetten azami ölçüde istifade etme yoluna girmeye gayret göstermektir.Gündüzleri mümkünse oruçla, geceleri de zikir, namaz, istiğfar, salavat getirerek geçirmek ve kendimizi Kur'ân-ı Kerime muhatap alarak iç zenginliğimizi arttırmaya çalışmak her yönüyle güzel bir alışkanlıktır. Böylece hacca girmeden de halis bir niyetle hac sevabını, Arafat'ta vakfeye duramasak da kendimizi hayalen ve kalben o mekanda farz ederek o anların zevk ve neşesinden mahrum kalmamış oluruz.&lt;br /&gt;Kaynaklar1) İbni Mâce. SıyamT39.2) İbni Nfâce, Sıyam:39.13. İbni Hacer, 5:119.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehmet Paksu,Mübarek Aylar, Günler ve Geceler&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dinkültürü ve ahlak bilgisi,islamiyet,fıkıh,hadis,sure,dua,müslümanlık,Üç Aylar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5336202385623131189-4423970234948535625?l=dkvab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dkvab.blogspot.com/feeds/4423970234948535625/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5336202385623131189&amp;postID=4423970234948535625' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/4423970234948535625'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/4423970234948535625'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dkvab.blogspot.com/2007/12/aylardan-sonras.html' title='Üç Aylardan Sonrası'/><author><name>Emre &amp;amp; Erdi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5336202385623131189.post-1560560220564738051</id><published>2007-12-29T20:27:00.000+02:00</published><updated>2007-12-31T12:18:17.243+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dkvab'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Recep Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mevlid kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ramazan bayramı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ramazan Müjdesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Safer Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dinkültürü ve ahlakbilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kuran oku'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islamiyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kutlu doğum'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='muharrem ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şevval Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kadir Gecesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müslümanlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Regaib Kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mezhepler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dinkültürü ve ahlak bilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Üç aylar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dualar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islamın şartları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='din kültürü ve ahlak bilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşure günü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sure'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mairaç kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hanifilik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dua'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fıkıh'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='berat kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kurban bayramı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hadis'/><title type='text'>Kadir Gecesi (8/9 Ekim P.tesi./Salı 2007)</title><content type='html'>&lt;a name="b1"&gt;&lt;strong&gt;Kadir Gecesi&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;En nurlu ve feyizli geceyi Kadir Gecesinde idrak ederiz. Kur'ân'da adı geçen tek ay Ramazan ayıdır; tek gece de Kadir Gecesidir. Bu bereketli saatlerin şeref ve kıymetini Kâinatın Rabbi Sevgili Habibine haber vermektedir. Bu gecenin faziletine o kadar değer verilmektedir ki, o vakitlerde tecelli edecek rahmetin ve ruhanî hâdiselerin anlatılması için müstakil bir sûre inmiştir. Bu sûre Kadr Süresidir.&lt;br /&gt;Yine Cenâb-ı Hak bu gecenin kudsiyetini bildirmek için beş âyetli bir sûrede üç defa "Leyletü'1-Kadr" ifadesini açıkça zikretmektedir:"Şüphesiz, o Kur'ân'ı Kadir Gecesinde indirdik. Bilir misin, Kadir Gecesi nedir? Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır."&lt;br /&gt;Ulvî hâdiseler de sûrenin sonunda şöyle ifade buyurulur :"O gecede melekler ve Cebrail Rablerinin izniyle her iş için arka arkaya iner. O gece, tan yerinin aydınlanmasına kadar bir selâmettir."&lt;br /&gt;Kadir Gecesinin en önemli özelliği, cin ve insanlara iki cihan saadeti bahşeden, kâinat kitabının ezelî bir tercümesi olan yüce kitabımız Kur'ân-ı Kerimin bu gecede ilk olarak dünya semasına indirilmesidir. Daha sonra ise ihtiyaca göre âyet âyet veya sûreler halinde vahyin mazharı Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselama Cebrail (a.s.) vasıtasıyla takdim edilmiş olmasıdır.&lt;br /&gt;Yine bu mübarek gecede insanlığın ebedî refahına sebep olacak, ona bereketli bir ömrü kazandıracak bir fırsat verilmektedir. Bu geceyi dua, zikir ve ibadetle geçiren kişi, ancak seksen sene gibi uzun bir ömürde kazanabileceği ecir ve sevabı bir gecede elde etme bahtiyarlığına ermiş olacaktır.&lt;br /&gt;Bu gecedeki İlâhî ziyafete ve Kur'ânî sofraya başta Kur'ân-ı Mübini Resulullah Aleyhissalâtü Vesselama vahiy yoluyla getiren Cebrail olmak üzere melekler de inerek şenlendirirler. Kalb ve basîreti açık olan mü'minlere uhrevî âlemden manzaralar sergilenir. Meleklerin pey der pey inmesiyle yeryüzü manevî bir tazyike maruz kalır. Dünya adetâ onlara dar gelmeye başlar. Mü'minlerin etrafını kuşatarak onlara Rablerinin bağış ve rahmetini müjdelerler. Tan yeri ağarıncaya kadar devam eden bu ulvi tecelli, ümmet-i Muhammed'in gönüllerine engin bir huzur ve saadet dalgası estirir.Kadir Gecesinde böyle nurlu hâdiselerin yıldönümlerini idrak ederiz. Onun kadrini bilmekle de feyiz ve bereketinden, dünyayı kuşatan nuranî havasından istifade etmiş oluruz.&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a name="b2"&gt;&lt;strong&gt;Hadislerde Kadir Gecesi&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;- Ubâde b. Sâmit (r.a) şöyle demiştir: Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem, Kadir Gecesi'ni haber vermek üzere Hâne-i Saâdetinden çıktı. Derken Müslümanlardan iki kişi kavga ettiler. Buyurdular ki: Ben, size Kadir Gecesi'ni haber vermek üzere çıkmıştım. Filân ile filân kavga ettiler de ona dâir olan bilgi kaldırıldı. İhtimâl ki hakkınızda bu daha hayırlıdır. Artık siz, Kadir Gecesi'ni yirmiden sonraki yedinci veya dokuzuncu veya beşinci gecelerde arayınız&lt;br /&gt;- İbn-i Abbâs (r.a)’dan rivâyet edildiğine göre, Nebî salla'llâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Ashâb'ım! Siz leyle-i Kadr'i Ramazan'ın aşr-ı ahîrinde arayınız!. Leyle-i Kadir, ya Ramazan’ dan dokuz gece kala, yâhut yedi gece kala, yâhut da beş gece kaladır&lt;br /&gt;- Âişe (r.a)’dan şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Ramazan'ın son on günü girince, Nebî salla'llâhu aleyhi ve sellem ibâdet konusunda daha da ciddî bir sa'y ü içtihâd arz ederlerdi. Gecesini ihyâ eder, ehl ü âilesini de ibâdet için uyandırırdı.&lt;br /&gt;- Ebû Hüreyre radiyallâhu anh'den: Şöyle demiştir: Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Her kim, imânından dolayı ve mükafatını yalnız Allâh'tan umarak Kadir Gecesi'ni ihya ederse, geçmiş günahları affedilir.&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a name="b3"&gt;&lt;strong&gt;Bin aydan hayırlıdır denmesinin hikmeti nedir?&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;"Bin ay" seksen üç sene dört aylık bir süreye tekabül eder. Geçmişteki salih kimselerin bir ömür boyu kazandıkları manevi mertebeyi bir gece içinde elde etme fırsatıdır. Resulullah (a.s.m.) sahabilere İsrailoğullarından bir kimsenin Allah yolunda bin ay boyunca silâhlı olarak cihat ettiğini anlatmıştı. Sahabiler bunu duyunca şaşırdılar ve kendi amellerini az, gördüler. Bunun üzerine Kadir Suresi indirildi.&lt;br /&gt;Başka bir rivayette Peygamberimiz Sahabilere İsrailoğullarından dört kişinin seksen sene boyunca hiç günah işlemeden ibadet ettiklerini anlattı. Sahabiler bunu hayretle karşıladı. Cebrail Aleyhisselâm geldi, "Yâ Muhammed, ümmetin o birkaç kişinin seksen sene ibadetinde hayrete düştüler. Allah sana ondan daha hayırlısını indirmiştir" diyerek Kadir Suresini okudu ve, "İşte bu senin ve ümmetinin hayran kalışından daha hayırlıdır" buyurdu.(1)&lt;br /&gt;Diğer bir rivayette Resulullah’a bütün ümmetlerin ömürleri gösterilmişti. Kendi ümmetinin ömrünü kısa görünce, ömrü uzun olan ümmetlerin amellerini düşündü. Kendi ümmetinin bu kısa ömürlerinde yaptıkları amellerle onlara ulaşamayacakları endişesi içinde üzüldü. Yüce Allah da Habibine, bu üzüntüsüne mukabil Kadir Gecesini vererek diğer ümmetlerin bin yılından daha hayırlı kıldı. (2)&lt;br /&gt;Kadir Suresi bu hadiseler üzerine nazil olmuştur.Bu sure, Sahabilerin üzüntüsünü hafifleten bir suredir.&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a name="b4"&gt;&lt;strong&gt;Kadir Gecesinin Bu Kadar Faydalı Olmasını Nasıl Açıklarsınız?&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;Evet bir tek Ramazan, seksen sene bir ömür semeratını kazandırabilir. Leyle-i Kadir ise, Kur'an’ın bildirmesiyle bin aydan daha hayırlı olduğu bu sırra kat’i bir delildir. Evet nasılki bir padişah, saltanatında belki her senede, ya tahta geçme merasimi namıyla veyahut başka bir şaşaalı cilve-i saltanatına mazhar bazı günleri bayram yapar. Halkını, o günde umumî kanunlar dairesinde değil; belki hususî ihsanatına ve perdesiz huzuruna ve has iltifatına ve fevkalâde icraatına ve doğrudan doğruya lâyık ve sadık milletini, has teveccühüne mazhar eder. Öyle de: Ezel ve Ebed Sultanı olan onsekiz bin âlemin Padişah-ı Zülcelal'i; o onsekiz bin âleme bakan, teveccüh eden ferman-ı âlîşanı olan Kur'an-ı Hakîm'i Ramazan-ı Şerifte indirmiş. Elbette o Ramazan, mahsus bir bayram-ı İlahî ve bir meşher-i Rabbanî ve bir meclis-i ruhanî hükmüne geçmek, Cenab-ı Hakkın hikmetinin muktezasıdır. Madem Ramazan o bayramdır; elbette bir derece, adî ve hayvanî meşguliyetten insanları çekmek için oruca emredilecek.Sure neden Kadir Gecesinde indi?Peygamber (a.s.m.) her şeyden önce bir uyarıcıdır. Bu ikaz görevini doğrulukla yapması için emri önce kendi nefsinde uygulaması lazımdı. Nefsine uygulamanın en uygun vakti de gece vaktidir.&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a name="b5"&gt;&lt;strong&gt;Neden "Kadir" Gecesi?&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;Kadir Gecesi hüküm gecesi demektir. Duhan Suresinde açıklandığı üzere İlâhi takdirce belirtilen hükümler Kadir Gecesinde ayırd edilir. Bu anlamda Kadir Gecesine takdir gecesi diyenler de vardır. Aslında eşyanın, işlerin ve hükümlerin miktar ve zamanları ezelde takdir edildiği için burada söz konusu olan takdir, önceden tespit edilen kader programının yerine getirilmesiyle ilgili planların hazırlanmasıdır. (3)&lt;br /&gt;"Kadr" kelimesinde "tazyik" manası da vardır. Buna göre o gece yeryüzüne o kadar çok melek iner ki, dünya onlara dar gelir.&lt;br /&gt;Bir hadiste, "O gece yeryüzüne inen meleklerin sayısı çakıl taşlarının sayısından çok daha fazladır" buyurularak buna işaret edilir. (4)&lt;br /&gt;Kadir Gecesinin Ramazan'ın hangi gecesine rastladığı hususunda pekçok rivayet olmakla birlikte, Ramazan'ın son on gününde aranması tavsiye edilmiştir. Bazı hadis-i şeriflerden de 27. gecesine denk geldiği bildirilmektedir. "Onu yirmi yedinci gecede arayınız" mealindeki hadis bu hususa işaret etmektedir. (5)&lt;br /&gt;Bu rivayetlerin ışığında, İslâm âlimleri Kadir Gecesinin Ramazan'nın yirmi yedinci gecesi olarak kabul etmiş ve böylece Müslümanlar o geceyi Kadir Gecesi niyetiyle ihya edegelmişlerdir.Bunun için mü'minler mümkün mertebe, vakit ve imkânları ölçüsünde Kadir Gecesini değerlendirmeye çalışırlar. Uyku ve istirahatla geçirmemeye gayret ederler. Çünkü bu gecede herbir Kur'ân harfine otuz bin sevap verilmektedir. Diğer ibadetlerin sevabı da o nisbette artış göstermektedir.Kadir Gecesini değerlendirmek ve o vaktin feyiz ve bereketinden istifadeyi arttırmak için namaz kılınır, Kur'ân okunur, Kur'ân tefsirleri mütâlâa edilir. Zikredilir, salavat-ı şerife getirilir. Dualar edilir, Allah'a niyaz ve tazarruda bulunulur. Fakir ve kimsesizler doyurulur, bol bol sadaka verilir. Hâsılı her vesileyle vakit nurlandırılır. Kadir Gecesinin getireceği büyük kazanç hakkında rivayet edilen hadisler en güzel teşvik mahiyetini taşımaktadır.&lt;br /&gt;"Kim inanarak, sevabını ancak Allah'tan bekleyerek Kadir Gecesinde kıyam üzere olursa (uyanık kalıp ihya ederse) geçmiş günahları affedilir." (6)&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a name="b6"&gt;&lt;strong&gt;Bu gecede nasıl dua edelim?&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;Bunu da Hazret-i Âişe (r.a.) vasıtasıyla yine Peygamberimizden, öğrenelim:"Dedim ki, 'Yâ Resulallah, Kadir Gecesine rastlarsam nasıl dua edeyim?’Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam "Allahümme inneke afüvvün tuhibbü'l-afve fa'fu annî (Allah’ım, Sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni de affeyle) dersin' buyurdu"&lt;br /&gt;Kaynaklar1) Hak Dini Kur an Dili. 6:45922) Muvatta. İtikâf:63) Duhan Suresi, 3.4) Hak Dîni Kur'ân Dili, 9:5970.5) Müsned, 2:27.6) Buhari, Siyam: 71, İbni Mâce, Dua&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehmet Paksu,Mübarek Aylar, Günler ve Geceler&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dinkültürü ve ahlak bilgisi,islamiyet,fıkıh,hadis,sure,dua,müslümanlık,Kadir Gecesi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5336202385623131189-1560560220564738051?l=dkvab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dkvab.blogspot.com/feeds/1560560220564738051/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5336202385623131189&amp;postID=1560560220564738051' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/1560560220564738051'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/1560560220564738051'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dkvab.blogspot.com/2007/12/kadir-gecesi-89-ekim-ptesisal-2007.html' title='Kadir Gecesi (8/9 Ekim P.tesi./Salı 2007)'/><author><name>Emre &amp;amp; Erdi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5336202385623131189.post-688663410560437906</id><published>2007-12-29T20:24:00.000+02:00</published><updated>2007-12-31T12:18:17.250+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dkvab'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Recep Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mevlid kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ramazan bayramı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ramazan Müjdesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Safer Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dinkültürü ve ahlakbilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kuran oku'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islamiyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kutlu doğum'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='muharrem ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şevval Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kadir Gecesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müslümanlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Regaib Kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mezhepler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dinkültürü ve ahlak bilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Üç aylar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dualar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islamın şartları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='din kültürü ve ahlak bilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşure günü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sure'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mairaç kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hanifilik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dua'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fıkıh'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='berat kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kurban bayramı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hadis'/><title type='text'>Ramazan Müjdesi (13 Eylül 2007)</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Ramazan Müjdesi&lt;br /&gt;Ramazan'ın ilk günü ile birlikte nur ve feyiz dolu bir mevsimi yaşamaya başlarız. Kâinat şenlenir, dünya Cennetten süzülen nurânî bir hava ile dolup taşar.. Ulvi âlemlerin masum ve mübarek sakinleri öbek öbek mü'minlerin çevresini sarar. Rahmet ülkesinden müjdeler, kâinatın Rabbinden selâmlar ve mağfiret ümitleri getirir, Ramazan ayı...Mukaddes kelâmın nazil oluşunun yıldönümünü mü'minlerle birlikte cinler, melekler; ağacı, çiçeği, böceği, kurdu, kuşu, denizi ve deryasıyla yaşlı dünyamız da kutlar. Görünen ve görünmeyen âlemlerde tam manâsıyla bir bayram havası yaşanır.Bu ayın Cenâb-ı Hak katında müstesna bir yeri vardır. Yüce Rabbimiz kendisine muhatap olarak seçtiği kullarına sonsuz rahmetinin en geniş tecellilerini bu aya tahsis eder. Başta Kur'ân-ı Kerim olmak üzere! Tevrat, Zebur ve İncil gibi diğer semavî kitapların da bu ayda indirilmiş olması, bu günlerin kıymet ve kudsiyetini artıran diğer bir husustur.Mü'minlere İlâhî bir ihsan olarak bu günleri birer güzel fırsat bilerek değerlendirme, Rablerine olan kulluk derecelerini gösterme, Ona muhatap olabilme gayreti içine girerek tam bir ihlâs ve şuurla ibadet ve taate koşarlar.Bu gayretin neticesi elbette karşılıksız kalmayacaktır. Oruç tutup, Ramazan ayını bir kulluk şuuru içinde geçirenler tatlı bir ânı yaşadıkları, huzura erdikleri gibi pekçok nimete de mazhar olurlar.Ubâde bin Samit anlatıyor:Ramazan ayının başladığı bir günde Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam şöyle buyurdu:"İşte bereket ayı olan Ramazan geldi. Artık Allah'ın rahmeti sizi kuşatır. O ay, yeryüzüne bol bol rahmet iner. Günahlar affedilir. Dualar kabul olunur. Allah sizin iyilik ve ibadette yarışmanıza bakar da, bununla meleklerine karşı iftihar eder. Öyle ise kulluğunuzla kendinizi Allah'a sevdirin. Asıl bedbaht olan da, bu ayda Allah'ın rahmetinden nasibini alamayandır."(1)Ramazan her yönüyle bir ibadet mevsimidir. Her mü'min namazı, orucu, iyilikleri hizmetleri ve duâsıyla bu rahmet ve bereketten nasibini almaya çalışır. Bilerek veya bilmeyerek yapmış olduğu günahları için Allah'tan af diler. Rabbine niyazda bulunur.Cenâb-ı Hak da kulunun bu samimi dua ve niyazını karşılıksız bırakmaz, günahlarını affeder, rahmetine garkeder.Ramazan ayının kudsiyet ve bereketini bildiren şu hadis-i şerifi birlikte okuyalım. Peygamber Efendimiz geniş anlamda bu hususu dikkatimize vermektedir.Selmân-ı Fârisî (r.a.) anlatıyor:Resul-i Ekrem Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam Şaban ayının son günlerinde bize irad ettiği bir hutbede şöyle buyurdu:"Ey insanlar büyük ve mübarek bir ay yaklaştı, gölgesi başınızın üstüne düştü. Bu öyle bir aydır ki, içinde bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi vardır. Allah o mübarek ayın gündüzlerinde orucu farz, gecelerinde nafile namazı meşru kıldı. Bu ayda küçük büyük bir hayır yapan insan, başka aylarda bir farz eda etmiş gibi sevap alır.Bu ayda bir farzı yapmak, başka aylarda yetmiş farz yerine geçer.Bu ay Allah için açlık ve susuzluğun, taat ve ibadetin meşakkatlerine sabır ve tahammül ayıdır. Sabrın karşılığı da Cennettir.Bu ay yardımlaşma ayıdır.Bu ay mü'minlerin rızkını arttıracak aydır.Bu ayda her kim oruçlu bir mü'mine iftar edecek bir şey verirse, yaptığı bu iş günahlarının bağışlanmasına ve Cehennemden kurtulmasına sebep olur. Oruçlunun sevabından da hiçbir şey eksilmeden onun kadar sevaba kavuşur."Ashâb-ı Kiramdan bazıları, "Ya Resulallah, hepimiz oruçluya iftar edecek bir şey bulup verecek durumda değiliz" dediler.Bunun üzerine Resul-i Ekrem Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam, "Allah bu sevabı bir tek hurma ile, bir içim su ile, bir yudum süt ile oruçlu mü'mine iftar ettirene de verir" buyurdular ve hutbelerine şöyle devam ettiler:"Bu ayın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu da Cehennemden kurtuluştur.Bu ayda kim kölesinin (işçi ve hizmetçisinin) işini hafifletirse, Allah da onu affeder ve Cehennemden uzak tutar.Bunun için bu ayda şu söyleyeceğim dört hasleti fazlasıyla bulundurmaya çalışınız. Bu dört hasletten ikisi ile Rabbinizi razı edersiniz, diğer ikisinden ise hiçbir zaman ayrı kalamazsınız.Rabbinizin rızasına sebep olan hasletlerin birisi, kelime-i şehadete devam etmeniz, diğeri de Allah'tan mağfiret dilemenizdir.Vazgeçemeyeceğiniz iki hasletin biri Allah'tan Cenneti istemek, diğeri de Cehennemden Allah'a sığınmaktır.Her kim oruçluya bir yudum su verirse, Allah da ona benim mahşerdeki havuzumdan öyle bir su içirecektir ki, Cennete girinceye kadar bir daha susuzluk çekmeyecektir.(2)&lt;br /&gt;Kaynaklar:(1) et-Tergib ve't-Terhîb, 2:99.(2) A.g.e, 2:94.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehmet Paksu, Mübarek Aylar, Günler ve Geceler&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;dinkültürü ve ahlak bilgisi,islamiyet,fıkıh,hadis,sure,dua,müslümanlık,Ramazan Müjdesi&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5336202385623131189-688663410560437906?l=dkvab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dkvab.blogspot.com/feeds/688663410560437906/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5336202385623131189&amp;postID=688663410560437906' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/688663410560437906'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/688663410560437906'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dkvab.blogspot.com/2007/12/ramazan-mjdesi-13-eyll-2007.html' title='Ramazan Müjdesi (13 Eylül 2007)'/><author><name>Emre &amp;amp; Erdi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5336202385623131189.post-588990758178570747</id><published>2007-12-29T20:23:00.000+02:00</published><updated>2007-12-31T12:18:17.262+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dkvab'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Recep Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mevlid kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ramazan bayramı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ramazan Müjdesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Safer Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dinkültürü ve ahlakbilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kuran oku'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islamiyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kutlu doğum'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='muharrem ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şevval Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kadir Gecesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müslümanlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Regaib Kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mezhepler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dinkültürü ve ahlak bilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Üç aylar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dualar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islamın şartları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='din kültürü ve ahlak bilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşure günü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sure'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mairaç kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hanifilik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dua'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fıkıh'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='berat kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kurban bayramı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hadis'/><title type='text'>Şaban Ayı</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Şaban Ayının Fazileti&lt;br /&gt;İlâhî feyz ve bereketin yeryüzünü şenlendirdiği bu mübarek ay, mü'minler için en kârlı ve kazançlı fırsattır. Çünkü Şâban'ın değer ve kıymetini arttıran en önemli tarafı, diğer aylara göre (Ramazan hariç) yapılan her amelin ve ibadetin sevabının üç yüz kattan fazla oluşudur.(1)&lt;br /&gt;Diğer vakitlerde kılınan bir rekât namazın sevabı on ise, Şaban ayında üç yüzden fazladır. Okunan her bir Kur'ân harfi için üç yüz Cennet meyvesi vardır.&lt;br /&gt;Yine bu ihsan ve bağış ayı olan günlerde amel defterimizin sevap hanesine kaydettirdiğimiz ibadetler, her an şeytan ve nefsin fırlattığı gaflet, vesvese ve şüphe oklarına birer kalkan vazifesi görerek gerçek huzurumuzun kaynağı olur. Çünkü farkında olmadan veya bir anlık gaflet sonunda işlediğimiz hatâ ve kusurların keffareti olabilecek hasenat ve iyilikler en bereketli şekilde bu günlerde elde edilmektedir. Ayrıca bu ibadetler ileride hücumuna maruz kalabileceğimiz günahlar için de bir siper hüviyetini taşır.&lt;br /&gt;Resul-i Ekrem Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam diğer aylara göre bu ayda daha çok ibadet ve taatte bulunurlardı.&lt;br /&gt;"Şaban benim ayımdır."&lt;br /&gt;"Şaban günahları temizleyendir" buyurarak kadrini yüceltirdi.(2)&lt;br /&gt;Receb ayı geldiği zaman da "Allahım, Receb ve Şaban (ayını) bize mübarek ve bereketli kıl" buyururdu.(3)&lt;br /&gt;Böylece dua ve niyazlarında bu ayların kudsiyetini dile getirmişlerdir.&lt;br /&gt;Peygamberimizin Şaban ayına gösterdiği bu hürmetin bir sebebi de devamında gelecek olan Kur'ân ayı olan Ramazan'dan dolayı idi. Hz. Enes'in rivayetine göre, Peygamberimizden sual ederler:&lt;br /&gt;"Ya Resulallah, Ramazan'dan başka en faziletli oruç ayı hangi aydadır?"Bu soruya Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam,"Ramazan'ı tazim için (Ramazan hürmetine) Şâban' da tutulan oruçtur" cevabını verirler.(4)&lt;br /&gt;Basta Hz. Âişe Validemiz olmak üzere Sahabilerin beyanına göre Peygamberimiz bazan Şaban ayının tamamını, çok kere de çoğu günlerini oruçlu geçirirdi. Zaten diğer günler, bilhassa Pazartesi ve Perşembe günleri de oruçlu bulunan Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselam maddî ve manevî pekçok hikmetinden dolayı oruç ibadetini sıkça yapardı.Bu hususta Hz. Âişe'nin (r.a.) şöyle bir rivayeti vardır:&lt;br /&gt;"Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam bazı aylarda çok oruç tutardı. Hattâ, biz, onu bu ayda hiç iftar etmedi sanırdık. Bazı aylarda da çok iftar ederdi. Hattâ, biz, onu bu ayda hiç oruç tutmadı derdik. Resulullahın Aleyhissalâtü Vesselam Ramazan'dan başka bir ayın orucunu tamamladığını görmedim. Şaban'daki kadar, kendisinde, çok oruçlu olduğu bir ay da görmedim"(5)&lt;br /&gt;Hz. Âişe başka bir rivayetinde bu konuda şunları söyler:"Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam senenin hiçbir ayında Şaban ayındakinden fazla oruç tutmaz ve şöyle buyururdu:"Amellerden gücünüzün yettiğini yapın. Çünkü siz bıkmadıkça, Allah da size asla bıkmış muamelesi yapmaz. Allah yanında amelin en makbulü, kişinin az da olsa devam üzere işlediği ameldir."(6)&lt;br /&gt;Yine Hz. Âişe, İbni Mâce'de geçen başka bir rivayetinde de, "O (Resul-i Ekrem) Şaban ayının tamamını oruçla geçirerek nihayet Şâban'ı Ramazan'la birleştirirdi"(7) diyerek Peygamberimizin bu ayda daha çok oruç tuttuğunu ifade etmektedir.&lt;br /&gt;Bu iki rivayetten hadis âlimleri, Peygamberimizin bazı seneler Şâban'ın tamamını, bazı zamanlarda da çok günlerini oruçlu geçirdiği kanaatine varmışlardır. Zaten hadiste geçen "tamamı" mânâsına gelen "küll" kelimesi Arapçada çoğunluk mânâsında kullanılırdı.&lt;br /&gt;Bir kimse bir ayın çok günlerini oruçlu geçirirse, tamamını oruçlu geçirdiği ifadesi yer alırdı.Her iki rivayetten Şaban ayının tamamını oruçlu geçirmenin veya bir kısmında oruç tutmanın caiz olacağı hükmü çıkarılmaktadır.&lt;br /&gt;Şaban ayında oruç, namaz, sadaka gibi ibadetlerin ve diğer imâni ve İslâmî hizmetlerin fazla yapılmasının bir hikmeti de, devamında gelecek olan Ramazan ayı için zihnen, bedenen ve ruhen bir hazırlık ve alışkanlığa sebep olmasıdır. Çünkü bazı insanlar, "Nasıl olsa, Ramazan gelince daha çok ibadet ederiz" diye gaflet ve tembelliğe kapılabilirler. İşte Şâban'da yapılan ibadetler bu perdeyi yırtmaktadır.&lt;br /&gt;Bu hususa Peygamberimiz, Hz. Üsame bin Zeyd'in suâli üzerine işaret etmektedir. Hz. Üsame sorar:"Yâ Resulallah, Şaban ayında tuttuğunuz kadar hiçbir ayda oruç tuttuğunuzu görmedim."Bunun üzerine Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam şöyle buyururlar:"Receb ve Ramazan ayları arasında şu Şaban ayında insanlar gafildir. Bu öyle bir aydır ki, ameller, Alemlerin Rabbine bu ayda yükseltilir. Ben oruçlu iken amellerimin yükseltilmesini severim."(8)&lt;br /&gt;Bu mübarek günleri değerlendirerek gün ve gecelerimizi manevî yönden daha çok bereketli kılarsak, bu ayın feyzinden daha fazla istifade etmiş oluruz. Bu aylarda tutulan oruç farz ve vacip olmayıp sadece sünnettir. Peygamberimize uyarak sevap ve mükâfatına nail olmak için oruç tutmaya gayret ederiz.&lt;br /&gt;Cenab-ı Hak bizleri Şaban ayının nurundan ve feyzinden en azami mertebede istifade eden kullarından eylesin. Amin.&lt;br /&gt;Kaynaklar1) Şualar, s. 416.2) Keşfü’l Hafâ. 2:93) Müsned, 1:2594) Tirmizı, Zekât: 28.5) Buhari, Savm: 51. 6) Müslim. Sıyam: 177. 7) İbni Mâce, Savm: 4.8) Nesei, Savm: 70.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehmet Paksu, Mübarek Gün ve Geceler, Nesil Yayınları &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;dinkültürü ve ahlak bilgisi,islamiyet,fıkıh,hadis,sure,dua,müslümanlık,Şaban Ayı&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5336202385623131189-588990758178570747?l=dkvab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dkvab.blogspot.com/feeds/588990758178570747/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5336202385623131189&amp;postID=588990758178570747' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/588990758178570747'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/588990758178570747'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dkvab.blogspot.com/2007/12/aban-ay.html' title='Şaban Ayı'/><author><name>Emre &amp;amp; Erdi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5336202385623131189.post-7835675666828816277</id><published>2007-12-29T20:20:00.000+02:00</published><updated>2007-12-31T12:18:17.268+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dkvab'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Recep Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mevlid kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ramazan bayramı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ramazan Müjdesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Safer Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dinkültürü ve ahlakbilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kuran oku'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islamiyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kutlu doğum'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='muharrem ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şevval Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kadir Gecesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müslümanlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Regaib Kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mezhepler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dinkültürü ve ahlak bilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Üç aylar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dualar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islamın şartları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='din kültürü ve ahlak bilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşure günü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sure'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mairaç kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hanifilik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dua'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fıkıh'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='berat kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kurban bayramı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hadis'/><title type='text'>Regaib Kandili (19/20Temmuz 2007)</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Regaib Gecesi&lt;br /&gt;Aziz ve sıddık kardeşlerim ve fedakâr ve sadık arkadaşlarım!Evvelâ: Sizin, bu mübarek şuhur-u selâse ve içindeki kıymetdar leyali-i mübarekeleri tebrik ediyoruz. Cenab-ı Hak, herbir geceyi sizin hakkınızda birer Leyle-i Regaib ve Leyle-i Kadir kıymetinde size sevab versin, âmîn. ( Kastamonu Lahikası, 84 ) Regaib Nedir? Regâib, arapça bir kelimedir ve "reğa-be" kökünden gelmektedir. "Reğa-be", kelime olarak, herhangi bir şeyi istemek, arzulamak, ona karşı meyletmek ve onu elde etmek için çaba sarf etmek demektir. "Reğîb" kelimesi ise, "reğabe"'den türemiş olan bir isimdir ve kendisine rağbet edilen, arzulanan, taleb edilen şey demektir. Müennesi, "reğîbe"dir. "Reğîbe"nin çoğulu da "reğâib" dir. Kelime olarak "Regâib"in aslı budur. Receb’in ilk cuma gecesine Regaib gecesi denir. Bu geceye Regaib gecesi ismini melekler vermişlerdir. Her Cuma gecesi kıymetlidir. Bu iki kıymetli gece bir araya gelince, daha kıymetli oluyor. Allahü teâlâ, bu gecede, müminlere, ragibetler [ihsanlar, ikramlar] yapar. Bu geceye hürmet edenleri affeder. Bu gece yapılan dua kabul olur, namaz, oruç, sadaka gibi ibadetlere, sayısız sevaplar verilir. Regaib gecesini ibadetle geçirmeli, kazası olan, hiç değilse bir günlük kaza namazı kılmalı! Kazası olmayan da nafile namaz kılar, Kur’an-ı kerim okur, tesbih çeker, tövbe istiğfar eder. Perşembe günü oruç tutup, gecesini de ihya etmek çok sevaptır. Receb ayında oruç tutmak faziletlidir. Peygamberimiz (a.s.m)’ ın Ramazan ayından sonra en çok oruç tuttuğu ay Receb ayıdır. Bu Receb ayında oruç tutmanın muazzam, muhteşem sevabları var. Bir de bu ayda sevablar kulların defterlerinin sevab hanelerine, bol bol dökülmesi dolayısıyla da recebül esabb denmiştir. Yâni, sevabların bol bol, şarı şarıl, gürül gürül döküldüğü ay demek... Sabbe, Arapçada dökmek demek... Nehrin de böyle dağlardan çağlayarak şaldur şuldur akıp da döküldüğü yere münsab derler; o da aynı kökten... Receb-ül esabb; Allah'ın rahmetinin cûşa gelip, ikram ü ihsanâtının şarıl şarıl, güldür güldür kullara geldiği ay demektir. Arifler ve din alimleri kitaplarında yazmışlar ki, bu ay ekim, ekme, ziraat ayıdır. Sevaplı işler, oruç tutmak, tevbe etmek vs. güzel şeyler yapılır. Bir mahsulün ekilmesi gibi ziraat, ekim ayıdır. Şa'ban bakım ayıdır. Ramazan biçim ayıdır, yâni mahsulün alındığı aydır demişler. Demek ki Receb ayı, bizi Ramazan ayına hazırlayan bir mevsimin ilk adımı olmuş oluyor. Onun için, "Receb ayı tevbe ayıdır." demişler. Yâni kul ne yapacak?.. "Yâ Rabbi! Ben anlayamamışım, hatâ etmişim, bilememişim, suçluyum, kusurluyum; beni affet..." diyerek hatâsını itiraf edip, hatâsından dönerek, Cenâb-ı Hakk'ın yoluna girecek. Şa'ban ayı ibadetlere devam etme ayıdır. Ramazan da mükâfatlarını alma ayıdır. Böyle çeşitli kelimelerle bu ayların birbirleriyle irtibatlı olduğu beyan edilmiştir. Regaib ile ilgili ayet-i Kerimeler: Regâib kelimesi Kur'an'da geçmemektedir. Ancak "reğabe"den türemiş olan çeşitli kelimeler, Kur'ân'da sekiz yerde geçmekte ve "reğabe"nin ifâde ettiği mana için kullanılmaktadır . Ayrıca, "Şüphesiz Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısına göre ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. İşte bu, Allah’ın dosdoğru kanunudur. Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin." (Tevbe Suresi, 36) Hz. Peygamber’in ( a.s.m ) ( aşağıda hadisler bölümünde bulunan) bir hadisinde, ayet-i kerimede işaret buyurulan haram ayların, Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep ayları olduğu vurgulanmaktadır: " Receb Ayı ve Regaib Gecesi ile İlgili Hadis-i Şerifler: • Allahü teâlâ, Receb ayında oruç tutanları mağfiret eder. [Gunye] • Receb-i şerifin bir gün başında, bir gün ortasında ve bir gün de sonunda oruç tutana, Receb’in hepsini tutmuş gibi sevap verilir. [Miftah-ül-cenne] • Ramazan ayı dışında Allah rızası için bir gün oruç tutan, iyi bir yarış atının bir asırda alacağı mesafe kadar Cehennemden uzaklaşır.) [Ebu Yala] • Şu beş gecede yapılan duâ geri çevrilmez. Regaib gecesi, Şabanın 15. gecesi, Cuma, Ramazan bayramı ve Kurban bayramı gecesi.) [İbn-i Asâkir] • “Receb-i Şerîf’in birinci gününde oruç tutmak üç senelik, ikinci günü oruçlu olmak iki senelik ve yine üçüncü günü oruçlu bulunmak bir senelik küçük günahlara kefaret olur. Bunlardan sonra her günü bir aylık küçük günahların af ve mağfiretine vesile olur.” buyuruyorlar. (Camiu-s sağir) • İbn-i Abbas -radiyallahu anh- Hazretleri: “Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Recep ayında bazen o kadar çok oruç tutardı ki, biz O’nu hiç iftar etmeyecek zannederdik. Bazen de o kadar çok iftar ederdi ki, biz O’nu hiç oruç tutmayacak zannederdik.” buyurmuştur. (Müslim) • Muhakkak zaman, Allah’ın yarattığı günkü şekliyle akıp gitmektedir. Yıl on iki aydır. Bunlardan dördü haram aylardır. Ve üçü ard arda gelmektedir. Zilkade, Zilhicce, Muharrem bir de Cemaziye’l-âhirle Şaban ayları arasında gelen Mudar kabilesinin ayı Recep ayıdır." (Buhârî, Tefsir, Sure, 8,9) • "Recep ayı Allah’ın ayı, Şaban benim ayım, Ramazan da ümmetimin ayıdır." (Aclûnî, Keşfu’l-Hafâ, 1/423) • Yine mübarek üç aylardan ilki olan Receb ayının önemi ve değeri hakkında Enes b. Malik ( r.a. )'dan şöyle rivayet edilir: Receb ayı girdiğinde Hz. Peygamber şöyle derdi: "Allahım! Recep ve Şaban'ı bize mübarek kıl ve bizi Ramazan'a ulaştır." (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/259) • Receb’in ilk cuma gecesini ihya edene, Allahü teâlâ, kabir azabı yapmaz. Duâlarını kabul eder. Yalnız, 7 kimsenin duasını kabul etmez: Faizci, Müslümanları aşağı gören, ana babasına eziyet eden, Müslüman olan ve dinin emirlerine uyan kocasını dinlemeyen kadın, çalgıcı, livata ve zina eden, beş vakit namazı kılmayan. [Bu günahlardan vazgeçmedikçe, duaları kabul olmaz.] [Saadet-i Ebediyye] • Receb büyük bir aydır. Allah bu ayda hasenatı kat kat eder. Receb ayında bir gün oruç tutana, bir yıl oruç tutmuş gibi sevaba kavuşur. 7 gün oruç tutana, Cehennem kapıları kapanır. 8 gün oruç tutana Cennetin 8 kapısı açılır. On gün oruç tutana, Allah istediğini verir. 15 gün oruç tutana, bir münadi, “Geçmiş günahların affoldu” der. Receb ayında Allahü teâlâ Nuh aleyhisselamı gemiye bindirdi ve o da, Receb ayını oruçlu geçirdi. Yanındakilere de oruç tutmalarını emretti. [Taberânî] • Kim Receb ayında, takva üzere bir gün oruç tutarsa, oruç tutulan günler dile gelip “Ya Rabbi onu mağfiret et” derler. [Ebû Muhammed] • Hz. Aişe ( r.a ) validemiz, “Resûlullah, pazartesi ve perşembe günleri oruç tutmaya çok önem verirdi.” buyuruyor. Çünkü Hadis-i Şerifte, “Ameller Allahü teâlâya pazartesi ve perşembe günleri arz edilir. Ben de amelimin oruçlu iken arz edilmesini istiyorum.” buyururdu. (Tirmizî) • Receb ayında yapılan dua kabul edilir, günahlar affedilir. Bu ayda günah işleyenin cezası da kat kat olur. Hz. Hüseyin ( r.a) anlatır: “Kâbe’yi tavaf ederken, yanık sesle Allahü teâlâya dua eden bir kimsenin sesini işittik. Babam bunu çağırmamı emretti. Güzel yüzlü, temiz bir kimseydi. Ancak sağ tarafı felç olmuş, kurumuş, hareketsiz idi. Ona, “Sen kimsin, durumun ne böyle?” dedim. O kimse dedi ki: “Adım Menazil... Ben çalgı çalmak, şarkı söylemekle şöhret salmış, Arabistan’ın ünlülerinden bir gençtim. Hep nefsin arzuları peşinde koştum. Receb ve Şaban aylarında bile, bu günahlara devam ederdim. Salih babam, beni bu günahlardan kurtarmaya çalıştı. Bana, “Allahü Teâlânın azabı şiddetlidir, bir anda kahredebilir. Kötü arkadaşlardan vazgeç, bu kötü işleri bırak! Melekler ve bu aylar senden şikâyet ediyorlar” dedi. Nasihate hiç tahammülüm yoktu. Babamın üzerine yürüyüp, döverek susturdum. Üzüntülü ve kırık kalble, “Bu aylarda oruç tutup, geceleri ibadet ediyorum. Beytullah’a gidip şerrinden korunmak için, Allahü teâlâdan yardım dileyeceğim” dedi. Bir hafta oruç tutup, Kâbe’ye giderek, “Ey Rabbim, mazlumların âhını yerde bırakmazsın. Bu ayda, bu mübarek yerlerde yapılan duaları red etmezsin. Hakkımı oğlumdan al, onu felç et!” diye dua etti. Henüz duası bitmeden sağ tarafım felç oldu. Beni gören, “Baba bedduasına uğramış kişi” derdi.” Hz. Hüseyin, “Baban bu hâline ne dedi?” buyurdu. O genç, “Babamdan özür diledim. Onun da babalık şefkati galip gelerek beni bağışladı. Beddua ettiği yerde, bu sefer şifa bulmam için hayır dua etmek üzere deve ile gelirken, devenin ürkmesi ile babam düşüp öldü. Şimdi çaresizim.” diyor. Hz. Ali bu felçli gence dua ediyor, Receb’de yaptığı bu dua bereketiyle de Hak teâlâ ona şifa ihsan ediyor. Regaib Gecesi ile İlgili Risale-i Nur’da Geçen İfadeler: Üstadımız! Nur talebelerinin okudukları bir eşi, bir benzeri daha dünyada olmayan "Cevşen-ül Kebir" isimli Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm Efendimiz Hazretlerinin duasını ve çok sevablı, çok nurlu, çok faziletli salavat-ı şerifelerinizi elde ettik, okumağa başladık. Sizin devam ettiğiniz bu pek kıymetdar, çok mübarek evradlar; bizim zikrimiz, bizim virdimiz oldu elhamdülillah! Fakat en ziyade Risaleleri okumağa gayret ediyoruz, ehemmiyet veriyoruz. Çünki Nur Risalelerini ne kadar sık sık okursak, bu dualardan daha ziyade feyz alıyoruz. Duaları, evradları mübarek gecelerde, hususan Leyle-i Regaib ve Leyle-i Mi'rac ve Leyle-i Berat, Leyle-i Kadir ve Cuma geceleri gibi vakitlerde okuyoruz. (Hanımlar Rehberi: 158) “Evvelâ: Tekraren hem sizin Receb-i şerifinizi ve Leyle-i Regaib’inizi tebrik, hem Safranbolu’lu kardeşlerimizin tebriklerine mukabeleten şuhur-u selâselerini ve dört leyali-i mübarekelerini ve Nurlarla gayet ciddî alâkalarını tebrik ederiz." (Emirdağ L. - 1: 166) Evvelâ: Seksen küsur sene bir ömr-ü manevîyi sizlere kazandıracak olan şuhur-u selâse-i mübarekeyi ve bilhassa bu geceki Leyle-i Regaib'i tebrik ediyoruz. (Kastamonu L.: 147) “Evvelen: Seksen sene bir manevî ömr-ü bâki kazandıran şuhur-u selâsenizi ve mübarek kudsî gecelerinizi ve leyle-i regaibinizi ve leyle-i mi’racınızı ve leyle-i beratınızı ve leyle-i kadrinizi ruh u canımızla tebrik ve herbir Nurcunun manevî kazançları ve duaları umum kardeşleri hakkında makbuliyetini rahmet-i İlahiyeden rica ve hizmet-i Nuriyede muvaffakıyetinizi tebrik ederiz." (Emirdağ L.-2: 121) Birinci Sualiniz: Mü'minin mü'mine en iyi duası nasıl olmalıdır? Elcevab: Esbab-ı kabul dairesinde olmalı. Çünki bazı şerait dâhilinde dua makbul olur. Şerait-i kabulün içtimaı nisbetinde makbuliyeti ziyadeleşir. Ezcümle: Dua edileceği vakit, istiğfar ile manevî temizlenmeli, sonra makbul bir dua olan salavat-ı şerifeyi şefaatçı gibi zikretmeli ve âhirde yine salavat getirmeli. Çünki iki makbul duanın ortasında bir dua makbul olur. Hem bi-zahr-il gayb yani "gıyaben ona dua etmek"; hem hadîste ve Kur'anda gelen me'sur dualarla dua etmek. Meselâ: Allahumme inni es’elukel afve vel-afiyete livelehu fid-dini ved-dünya vel-ahiretRebbenatina fid-dünya haseneten ve fil-ahireti haseneten ve gıne azabennar.gibi câmi' dualarla dua etmek; hem hulûs ve huşu' ve huzur-u kalb ile dua etmek; hem namazın sonunda, bilhassa sabah namazından sonra; hem mevâki'-i mübarekede, hususan mescidlerde; hem Cum'ada, hususan saat-ı icabede; hem şuhur-u selâsede, hususan leyali-i meşhurede; hem ramazanda, hususan leyle-i kadirde dua etmek kabule karin olması rahmet-i İlahiyeden kaviyyen me'muldür. O makbul duanın ya aynen dünyada eseri görünür veyahut dua olunanın âhiretine ve hayat-ı ebediyesi cihetinde makbul olur. Demek aynı maksad yerine gelmezse, dua kabul olmadı denilmez; belki daha iyi bir surette kabul edilmiş denilir. (Mektubat) Mübarek Kandil Gecelerini Nasıl Değerlendirmeliyiz? 1. Kur'an-ı Kerim okuyarak, 2. Peygamberimiz ( a.s.m)’ın mübarek duası olan Cevşen-ül Kebiri okuyarak, 3. Aile bireyleriyle birlikte günün mana ve ehemmiyeti hakkında sohbet ederek, 4. Allah rızası için namaz kılarak, 5. Hayatımızın geçmiş günleri ve yılları hakkında muhasebe yaparak, 6. Günahlarımızın bağışlanması için Allah'tan af dileyerek, 7. Sevgili Peygamberimize bol bol salât ve selâm okuyarak, 8. Dünya ve ahirete ait dileklerimiz için dua ederek, 9. Hastaları, yaşlıları ziyaret ederek; yoksulları, öksüz ve yetimleri sevindirerek, 10. Eş, dost ve yakınlarımızla tebrikleşerek, 11. Dargın ve küskünleri barıştırarak, değerlendirebilirizRegaib Gecesi Namazı Nasıl Kılınır? Regâib Gecesi Namazı: Bu geceyi ibâdetle geçirmenin sevabı pek çoktur. Bu gecede kılınacak namaz 12 rek’attir. Bu namazın kılınışı şöyledir: Her rek’atta fatihadan sonra üç kadir suresi ile 12 adette ihlas suresi okunur. Her iki rek’atta bir selam verilerek 12 rek’at tamamlanır. On ikinci rek’at kılınıp selam verildikten sonra yerinden kalkmadan yetmiş kere “ Allahumme salli ala Muhammedinin nebiyyil ummiyyi ve ala alihi” denilir. Sonra secdeye varılır. Secdede yetmiş kere “ subbuhun kuddusun Rabb-ul melaiketi verruhi” denir. Sonra secdeden kalkılarak ettahiyyatta oturulur. Ve yetmiş kere “Rabbiğfir ve erham ve tecavez ta’lemü” dedikten sonra tekrar secde edilir. Secdede yetmiş kere “ subbuhun kuddusun Rabb-ul melaiketi verruhi” dedikten sonra, isteklerimizi alemlerin Rabbine arz edilir. ( İhya ulumuddin, Bedir yayınları, 1974, c:1, s:555) Regâib namazını cemaatle kılmak bid'attir. Zaten terâvihten başka hiçbir nâfile namaz cemaatle kılınmaz&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dinkültürü ve ahlak bilgisi,islamiyet,fıkıh,hadis,sure,dua,müslümanlık,Regaib Kandili&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5336202385623131189-7835675666828816277?l=dkvab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dkvab.blogspot.com/feeds/7835675666828816277/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5336202385623131189&amp;postID=7835675666828816277' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/7835675666828816277'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/7835675666828816277'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dkvab.blogspot.com/2007/12/regaib-kandili-1920temmuz-2007.html' title='Regaib Kandili (19/20Temmuz 2007)'/><author><name>Emre &amp;amp; Erdi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5336202385623131189.post-4933388154603470182</id><published>2007-12-29T20:18:00.000+02:00</published><updated>2007-12-31T12:18:17.276+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dkvab'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Recep Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mevlid kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ramazan bayramı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ramazan Müjdesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Safer Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dinkültürü ve ahlakbilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kuran oku'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islamiyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kutlu doğum'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='muharrem ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şevval Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kadir Gecesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müslümanlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Regaib Kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mezhepler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dinkültürü ve ahlak bilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Üç aylar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dualar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islamın şartları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='din kültürü ve ahlak bilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşure günü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sure'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mairaç kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hanifilik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dua'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fıkıh'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='berat kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kurban bayramı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hadis'/><title type='text'>Üç aylara Girerken</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Üç aylara Girerken&lt;br /&gt;"Her hasenenin sevabı başka vakitte on ise, Receb-i Şerifte yüzden geçer, Şâban-ı Muazzamda üç yüzden ziyade ve Ramazan-ı Mübarekte bine çıkar ve Cuma gecelerinde binlere ve Leyle-i Kadirde otuz bine çıkar. Bu pekçok uhrevî faydaları kazandıran ticaret-i uhreviyenin bir kudsî pazarı ve ehl-i hakikat ve ibadet için mümtaz bir meşheri ve üç ayda seksen sene bir ömrü ehl-i imana temin eden şuhûr-u selâsenizi (üç aylarınızı) tebrik ediyoruz."&lt;br /&gt;Dinî anlatımda "Şühûr-ü selâse", yani üç aylar olarak bilinen bu mevsimin girmesiyle birlikte Müslüman ruhları bambaşka bir hava kaplar. Çünkü bu aylar İlâhî rahmetin coştuğu aylardır. Diğer vakitlerde iyilik ve ibadetlere on sevap veriliyorsa, Receb, Şaban ve Ramazan aylarında gittikçe yükselen bir oranda kat kat fazla sevap verilir.&lt;br /&gt;Meselâ, başka zamanlarda okunan her bir Kur'ân harfi için on sevap yazılmaktadır. Receb ayında bu sevap yüz olarak yazılır, Şaban'da üç yüzü aşar, Ramazan'da bine çıkar. Cuma gecelerinde binleri bulur. Kadir Gecesinde de otuz bine ulaştığını düşünürsek, üç aylardaki mübarek vakitlerin âhiret ticareti bakımından ne kadar kıymetli bir fırsat olduğunu anlayabiliriz.&lt;br /&gt;Bu bakımdan üç aylar “pek çok uhrevî faydaları kazandıran ticaret-i uhreviyenin (âhiret ticaretinin) bir kudsî pazarı ve ehl-i hakikat ve ibadet için mümtaz bir meşheri (sergisi)” olarak vasıflandırılmıştır. Bilindiği gibi, pazarlar ve fuarlar mühim ticaret yerleri arasında yer alırlar. Haftanın belli bir gününde belli bir yerde kurulan pazarda, insanlar her türlü ihtiyaçlarını karşılarlar. O gün sabahtan akşama kadar pazarın ucuzluğundan istifade etmek mümkündür. Ama o gün pazara gidemeyen bir insan, aynı şartlar altında alışveriş yapabilmek için bir hafta beklemek zorundadır. Çünkü pazar bir günlüktür.&lt;br /&gt;Aynı şekilde, üç aylar da yılda bir defa kurulan ve ahiret ticaretinin yapıldığı pazarlardır. İstifade etmesini bilenler, bu pazardan büyük kazançlar sağlarlar. Ahirete yönelik amellerini diğer vakitlere oranla arttırırlar. Daha fazla Kur'ân okurlar, ilme daha fazla yönelirler, uykularından kısarak ilim ve tefekküre, ibadet ve İslâmî hizmetlere daha fazla vakit ayırırlar. Hayırlı işlerde birbirleriyle yarış içine girerler. Böylece, “bu çok sevaplı ibadet ayları”ndan tam bir istifade ile çıkarlar. Bir mânâda, bu mübarek vakitlerde yapılan manevî hizmetler, insanın ebedî hayatı için yapılmış en kârlı “yatırım” olur.&lt;br /&gt;Buna karşılık, üç ayların fazilet ve kıymetinden haberdar olmayıp da değerlendiremeyenler, herkesin istifadesine açık tutulan çok kârlı bir ticaret imkânından mahrum kalmışlar demektir. Bu kimseler, aynı imkânı tekrar ele geçirebilmek için bir yıl daha beklemek zorunda kalacaklardır.&lt;br /&gt;İşte üç ayların ve bu aylardaki mübarek gecelerin büyük bir coşkunlukla ihya edilmesi bu bakımdan da önem kazanıyor. Çünkü bunlar şeâirdendir, İslâmın sembolü ve alâmetlerindedir.&lt;br /&gt;Bu açıdan şeâirin duyurulmasında hem İslâmın izzet ve şerefinin gösterilmesi, hem de İslâmın mânâsından uzak yaşayan insanlara örnek olunması gibi büyük hikmetler vardır.&lt;br /&gt;Namazlarda, bilhassa Cumalarda ve Kandil gecelerinde camilerin mü'minlerle dolup taşması, radyo ve televizyonda Kur'ân ve mevlidlerin okunması, camilerin mahyalarla (iki minare arasının ışıklı güzel yazılarla) süslenmesi, hattâ kandil simitlerinin dağıtılması, bu İslâm sembolünü ilân eden huzur verici hadiselerdir.&lt;br /&gt;Böylece bütün mü'minler âhiret kazancına yöneliyor. Herkes Allah'ın rızası yolunda sonsuz bir yarışa giriyor. Ve oluşan manevî hava, bütün bir topluma huzur veriyor. Bu huzur havasından herkes derecesine göre istifade ediyor. Yapılan ibadetler, okunan Kur'ânlar, Arş'a yükselen ihlâslı dualar, bitip tükenmek bilmeyen bir şevkle devam ettirilen İslâmî hizmetler, İlâhî rahmetin celbine vesile oluyor. Ayrıca sırf Allah rızası için ve ihlâsla yapılan bu hizmetler, günahların, sefahetlerin ve zulümlerin kirlettiği manevî havamızı temizliyor.&lt;br /&gt;Şu halde, her yıl bizlere ikram edilen bu bulunmaz fırsattan istifade etmeliyiz. Bunun için, mü'min kardeşlerimizle daha sık bir araya gelip sohbetlerde bulunabiliriz. Aramızda Kur'ân'ı paylaşıp imkân nisbetinde günlük ve haftalık hatimler yapmaya başlayabiliriz. Makbul dua ve zikirleri daha çok okuyabiliriz. İslâmî eserlere daha fazla vakit ayırabiliriz. İslâmın hakikatlerini yayma ve anlatma hususunda daha fazla gayret gösterebiliriz. Bu yolda göstereceğimiz en küçük bir gayret, en azından bire yüz netice verecektir.&lt;br /&gt;Bu arada, üç ayların ve kandil gecelerinin evlerimizde ve aile fertleri arasında ayrı bir mânâ içinde yaşanması gerektiğini de unutmamalıyız. Çocuklarımızo manevî havayı soluya soluya büyümelidirler. Bunun için, mübarek gecelerde onları hediyelerle sevindirip, camilere alıştırmakta büyük faydalar vardır.&lt;br /&gt;Ayrıca, sabaha karşı seher vakitlerinde uyanık bulunmaya çalışarak İslâm âlemi için ve mü'min kardeşlerimiz için dualar etmenin fazilet ve kıymeti sonsuzdur. O feyizli vakitte yapılan duaların kabul ihtimali çok kuvvetlidir.Bu bakımdan gerek kendimizin, gerekse diğer mü'minlerin dünya ve âhiret imtihanlarında başarılı çıkmaları için Cenab-ı Hakka niyazda bulunmak ve Ondan yardım istemek suretiyle, hem sıkıntı ve musibetlere karşı sarsılmaz bir dayanak noktası bulmuş, hem de tükenmez bir teselli kaynağına kavuşmuş oluruz.&lt;br /&gt;(1). Şuâlar, s.416.(2). Emirdağ Lâhikası, 1:40.(3). Kastamonu Lâhikası, s.93.5. Mektubat, 281-285.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehmet Paksu, Mübarek Aylar, Günler ve Geceler&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;dinkültürü ve ahlak bilgisi,islamiyet,fıkıh,hadis,sure,dua,müslümanlık,Üç aylar &lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5336202385623131189-4933388154603470182?l=dkvab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dkvab.blogspot.com/feeds/4933388154603470182/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5336202385623131189&amp;postID=4933388154603470182' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/4933388154603470182'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/4933388154603470182'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dkvab.blogspot.com/2007/12/aylara-girerken.html' title='Üç aylara Girerken'/><author><name>Emre &amp;amp; Erdi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5336202385623131189.post-4893821056215793027</id><published>2007-12-29T20:14:00.000+02:00</published><updated>2007-12-31T12:18:17.282+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dkvab'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Recep Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mevlid kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ramazan bayramı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ramazan Müjdesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Safer Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dinkültürü ve ahlakbilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kuran oku'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islamiyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kutlu doğum'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='muharrem ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şevval Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kadir Gecesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müslümanlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Regaib Kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mezhepler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dinkültürü ve ahlak bilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Üç aylar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dualar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islamın şartları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='din kültürü ve ahlak bilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşure günü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sure'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mairaç kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hanifilik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dua'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fıkıh'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='berat kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kurban bayramı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hadis'/><title type='text'>Recep Ayı</title><content type='html'>&lt;a name="link1"&gt;&lt;strong&gt;Recep Ayının Fazileti&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt; (1)&lt;br /&gt;Receb, tazim ve saygı anlamına gelir, îslâm öncesi Araplar Receb ayına ayrı bir ehemmiyet verirler, saygı gösterir ve şanını yüceltirlerdi. Receb ayı gelince kılıçlar kınına sokulur, oklar torbalarına yerleştirilir, derin ve kanlı husumetlerin üzerine geçici de olsa bir sükûnet örtüsü çekilirdi. Artık o gürültülü ve korkunç çöller tatlı bir huzurun baharına dalar, her taraf bir güven ve selâmet sahasına dönerdi. Öyle ki, bu ayda bir kimse babasının katiline rastlasa bile başını kaldırıp kaşına bakmazdı. Bu aya "sağır ay" denilmesi de sükûnet mevsimi olmasındandır.&lt;br /&gt;Receb ayına sağır denmesinin bir başka anlamı da şöyle ifade edilir: Bu ayın bereketi hürmetine, bu ayda işlenen günah ve hataları manen bu ay duymamakta, mü'minlerin sadece ibadet ve sevaplarına şahitlik etmektedir. Böylece Cenab-ı Hak mü'min kullarının bu ayda işlemiş oldukları günahları bağışlamaktadır.&lt;br /&gt;İslâmiyet gelince de Receb ayına mahsus olan saygı devam ettirildi. Bilhassa Regaib ve Mi'rac gibi tecellilerle şereflendirildi.Resul-i Ekrem Efendimiz dualarında, “Allahım! Receb'i ve Şâban'ı hakkımızda hayırlı ve mübarek kıl, bizi Ramazan'a ulaştır” buyururlardı. (2)&lt;br /&gt;Receb'e, “recm ayı” da denir. Buna göre, mü'minlerin eziyet ve zahmet vermemesi için şeytanlar bu ayda taşlanır, kovulup uzaklaştırılır.Receb kelimesindeki “R” Allah'ın rahmetine, “C” Allah'ın cömertliğine ve yardımına, “B” ise Allah'ın birrine (iyilik ve ihsanına) işaret eder.Receb ayına “mutahhar” denmesinin sebebi, bu ayı oruçlu geçirenlerin günah ve hatalarından temizlenip paklanmasıdır. Receb ayının Peygamberler tarihinde ayrı bir yeri vardır. Meselâ, Nuh Aleyhisselâm ve kavmi Receb ayında gemiye binmiş ve tufandan kurtulmuşlardır.&lt;br /&gt;Receb ayı Hicrî ayların yedincisi ve Ramazan'dan iki ay öncesidir. Fazileti bakımından ayrı bir yeri vardır. Regaib ve Mi'rac gibi mübarek geceleri içinde bulundurması faziletini daha da arttırmaktadır. Ayrıca, Kur'ân'da haram ayları olarak geçen dört aydan birisi olması, Müslüman kalblerdeki yerini bir kat daha daha artırmıştır.&lt;br /&gt;Receb ayı, “üç aylar” olarak bilinen mübarek bir mevsimin ilk ayıdır. Bu aylara “çok sevaplı ibadet ayları” diyen Bediüzzaman, onların kazandırdıkları sevap ve mükâfatlar bakımından, mü'minlerin önünde nasıl bir kademeli yükseliş vesilesi olduklarına şöyle işaret eder:&lt;br /&gt;“Her hasenenin (ibadetin) sevabı başka vakitte on ise, Receb-i Şerifte yüzden geçer, Şâban-ı Muazzamada üç yüzden ziyade ve Ramazan-ı Mübarekte bine çıkar ve Cuma gecelerinde binlere ve Leyle-i Kadirde (Kadir Gecesinde) otuz bine çıkar.” (3)&lt;br /&gt;Buna göre Receb ayında işlenen ibadet, edilen iyilik, yapılan hizmetlerin manevî ecri ve sevabı bire yüz verilmektedir. Bunun için mü'minler bu aydaki nasiplerini arttırmak maksadıyla daha çok gayret sarf ederler. Hayır ve hasenata biraz daha ağırlık verirler.&lt;br /&gt;Bazı hikmet ehli âlimler Receb ayı hakkında şu yorumları getirmişlerdir:&lt;br /&gt;Receb eza ve cefâyı terk içindir, Şaban amel ve vefa içindir, Ramazan sıdk ve safa içindir.&lt;br /&gt;Receb tevbe ve pişmanlık ayıdır, Şaban muhabbet ayıdır, Ramazan kurbet (Allah'a yakınlık) ayıdır.&lt;br /&gt;Receb hürmet ayıdır, Şaban hizmet ayıdır, Ramazan nimet ayıdır.&lt;br /&gt;Receb ibadet ayıdır, Şaban dünyanın safasını terk etme ayıdır, Ramazan ibadetlerin mükafatını artıran aydır.&lt;br /&gt;Büyük tasavvuf ehli Zünnün Mısrî der ki:“Receb ekme ayıdır, Şaban sulama ayıdır, Ramazan derleyip toplama ayıdır. Herkes ne ekerse onu biçer, ne yaparsa cezasını çeker. Bir kimse ekimi bırakırsa, hasat zamanı ekmediğine pişman olur. Kıyamet gününde ise çok kötü duruma düşer.” (4)&lt;br /&gt;Receb ayının diğer aylardan farklı bir ibadeti de oruçtur. Mümkün mertebe bu ayda daha fazla oruç tutulmaya çalışılır. Ebû Davudta, hiç ara vermeden devamlı surette oruç tutan bir zâta Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselamın bazı tavsiyelerden sonra şöyle buyurduğu rivayet edilir:“Haram aylarından bazısını tut, bazısını bırak, haram aylarda tut ve bırak, haram aylarda tut ve bırak.” (5)&lt;br /&gt;Hadisin devamında ravî olan Şahabı şöyle demektedir:“Resulullah 'tut' dedikçe, üç parmağını yumdu, 'Bırak' deyince de üç parmağını bıraktı.” Böylece Peygamberimizin o zata, “Üç gün tut, üç gün ara ver” dediği anlaşılıyordu.&lt;br /&gt;Bilindiği gibi haram ayları, "Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Receb" aylarıdır.Receb ayında devamlı olarak bir ay boyu oruç tutmanın uygun görülmeyişinin sebebi, Receb ve Şaban aylarının Ramazan ayına benzemesinden kaçınılmasıdır. Çünkü hiç kesintisiz bir ay boyunca oruç tutmak sadece Ramazan ayına mahsustur. Hattâ Receb ayında bir ay süresince oruç tutmanın mendup bile olmadığını söyleyen İmam Gazâlî ve İbni Kayyim el-Cevzî gibi müçtehidler, Ramazan ayına benzememesi için diğer aylardan farklı olarak Receb ayında devamlı bir ay boyu oruç tutmayı mekruh görürler. (6)&lt;br /&gt;Diğer aylarda nasılsa, Receb ayında da ayın ortasında veya belli günlerinde, yahut üçer gün ara vermek suretiyle oruç tutulması tavsiye edilmektedir.Görüldüğü gibi Receb ayında tamamen oruçlu geçirme hususunda bir hadis ve rivayet yoktur. Üç ayları hiç ara vermeden tutmak sünnet ve müstehap da değildir, sadece sâlih zatların güzel bir âdetidir. Receb ayını tam olarak tutanlara “Tutma” denilmez, ama fıkhı olarak da hükmünü belirtmek gerekir.&lt;br /&gt;Bu arada Ramazan ayında bozmuş olduğu bir oruçtan dolayı kefaret orucu tutmak isteyenler için Receb ve Şaban ayı iyi bir fırsattır. Receb ayının birinci gününden itibaren hiç ara vermeden Şaban ayı da dahil olmak üzere iki ay üst üste oruç tutarsa tam bir kefaret borcunu ödemiş olur. Peşinden Ramazan ayının orucu da geleceğinden böylece üç ay boyu, bir gün dahi yemeden oruç tutmuş olur. Bu durumda oruç borcunu öderken aynı zamanda sevap hazinesini de doldurmuş ve geliştirmiş sayılır.&lt;br /&gt;Madem Receb ayı günahların affedildiği aydır. Bağışlanmanın yolunu ve istiğfarın nasıl yapıldığını bilmek gerekiyor. Rivayete göre şu istiğfar duasını Receb ayında yedi kere okuyan kimsenin günahları affolunmaktadır.&lt;br /&gt;“Estağfirullâhe'l-Azîme'llezî la ilahe illâ hû el-Hay-yü'1-Kayyûmu ve etûbü ileyh. Tevbete abdin zâlimin li-nefsihî lâ-yemlikü li-nefsihî mevten velâ hayâten velâ nüşûrâ.”&lt;br /&gt;Mânâsı: “Hayat sahibi olan, her şeyi idare edip ayakta tutan, kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan Allah'tan mağfiret dilerim. Kendi nefsine zulmetmiş kulun tevbesi gibi Ona tevbe ederim. Öyle bir kul ki, kendi nefsi adına ne ölüme, ne hayata ve ne de tekrar dirilmeye sahip değildir.” (7)&lt;br /&gt;Üç aylar birer dua ve niyaz mevsimidir. En güzel duaları başta sahabiler olmak üzere İslâm büyüklerinden öğreniyoruz. Hz. Ali'nin Receb ayında şu şekilde dua ettiği rivayet edillir:&lt;br /&gt;“Allahım, salat eyle Muhammed Aleyhissalâtü Vesselamın üzerine; hikmet yıldızları ve devamlı nimet ve ismet kaynağı ehl-i beytine.&lt;br /&gt;Allahım, beni her türlü kötülükten koru. Beni unutkan etme ve gaflet üzerinde bırakma. Sonumu da hasret ve pişmanlıkla bitirme. Benden razı ve hoşnut ol. Senin mağfiretin zalimler içindir, ben de nefsime zulmettim.&lt;br /&gt;Allahım, beni bağışla, beni bağışlamakla Sana bir zarar gelmez. Bana nimetlerini ihsan et, bana vermekle senin ihsanın azalmaz. Senin rahmetin geniş ve boldur. Hikmetlerin ise hoş ve güzeldir.&lt;br /&gt;Allahım, bana sıhhat ve afiyet ver. Güven ve huzur ihsan eyle. Şükür ve takvaya ulaştır.&lt;br /&gt;Allahım, Senden sabır ve doğruluk istiyorum. Bana işimde kolaylık ver. İşlerimi güçlükle gördürme. Aileme, çocuklarıma ve kardeşlerime iyilik ve ihsanda bulun. Onları mü'min ve Müslümanlardan kıl ve bu şekilde dünyadan ayrılmalarını nasip eyle.”&lt;br /&gt;Bazı Selef büyükleri de Receb ayı gecelerinde şöyle dua etmişler:&lt;br /&gt;“Allahım, Sana mahzun gönlümle, isteklerini kabul buyurduğun dostlarının duası ile niyaz ediyorum. Zatına eriştirdiğin ve Senin rızanı isteyenlerin dili ile Senden talep ediyorum. Umarım Senin ululuğundan, Seni bileyim ve kulluk edeyim.&lt;br /&gt;Yâ Rab, bu gecenin rahmet ve bereketinden sevap ve mükâfatından beni nasiptar et.&lt;br /&gt;Allahım, kullarından istediğine, istediğini verirsin, kim Seni onlara ikram etmekten alıkoyabilir? Ben fakir ve âciz bir kulum. Fazl ve kereminden nimetlerini ümit ediyorum. Sana sığınırım ve ancak Senden yardım dilerim&lt;br /&gt;Yüce Mevlam, bu gece kullarına çok rahmet ve bereketini döker, saçarsın. Allahım, Sana yalvaran dilleri, Sana kalkan elleri boş çevirme. İyilik ve yardımınla faydalandır bizi. Nimetlerinle donat hepimizi.&lt;br /&gt;Allahım, salât eyle Muhammed ve evladına, eşlerine ve dostlarına, bitip tükenmeyen rahmet ve bereketinle. Yâ Rabbe'l-Âlemin!”&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a name="link2"&gt;&lt;strong&gt;Recep Ayı İbadetleri&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt; (8)&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a name="link3"&gt;&lt;strong&gt;Recep Ayı Girdiğince Yapılacak Duâ&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Okunuşu: "Allahumme barik lena fi recebe ve şa'ban ve belliğna ramazan"Açıklaması:"Allah'ım! Recep ve Şaban aylarını bizim için mübarek kıl ve bizi Ramazan ayına ulaştır". Amin!..Üç ayların ilki olan recep ayı girdiğinde bu duayı sıkça yapalım, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu duayı yaparlardı ve ümmetinin de yapmasını istemiştir.&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a name="link4"&gt;&lt;strong&gt;Recep Ayı Orucu&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Abbad ibnu hanif anlatıyor: “Said İbnu Cübeyr Rahimehullah'a Recep ayındaki oruçtan sordum. Bana şu cevabi verdi.İbnu Abbas Radıyallahu Anhüma'yı dinledim, şöyle demişti:&lt;br /&gt;- Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz Recep ayında bazı yıllarda öyle oruç tutardı ki biz; galiba hiç yemeyecek (ayın her gününde tutacak) derdik, (bazı yıllarda da öyle) yerdi ki biz, galiba hiç tutmayacak derdik.” (9)&lt;br /&gt;Yukarıda ki hadisi şeriften anlaşıldığı üzere Recep ayında oruç tutmak pek faziletlidir. Çünkü Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem efendimiz bu ayda oruç tutmuştur. Bazı yıllarda tamamına yakınını oruçlu geçirmiş, bazı yıllarda da az bir kısmını oruçlu geçirmiştir.&lt;br /&gt;Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Recep ayı ve Recep ayında tutulacak oruç hakkında şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:&lt;br /&gt;-“Recep Allah'ın ayıdır; Şaban benim ayımdır, ramazan ise ümmetimin ayıdır". Recep ayının niçin Allah'ın ayı olduğu sorulduğunda: -"Çünkü bu ayda özellikle mağfiret boldur. Bu ayda, halkın kan dökmesine mani vardır. Bu ayda, Allah-ü Teala, Peygamberlerinin tövbelerini kabul buyurmuştur. Allah-ü Teala bu ayda, peygamberlerini düşmanlarından korumuştur. Birkimse, recep ayını oruçlu geçirirse, Alla-ü Teala üç şeyi onun için gerekli kılar. Şöyle ki:-Geçmiş günahlarının tümünü bağışlar.-Kalan ömrünün temiz geçmesini temin eder.-Büyük huzura çıkılan kıyamet gününün susuzluğundan da onu emin kılar.”;&lt;br /&gt;Resuhullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e sorarlar:“Ya Resulullah Recep ayının tümünü oruçlu geçirmeye gücüm yetmez.- O halde, ilkinden bir gün, ortasından bir gün, sonundan da bir gün tutarsın. Böyle ettiğinde ayın tümünü oruçlu geçirmiş olursun. Zira, yapılan iyilikler on misli sevap getirir". (10)&lt;br /&gt;Ashab'tan Mucibetü'l-Bahiliyle Radıyallahu Anh'dan: babası veya amcası, kabilesinin elçisi olarak Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e geldi ve gitti. Bir sene sonra kılık ve kıyafeti değişmiş olduğu halde peygamberimizin yanına geldi, ve:-“Ya Resulallah ! beni tamdınız mı?” dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem:- “Sen kimsin?” Diye sordu:- “Geçen sene huzurunuza gelen Bahili'yim” dedi.- “Neden bu kadar değiştin? Halbuki kılık kıyafetin düzgündü” dedi.- “Ya Resulullah! Senden ayrıldığım günden beri yemek yemedim; yalnız geceleri yedim.” Cevabını verdi. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Selem:- “Kendi kendine işkence yapmışsın. Sabır ayında (Ramazan) tamamıyla, diğer ayların her birinden birer gün oruç tut” buyurdu.- “Ya Resulullah, günün sayısını artır. Zira bundan fazla tutmağa gücüm yeter” dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem:-“O halde her aydan ikişer gün oruç tut” dedi.-“Biraz daha arttır ya Resulullah” dedi.-“Her aydan üç gün” dedi.-“Daha artır ya Resulullah” deyince,-“Recep, Zilka’de, Zilhicce, Muharrem aylarında üçer gün oruç tut, kalan günlerde iftar et.” Emrini üç defa tekrarladı ve üç parmağıyla işaret etti. Onları yumdu sonra bıraktı. (11)&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a name="link5"&gt;&lt;strong&gt;Recep Ayı Namazı&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;Recep ayı içinde otuz rekat namaz kılınır. Bu otuz rekatın on rekatı Recep ayının ilk on günü içinde kılınır. İkinci on rekatı da ikinci on günü içinde kılınır. Üçüncü on rekatı da üçüncü on günü içinde kılınır. Her rekatta fatiha okunduktan sonra üç kere ihlas suresi okunur, ihlası okuduktan sonra da üç kere de Kâfirun suresi okunur. Bütün rekatlar bu şekilde okunarak tamamlanır. Bu namazın kılınma zamanı nafile namazların kılınacağı vakitlerdir. Belli bir vakti yoktur. (12)&lt;br /&gt;(1). Mehmet Paksu, Mübarek Aylar, Günler ve Geceler, Nesil Yayınları(2). Camiü's-Sağîr, 2:90; Râmuzu'l-Ehâdis, 532.(3). Şualar, s. 416.(4). Abdülkadir Geylânî, Üç Aylar ve Faziletleri. Haz: Mustafa Güner.(5). Ebû Dâvud, Savm: 54.(6). İhya, 1:237; Zâdü'I-Meâd, 2:64.(7). Mecmûatü'l-Ahzâb, 1:599.(8). Muhammed Yusuf, Üç Aylar İbadet Rehberi, Ekmel Yayımcılık(9). Buhari, Savm; Müslim, Sıyam 179,1157;Ebu Davud, Savm 55, 2430(10). Gunyet’üt Talibin, Abdulkadir Geylani(11). Riyazü’s-Salihin(12). Gunyet’üt Talibin, Abdulkadir Geylani&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dinkültürü ve ahlak bilgisi,islamiyet,fıkıh,hadis,sure,dua,müslümanlık&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5336202385623131189-4893821056215793027?l=dkvab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dkvab.blogspot.com/feeds/4893821056215793027/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5336202385623131189&amp;postID=4893821056215793027' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/4893821056215793027'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/4893821056215793027'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dkvab.blogspot.com/2007/12/recep-ay.html' title='Recep Ayı'/><author><name>Emre &amp;amp; Erdi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5336202385623131189.post-6349786152891389423</id><published>2007-12-28T20:52:00.000+02:00</published><updated>2007-12-31T12:18:17.287+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dkvab'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Recep Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mevlid kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ramazan bayramı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ramazan Müjdesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Safer Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dinkültürü ve ahlakbilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kuran oku'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islamiyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kutlu doğum'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='muharrem ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şevval Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kadir Gecesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müslümanlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Regaib Kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mezhepler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dinkültürü ve ahlak bilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Üç aylar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dualar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islamın şartları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='din kültürü ve ahlak bilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşure günü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sure'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mairaç kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hanifilik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dua'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fıkıh'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='berat kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kurban bayramı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hadis'/><title type='text'>Tebük savaşı</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Hz. Peygamber'in Hicretin dokuzuncu yılında, Şam'da toplanan kırkbin kişilik Bizans ordusuna karşı çarpışmak üzere Medine'den Tebük'e kadar sevkettiği en son ve en güçlü askerî hareket.Tebük arap yarımadasının kuzeyinde Medine ile Şam'ın ortasında bir yerin adıdır. Suyu ve hurmalığı olan bir yerdir. Bu savaş yolculuğunun son ucu burası olduğu için "Tebük Gazası" adı ile anılmıştır. Bu seferde savaş olmamış fakat en güçlü bir İslâm ordusu techiz edilmiş, böylece askerî ve siyasî açıdan önemli bir zafer kazanılmıştır.Seferin nedeni: Bizans İmparatoru Heraklius'a bir mektup yazan Suriye'li hristiyanlar, Muhammed'in öldüğünü, müslümanların da kıtlık ve yokluk içinde perişan olduklarını, üzerlerine asker gönderilirse, onları kendi dinine katmanın tam zamanı bulunduğunu bildirdiler (Heysemî, Mecmau'z-Zevâid, VI, 191). Bunun üzerine Heraklius silahlandırdığı kırk bin kişilik askeri bir gücü Kubad'ın komutası altında yola çıkardı. Cüzam, Lahm, Gassân ve Âmile adını taşıyan arap kabilelerinin de Rumlarla birlikte hareket edecek!eri haberi Medine'ye ulaştı. Zaten Allah'ın elçisi kuzey sınırından güvende değildi. Böyle bir askerî harekât hazırlığını öğrenince genel seferberlik ilân etti. Allah'ın Resulu diğer gazvelerde genellikle seferin nereye olacağını gizli tutarken bu defa Bizans ordusuna karşı bir sefer düzenleneceğini açıklamıştı. Çünkü gidilecek yer uzak, havalar sıcak ve kurak, düşman güçlü idi. Ordunun buna göre hazırlık yapması gerekiyordu. Mekke'den ve diğer arap kabilelerinden asker toplamak için de görevliler çıkarılmıştı.Sıcak, kuraklık, kıtlık, uzaklık ve güçlü düşman unsurları bu seferi "güç ve zor bir sefer" haline getirmişti. Bu yüzden seferin rastladığı zamana Kur'an-ı Kerim'de "Sâatü'l-usre" (güçlük zamanı) denilmiş, bu sefere de Kur'an dilinden alınarak "Gazvetü'l usre (zorluk gazâsı)" adı verilmiştir. Bu sefere katılan orduya da "Ceyşü'l-usre (Güçlük ordusu)" denilmiştir (bk. et-Tevbe, 9/117; ez-Zebîdî, Tecrîd-i Sarih, Terc ve Şerh, Kamil Miras, 6. Baskı, Ankara 1983, X, 408, 409; İbn İshak, İbn Hişam, es-Sîre, IV, 161; Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 75; Vâkıdî, Meğâzî, III, 991).Hz. Peygamber savaş için hazırlık yapılmasını emrettiği zaman mevsimin olumsuzlukları, ürünün hasat zamanı oluşu ve insanların yazın sıcağında ağaç gölgesinde oturmayı sevmesi yüzünden, böyle sıkıntılı bir yolculuğa isteksizlik vardı. Ashab-ı kiramın ağır davranması dikkati çekmişti. Bu yüzden Allah'u Teâlâ müminleri şöyle uyardı:"Ey iman edenler! Size ne oluyor da: Allah yolunda cihata çıkın, denildiğinde, bazılarınız ağırdan alarak, bulunduğunuz yerden kımıldamak istemiyorsunuz? Yoksa siz ahireti bırakıp, sadeœ dünya hayatına mı razı oldunuz? Halbuki dünya hayatının geçici zevki ahiret saadeti yanında pek az ve değersizdir" (et-Tevbe, 9/38). Devamı ayetlerde, eğer bu cihata çıkmazlarsa can yakıcı bir azapla karşılaşacakları, bunun zararının Allah'a değil kendilerine olacağı, Allah'ın Resulune yardım etmeseler bile, Allah'ın O'na yardım edeceğini, nitekim Mekke'den hicret ederken de Resulullah'a yardım edildiği, mağarada da o, arkadaşına; "üzülme, Allah bizimle beraberdir" diyordu, böylece Allah'ın Resulune emniyet ve güven verdiği, şimdi de aynı yardımı yapabileceğini bildirdi (et-Tevbe, 9/39, 40).İİslâm toplumu su ayetle topluca cihata çağrıldı: "Ey müminler! Güçlünüz zayıfınız hep birlikte savaşa koşun. Allah yolunda mallarınızla canlarınızla cihat edin. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır" (et-Tevbe, 9/41).SAHABENIN ORDUYA YARDIMLARI:Hz. Peygamber her gün minberine oturur ve "Allahım! Sen şu bir avuç İslâm toplumunun yok olmasına fırsat verirsen, artık yeryüzünde sana ibadet olunmaz" diyerek yalvarır ve müminleri mallarıyla ve canlarıyla cihata teşvik ederdi. Bunun üzerine servet sahibi müminler orduya yardım getirmeye başladılar.Hz. Ömer bu sefere dörtbin dirhem gümüş para (beş dirhem yaklaşık bir koyun bedeli) getirmiş ve Hz. Peygamber'in "Geride ne bıraktın?" sorusuna "malımın yarısını" diye cevap vermiştir (İbn Esîr, Üsdü'l-Gâbe, III, 326-327; M. Asım Köksal, İslâm Tarihi, 2. baskı, İstanbul, t.y., IX, 156, 157). Hz. Ebû Bekir de dörtbin dirhem getirince, Allah elçisinin "Aile fertleri için ne bıraktın?" sorusuna; "Onlara Allah ve Resulunü bıraktım" diye cevap verince, bunu işiten Hz. Ömer hayır yarışında Ebû Bekir'i geçemeyeceğini belirterek ağlamıştır (Vakıdî, Meğâzî, III, 991; İbnü'l-Esîr a.g.e., III, 327).Abdurrahman b. Avf da sekizbin dirhem sermayesinin yarısını getirince Allah elçisi; "Allah senin getirip verdiğini de, ev halkın için ayırdığını da bereketlendirsin" (Vâkîdî, Meğâzî, III, 991; Taberî, Tefsir, X, 197) diye dua etmiştir.Hz. Osman ise ordunun techizinde en büyük yardımı yapmıştı. O, üçyüz deve, yüz at bağışlamış, ayrıca bin altın lirayı Resulullah'ın kucağına dökünce, Allah elçisi; "Ey Allah'ım! Ben Osman'dan râzıyım, sen de razı ol” diye dua etmiş ve Osman'ın bundan sonra olmuş olacak şeylerden bir sorumluluğunun bulunmayacağını bildirmiştir (bk. Ahmed b. Hanbel, IV, 75; Vâkıdî, a.g.e., III, 991; İbn Ishak, İbn Hişâm, Sîre, IV, 161). Ayrıca Hz. Osman'ın birer altın sarfı ile onbin askeri techiz ettiği, su içtikleri kapların ağız bağlarına ve askı iplerine kadar sağlanmadık ihtiyaçlarının bırakmadığı nakledilmiştir. (Vâkıdî, Megâzî, III, 991; Belâzurî, Ensâbü'l-Eşraf, 1, 368).Malî durumu zayıf olanlar da ellerinden gelen yardımı yapıyorlardı. Hz. Peygamber; "Kim bugün bir sadaka verirse sadakası kıyamet günü Allah katında onun lehine şahitlikte bulunacaktır" buyurunca, bir adam başına sardığı sarığı vermiş, siyah, hor görünüşlü bir yoksul da çok güzel bir deveyi bağışlayıp gitmişti. Ebû Ukayl iki ölçek hurma karşılığında sabaha kadar su çekmiş, bir ölçeğini ev ihtiyacı için ayırmış, bir ölçeğini de orduya bağışlamıştı. Hz. Peygamber onun için de hayır ve bereketle dua etti (Taberî, Tefsir, X, 194, 195). Başka bir yoksul Ulbe b. Zeyd ise malı, mülkü, biniti olmadığı için cihata hiçbir katkısı olamayışından çok üzgündü. Gece namazından sonra Allah'a niyazda bulundu, imkânlarının olmayışından yakındı. Ertesi gün sıkılarak, alay edilmeyi göze alarak çok az bir meta'ı Hz. Peygamber'e getirdi. Bu da sadakalara karıştırıldı. Ertesi gün Hz. Peygamber az bir sadaka veren bu yoksulu davet etti ve şöyle buyurdu: "Muhammed'in varlığı, kudreti elinde bulunan Allah 'a yemin ederim ki, sen sadakası kabul olunanların Divan'ına yazıldın" (İbn Kayyim, Zâdu'l-Meâd, Mısır 1390/1970, III, 4; Vâkıdî, a.g.e., III, 994; İbn Hacer, el-İsâbe, II, 500).Kadınlar da ellerinden gelen yardımı yapmaktan geri durmuyorlardı. Ümmü Sinan el-Eslemiyye şöyle anlatır: "Hz. Âîşe'nin evinde Resulullah (s.a.s)'ın önüne serilmiş bir örtü gördüm ki üzerinde bilezikler, bazubentler, halhallar, yüzükler, küpeler, develerin ayaklarını bağlayacak bir takım kayışlarla, kadınlar tarafından gönderilen ve savaşta işe yarayabilecek bir takım şeyler bulunuyordu" (Vâkıdî, Meğâzî, III, 991, 992).Tebük Seferi ve Münafıklar:Münafıklar müminleri başarıya götürebilecek her önemli işte olduğu gibi gerek Tebük gazvesi hazırlıkları ve gerekse yolculuk sırasında bozgunculuk yapmaktan geri durmadılar.Münafıkların başı Abdullah b. Ubey b. Selül; "Muhammed Roma devletini oyuncak mı sanıyor? Onun ashabıyla birlikte yakalanıp esir olacaklarını gözümle görmüş gibi biliyorum" diyerek halka korku ve ümitsizlik vermeye çalışıyordu (Ahmet Cevdet Paşa, Peygamberlerin Kıssaları ve Halifelerin Tarihleri, İstanbul 1977, I, 206).Münafıklardan bir topluluk hiçbir özürleri olmadığı halde Tebük seferine katılmamak için Hz. Peygamber'den izin istediler. Allah'ın Resulu seksenden fazla münafığa izin verdi. Kimi münafıklar da ganimet almak için Tebük ordusuna katılmış ve gittikleri yerlerde bozgunculuk yapmaktan geri durmamışlardır (İbn İshak, İbn Hişam, Sîre, 160 vd.; Taberî, Tarih, III, 142 vd.; Vâkıdî, Megâzî, III, 995; et-Tevbe, 9/66).Orduya özürsüz katılmayan münafıklarla ilgili çeşitli ayetler indi. Bazıları şunlardır: "Onlardan bazısı peygambere: "Bana izin ver, beni fitneye düşürme" diyordu. Bilin ki onlar zaten fitne içine düşmüşlerdir. Şüphesiz cehennem, kâfirleri çepeçevre kuşatıcıdır" (et-Tevbe, 9/49). "Cihatdan geri kalanlar, Allah'ın Resulune muhalefet ederek oturup kalmalarına sevindiler. Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihat etmeyi hoş görmediler. "Bu sıcakta savaşa çıkmayın " dediler. De ki: "Cehennem ateşi daha sıcaktır". Keşke bilseydiler. Yaptıklarının cezası olarak, artık az gülsünler çok ağlasınlar" (et-Tevbe, 9/81, 82; ayrıca bk. 9/42-48, 63-64, 79, 83, 86, 87, 90, 93-96).YAHUDI SÜVEYLIM 'IN EVININ YAKILMASI:Münafıklardan bazı kişilerin Yahudi Süheylim'in Casum mevkiindeki evinde toplanıp, Tebük gazasına çıkacak halkı Hz. Peygamber'in etrafından dağıtmak üzere toplandıkları haber alındı.Bunun üzerine Allah elçisi Talha b. Ubeydullah'ı (ö. 36/656) bazı sahabelerle birlikte onlara gönderip Süveylim'in evini ateşe vererek üzerlerine yıkmasını emretti. Emir yerine getirildi. Dahhâk b. Halîfe evin damından atlayınca ayağı kırıldı. İbn Übeyrık ve arkadaşları ise damdan atlayıp kaçtılar (İbn İshak, İbn Hişâm, Sîre, IV, 160; Diyarbekri, Hâmis, II, 124).İHMALCILIK YÜZÜNDEN SEFERE KATILMAYAN MÜSLÜMANLAR:Mümin oldukları halde ihmalcilik yüzünden sefere katılamayanlar da olmuştu. Bunlar: Kâ'b b. Mâlik, Mirâre b. Rabî' ve Hilâl b. Ümeyye (r. anhüm) idi.Kâ'b b. Mâlik; Akabe'de Hz. Peygamber'e bey'at etmiş, Bedir dışında tüm gazalara katılmıştı. Tebük seferine katılmak için her türlü imkâna sahip olduğu halde sırf ihmalciliği nedeniyle bu gazaya katılamadığını şöyle belirtmiştir: "Hz. Peygamber bu gaza için hazırlanmaya başladılar. Ben de onlarla birlikte yol hazırlığını görmek üzere sabahleyin evden çıkıp dolaşır, hiç bir iş görmeden akşam üzeri döner, gelirdim. Kendi kendime; hazırlanmak için çok vaktim var, derdim. Bu ihmalcilik bende sürdü gitti. Sonunda Resulullah ve ashabı birden yola çıkıverdiler" (Vâkıdî, Meğazî, III, 997, 998).Diğer iki sahabe de benzer ihmal içinde olup gecikmişler ve sefere katılmamışlardı. Ancak daha sonra bu üç sahabe ruhen çok daraldı ve dünya kendilerine dar geldi. Onların bu sıkıntısı Kur'an-ı Kerîm'de şöyle açıklanır: "Ve savaştan geri kalan o üç kişinin tövbesini de kabul etti. Bütün genişliğine rağmen yeryüzünün kendilerine dar geldiği, ruhları son derece sıkıldığı, Allah'tan başka bir sığınak olmadığını anladıkları zaman tövbe etsinler diye, Allah onları bağışlamıştı. Şüphesiz ki, Allah, tövbeleri çok kabul eden ve çok merhametli olandır" (et-Tevbe, 9/118).ÖZÜR NEDENIYLE SEFERE KATILAMAYANLARIN ECRE ORTAK OLUŞU:Ashab-ı kiramdan meşrû özürleri yüzünden Tebük gazvesine katılamayanların, katılan askerlerin kazandığı tüm ecre ortak oldukları hadis-i şerifle sabittir.Enes b. Mâlik (r.a)'den rivayete göre Hz. Peygamber Tebük seferi sırasında şöyle buyurmuştur: "Medine'de bir topluluk kalmıştır ki, biz bir dağ yolunda, bir vadide her yürüyüşümüzde, onlar da bizimle birliktedirler. Ashap: Yâ Resulullah, onlar nasıl bizimle birlikte olur?" diye sorunca da; "Onları burada bulunmaktan (hastalık, gücü yetmemek gibi) meşrû özürleri menetmiştir" (Buhârî, Cihâd, 140, Temennî, 9, Menâkıbu'l-Ensâr, 1, 3, Megâzî, 56; Müslim, Zekât, 133, 136136; Tirmizî, Menâkıb, 65; Kâmil Miras, Tecrid-i Sarîh, VIII, 299, 300)TEBÜK'E BÜYÜK YOLCULUĞA İMKÂN BULAMAYANLARIN AĞLAYIŞI:Varlıklı sahabelerin yardımı ile ihtiyaçlı gaziler techiz ediliyor, fakat sayı çok fazla olduğu için bu yardım da yetişmiyordu. İslâm tarihinde "ağlayanlar" diye anılan yedi kişi Resulullah (s.a.s)'a gelerek, bu gazveye katılmak istediklerini, fakat binit ve yiyeceklerinin bulunmadığını bildirdiler. Hz. Peygamber'in kendilerine binit kalmadığını söylemesi üzerine bu yedi kahraman ağlayarak geri dönmüşlerdi. Bunlar Salim b. Umeyr, Ulbe b. Zeyd, Ebû Leylâ el-Mâzinî, Seleme b. Sahr, Irbâd b. Sâriye; bir rivâyete Abdullah b. Muğaffel ve Ma'kıl b. Yesâr veya Amr b. Gunme (r. anhüm)'dür. Onların bu hali Kur'an-ı Kerim'de şöyle haber verilir: "Cihada çıkabilmek için binek vermen için sana geldikleri vakit: "Size verecek bir binit bulamıyorum" dediğinde, savaş araç ve gereçleri bulamadıklarını üzülüp gözleri yaşla dolu olarak geri dönenlere de bir sorumluluk yoktur" (et-Tevbe, 9/92).Bunun üzerine bu yedi mücahidden ikisine İbn Yamin, ikisine Hz. Abbas b. Abdilmuttalib, üçüne de Hz. Osman binit sağlamıştır (İbn İshak, İbn Elisâm, Sîre, IV, 161, 162; Vâkıdî, Megâzi, III, 994; Taberî, Tarih, III, 143).TEBÜK YOLCULUĞUNUN BAŞLAMASI:Hz. Peygamber (s.a.s) Tebük gazasını Medîne'den Hicretin 9. yılı Recep ayında perşembe günü çıkmıştı. Çünkü O, cihada perşembe günü çıkmayı severdi. Bu, Resulullah (s.a.s)'ın sonuncu gazası oldu.Medine'de vekil bırakılan Hz. Ali için münafıkların "Muhammed, Ali'yi onda görüp hoşlanmadığı bir şey için geri bırakmıştır" gibi dedikodular yapması üzerine, Hz. Ali silahlanıp Cürf mevkiinde Hz. Peygamber'e yetişti. Resulullah'ın geliş nedenini sorması üzerine hakkındaki dedikodudan söz etti. Hz. Peygamber; "Onlar yalan söylemişlerdir. Ben seni arkamda bıraktıklarıma vekil tayin ettim. Hemen geri dön, gerek benim ev halkım ve gerekse senin ev halkın içinde vekilim ol. Sen bana göre, Musa'ya göre Harun'un durumunda olmak istemez misin? Ancak benden sonra Peygamber gelmeyecektir" dedi. Hz. Ali; "Ey Allah'ın elçisi öyledir" diye cevap verdi ve Medîne'ye geri döndü" (İbn İshak, İbn Hişâm, Sîre, IV, 163, İbn Sa'd, Tabakât, III, 24 25, Taberî, Tarih, III, 144, İbnü'lEsîr, el-Kâmil, Beyrut 1385/1965, II, 278).Hz. Peygamber'in komutasındaki onbin kişilik İslâm ordusu Medine'den Tebük'e kadar onsekiz yerde konakladı, ondokuzuncu konaklama yeri Tebük oldu. Bu konaklama yerlerinde namaz kılınan yerler günümüzde de adlarıyla mescit olarak bilinmektedir. Zülhuşub, Feyfâ, Zülmerve, Rak'a ve Vâdilkurâ mescidleri gibi .Yolculuk sırasında ve konaklama yerlerinde pek çok ibretli ve hikmetli olaylar vuku buldu. Allah'ın elçisi yol boyunca öğütlerini sürdürdü. Bunlardan bazıları şunlardır:1) Sekizinci konaklama yeri olan Hicr'da olanlar:Hicr, Semûd kavminin yaşayıp helâk olduğu yerdir. Salih Peygambere isyan eden bu topluluğu Yüce Allah korkunç bir haykırışla helâk etmişti (bk. el-A'râf, 7/73-9; el-Hicr, 15/80-84; eş-Şuarâ, 26/141-159; Hûd, 11/61-68; en-Neml, 27/45-53). Hz. Peygamber bu kavmin mucizeleri gördükleri halde peygamberlerine karşı gelmelerini açıkladı ve bu yerden hızlı geçilmesini emir buyurdu.Hicr kuyularından alınan suları döktürdü ve bununla hazırlanan ekmek hamurlarının develere yedirilmesini emir buyurdu (Vâkıdî, Megâzî, III, 1008; Ahmed b. Hanbel, II, 9: Asım Köksal, a.g.e., IX, 185 vd.). Böyle hüzünlü bir beldeye neş'eyle girilmesini, Hıcr'da oturan halkla temas etmemelerini emir buyurdu (Vâkıdî, Meğâzî, III, 1008; Ahmed b. Hanbel, V, 231).Allah elçisi, Hicr'da gece şiddetli kasırganın kopacağını, bu yüzden kimsenin yanında arkadaşı olmaksızın dışarı çıkmamasını ve develerin dizlerinin bağlanmasını bildirdi. Kasırga çıktı ve uyarıya uymayan iki kişiden birisi nefes darlığına uğradı, diğerini fırtına sürükledi.Mücahitler Hicr'da sabahlayınca şiddetli susuzlukla karşılaştılar. Allah elçisi özellikle Hz. Ebû Bekir'in yağmur duası yapmasını istemesi üzerine, ellerini kaldırıp yağmur için dua etti. Daha ellerini indirmeden yağmur yağmaya başlamıştı (İbn İshak, İbn Hişâm, Sîre, IV, 165; Taberî, Tefsîr, XI, 55; Tarih, III, 144). Bunun üzerine daha önce; "Muhammed hak peygamber olsaydı, Musa peygamber'in Allah'tan yağmur istediği ve yağdırdığı gibi, O da yağmur ister ve yağdırırdı" diyerek dedikodu yapan münâfıklar seslerini kesmişlerdi.Hz. Peygamber'in devesi "Kasvâ"ın kaybolması:Bir konaklama yerinde Resulullah (s.a.s)'in devesi Kasvâ kaybolmuş ve aramalara rağmen bulunamamıştı. Benî Kaynuka Yahudilerinden müslüman olan Zeyd b. Lusayt adlı münafık; "Kendisinin peygamber olduğunu söyleyen ve size göklerden haberler veren Muhammed bugün kaybolan devesinin yerini bile bilmiyor" diyerek müminlerin kalbine şüphe sokmaya çalışıyordu. Bunu haber alan Resulullah (s.a.s), Cebrail (a.s) haber vermesi üzerine devenin bulunduğu yeri ve ipinin bir dala takılı bulunduğunu bildirdi ve "Allah'a yemin olsun ki, gerçekten ben, bir şeyi Allah bana bildirmedikçe bilemem" buyurdu. Gerçekten o yana giden sahabiler deveyi bulup getirdiler (İbn İshak, İbn Hişâm, Sîre, IV, 166, 167; Vâkıdî, a.g.e., III, 1010).Zeyd b. Lusayt bu olaydan sonra, ertesi sabah kalbindeki Hz. Muhammed'in peygamberliği konusundaki şüphelerinin yok olduğunu söylemiştir (Vâkıdî, Megâzî, III, 1010). Bazıları onun tövbe ettiğini söylerken Hârice b. Zeyd gibi bazı sahabiler de onun tövbe ettiğini kabul etmemişlerdir (İbn İshak, İbn Hişâm, IV, 167;Vâkıdî, a.g.e., III, 1010).Abdurrahman b. Avf'ın imam oluşu:Hicr'le Tebük arasında bir konaklama yerinde tan yeri ağardıktan sonra Allah elçisi ihtiyacını gidermek için uzak bir yere gitmişti. Cemaat güneşin doğmasından korkarak Abdurrahman b. Avf (r.a)'ı öne geçirdiler. Hz. Peygamber abdest alıp dönünce Abdurrahman rukû'da idi. Cemaat Resulullah'ın geldiğini anlayınca neredeyse namazı bozacaklardı. Abdurrahman da imamlıktan çekilmek istedi. Fakat Resulullah (s.a.s)'in işareti ile namaza devam etti. Allah elçisi bir rekâtı imamla, bir rekâtı da selãmdan sonra ayağa kalkarak tek başına kıldı. Namaz bitince de; "Güzel yaptınız" buyurdu (Ahmed b. Hanbel, IV, 247; Vâkıdî, Megâzî, III, 1011).Abdestte tek yıkama ve mestlere meshetme:Avf b. Mâlik'ten rivayete göre, Hz. Peygamber Tebük seferi sırasında yolcular için mestler üzerine üç gün üç gece, mukîm olanlar için bir gün bir gece süreyle meshedilmesini emir buyurmuştur (Ahmed b. Hanbel, Müsned, VI, 27). Hz. Ömer'in bildirdiğine göre abdest alınırken abdest azaları birer defa yıkanmakla yetinilmiştir (Ahmed b. Hanbel, 1, 23).Vaktinde kılınamayıp kaza edilen sabah namazı:Yolculukta Allah elçisi uykuda iken kaldırılmamış ve sabah namazı vakti çıkıp güneş bir mızrak boyu yükselmişti. Resulullah (a.s) Bilâl'e: "Ben sana bu gece bizi bekle ve sabah olunca uyandır" demedim mi?" buyurdu. Bilâl: "Seni uyutan beni de uyuttu" dedi. Hz. Peygamber o yerden kalkıp biraz gittikten sonra, önce sünneti sonra da farzı kaza etti (Vâkıdî, Megâzî, III, 1015, 1016).Hz. Peygamber'in Tebük'te ashabı ile istişare etmesi:Tebük'e geldikten sonra Şam üzerine yürünüp yürünmemesi konusunda Allah elçisi ashabı ile istişare etti. Hz. Ömer: "Eğer gitmekle emrolundun ise git" dedi. Hz. Peygamber: "Eğer bu konuda Allah tarafından emrolunmuş bulunsaydım, size danışmazdım" buyurdu. Bunun üzerine Hz. Ömer: "Ey Allah'ın Resulu orada Rumlar çok fazladır, müslümanlardan tek kişi bile yoktur, senin bu derece yakına gelmen onları korkutmuştur. Uygun bulursanız bu yıl buradan geri dönülsün veya yüce Allah bu konudaki buyruğunu bildirir" Bunun üzerine Hz. Peygamber Tebük'ten ileri geçmedi (İbn İshak, İbn Hişâm, Sîre; IV, 170; İbn Sa'd, Tabakâl, II, 166; Vâkidî, a.g.e., III, 1019). Diğer peygamberlere verilmeyip yalnız Hz. Muhammed'e verilen beş haslet:Hz. Peygamber Tebük'te gece namazını (teheccud) çadırının önünde kıldığı bir gece, yanına gelen sahabilerle sohbet ederken şöyle buyurmuştur: "Benden önceki peygamberlerden hiç birisine verilmeyen şu beş şey bana verilmişti:a- Önceki peygamberler yalnız bir kavme gönderilmişken, ben bütün insanlara gönderildim.b- Yeryüzü bana mescit ve temizlik aracı kılındı. Bu yüzden namaz vakti nerede olursa teyemmüm edip namazımı kılarım. Önceki ümmetler ise ibadetlerini ancak Kilise ve Havralarda yapabilirdi.c- Savaş ganimetleri bana helal kılındı. Halbuki önceki peygamberlere helâl kılınmamıştı.d- Bana şefaat makamı verildi.e- Ben bir aylık uzak yerdeki düşmanın kalbine korku salmakla yardım olundum" (bk. Buhârî, Teyemmüm, 1, Salât, 56; Müslim, Mesâcid, 3, 4, 5; Ebû Dâvud, Salât, 24; Tirmizî, Mevâkît, 119, Siyer, 5; Nesâî, Cusl, 26; İbn Mâce, Tahâre, 90; Dârimî, Salât, 111, Siyer, 28; Ahmed b. Hanbel, I, 250, 301, II, 222, 240, 250, 312; Vâkıdî, Megâzî, III, 1021 vd .).Hz. Peygambere ve ümmetine ayrıcalık sağlayan bu niteliklerin Bizans'a karşı yapılan böyle büyük bir harekât sırasında açıklanması şu noktaları akla getirmektedir.Çevrede en güçlü olarak bilinen Doğu Roma imparatorluğuna karşı durabilecek bir güce sahip olan İslâm topluluğu, yakında bu yöreleri ele geçirecek ve rum diyarı İslâm'a girecek, böylece arap toplumları dışına çıkan İslâm evrensellik özelliğine kavuşacaktır .İslâm ordusu yolculuk sırasında günlerce çeşitli yer ve mevkilerde, arz üzerinde farz ve nafile namazları kılmış ve böylece ibadetin yalnız mescidlerde yapılabileceği imajı yerine namaza evrensel bir mescid anlayışı kazandırılmıştır. Abdest ve gusülde de su yerine, gerektiğinde teyemmümle yetinmenin uygulamaları yapılmıştır.Bu gibi askeri hareketlerde zafer sonrası elde edilecek ganimetlerin beşte biri beytülmalin, beşte dördü de gazilerin hakkı olmak üzere meşrû kılınmıştır. Bu da savaşlarda ayrı bir teşvik unsurudur (bk. "Ganimet" mad .).Çevrede bir aylık uzak yerde bulunan düşman o gün için Doğu Roma İmparatorluğu ve bunların başkanı Heraklius olmalıdır. İmparatorun ve askerlerinin kalbine korku düştüğü için Hicaz'a saldırıp yakıp yıkmak üzere yola çıktıkları halde bu cesareti gösterememişlerdir. Güçlü İslâm ordusunun hazırlıklı, düzenli ve her çeşit savaş rizikosunu göze alarak Tebük'e kadar gelmesi, güç dengesini psikolojik bakımdan Müslümanların lehine çevirmiştir. Böylece düşman için, savaş olmasa bile güç hazırlamayı emreden ayetin hükmü gerçekleşmiştir .Ayette şöyle buyrulur: "Onlara karşı gücünüzün yettiği kadar kuvvet ve savaş atları hazırlayın ki, bununla Allah'ın düşmanı ve sizin düşmanınızı ve daha bundan başka sizin bilmediğiniz, fakat Allah'ın bildiği diğer düşmanları korkutasınız. Allah yolunda ne harcarsanız, karşılığı size eksiksiz ödenir, asla haksızlığa uğratılmazsınız" (el-Enfâl, 8/60).Hz. Peygamber Tebük'te bulunduğu sırada Halid b. Velid'i dört yüz atlı ile bir hristiyan topluluk olan Dûmetülcendel'in kralı Ükeydir b. Abdilmelik üzerine gönderdi. Dûmetülcendel Şam yolu üzerinde Tebük'e yakın, sulu, hurma ve ekinleri bol, büyük bir ticaret merkezi idi. Halid b. Velid az sayıda bir askerle bilmedikleri bir yörede kralı nasıl bulacaklarını sorunca, Allah elçisi onu "yabanî sığır avlarken bulup yakalayacağını" haber verdi.Gerçekten Halid ve arkadaşları kaleye yaklaştıkları sırada normal kırsal kesimde az rastlanan bir yaban sığırının kale kapısına yaklaşmakta olduğunu gördüler. Yukarıdan Ükeydir ve ailesi de bu semiz hayvanı görmüşlerdi. Ükeydir silahlanıp birkaç adamı ile birlikte sığırı avlamak üzere kaleden dışarı çıkınca da onu yakaladılar ve elleri bağlı olarak kalenin önüne getirdiler .Orada Halid'le Ükeydir arasında yapılan anlaşmaya göre, Ükeydir Müslümanlara: İki bin deve, sekiz yüz at, dört yüz zırh gömlek, dört yüz mızrak vermek ve Ükeydir ile kardeşi Mudad Hz. Peygamber'e kadar götürülüp haklarında Allah elçisi hüküm vermek üzere sulh oldular. Bundan sonra kaleye girilerek belirlenen ganimet malları teslim alındı (bk. Vâkıdî a.g.e., III, 1027, 1034; İbn İshak, İbn Hişam, Sire, IV, 169 vd; İbn Sa'd, Tabakât, II, 62, 166).Eyle, Ezruh ve Cerba Melikleri ile Sulh Anlaşması Yapılması:Hz. Peygamber Tebük'te bulunduğu sırada Kızıldeniz'in kuzeyinde ve Akabe körfezinin sonunda deniz sahilindeki Eyle hükümdarı Yuhanna b. Ru'be, gelerek yıllık belirli miktarda cizye vermek üzere kendisi ile sulh anlaşması yaptı. Hz. Peygamber Yuhanna'ya şu ahitnameyi yazılı olarak verdi."Bismillahirrahmânirrahîm . Bu, Allah ve Peygamberi Muhammed'den Yuhanna b. Ru'be ile Eyle halkından denizdeki gemilerde bulunanları ve karadaki gezen, dolaşanları için eman yazısıdır: Gerek bunlar ve gerek Şam, Yemen ve deniz sahili halkından Eylelilerle birlikte bulunanlar, Allah'ın ve Resulunün himayesindedirler. Onlardan bir kötülük işleyeni yanındaki malı koruyamayacak, bu mal, alana da helâl olacaktır. Denizde, karada herkes dilediği tarafa yolculuk yapma hakkına sahiptir” (Ebu Ubeyd, el-Emvâl, Mısır 1388/1968, s. 287 vd; İbn İshak, İbn Hişâm, Sîre, VI, 169).Eyle kralı Yuhanna ile birlikte Ezruh ve Cerba halkı temsilcileri de Tebük'e gelip Hz. Peygamber'le cizye vermek üzere anlaşma yaptılar. Bunlar her yıl Recep ayında saf altından yüz dinar cizye ödemeyi kabul ettiler ve buna karşılık onlara birer emannâme (güven mektubu) verildi. Bu iki topluluk da Eyleliler gibi Yahudi toplumudur (İbn Sa'd, Tabakât, 1, 289 vd; İbn İshak, İbn Hişâm, Sîre, IV, 169; Vâkıdî, Megâzî, III, 1031).MESCID-I DIRÂR OLAYI:Hz. Peygamber Tebük'te yirmi gün kadar kaldıktan sonra, ashab-ı kiramın ileri gelenleri ile istişare ederek geri dönmeye karar verdi. Çünkü Bizans ordusu saldırmaya cesaret edememiş ve amaca ulaşılmıştı. O gün için daha fazla ileri gidip kan dökmeye ihtiyaç yoktu. Çünkü Şam yöresini fetih gibi bir amaçla yola çıkılmamıştı. Üstelik Şam yöresinde bulaşıcı bir hastalık (tâun) olduğu da haber alınmıştı. Geri dönüş için yola çıkan ordu Ramazan'ın ilk günlerinde Medîne'ye ulaştı. Hz. Peygamber Tebük'e giderken Medine'ye bir saat uzaklıktaki Ziyevan köyüne geliniğinde münâfıklardan bir heyet gelerek: "Ey Allah'ın Resulu! Biz hastalar ve Kuba mescidine gelemeyenler için özellikle yağmurlu gecelerde namaz kılmak üzere bir mescid bina ettik. Teşrif edip burada namaz kıldırsanız, hayır ve bereketle dua buyursanız" dediler. Hz. Peygamber bunun dönüşte olabileceğini söylemişlerdi. Bunun üzerine Tebük dönüşü bu sözü Allah elçisine hatırlatıp yeni yapılan mescide gelmesini rica ettiler.Bu mescid Ebû Âmir Fâsık adlı bozguncu münafık ve fasığın teşviki ile münafıklarca Kuba Mescidinin cemaatını bölmek niyetiyle yapılmış ve Hz. Peygamber'e suikast düzenlemek üzere içi silâhla doldurulmuştu. Hz. Peygamber bu mescide gitmeye hazırlanırken Cebrail (a.s) gelerek durumu haber verdi.Kur'an-ı Kerîm'de bu mescidden şöyle söz edilir:Zarar vermek, inkâr etmek, müminlerin arasını ayırmak ve daha önce Allah ve Resulune karşı savaşanlara gözetleme yeri hazırlamak üzere bir mescid yapanlar; "Biz sadece iyilik yapmak istiyorduk" diye yemin ederler. Allah da şahittir ki bunlar yalancıdırlar" (et-Tevbe, 9/107). "Ey Muhammed! Bu mescidde asla namaz kılma. Şüphesiz ki, başlangıcından itibaren takva üzere kurulan mescidde (Kuba mescidi) namaz kılman daha hayırlıdır. O mescidde kendilerini maddî ve manevi kirlerden temizlemeyi seven adamlar vardır. Allah temizlenmek isteyenleri sever" (et-Tevbe, 9/108; bk. 109, 110).Bunun üzerine Hz. Peygamber ashab-ı kiramdan Mâlik b. Dehsan ile Ma'n b. Adiyy (r. anhümâ)'yi Mescid-i Dırar'ı yıkmak üzere gönderdi. Bu sahabeler mescidi yakıp yıktılar. Böylece kötü amaç için bina edilen bir mescid ortadan kaldırılmış oldu (bk. İbn İshak, İbn Hişâm, Sîre, III, 71; İbn Sa'd, Tabakât, III, 540 vd; İbn Kesîr, Muhtasar Tefsîr, II, 169; Kâmil Miras, Tecrîd-i Sarih, X, 422).Özürsüz cihada katılmayan üç kişinin çilesi:Resulullah (s.a.s) Tebük'ten dönüşte Medîne'ye girişte doğrudan Mescidi Nebevî'ye girip iki rekat namaz kıldı. Çünkü seferden dönüşte bu, Resulullah (s.a.s)'ın âdeti idi. Sonra mescitte oturdu. Tebük gazvesine katılamayıp Medine'de kalanlar tek tek gelip özürlerini yeminle teyit ettiler. Hz. Peygamber dış görünüşlerine bakarak özürlerini kabul edip, iç yüzlerini Allah'a havale etti ve haklarında istiğfarda bulundu. Bunların sayısı seksen kadar idi.Ancak Kâ'b b. Mâlik, Mirare b. Rabî ve Hilâl b. Ümeyye meşrû bir özürleri bulunmadığı halde cihada katılmamışlardı. Hz. Peygamber'in huzuruna girince mazeret uydurma yoluna gitmeden doğruyu söylediler.Resulullah (s.a.s) halkı bu üç sahabe ile görüşüp konuşmaktan menetti. Üçü de bir köşeye çekilerek elli gün süreyle yalnızlığa itildiler. Dünya başlarına zindan oldu. Kırk gün geçince Hz. Peygamber bunlara Hüzeyme b. Sâbit (r.a)'i göndererek kadınlarından da ayrı durmalarını bildirdi. Böylece eşlerinin cihaddan geri kalan bu sahabelere hizmeti de men edilmiş oluyordu. Yalnız Hilâl b. Ümeyye'nin eşi Allah elçisine gelerek; "Hilâl yaşlıdır, hizmetçisi de yoktur. Yalnız mutfak işlerine yardımcı olsam" diye izin istedi. Kendisine yalnız ev hizmeti için izin verildi.Elli gün tamamlanınca bu üç sahabenin mağfiret edildiğini bildirilen ayet indi. Bunu müjdeleyen sahabeye, Ka'b b. Mâlik sevincinden bir kat elbise giydirmişti. Mescide geldiklerinde Allah'ın Resulu Ka'b b. Mâlik'e şöyle buyurdu: "Annen seni doğurduğu günden beri yaşadığın günlerin en hayırlısını sana müjdeliyorum". Ka'b; "Bu müjde tarafınızdan mı, yoksa Allah tarafından mı?" diye sorunca, Hz. Peygamber; "Doğrudan Yüce Allah tarafından" buyurdu. Bunun üzerine Ka'b, bütün servetini Allah yolunda tasadduk etmek istediğini bildirdi. Hz. Peygamber, bir bölümünü kendisine ayırmasının daha hayırlı olacağını söyledi (Kâmil Miras, Tecrîd, X, 424 vd, Hadis No: 1659; İbn Kesîr, a.g.e., II, 175 vd.).Allah Teâlâ bu üç sahabenin halini ve affedilmelerini şöyle bildirir: "Ve savaştan geri kalan o üç kişinin tövbesini de kabul etti. Bütün genişliğine rağmen yeryüzünün kendilerine dar geldiği, ruhları son derece sıkıldığı, Allah 'tan başka bir sığınak olmadığını anladıkları zaman tövbe etsinler diye, Allah onları bağışlamıştı. Şüphesiz ki Allah, tövbeleri çok kabul eden ve çok merhametli olandır" (et-Tevbe, 9/118).Ka'b b. Mâlik ve arkadaşları bu ilâhî iltifata, doğru sözlülükleri ve samimi davranmaları sayesinde kavuştular. Ka'b bu olay üzerine, artık ömrü boyunca doğrudan başka bir söz söylemeyeceğine dair Allah elçisine söz verdi. Diğer münâfıklar uydurdukları yalan mazeretler yüzünden helâk olurken onlar selâmete çıktılar.&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dinkültürü ve ahlak bilgisi,islamiyet,fıkıh,hadis,sure,dua,müslümanlık&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5336202385623131189-6349786152891389423?l=dkvab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dkvab.blogspot.com/feeds/6349786152891389423/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5336202385623131189&amp;postID=6349786152891389423' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/6349786152891389423'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/6349786152891389423'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dkvab.blogspot.com/2007/12/tebk-sava.html' title='Tebük savaşı'/><author><name>Emre &amp;amp; Erdi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5336202385623131189.post-7467543102833276099</id><published>2007-12-28T20:50:00.000+02:00</published><updated>2007-12-31T12:18:17.297+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dkvab'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Recep Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mevlid kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ramazan bayramı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ramazan Müjdesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Safer Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dinkültürü ve ahlakbilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kuran oku'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islamiyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kutlu doğum'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='muharrem ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şevval Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kadir Gecesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müslümanlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Regaib Kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mezhepler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dinkültürü ve ahlak bilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Üç aylar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dualar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islamın şartları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='din kültürü ve ahlak bilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşure günü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sure'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mairaç kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hanifilik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dua'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fıkıh'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='berat kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kurban bayramı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hadis'/><title type='text'>Huneyn savaşı</title><content type='html'>&lt;strong&gt;(Şevval, 8. H/630 M.)Mekke'nin fethinden sonra Müslümanlarla Havazin Müşrikleri arasında meydana gelen savaş.Rasûlüllah (s.a.s) Mekke'nin fethi için Medine'den ayrıldığı zaman, nereye gideceğini açıklamamıştı. Rasûlüllah'ın Havazin kabilesi kendi üzerlerine gelebileceği endişesiyle savaş hazırlıkları yapmıştı. Müslümanlar Mekke üzerine yürüyüp orayı fethedince, Havazin kabilesi artık sıranın kendilerine geldiğini anladılar ve savaş hazırlıklarını tamamlayıp kendilerinin saldırmalarının daha uygun olacağını hesapladılar. Rasûlüllah bütün Arabistan'ı tevhid bayrağı altında birleştirmek kararında olduğu için, müslümanlarla müşriklerin er veya geç çatışmaları kaçınılmazdı.Havazinliler; Taifli Sakifoğulları ve diğer müşrik Arap kabileleri ile ittifak kurarak kısa bir zaman içinde yirmibin kişilik bir ordu hazırlamışlardı. Havazinlilerin lideri Mâlik bin Avf, bu savaşın bir ölüm kalım savaşı olduğunun farkında idi. Askerlerinin bütün güçleriyle savaşmasını sağlamak için kabilesinin bütün çocuklarını, kadınlarını ve mallarını birlikte getirmişti. Bu hareketiyle, bir yenilginin onlar için top yekûn yok olma anlamı taşıyacağını herkese anlatmak istiyordu.Rasûlüllah (s.a.s), müşrik kabilelerin bu ittifaklarını ve savaş hazırlıklarını haber alır almaz derhal savaş hazırlıklarına başladı. Hazırlıkları süratle tamamladıktan sonra 12.000 kişilik bir orduyla Mekke'den çıktı. İslâm ordusunun dörtbini Ensardan, bini Muhacirlerden, beşbini müslüman olan Arap kabilelerinden, ikibini de Mekkelilerden oluşuyordu. Hatta Seksen kadar Mekkeli müşrik de onlarla birlikte idi. Müşriklerin başlıca amacı, galibiyet halinde ganimetten pay almak ve müslümanların durumlarını görmekti.İslâm ordusu muntazam bir yürüyüşle Huneyn civarına geldi. İslâm ordusunun böylesine büyük bir kuvvetle savaşa çıkması müslüman savaşçılar üzerinde son derece büyük bir etki uyandırdı. Hatta içlerinden bazıları işi kibir noktasına kadar götürerek böyle büyük bir ordunun asla yenilemeyeceğini düşündüler. Bunu Rasûlüllah'a açıkça söyleyenler bile oldu. Rasûl aleyhisselam bu sözlerden hiç hoşlanmadı. Çünkü, ordu ne kadar büyük ve kuvvetli olursa olsun, gurur ve ihmal yüzünden darma dağın olabilirdi. Müslümanları şimdiye kadar zafere ulaştıran sayıları ve kuvvetleri değil, Allah'a olan imanları ve Allah'ın yardımı idi. Bunu unutmak, kulluk bilincinin zedelenmesine ve her zaman felâketlere neden olmuştu.Mâlik bin Avf, ordusuyla Huneyn'e daha önce gelmişti. Huneyn, Mekke ile Tâif arasında, Tihame bölgesinde birçok inişli çıkışlı, dar geçitleri ve gizli yolları olan geniş bir vâdidir. Mâlik, vadinin doğal durumundan yararlanarak ordusunu pusuya yatırdı.Rasûlüllah Huneyn civarına gelince bir yoklama yaparak İslâm ordusuna savaş düzeni aldırdı. Öğütler vererek çarpışmaya teşvik etti; sadakat ve bağlılık gösterirler, güçlüklere göğüs gererek dayanırlarsa zafere ulaşacaklarını müjdeledi.İslâm ordusunun öncü süvârî birliğinin kumandanı Halid b. Velid idi. Ordu Huneyn vadisine doğru hareket etti. Halid b. Velid gururlu bir şekilde, düşmanın pusu kurması ihtimalini hiç hesaplamaksızın düşmanın işgal ettiği tahmin edilen yere doğru ilerledi. Fakat hiç ummadıkları bir anda müthiş bir saldırıya uğradılar. Askerler ne yapacaklarını şaşırdılar. Bu ani ve amansız saldırı, Halid b. Velid'in komuta ettiği Süleymoğulları atlıları arasında büyük bir bozguna yol açtı. Geriye dönüp hızla kaçmaya başladılar. Korku ve panik bir anda asıl ordu içinde de yayıldı. Ordu şaşkın bir vaziyette kaçışmaya başladı.Yirmi yıldır çetin mücadelelerle elde edilen parlak sonuç, şimdi, bu sabahın alaca karanlığında bir anda sönüp gidecek miydi? Hayır. Allah, Rasûlünü bırakmaz, dünya yine şirkin karanlığına dönemez, tevhid dini sönmezdi. Ufuktan güneş doğmadan, sabahın alaca karanlığında, İslâm'ın güneşi batamazdı. Yalnız Allah'ın emir buyurduğu üzere sabretmek, dayanmak gerekiyordu.Rasûlüllah da öyle yaptı. Yanında sadece Hz. Ali, Hz. Abbas, amcası Haris'in oğlu, Ebu Süfyan ve iki oğlu (ki birisi ilk anda şehid olmuştur) Fazl ibn Abbas, Eymen ibn Ubeyd (Rasûlüllah'ın azadlısı Ümmü Eymen'in oğlu) ve Üsame İbn Zeyd'den oluşan sekiz kişi kalmıştı. Buna rağmen büyük bir kahramanlık ve dayanaklılık örneği göstererek yanında kalan bir avuç müslümanla birlikte savaşa koyuldu. Hz. Abbas, Rasûlüllah (s.a.s)'e bir zarar gelmemesi için atının dizgininden tutmuş, çevrelerini saran düşmanı yarmaya çalışıyordu.Bu arada, bazı Mekkeliler müslümanların dağılışını görünce, sevinç duygularını gizlemeye bile gerek görmeden kalblerinde bulunanı dile getiriyorlardı. Çantasında taşıdığı fal oklarıyla savaşa gelen Ebu Süfyan b. Harb, "artık onların bu bozgunları denize varıncaya kadar sürer. Andolsun ki Havazinliler onları yener" derken, Safvan b. Ümeyye'nin sözde müslüman olan kardeşi Kelede, "Muhammed ile ashabının bozguna uğradıklarım müjdelerim; artık bugün sihir bozuldu" diyordu. Uhud'da öldürülen Kureyş'in sancaktarı Osman ibn Ebi Talha'nın oğlu Şeybe ise, "Bugün Muhammed'den intikam alıyorum" diye bağırıyor, fırsattan istifade ederek Rasûl aleyhisselâmı öldürmenin yollarım arıyordu.Savaşın kargaşası içinde Rasûlüllah vadinin sağ tarafına doğru çekildi. Câbir'den yapılan bir rivâyete göre Rasûlüllah (s.a.s) kaçışan müslümanlara, "Nereye gidiyorsunuz ey insanlar! Ben Rasûlüllahım, Ben Muhammed b. Abdullah'ım" diye sesleniyordu. Fakat develer birbirine giriyor, insanlar alabildiğine kaçışıyordu. Bunun üzerine Rasûl aleyhisselâm yanındaki Hz. Abbas'tan müslümanları çağırmasını istedi. Hz. Abbas yüksek sesle "Ey Akabe'de biat eden Ensar, gelin! Ey Rıdvan ağacı altında bey'at edip söz veren Muhacirler, dönün! Muhammed buradadır! Nereye gidiyorsunuz?" diye bağırmaya başladı. Bu çağrıyı duyanlar "lebbeyk" diyerek koşup Rasûlüllah'ın çevresinde toplanmaya başladılar.Rasûlüllah (s.a.s), çevresinde toplanan müslümanları muntazam bir birlik haline getirerek düşmana karşı saldırıya geçti. Çarpışmanın olağanüstü bir şiddet kazandığı sırada "İşte ocak şimdi kızıştı" buyuran Rasûlüllah, yerden bir avuç toprak alıp düşmanların üzerine fırlattı.Çarpışma şiddetle sürerken Hz. Ali büyük bir fedâkarlık ve teslimiyet örneği göstererek Havazin kabilesinin sancaktarını öldürmeye muvaffak oldu. Bu olay müslümanların savaş güç ve isteklerini bir kat daha artırdı. Savaş öylesine şiddet kazanmıştı ki, düşman bu kesin taarruza karşı koyamayarak hezimete uğradı ve kaçmaya başladı.Allah'ın yardımı bir kere daha yetişmişti. Allah müslümanları sınamış, bir anlık gafletlerinin sonucunu onlara acı bir şekilde göstermişti. Bu savaştan sonra nazil olan bir âyette bu durum şöyle dile getirilmektedir: "Andolsun ki. Allah size birçok yerlerde ve çokluğunuzun sizi böbürlendirdiği fakat bir faydası olmadığı, yeryüzünün geniş olmasına rağmen size dar gelip de bozularak arkanızı döndüğünüz Huneyn gününde yardım etmişti" (et-Tevbe, 9/25).Rasûlüllah (s.a.s) düşmanın kaçmaya başladığını görür görmez derhal takip edilmesini emir buyurdu. Düşman gayet şiddetli bir şekilde takip edilmeyle başlandı. Havazin kabilesi reisi Mâlik bin Avf yanında az bir kuvvet olduğu halde yüksek bir tepe üzerinden ordusunun geri çekilmesini himaye etmeye çalıştı. Fakat ordu ile birlikte getirdiği kadın ve çocukları savunma başarısını gösteremedi.Bu savaşta müslümanlar düşmandan çok sayıda esir ve ganimet elde ettiler. Savaşta öldürülmüş olanların miktarı sayıldığında İslâm ordusunun beş şehid, düşman ordusunun ise yetmiş kayıp verdiği anlaşıldı.Düşman ordusu dağınık biçimde ve değişik yönlerde geri çekildiği için birçok kollara ayrıldı. Bir kısmı Mâlik bin Avf komutasında oldukları halde Mekke-Taif yolunu izleyerek Taif kalesine, bir kısmı Batn-ı Nahle'ye, bir kısmı da Evtâs taraflarına gittiler.Rasûlüllah Evtâs yönünde kaçanları izlemek üzere bir birlik görevlendirdi. Bu birlik düşmana Mekke'nin kuzey doğusunda bulunan Evtâs'a vardı. Aralarında son derece kanlı bir savaş oldu. Hatta savaş sırasında müslüman birliğin komutanı Ebu Amr şehid oldu. Fakat onun yerine geçen kardeşi Ebu Mûsâ el-Eş'arî düşman kesin bir yenilgiye uğrattı.Rasûlüllah (s.a.s) bu zaferden son derece büyük bir memnunluk duydu. Elde edilen ganimeti münasib bir zamanda müslüman savaşçılar arasında taksim etmek üzere bir sahabenin muhafazasına bırakan Taif` kalesine sığınan düşmanı takiben Taif'e doğru hareket etti. Huneyn savaşıyla Arap yarımadasının Şirkten temizlenmesi ve tevhidin hakim kılınması yolunda önemli bir adım daha atılmış oluyordu .HAYBER GAZVESİHz. Peygamber'in hicretin 7. yılında fethettiği, Şam-Medine yolu üzerinde Medine'nin 150 km. kuzeyinde Yahûdilerin oturduğu bir yerleşim merkezi. Hayber Yahûdi dilinde kale demek olup burası aynı zamanda hurma ve tahıl merkezidir. Kalesinin yedi burcu vardır. Bunlar Nâim, Kamûs, Şık, Netah, Sülâfim, Vatih ve Ketîbe'dir (İbn Sa'd et-Tabakâtü'l-Kübrâ II,106) Hz. Peygamber Hayber Yahûdilerinin Medine'ye karşı müşriklerle ittifak halinde olmaları ve pek çok Yahûdi kabilesi'nin burada toplanmasından dolayı Hudeybiye musalahasından sonra Hayber'i fethetmek üze re hazırlıklara başladı (Vakıdî, Kitabü'l Meğazî, II, 441-442, İbn Hişâm, es-Siretü'n-Nebeviyye, III, 201) Hz. Peygamber, bu cihad hareketi için sadece cihada rağbet edenlerin katılmasını emretti. Medine'de Siba' b. Urfuta'yı vekil bıraktı. Eşi Ümmü Seleme'yi yanına alarak 1400 yaya, 200 süvari ile yola çıkarken; "Biz buranın hayrını isteriz" buyurmuştur. Rasûlullah Medine'den hareket ettikten sonra Hayber ile Gatafan kabilesi arasına karargahım kurdu. Sabaha kadar burada bekledi (İbn Hişâm, es-Sîre, III/343). Gatafanlıların Hayber'e yardımını engellemek için burada konaklamış bulunuyordu. Hayberliler sabaha kadar, müslümanların gelişinden haberdar olmamışlardı. Sabahleyin kalelerinin kapısını açtıklarında; "Muhammed gelmiş ve günlerden de cumartesidir" diyerek kalelerine tekrar döndüler. Yahûdiler mukaddes günleri olduğu için cumartesi günü muharebe etmezlerdi. Rasûlullah bunu görünce; "Allahû Ekber, Hayber harab oldu" buyurdu (İbn Sa'd, et-Tabakat, II,106). Müslümanların bu muharebede beyaz renkli sancağını da Hz. Ali taşıyordu. Bu gazvede müslümanların kullandıkları parola; "Yâ Mansür, Emit, Emit" "Ey Allah'ın galip kıldığı müslüman asker öldür öldür' idi (İbn Sa ıt, II,106, İbn Hişâm, III, 347).Hayber'in fethi, Nâim kalesi ile başladı. Burada Mahmûd b. Mesleme atılan taşla şehit oldu. Sonra Kamûs kalesi ele geçirildi. Daha sonra, Vatîh, Sülâlim, Şık, Netah ve Ketîba kaleleri alındı. Bu kalelerin ele geçirilmesinde şiddetli çarpışmalar oldu. Müslümanlardan yirmi beş kişi şehid olurken, Yahûdilerin kaybı doksan üç kişi oldu. Hayber'in ileri gelenlerinden Useyr, Yâsir, Emir ve Kinâne b. Ebi'l-Hukayk ve kardeşi öldürüldü (İbn Sa'd, II, 107).Müslümanlar bu gazvede pek çok esir aldılar. Ancak Hayber halkı esirlerinin iadesini, kendilerinin de affedilmesini istediler. Rasûlullah da bunu kâbul etti. Yahûdilerin ileri gelenlerinden Huyey Ahtab'ın kızı Safiyye de esirler arasında idi. Rasûlullah Hz. Safiyye'ye ailesinin yanına dönmeyi teklif ettiği halde Safiyye, müslüman olarak Hz. Peygamber'e eş olmayı tercih etti. Hz. Safiyye Hayber gazvesinden önce Kinâne b. Rabia ile evlenmişti. İlk gece, gördüğü bir rüyayı Kinâne'ye anlatmış O da; "Sen ancak Muhammed'i istiyorsun" diyerek yüzüne bir tokat vurmuştu da, gözü morarmıştı. Safiyye'nin Hz. Peygamber ile evlendiği zaman hâlâ bu morluğun izi vardı. Nitekim Rasûlullah'ın bunu sorması üzerine eşi de bu hadiseyi ona anlatmıştır (İbnü'l-Esîr, el-Kâmil, II, 221)Bu muharebe sonunda Zeynep bint el-Hâris, Rasûlüllah'a zehirli bir koyun ikram etti. Rasûlullah ondan bir parça aldı, ancak yutmadan koyunun zehirli olduğunu bildirdi. Kadın çağırıldı, suçunu itiraf etti ve şöyle dedi:"Gerçekten Peygamber isen, sana bundan haber verilir, eğer hükümdar isen senden kurtulmuş oluruz." Ancak Bişr b. Berâ bundan aldığı lokma ile zehirlenerek vefat etti. Bunun üzerine kadın Bişr'e kısas olarak öldürüldü. Rasûlullah son hastalığında dahi Hayber'de aldığı bu lokmanın tesirini hissettiğini beyan buyurmuştur (İbnü'l-Esîr, el-Kâmil, II, 222).Bu gazve sonunda Hayberlilerin hayatlarının korunması, çoluk ve çocuklarının serbest bırakılması şartıyla Hayber'den çekilip gitmeyi ve topraklarını, altın ve gümüşlerini, üzerindekiler hariç, elbise ve silâhlarını teslim etmeyi, hiç bir şey saklamayacaklarını kabul etmek şartıyla Hz. Peygamber ile sulh andlaşması yaptılar. Rasûlullah da Hayber arazisini, ashabı arasında taksim etmişlerdi. Ancak Yahûdilerin; "Biz toprağı işlemeyi ve hurma yetiştirmeyi biliriz, bizi yerimizde bırak" demeleri üzerine Hz. Peygamber, onları kendi mülklerinde yarıcı olarak çalışmalarına ve orada kalmalarına izin vermiştir (el-Belâzürî, Fütûhu'l-Büldân, Çev: Mustafa Fayda, Ankara 1987, s. 88). Bu duruma göre çoluk ve çocukları bağışlanmış, araziler elde edilen mahsulün ikiye ayrılması suretiyle onlara bırakılmıştı. Buna mukabil hiç bir mal saklanmaksızın teslim edilecekti. İşte Kinâne b. Rabi' bu andlaşma hükümlerine uymadığı, iâdesi gereken malları sakladığı ve Mahmûd b. Mesleme'nin ölümüne sebep olduğu için öldürülmüştür (İbn Hişâm III, 351). Ayrıca yapılan bu andlaşmaya göre Rasûlullah onları Hayber'den istediği zaman çıkaracaktı (Ebû Dâvûd, Harâc, 24).Hayberliler, Hz. Peygamber'in irtihalinden sonra da Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer zamanına kadar belirlenen usûl ile yancı olarak orada kalmaya devam ettiler. Bu arazilerin gelirlerin toplamak işi ile, Hz. Abdullah b. Ravâha görevlendirilmişti. Ancak Hz. Ömer zamanında aralarında zinânın çoğalması, müslümanlara kârşı iyi davranmamaları, Hz. Ömer'in oğlu Abdullah'a suikast girişiminde bulunmaları ve müslümanların Hayber toprağını işletecek duruma gelmeleri üzerine yahûdiler Hayber'den Şam'a sürülmüşlerdir (el-Belâzürî, a.g.e, s. 38-40; Yâkût el-Hamevî, Mu'cemü'l-Büldân, Hayber mad.) Yahûdilerin Hayber'den çıkarılmalarına Rasûlullah'ın "Arabistan'da iki dinin bir arada olmayacağına dâir" hadisinin de sebep olduğu rivayet edilmektedir (İmâm Mâlik, Muvatta', Medine 17-19; İbn Hanbel, Müsned VI, 275). Hz. Ömer, Yahûdileri Hayber'den çıkardıktan sonra Hayber arazisini daha önce Rasûlullah'ın taksim ettiği ashaba ve ailelerine dağıtmıştır.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;dinkültürü ve ahlak bilgisi,islamiyet,fıkıh,hadis,sure,dua,müslümanlık&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5336202385623131189-7467543102833276099?l=dkvab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dkvab.blogspot.com/feeds/7467543102833276099/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5336202385623131189&amp;postID=7467543102833276099' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/7467543102833276099'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/7467543102833276099'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dkvab.blogspot.com/2007/12/huneyn-sava.html' title='Huneyn savaşı'/><author><name>Emre &amp;amp; Erdi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5336202385623131189.post-3039840197293189631</id><published>2007-12-28T20:48:00.000+02:00</published><updated>2007-12-31T12:18:17.306+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dkvab'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Recep Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mevlid kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ramazan bayramı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ramazan Müjdesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Safer Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dinkültürü ve ahlakbilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kuran oku'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islamiyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kutlu doğum'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='muharrem ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şevval Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kadir Gecesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müslümanlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Regaib Kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mezhepler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dinkültürü ve ahlak bilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Üç aylar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dualar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islamın şartları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='din kültürü ve ahlak bilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşure günü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sure'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mairaç kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hanifilik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dua'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fıkıh'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='berat kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kurban bayramı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hadis'/><title type='text'>Mekkenin fethi</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Hudeybiye andlaşmasına göre Huzaa kabilesi, Resulullaha,Bekiroğulları kabileside Kureyş kabilesi himayesine girmişdi.Fakat Bekiroğulları kabilesi ansızın Kureyşlilerden Saffan bin Umeyye,İkrime bin Ebu Cehil, Süheyl bin Amr, Huveytıb bin Abduluzza, Mükrez oğlu Hafz ve bir kısım kureyşli müşriklerle Huzaa kabilesi üzerine saldırmışlar ve onlardan 23 kişiyi öldürmüşlerdi.Bunun üzerine Huzaa kabilesinden Amr bin Salim Huzai 40 kişilik toplulukla peygamberimize geldiler ve olayı Resulullaha anlattılar. Resulullah Kureyşlilere, ya bu saldırıda öldürülen 23 kişinin diyetinin ödenmesini yada Kureyşlilerin Bekiroğullarının himayesini bırakmasını istedi. Kureyşli Müşrikler bunları da kabul etmediler.Fakat yinede anlaşmayı bozdukları için içlerini korku bürüdü. Ve tekrar anlaşma yapmaları için Ebu Süfyan-ı Medineye yolladılar. Ebu Süfyan Peygamberimizden ve Sahabilerden Eman dilediysede kabul görmedi ve mekkeye eli boş olarak döndü.Peygamberimiz büyük bir ordu hazırlayarak gizlice Mekke şehrini kuşattı. Aniden basılan Mekkeli Müşrikler neye uğradıklarını şaşırmışlar ve savaş hazırlığını bile yapamamışlardı. On ikibin kişilik büyük islam ordusu hiç bir büyük olaya karışmadan kolayca Mekke şehrini fethetmişlerdir.Hicretin sekizinci yılında Resulullah (s.a.s.)'e boyun eğen Mekke, bu tarihten sonra yeni bir dönemi yaşamaya başladı. &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;dinkültürü ve ahlak bilgisi,islamiyet,fıkıh,hadis,sure,dua,müslümanlık&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5336202385623131189-3039840197293189631?l=dkvab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dkvab.blogspot.com/feeds/3039840197293189631/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5336202385623131189&amp;postID=3039840197293189631' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/3039840197293189631'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/3039840197293189631'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dkvab.blogspot.com/2007/12/mekkenin-fethi.html' title='Mekkenin fethi'/><author><name>Emre &amp;amp; Erdi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5336202385623131189.post-1708609143212499839</id><published>2007-12-28T20:47:00.000+02:00</published><updated>2007-12-31T12:18:17.310+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dkvab'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Recep Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mevlid kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ramazan bayramı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ramazan Müjdesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Safer Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dinkültürü ve ahlakbilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kuran oku'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islamiyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kutlu doğum'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='muharrem ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şevval Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kadir Gecesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müslümanlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Regaib Kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mezhepler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dinkültürü ve ahlak bilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Üç aylar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dualar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islamın şartları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='din kültürü ve ahlak bilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşure günü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sure'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mairaç kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hanifilik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dua'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fıkıh'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='berat kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kurban bayramı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hadis'/><title type='text'>Mute savaşı</title><content type='html'>&lt;strong&gt;İslâm devletinin Medine'de kurulmasından sonra Müslümanlarla Rumlar arasında yapılan ilk savaş. Mûte, Şam bölgesine giren Belka yakınlarında bir yerin adıdır. Hz. Peygamber, Ashabtan Hâris b. Umeyr (r.a)'ı Busra (Havran) Emiri Şurahbil b. Amr el-Gassânî'ye İslâm'a davet mektubunu sunmak üzere yollamış, ama bu sahabi Gassanile tarafından şehid edilmişti. Halbuki; "elçiye zeval yoktur" anlayışı gereğince düşman ülkeler bile birbirlerinin elçilerine dokunmazlardı. Hz. Peygamber, ashabına çok düşkündü, onlardan birinin başına bir sıkıntı geldi mi ondan çok rahatsız olurdu. Bu sebeple ashabından birinin küstahça öldürülüşüne seyirci kalamazdı. Hemen 3000 kişilik bir ordu hazırladı. Ordunun kumandanı Zeyd b: Hârise idi. Şayet bu zât şehid düşerse yerine Cafer b. Ebi Talib, o da şehid düşerse Abdullah b. Revâha geçecekti. Düşman önce İslâm'a davet edilecekti, kabul etmez ve cizyeye de razı olmazsa İslâm elçisini öldüren bu cânilerle savaşılacaktı. Peygamberimiz (s.a.s) orduyu Seniyyetü'l-Veda'ya kadar yürüyüp uğurladı.Halid b. Velid gibi yüksek askerî bir deha ve üstün strateji bilgisine sahip bir kimse de bu savaşa bir nefer olarak katılmıştır. H.8/M.629 yılında İslâm ordusu Medine'den çıkıp Mûte'ye ulaştığında karşılarında Bizans'ın desteğinde Hristiyan Araplardan oluşan 100.000 kişilik bir ordu bulmuşlardı. İslâm ordusunun kumandanları meseleyi tartıştılar; geri dönmek, Hz. Peygamber'e haberci yollamak hususlarını görüştüler. Ancak savaş görüşü ağır basmış ve iki ordu karşılaşmıştı. Zeyd. b. Hârise (r.a) şehit düşünce, sancağı, Cafer aldı Ca'fer'in sağ eli kesildi; bu sefer sancağı sol eliyle tuttu. Sol eli de kesilince sancağı yine bırakmadı; kesik iki elinin kalan kısımlarıyla sıkıştırarak göğsü arasında tuttu. Nihayet o da şehid düştü. Bundan sonra sevgili Peygamberimizin emrine uyularak sancağı, Sahabenin şâirlerinden Abdullah b. Revâha aldı; o da şiirler söyleyerek harbetti ve şehâdet şerbetini içti. İşte bu sırada askerde genel bir çöküntü doğmak üzereydi ki, askerin hemen hepsinin isteği üzerine Hâlid b. Velid kumandayı ve sancağı eline aldı. O gün akşama kadar savaş yapıldıktan sonra Halid, ertesi sabaha kadar sağ kanatta bulunan müslüman askerleri sol kanada, sol kanattakileri sağ kanada, arkadakileri öne ve öndekileri arkaya alarak yerlerinde değişiklik yaptı. Böylece düşmana yeni destek kuvvetleri geliyormuş izlenimini vermek istiyordu. Bir yandan da İslâm ordusunu kesin hezimete uğramaktan ve bütünüyle kılıçtan geçirilmekten korumak için yavaş yavaş geriye çekiliyordu. Hatta ric'atten evvelki bir hücumunda Hâlid, düşmana bir hayli kayıp verdirmiş ve bol ganimet de elde etmişti. İşte bu şekilde İslâm ordusunu Medine'ye sağ-sağlim geri getirdi. Peygamber Efendimiz bu savaşı Medine'de, olduğu gibi görmüş ve her safhasını minberden müslümanlara anlatmıştı. Sıra ile kumandanların şehadetini anlattıktan sonra sıra Hâlid'e gelince "En sonunda sancağı Allah'ın kılıçlarından bir kılıç aldı " buyurmuş ve bundan sonra Halid b. Velid'e "Seyfullah" lakabı verilmişti. Hâlid b. Velid diyor ki: "Mûte Savaşında elimde dokuz kılıç parçalandı." Bu ifadeden Mûte Savaşının ne kadar şiddetli geçtiğini anlıyoruz.Bu savaşa katılmış bulunan Abdullah b. Ömer diyor ki: "Mute günü ben Ca'fer'i şehid edilmiş olarak gördüm. Onun vücudunda süngü ve kılıç darbesiyle elli yara saydım. Bu elli yaradan hiç biri arkasında değildi. "Bundan Ca'fer b. Ebu Talib'in ne kadar korkusuzca ve sanki arkasına hiç dönmeden düşmanla savaşmış olduğu anlaşılmaktadır. Ca'fer şehit olduktan sonra "Ca'fer-i Tayyar: Uçan Ca'fer" diye anılmıştır. Allah yolunda kesilen iki koluna karşılık Cenab-ı hak ona iki kanat ihsan etmiştir ki, bu; onun mânen yüce mertebelere eriştirildiğine işarettir denilmektedir. Hz. Peygamber (s.a.s), bütün ashabını ayırdetmeksizin çok severdi. Bu üç şehid kumandanı ve Habeşistan muhacirlerinden amcasının oğlu Ca'fer'i de çok severdi. Bir süre, şehitlerin ardından ağladı. Bu; sevgi, şefkat, merhametin eseri olan ağlamaktı, yoksa feryat değildi. Nitekim feryat tarzındaki ağlama haberleri kendisine ulaşınca böyle ağlamaktan müslümanları yasakladı. Peygamber Efendimiz şehitlerin ve bu arada amcasının oğlu Ca'fer'in ailesini de teselli etmişti.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;dinkültürü ve ahlak bilgisi,islamiyet,fıkıh,hadis,sure,dua,müslümanlık&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5336202385623131189-1708609143212499839?l=dkvab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dkvab.blogspot.com/feeds/1708609143212499839/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5336202385623131189&amp;postID=1708609143212499839' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/1708609143212499839'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/1708609143212499839'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dkvab.blogspot.com/2007/12/mute-sava.html' title='Mute savaşı'/><author><name>Emre &amp;amp; Erdi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5336202385623131189.post-9028849377361468008</id><published>2007-12-28T20:46:00.000+02:00</published><updated>2007-12-31T12:18:17.317+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dkvab'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Recep Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mevlid kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ramazan bayramı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ramazan Müjdesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Safer Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dinkültürü ve ahlakbilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kuran oku'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islamiyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kutlu doğum'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='muharrem ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şevval Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kadir Gecesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müslümanlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Regaib Kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mezhepler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dinkültürü ve ahlak bilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Üç aylar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dualar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islamın şartları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='din kültürü ve ahlak bilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşure günü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sure'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mairaç kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hanifilik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dua'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fıkıh'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='berat kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kurban bayramı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hadis'/><title type='text'>Hz.Muhammedin elçileri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Hudeybiyeden dönüldükten sonra bütün insanlara ve cinlere Peygamber olarak gönderilen son peygamber Hazreti peygamber tarafindan , Islam dinine davet icin etraftaki hükümdarlara gönderilmek üzere , Hicretin Yedinci senesi Muharrem ayında altı tane mektup yazıldı. Hükümdarlar Mühre Itimat ettiklerinden, gümüşten bir mühür yaptırıldı. Üzerine ”Muhammed Rasulullah” diye Kazıtıldı. Yazılan mektuplara bastırıldı.Her Mektubu götürmek icin birer elçi seçildi ve gönderildi.Necaşi, Yani Habeş Sultanı Bahr oglu Ashama ya Amr bin Umeyye gönderildiNecaşi Amr bin Umeyye ye layik olduğu ikrami yapmiş ve gereken hürmeti göstermiştir. Ve kendiside Gizlice Müslüman olmustur.Rum Kayseri de Hazreti Muhammedin Mektubunu saygili bir sekilde eline alip yüzüne sürmüs ve Dihye `ye pek cok hürmet edip bir cok hediyeler vermistir.Cünkü Rum Kayseri ile Iran Kisrasi arasinda bir süredir sert carpismalar oluyordu. Önce Kisra üstün gelerek Suriyeyi almis ve bütün Arabistani benimsemisti. Iranlilar Müsrik oldugundan, bütün Ehl-i Kitabin düsmani idiler. Rumlar ise Ehli Kitab olan Hiristiyan dininde bulunuyorlardi.Iranlilarin Rumlara üstün gelmesinden dolayi Kureys Müsrikleri sevinmisler müslümanlar ise üzülmüslerdi.Yemame Hükümdari Hevze`ye Selit Amiri gönderilmisti. Hevze Mektubu alip okudugunda eger Peygamber beni kendisine veliaht tayin ederse iman ederim demis Peygamberimiz ise "Ya Rabbi sen onun hakkindan gel "diyerek dua etti ve kisa bir zaman sonra Hevze Kafir olarak ölmüstür.Gassan Hükümdarina Şuca Esedı (r.a)gönderılmiş Gassan Hükümdarı Ebu Şimr Gassani gelen Mektubu yırtıp atmış ve ‘’İşte ben onun üzerıne ordu gönderiyorum ‘diyerek kötü muamelede bulunmuştu. Peygamberimiz bu haberi duyunca ‘ Memleketi yok olsun’ diyerek beddua etmiş, çok geçmeden Haris , küfür üzere ölerek cehennemi boylamıştı.İran Kisrası Husrev Perhiz’e Abdullah bin Huzafe gönderilmişti. Hüsrev Perhiz Rasulullahın Mektubunu Hiddetlenerek yırtıp attı ve emrındekılere ‘’Şu hicaz tarafında peygamberlik davası güden adamı bana gönderın’’ diye emretmiş fakat çok kısa bir süre sonra oda oğlunun baskınına uğrayıp öbür dünyayı boylamıştır. &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;dinkültürü ve ahlak bilgisi,islamiyet,fıkıh,hadis,sure,dua,müslümanlık&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5336202385623131189-9028849377361468008?l=dkvab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dkvab.blogspot.com/feeds/9028849377361468008/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5336202385623131189&amp;postID=9028849377361468008' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/9028849377361468008'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/9028849377361468008'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dkvab.blogspot.com/2007/12/hzmuhammedin-elileri.html' title='Hz.Muhammedin elçileri'/><author><name>Emre &amp;amp; Erdi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5336202385623131189.post-3373272534701750487</id><published>2007-12-28T20:44:00.000+02:00</published><updated>2007-12-31T12:18:17.322+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dkvab'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Recep Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mevlid kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ramazan bayramı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ramazan Müjdesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Safer Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dinkültürü ve ahlakbilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kuran oku'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islamiyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kutlu doğum'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='muharrem ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şevval Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kadir Gecesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müslümanlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Regaib Kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mezhepler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dinkültürü ve ahlak bilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Üç aylar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dualar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islamın şartları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='din kültürü ve ahlak bilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşure günü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sure'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mairaç kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hanifilik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dua'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fıkıh'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='berat kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kurban bayramı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hadis'/><title type='text'>Hayber gavzesi</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Hz. Peygamber'in hicretin 7. yılında fethettiği, Şam-Medine yolu üzerinde Medine'nin 150 km. kuzeyinde Yahûdilerin oturduğu bir yerleşim merkezi. Hayber Yahûdi dilinde kale demek olup burası aynı zamanda hurma ve tahıl merkezidir. Kalesinin yedi burcu vardır. Bunlar Nâim, Kamûs, Şık, Netah, Sülâfim, Vatih ve Ketîbe'dir (İbn Sa'd et-Tabakâtü'l-Kübrâ II,106) Hz. Peygamber Hayber Yahûdilerinin Medine'ye karşı müşriklerle ittifak halinde olmaları ve pek çok Yahûdi kabilesi'nin burada toplanmasından dolayı Hudeybiye musalahasından sonra Hayber'i fethetmek üze re hazırlıklara başladı (Vakıdî, Kitabü'l Meğazî, II, 441-442, İbn Hişâm, es-Siretü'n-Nebeviyye, III, 201) Hz. Peygamber, bu cihad hareketi için sadece cihada rağbet edenlerin katılmasını emretti. Medine'de Siba' b. Urfuta'yı vekil bıraktı. Eşi Ümmü Seleme'yi yanına alarak 1400 yaya, 200 süvari ile yola çıkarken; "Biz buranın hayrını isteriz" buyurmuştur. Rasûlullah Medine'den hareket ettikten sonra Hayber ile Gatafan kabilesi arasına karargahım kurdu. Sabaha kadar burada bekledi (İbn Hişâm, es-Sîre, III/343). Gatafanlıların Hayber'e yardımını engellemek için burada konaklamış bulunuyordu. Hayberliler sabaha kadar, müslümanların gelişinden haberdar olmamışlardı. Sabahleyin kalelerinin kapısını açtıklarında; "Muhammed gelmiş ve günlerden de cumartesidir" diyerek kalelerine tekrar döndüler. Yahûdiler mukaddes günleri olduğu için cumartesi günü muharebe etmezlerdi. Rasûlullah bunu görünce; "Allahû Ekber, Hayber harab oldu" buyurdu (İbn Sa'd, et-Tabakat, II,106). Müslümanların bu muharebede beyaz renkli sancağını da Hz. Ali taşıyordu. Bu gazvede müslümanların kullandıkları parola; "Yâ Mansür, Emit, Emit" "Ey Allah'ın galip kıldığı müslüman asker öldür öldür' idi (İbn Sa ıt, II,106, İbn Hişâm, III, 347).Hayber'in fethi, Nâim kalesi ile başladı. Burada Mahmûd b. Mesleme atılan taşla şehit oldu. Sonra Kamûs kalesi ele geçirildi. Daha sonra, Vatîh, Sülâlim, Şık, Netah ve Ketîba kaleleri alındı. Bu kalelerin ele geçirilmesinde şiddetli çarpışmalar oldu. Müslümanlardan yirmi beş kişi şehid olurken, Yahûdilerin kaybı doksan üç kişi oldu. Hayber'in ileri gelenlerinden Useyr, Yâsir, Emir ve Kinâne b. Ebi'l-Hukayk ve kardeşi öldürüldü (İbn Sa'd, II, 107).Müslümanlar bu gazvede pek çok esir aldılar. Ancak Hayber halkı esirlerinin iadesini, kendilerinin de affedilmesini istediler. Rasûlullah da bunu kâbul etti. Yahûdilerin ileri gelenlerinden Huyey Ahtab'ın kızı Safiyye de esirler arasında idi. Rasûlullah Hz. Safiyye'ye ailesinin yanına dönmeyi teklif ettiği halde Safiyye, müslüman olarak Hz. Peygamber'e eş olmayı tercih etti. Hz. Safiyye Hayber gazvesinden önce Kinâne b. Rabia ile evlenmişti. İlk gece, gördüğü bir rüyayı Kinâne'ye anlatmış O da; "Sen ancak Muhammed'i istiyorsun" diyerek yüzüne bir tokat vurmuştu da, gözü morarmıştı. Safiyye'nin Hz. Peygamber ile evlendiği zaman hâlâ bu morluğun izi vardı. Nitekim Rasûlullah'ın bunu sorması üzerine eşi de bu hadiseyi ona anlatmıştır (İbnü'l-Esîr, el-Kâmil, II, 221)Bu muharebe sonunda Zeynep bint el-Hâris, Rasûlüllah'a zehirli bir koyun ikram etti. Rasûlullah ondan bir parça aldı, ancak yutmadan koyunun zehirli olduğunu bildirdi. Kadın çağırıldı, suçunu itiraf etti ve şöyle dedi:"Gerçekten Peygamber isen, sana bundan haber verilir, eğer hükümdar isen senden kurtulmuş oluruz." Ancak Bişr b. Berâ bundan aldığı lokma ile zehirlenerek vefat etti. Bunun üzerine kadın Bişr'e kısas olarak öldürüldü. Rasûlullah son hastalığında dahi Hayber'de aldığı bu lokmanın tesirini hissettiğini beyan buyurmuştur (İbnü'l-Esîr, el-Kâmil, II, 222).Bu gazve sonunda Hayberlilerin hayatlarının korunması, çoluk ve çocuklarının serbest bırakılması şartıyla Hayber'den çekilip gitmeyi ve topraklarını, altın ve gümüşlerini, üzerindekiler hariç, elbise ve silâhlarını teslim etmeyi, hiç bir şey saklamayacaklarını kabul etmek şartıyla Hz. Peygamber ile sulh andlaşması yaptılar. Rasûlullah da Hayber arazisini, ashabı arasında taksim etmişlerdi. Ancak Yahûdilerin; "Biz toprağı işlemeyi ve hurma yetiştirmeyi biliriz, bizi yerimizde bırak" demeleri üzerine Hz. Peygamber, onları kendi mülklerinde yarıcı olarak çalışmalarına ve orada kalmalarına izin vermiştir (el-Belâzürî, Fütûhu'l-Büldân, Çev: Mustafa Fayda, Ankara 1987, s. 88). Bu duruma göre çoluk ve çocukları bağışlanmış, araziler elde edilen mahsulün ikiye ayrılması suretiyle onlara bırakılmıştı. Buna mukabil hiç bir mal saklanmaksızın teslim edilecekti. İşte Kinâne b. Rabi' bu andlaşma hükümlerine uymadığı, iâdesi gereken malları sakladığı ve Mahmûd b. Mesleme'nin ölümüne sebep olduğu için öldürülmüştür (İbn Hişâm III, 351). Ayrıca yapılan bu andlaşmaya göre Rasûlullah onları Hayber'den istediği zaman çıkaracaktı (Ebû Dâvûd, Harâc, 24).Hayberliler, Hz. Peygamber'in irtihalinden sonra da Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer zamanına kadar belirlenen usûl ile yancı olarak orada kalmaya devam ettiler. Bu arazilerin gelirlerin toplamak işi ile, Hz. Abdullah b. Ravâha görevlendirilmişti. Ancak Hz. Ömer zamanında aralarında zinânın çoğalması, müslümanlara kârşı iyi davranmamaları, Hz. Ömer'in oğlu Abdullah'a suikast girişiminde bulunmaları ve müslümanların Hayber toprağını işletecek duruma gelmeleri üzerine yahûdiler Hayber'den Şam'a sürülmüşlerdir (el-Belâzürî, a.g.e, s. 38-40; Yâkût el-Hamevî, Mu'cemü'l-Büldân, Hayber mad.) Yahûdilerin Hayber'den çıkarılmalarına Rasûlullah'ın "Arabistan'da iki dinin bir arada olmayacağına dâir" hadisinin de sebep olduğu rivayet edilmektedir (İmâm Mâlik, Muvatta', Medine 17-19; İbn Hanbel, Müsned VI, 275). Hz. Ömer, Yahûdileri Hayber'den çıkardıktan sonra Hayber arazisini daha önce Rasûlullah'ın taksim ettiği ashaba ve ailelerine dağıtmıştır.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;dinkültürü ve ahlak bilgisi,islamiyet,fıkıh,hadis,sure,dua,müslümanlık&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5336202385623131189-3373272534701750487?l=dkvab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dkvab.blogspot.com/feeds/3373272534701750487/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5336202385623131189&amp;postID=3373272534701750487' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/3373272534701750487'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/3373272534701750487'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dkvab.blogspot.com/2007/12/hayber-gavzesi.html' title='Hayber gavzesi'/><author><name>Emre &amp;amp; Erdi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5336202385623131189.post-886141997443365107</id><published>2007-12-28T20:43:00.000+02:00</published><updated>2007-12-31T12:18:17.327+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dkvab'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Recep Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mevlid kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ramazan bayramı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ramazan Müjdesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Safer Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dinkültürü ve ahlakbilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kuran oku'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islamiyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kutlu doğum'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='muharrem ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şevval Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kadir Gecesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müslümanlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Regaib Kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mezhepler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dinkültürü ve ahlak bilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Üç aylar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dualar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islamın şartları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='din kültürü ve ahlak bilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşure günü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sure'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mairaç kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hanifilik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dua'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fıkıh'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='berat kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kurban bayramı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hadis'/><title type='text'>Hudeybiye barışı</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Hz. Peygamber ve ashabının Kabe'yi ziyaret maksadıyla Mekke'ye gitmek istemeleri ve bunun müşrikler tarafında engellenmesi üzerine çıkan olaylardan sonra müslümanlarla müşrikler arasında yapılan anlaşma. Allah Rasûlü'nün hicretinin üzerinden mücadeleler ve savaşlarla dolu altı yıl geçmişti. Hem muhacirler, hem de Ensar, Kâbe'yi ziyaret özlemiyle yanıp tutuşuyorlardı.Allah'ın elçisi, bu yılın Zilkade ayının başında bütün ashabın özlemlerine beklentilerine cevap anlamı taşıyan bir rüya gördü. Rüyasında ashabı ile birlikte güvenlik içinde Kâbe'yi ziyaret ediyordu. Rasûlullah'ın ashaba anlattığı rüya, hızla bir muştu gibi yayıldı Medine'ye.Hz. Peygamber bu genel coşku üzerine, Kâbe'yi ziyaret etmek isteyenlerin hazırlanmasını emretti. Hattâ İslam'ı kabul etmeyen kabileleri bile kendileriyle birlikte hac yapmaya çağırdı.Hazırlıkların tamamlanmasından sonra, Zilkade'nin ilk Pazartesi günü (13 Mart 628) bin dörtyüz kişi ile birlikte Mekke'ye doğru hareket etti. Niyetinin barış olduğunu göstermek için yanlarına yolcu kılıcı denilen kılıçtan başka savaş silahı almamışlardı. Zül-Huleyfe mevkiine geldiklerinde ihrama girdiler ve Umre için niyet ettiler. Yanlarında Mekke'de kurban edilmek üzere sabin alman yetmiş deve bulunuyordu ve bunlar kurbanlık olduğu belli olacak biçimde nişanlanmıştı.Mekkeli müşrikler Hz. Muhammed'in hareketini öğrenince toplanarak ne pahasına olursa olsun, Rasûlullah'ın Mekke'ye girmesine izin vermemeyi kararlaştırdılar. Rasûlullah'ın Mekke'ye daha fazla yaklaşmasına engel olmak üzere de Halid bin Velid komutasında ikiyüz atlıdan oluşan bir birlik gönderdiler.Bu arada Hz. Peygamber Hudeybiye mevkiine gelmişti. Devesi burada kendiliğinden çöktü ve bütün çabalara rağmen kaldırılamadı. Bunun üzerine çeşitli fikirler ileri sürenlere karşılık Allah Rasûlü,"Filin Mekke'ye girmesine engel olan kuvvet bu deveyi de çökertti" diyerek herkesin inmesini emretti.Peygamber Efendimiz, Mekke müşriklerinin durumu anlama ve umreyi gerçekleştirebilme konusunu görüşmek için Hz. Osman (r.a)'ı Mekke'ye gönderdi. Hz. Osman (r.a) kiminle görüştü ise, umre yapmanın mümkün olmadığını anladı. Zira müşrikler, müslümanların Mekke'ye girişini kendileri için büyük bir zillet sayıyorlar ve bütün Arap dünyasının gözünden düşecekleri şeklinde yorumluyorlardı. Bundan dolayı umre hiç mümkün gözükmüyordu.Bu arada Hz. Osman (r.a)'nın tutuklandığı ve öldürüldüğü haberi yayıldı. Bu haber üzerine peygamber Efendimiz, bütün mü'minlerden "ölüm" üzere bey'at aldı. Ashab-ı Kirâm'ın ölüm için yarışırcasına bey'at etmelerini müşriklerin casusları da görüyorlardı. Bu durumu süratli bir şekilde Mekke'ye bildirdiler.Sahabenin bey'atını bildiren âyet-i kerime'de şöyle buyurulur: "Sana bey'at edenler gerçekte Allah'a bey'at etmektedirler. Allah'ın eli onların ellerin üzerindedir. Kim ahdini bozarsa, kendi aleyhine bozmuş olur ve kim Allah'a verdiği sözü tutarsa Allah ona büyük bir mükafat verecektir" (el-Feth, 48/10) ve "Allah şu mü'minlerden razı olmuştur ki, onlar ağacın altında sana bey'at ediyorlardı. Allah onların gönüllerindekini bildiği için onların üzerine huzur ve güven indirdi ve onlara yakın bir fetih verdi. Yine onlara alacakları birçok ganimetler bahşeyledi. Allah üstündür, hikmet sahibidir" (el-Fetih, 48/18-19) âyetleri bu olayı anlatmakta ve Cenab-ı Hakk'ın biat edenlerden razı olduğunu bildirmektedir. Bu âyetlerden dolayı, bu beyata, razılık biatı anlamında "Biatü'r-Rıdvân" ve Hz. Peygamberin altında oturduğu ağaca da razılık ağacı anlamında "Şeceretü'r-Rıdvân" adı verilmiştir. Kısa bir aradan sonra Hz. Osman (r.a)'la ilgili ölüm haberinin asılsız olduğu anlaşılmıştır.Bu arada karşılıklı elçiler gidip geliyor, bir uzlaşma yolu aranıyordu. Müşrikler müslümanların Mekke'ye girmelerine izin vermeyeceklerini açıkça söylüyorlardı. Hz. Peygamber ise "Biz buraya kesinlikle savaşmak için gelmedik. Amacımız Kâbe'yi ziyarettir, Umre yapmaktır. Kureyşliler eski savaşlarda zayıf düşmüşlerdir. Dilerlerse onlarla bir anlaşma, bir sure için barış anlaşması yapmak isterim. Kabul ederlerse ne âlâ, aksi takdirde Allah'a yemin ederim ki, ölünceye kadar onlarla savaşırım" diyerek barış öneriyordu.Allah Rasûlü'nün kararlılığı yüzünden müşrikler savaşı göze alamadılar. Amr oğlu Süheyl'i kendileri adına bir anlaşma yapmak üzere gönderdiler.Rasûlullah ile Süheyl uzun görüşmelerden sonra anlaşma şartlarını tesbit ettiler. Buna göre;1-Müslümanlarla müşrikler on yıl süreyle savaşmayacaklar, birbirlerine saldırmayacaklardı .2- Müslümanlar bu yıl Kabe'yi ziyaretten vazgeçerek geri dönecekler, ancak gelecek yıl umre yapacaklar, müşriklerin boşaltacağı Mekke'de üç gün kalacaklar ve yanlarında yolcu kılıçlarından başka silah taşımayacaklardı.3- Mekke'den birisi müslüman olarak Medine'ye sığındığı zaman iade edilecek; fakat Medine'den Mekke'ye sığınanlar iade edilmeyecekti.4- Arap kabileleri istedikleri tarafla anlaşma yapmakta serbest olacaklardı.Hudeybiye andlaşmasının bütün şartları görünüşte müslümanların aleyhine idi. Bu nedenle müslümanlar büyük bir hayal kırıklığına uğradılar. Bu andlaşmayı bir aşağılanma, bir küçük düşürülme olarak kabul ettiler. "Sen Allah'ın Rasûlü değil misin? Davamız hak dava değil mi? Bu zilleti neden kabul ediyoruz?" diyen Hz. Ömer'in sözleri, müslümanların genel üzüntülerinden doğan tepkinin dile getirilişinden başka bir şey değildi. Fakat şüphesiz Allah ve Rasulü neyin hayırlı, neyin şer, neyin izzet, neyin zillet olduğunu daha iyi bilirdi.Allah Rasûlünün kurbanlarını kesip başlarını tıraş etmeleri isteği yankısız kaldı. Büyük bir üzüntü ile çadırına girdi. Sonra mü'minlerin annesi Ümmü Seleme hazretlerinin tavsiyesi üzerine kendi kurbanını kesti ve tıraş oldu. Bunun üzerine bütün müslümanlar yarışırcasına kurbanlarını kesip tıraş oldular.Hudeybiye'de ondokuz gün kalındıktan sonra Medine'ye doğru yola çıkıldı. Yolda, "Biz sana apaçık bir fetih verdik. Bununla Allah senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlayacak ve sana olan nimetini tamamlayacak ve seni doğru bir yola iletecek. Allah sana şanlı bir zafer verecek" (el-Fetih, 48/1,2) âyetleriyle başlayan Fetih Sûresi nazil oldu.Şanı yüce Allah, Hudeybiye barışını bir "Feth-i Mübin" (apaçık bir fetih) olarak niteliyordu. Gerçekten de bunun böyle olduğu çok geçmeden herkes tarafından anlaşıldı. Hudeybiye'yi Hayber gibi, Mekke'nin fethi gibi zaferler izledi.Hudeybiye andlaşmasının en önemli yanlarından veya sonuçlarından birisi hiç kuşkusuz siyasî yönüdür. Daha önce Mekkeli müşrikler, Medine İslam toplumunun varlığına bile tahammül edemezlerdi. Hatta müslümanları kökten yok etmek amacıyla Bedir, Uhud ve Hendek savaşlarında olduğu gibi birçok girişimde bulunmuşlardı. İşte bu andlaşma ile ilk kez müşrikler Medine İslam toplumunu resmen tanınmış oluyorlardı. Bu durum İslam'ın kabileler arasından büyük bir önem kazanmasına neden oldu.Andlaşmadan önce müslümanlarla müşrikler arasında hemen hiç bir ilişki yoktu. Hudeybiye'den sonra ise iki taraf arasındaki ticari ve ailevi ilişkiler canlandı. Hz. Peygamber istediği yerde İslam'ı rahatça tebliğ etme imkanına kavuştu. Bu nedenle hem Mekke'de, hem de çevre kabileler arasında İslam'ı kabul edenler hızla arttı. Öyle ki, Hudeybiye ile Mekke'nin fethi arasında geçen iki yıl içinde müslüman olanların sayısı, Hudeybiye'den önceki ondokuz yıl boyunca müslüman olanların iki katına ulaşmıştı.Andlaşma maddelerinden müslümanları en çok üzenlerden birisi, Mekke'den kaçan müslümanların iade edilmesi hakkındaki madde idi. Daha andlaşma imzalanır imzalanmaz zincirlerini sürükleyerek gelen Ebu Cendel'in, "Müslüman olduğum için bu kadar zulümlere işkencelere uğramıştım. Beni tekrar aynı işkencelere atmak mı istiyorsunuz? Beni yine müşriklere mi teslim edeceksiniz?" çığlıklarına rağmen antlaşma gereğince Kureyş adına andlaşmayı yapan müşrik Amr oğlu Süheyl'e teslim edilmesi, müslümanları gözyaşları içinde bırakmıştı .Süheyl b. Amr, oğlu Ebû Cendel'i çeke çeke Kureyşlilerin yanına götürdü. Müslümanlar, onun feryadına dayanamayarak ağlamaya başladılar (Vâkıdî, Meğâzı, ll, 608'den naklen Asım Köksal, İslâm Tarihi, Vl, 204). Hz. Muhammed (s.a.s), Ebû Cendel'i şu sözleriyle teselli ediyordu: "Ey Ebû Cendel, şu toplulukla aramızda yazılan barış yazısı tamamlandı. Sen biraz sabret, katlan, yüce Allah'tan da bunun ecrini dile. şüphesiz Allah, senin ve senin yanında bulunan zayıf mü'minler için bir genişlik ve çıkar yol ihsan edecektir. Biz onlara Allah'ın ahdiyle söz verdik, onlar da bize söz verdiler. Onlara verdiğimiz sözü çiğneyemeyiz. Verdiğimiz sözde durmamak bize yaraşmaz" (Asım Köksal, a.g.e, Vl, 204). Hz. Ömer, bu geri çevirmenin dış görünüşüne bakarak çok üzülmüş, din için bu kadar hakarete katlanmanın sebebini anlayamadığını söylemişti. Mekke'ye girip, Beytullah'ı ziyaret etmeyi uman sahabe bu gerçekleşmediği gibi Hudeybiye Andlaşması gibi aleyhlerine olan bir sözleşmeyi kabul etmek zorunda kalmışlardı .Mekke'den kaçan fakat Medine'ye kabul edilmeyen müslümanlar Mekke Şam kervan yolu üzerindeki İs mevkiinde üslendiler. Kısa zamanda sayıları üçyüze ulaşan müslümanlar müşriklere karşı gerilla savaşı yürütmeye başladılar. Kureyş'in kervanlarına saldırıyor, ellerine düşen Mekkeli müşrikleri öldürüyorlardı. Kureyş müşrikleri bu durum karşısında müslümanları Mekke'de tutmanın zarardan başka bir şey getirmeyeceğini, gerçekten iman etmiş bir mü'mini hapsetmenin serbest bırakmaktan daha zararlı olduğunu anladılar ve ilgili maddenin andlaşmadan çıkarılması için başvurdular. Bunun üzerine Rasûl aleyhisselam isteklerini kabul ederek İs'teki müslümanları Medine'ye çağırdı.Bütün bu sonuçlar Hudeybiye barışının göründüğü gibi kötü bir anlaşma olmadığını, tersine müslümanlara zafer kapılarını açan bir "feth-i mübin" olduğunu açık bir biçimde ortaya koymaktadır.&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dinkültürü ve ahlak bilgisi,islamiyet,fıkıh,hadis,sure,dua,müslümanlık&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5336202385623131189-886141997443365107?l=dkvab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dkvab.blogspot.com/feeds/886141997443365107/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5336202385623131189&amp;postID=886141997443365107' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/886141997443365107'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/886141997443365107'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dkvab.blogspot.com/2007/12/hudeybiye-bar.html' title='Hudeybiye barışı'/><author><name>Emre &amp;amp; Erdi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5336202385623131189.post-4461102405336164237</id><published>2007-12-28T20:40:00.001+02:00</published><updated>2007-12-31T12:18:17.333+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dkvab'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Recep Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mevlid kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ramazan bayramı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ramazan Müjdesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Safer Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dinkültürü ve ahlakbilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kuran oku'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islamiyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kutlu doğum'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='muharrem ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şevval Ayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kadir Gecesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müslümanlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Regaib Kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mezhepler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dinkültürü ve ahlak bilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Üç aylar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dualar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islamın şartları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='din kültürü ve ahlak bilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşure günü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sure'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mairaç kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hanifilik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dua'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fıkıh'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='berat kandili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kurban bayramı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hadis'/><title type='text'>Hendek Savaşı</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Hz. Peygamber (s.a.s)'in müşriklerle yaptığı büyük ve en önemli savaşlarından birisi. Uhud savaşından iki yıl sonra, Hicret'in beşinci yılının şevval ayında (23 şubat 627) Medine'nin kuzeyinde cereyan etmiştir.Kureyş müşrikleri Uhud savaşında başarılı olmuşlardı ama müslümanların gücünü kıramamışlardı. Tam tersine müslümanlar Medine'deki birlik ve beraberliklerini sağlamlaştırmış, askeri bakımdan daha güçlü bir duruma gelmişlerdi. Medine'de sürekli problem çıkaran Yahudi Benu Nadir kabilesi sürülmüş; doğuda Zatu'r-Rika, kuzeyde Dumetü'l-Cendele yapılan seferler kesin zaferle sonuçlanmış, müslümanların gücü ve etkinliği gün geçtikçe daha da büyümüştü. Bunun sonucu olarak Mekke müşriklerinin Mısır, Suriye ve Irak yönündeki kervan yolları tamamen kapatılmıştı.Müslümanların bölgeye hakim bir güç olmaya başlaması İslâma katılanların sayısını hızla artırmış, geçen zaman, müslümanların sosyal hayatlarını düzenleme ve yerleştirme yolunda önemli adımlar atmasına fırsat tanımıştı. İslâm'ın bu gözle görülür güçlenişi karşısında müslümanların başlıca düşmanlarından olan yahudiler, düşmanca faaliyetlerine hız verdiler. Özellikle Medine'den sürülen Benu Nadir kabilesi bütün çevrede İslâm aleyhinde sürekli propaganda yapıyor, İslâm'ın güçlenmesini önlemek için müslümanlara kesin bir darbe vurmanın yollarını arıyordu. Bu çalışmaları sonuçsuz kalmamış, yahudiler aralarında görüş birliği sağlanarak Kureyş ve diğer müşrik kabilelerle birleşmenin yolları aranmaya başlamıştı.Yahudilerden oluşan bir heyet Mekke'ye gelerek kışkırtıcı çalışmalardan sonra Kureyş'e ortak düşmanları olan müslümanlara birlikte saldırmayı Rasûl Aleyhisselâm'ı ve İslâm'ı ortadan kaldırmayı teklif ettiler. Ticaret yollarının kesilmesiyle ekonomik bir çıkmaza düşen ve içlerinde hala Bedir'in acısını taşıyan müşrikler bu teklifi olumlu karşıladı (Taberî, Tarihu't-Taberi, Mısır,1961, II, 564-5). Yahudi heyeti ve Kureyş'ten seçilen elli adam Kâbe örtüsünün altına girip göğüslerini kâbe duvarına dayayarak tek başlarına kalıncaya kadar müslümanlarla savaşmaya yemin ettiler. Artık tek düşünceleri vardı. Bu savaşı mutlaka başarmak ve İslam'ı ebediyyen yok etmek (İbnü'l-Hişâm, es-Siretü'n-Nebeviyye, Beyrut, 1407/1987, II, 254, 255).Yahudiler Kureyş'le anlaştıktan sonra Necid'e giderek Benu Süleym ve Gatafan kabilelerini de bu ittifaka dahil etmeye çalıştılar. Gatafan kabilesini Hayber'in bir yıllık hurmasının yarısı karşılığında müslümanlara karşı savaşmaya razı ettiler. Arkasından diğer Arap kabilelerini dolaşarak putperestliğin İslam'dan üstün olduğunu, fakat müslümanlarla savaşılmadığı takdirde putperestliğin sonunun yaklaştığı propagandasıyla savaşa kışkırttılar. Bu çalışmaları sonunda Fezare, Süleym, Sa'd ve Esedoğulları kabileleri de ittifaka dahil oldu (Taberî, a.g.e., II, 566).Savaş hazırlıklarına başlayan Kureyş, üçyüz at, bin beşyüz devenin bulunduğu dörtbin kişilik bir ordu donattı. Buna Yahudi ve diğer Arap kabilelerinin kuvvetleri de eklenince yaklaşık onbin kişilik bir ordu meydana geldi. Bu büyük ordu İslâm'a son ve öldürücü darbeyi vurmâk, Allah'ın nurunu boğmak niyet ve umuduyla Medine'ye yöneldi. Arap yarımadası belki de o güne kadar böyle büyük bir orduya şahit olmamıştı (İbn Hişam, es-Siretit'n-Nebeviyye, Mısır, 1375/1955, II, 214, 216, 220):Râsulullah (s.a.s) müttefiklerin girişimini haber alır almaz derhal bir savaş meclisi topladı. Mecliste düşmana karşı ne gibi tedbirler alınması, nasıl bir savaş taktiği izlenmesi gerektiği konusunda istişare edildi. Ashâbın çoğunluğu Medine'yi içerden savunmanın uygun olacağı görüşünde idi. Bu görüş benimsendikten sonra Selman-ı Farisî hazretleri, "bizde bir şehir üstün kuwetlerle kuşatıldığı zâman daima çevresine bir hendek kazılır ve şehir bu şekilde savunulur" şeklinde görüş bildirince Rasûl aleyhisselam bunu uygun görerek savunma planının bu doğrultuda hazırlanmasını emretti. Vakidî'nin Hendek Savaşı sırasında Rasûlullah'ın Kureyş lideri Ebû Süfyan'a yazdığım söylediği bir mektuba göre ise, şehrin çevresine hendek kazılmasını doğrudan doğruya şanı yüce Allah, Rasûlüne ilham etmiştir. Düşmanın geleceği yöne kazılacak hendekle şehrin koruması esas olmakla birlikte Selmân-ı Farisî'nin teklifi içinde Medine'yi çevreleyen binalar arasına kapatmak da vardı, zaten şehrin diğer tarafı dağ ve hurmalıklarla çevrili idi (İbn Hişam, a.g.e., II, 255).Rasûlullah, vakit kaybetmeden, ileri gelen sahabîlerle birlikte keşfe çıkarak hendek kazılması gereken yerleri tesbit etti. Düşmanın saldırısına açık bulunan yerlerin tesbitinden sonra bütün müslümanlar toplanarak hendek kazma çalışmalarına başladılar. Medine'deki bütün araçlar toplandığı halde yine de birçok müslüman araçsız kalmıştı. Bunun üzerine Rasûlullah, müslümanlarla anlaşmalı bulunan Benu Kurayza kabilesinden ödünç aletler aldırdı.Başta Rasûl aleyhisselam olmak üzere bütün müslümanlar canla başla çalışıyorlardı. Mevsim kış olduğu için çalışmak oldukça güç ve yorucuydu. Buna rağmen müslümanlar büyük bir coşkuyla çalışıyor, hep bir ağızdan "bizler ömrümüz oldukça Muhammed'le birlikte savaşa devam etmek üzere bey'ât etmişizdir" anlamında mısralar okuyorlardı. Hendek kazarken Hz. Peygamberin birçok mucizesinin geldiğini yine İslâm tarihçileri nakletmektedirler (İbn Hişam, a. g. e., II, 217, 219).Rasûlullah da coşkuyla çalışan arkadaşları ile birlikte toprak kazıyor, taşıyor, onlarla bir ağızdan şu anlamdaki beyitleri okuyordu: "Allah'ın lütfu ve hidayeti olmasaydı biz ne hidayete erer, ne sadakalar verir, ne de ibadet ederdik. Ya Rab! Bizi huzur ve sükuna erdir. Düşmanla karşılaşırsak bize sebat ve metanet ver. Bize saldıranlar fitne çıkararak fesat peşinde koşuyorlar. Biz ise onlara karşı koyuyoruz." Münafıklar ise bu işi ağırdan alıyor ve çeşitli bahanelerle çalışmamak istiyorlardı (İbn Hişam a.g.e., II, 216; Taberî, a.g.e., II, 566, 567).Bu şekilde iki hafta boyunca süren gayret sonunda Medine çevresinin gerekli yerleri hendeklerle kuşatılmış, hendeklerden çıkan topraklar iç tarafa yığılarak siperler oluşturulmuştu.Hendek kazma çalışmaları biter bitmez Rasûl aleyhisselam savaşabilecek durumdaki bütün müslümanları topladı. Müslüman mücahitlerin sayısı üçbindi ve otuz altı da at vardı. Müslüman savaşçılar gruplar halinde siperler gerisine yerleştirildi. Bu sırada Ebû Süfyan komutasındaki ordu Medine'nin Batısından, Necid kabileleri de Doğudan Medine önlerine geldiler.Kureyş ordusu Medine'nin kuzeyinden dolaşarak Uhud dağı civarına geldi. Ortalığı boş görünce evvelce Uhud savaşında aldıkları mevkiye doğru yaklaştılar. Burada diğer kuvvetlerle birleşerek Uhud-Medine yolu üzerinde ilerlemeye başladılar. Bir müddet sonra Rasûlullah'ın hendekler gerisinde görülen çadırları karşısına geldiler ve onun karşısında yer aldılar (Taberî, a.g.e., II, 570).Müşrikler çevrede müslümanları görmeyince hızla Medine üzerine atıldılar. Fakat müslümanlar tarafından kazılan hendeklere gelir gelmez ne yapacaklarını şaşırdılar. O zamanlar böylesi istihkamlar inşa etmek Araplar tarafından bilinmiyordu. Rasûlullah'ın bu değişik savunma yöntemi müşrikleri hayret ve şaşkınlık içinde bıraktı. İçerlerinde bazıları atlarını hendekler boyu sürerek bir geçit aradılar. Fakat hendek gayet derin kazılmış olduğu için geçmeyi başaramadılar. Bu arada hendek gerisinde siperlenen müslümanlar düşmanı ok ve taş yağmuruna tuttular. Düşman süvarileri de bu şekilde karşılık vermek zorunda kaldılar. Müşrikler bir aya yakın bir süre hendek gerisinde kaldılar. İki taraf arasında herhangi bir savaş olmadı. Bir kaçı mübareze ve karşılıklı ok atmaktan başka ciddi bir hareket olmadı (Taberî, a.g.e., II, 572).Müslümanlar arada sırada taarruz eden düşmanı bu şekilde karşılayarak savunma süresini uzatıyorlardı. Fakat bu sırada müslümanlarla anlaşma içindeki Benu Kurayza kabilesinin anlaşmayı bozarak geceleyin Medine üzerinde baskın yapmak için hazırlandıkları söylentisi yayıldı. Bu haber müttelik ordulara göre oldukça zayıf olan müslümanlar arasında büyük bir endişeye neden oldu. Rasûl aleyhisselam durumun açıklığa kavuşturulması için Kurayza kabilesine birisini gönderdi. Benu Kurayza kabilesinin reisi Kaab b. Esed'in Benu Nâdir kabilesi reisi Nayy b. Ahtab tarafından kandırılmış olduğu ve Kurayzalıların gerçekten anlaşmayı bozmuş oldukları anlaşıldı. Kurayza kabilesi ile Evs kabilesi arasında dostluk bulunduğu için Evs'in lideri Sa'd b. Muaz ve bazı Evs ileri gelenleri özel olarak Benu Kurayza kabilesine gönderildi ise de olumlu bir sonuç alınamadı.Kur'ân düşmanın gelişini ve durumun vehametini şöyle dile getirir:"Onlar size yukarınızdan ve aşağınızdan gelmişlerdi. Gözler dönmüş, yürekler ağızlara gelmişti. Allah için çeşitli tahminlerde bulunuyordunuz" (el-Ahzab, 33/10). Rasûlullah zaman geçirmeden ortaya çıkan yeni duruma uygun tertibatı aldı. Müslümanlara hitaben, "emin olunki bunun sonu hayırlıdır. Müslümanların yegane koruyucusu Allah'tır" buyurarak müslümanlara güven verdi. Şehir içinde ve savunma hattı çerçevesinde güvenlik önlemleri bir kat daha artırıldı. Geceleri düşmanın ani bir baskın yapmasını önlemek amacıyla devriye kolları çıkarılmaya başlandı.Gece basar basmaz bütün devriye görevlileri görev yerlerine dağılıyor, Rasûlullah ise savunma hattının en zayıf noktasında bekliyordu. Geceleri çok soğuk olduğu için savaşın zorlukları kendisini daha ağır biçimde hissettiriyordu. Bununla birlikte Müslümanlar inançla ve sabırla görevlerini yerine getiriyorlardı.Bu arada münafıklar da boş durmuyor bir takım teşvikler ve aldatıcı sözlerle imanı zayıf kimseleri kandırmaya çalışıyorlardı. Nitekim Kur'ân bu duruma "İki yüzlüler ve kalplerinde hastalık olanlar" Allah ve Rasûlü size sadece kuru vaadlerde bulundu" diyorlardı (el-Ahzab, 33/12). Ayetiyle işaret etmektedir.Kuşatma onbeş günden fazla sürdüğü halde müşrikler hiçbir sonuç alma başarısını gösteremediler. Muhasaranın devamı sabahlara kadar siperlerde bekleyen müslümanları oldukça kötü etkiliyordu. Şehrin dışarıyla bütün bağlarının kestirilmiş olması yiyecek sıkıntısının başlanmasına neden oldu. Münafıklar bundan da güç alarak yersiz konuşmalarını çoğalttılar. Eskiden beri meydan savaşlarına alışmış olan müslümanlar düşman karşısındâ hiçbir şey yapmadan beklemekten sıkılmaya başlamışlardı. Mevsimin şiddeti bu durumu daha da etkiliyordu. Özellikle geceleri çıkan soğukta devriye görevini yapanlar fazlasıyla muzdarip olmaya başladılar. Hatta hayvanlarına yedirecek birşey bulamaz hale geldiler. Müslümanların direnci yavaş yavaş kırılmaya yüz tutmuştu. Kur'ânın deyimiyle "İşte orada mü'minler denenmiş ve çok şiddetli sarsıntıya uğramışlardı" (el-Ahzab, 33/11).Durumun vehameti karşısında Hz. Peygamber, Müşriklerin birliğini bozabilmek için bir ara Gatafanlıların reisleri Uyeyne b. Hısn b. Huzeyfe ve el-Haris b. Avf b. Ebi harise el-Murriye haber göndererek dönüp gitmeleri karşılığında Medine hurmalarının üçte birini onlara vermek üzere anlaşmak istediyse de (hatta anlaşma metni bile hazırlanırken) Sa'd b. Mu'az ve Sa'd b. Ubâde ile istişaresi sonucu bu fikirden vazgeçti (İbn Hişam, a.g.e., II, 223; Taberî, a.g.e., II, 572-3).Diğer yandan düşman ordusu baskısını giderek arttırıyordu. Değişik yönlerden peşpeşe saldırılarda bulunuluyor, hendeği aşamayarak çaresiz geri dönüyordu. Muhasaranın olağanüstü şiddet kazandığı bir sırada müşrikler ne pahasına olursa olsun hendeği aşmaya karar verdiler. Savaşçılıktaki büyük ustalığı ve Kahramanlığıyla şöhret kazanmış olan Amr b. Abdived ile İkrime b. Ebû Cehl, Nevfel b. Abdullah, Dırar b. Hattab, Hübeyre b. Ebî Vehb hendeği geçmek üzere ileriye gönderildi. Ebû Süfyan ve Halid b. Velid de onun arkasından genel bir saldırı için kuvvetlerini ileriye doğru hareket ettirdiler. Amr ve yanındakiler binbir güçlükle de olsa hendeği aşmayı başardılar.Amr b. Abdived atını ileriye sürerek müslümanları kendisiyle savaşacak bir savaşçı taleb etti. Amr birçok savaşlarda bulunmuş, yiğitlik ve gözüpekliği sayesinde birçok birlikleri dağıtmış gayet usta bir silahşor, çevik bir süvari olduğundan, onunla dövüşmeye kimse cesaret edemezdi. Nitekim müslümanlardan da kimse onun isteğine cevap veremedi.Bu durumu gören Hz. Ali, Amr'a karşı çıkmak için izin istedi. Fakat Rasûlullah izin vermedi. Amr tekrar ileriye atılarak müslümanlara hitaben; "İçinizden kahramanlık meydanına çıkacak kimse yok mu? Hani ölenlerinizin gideceğini söylediğiniz Cennet?" diye bağırdı. Müslümanlardan yine ses çıkmayınca Hz. Ali ikinci defa izin istedi. Rasulullah kendi zırhını çıkarıp Ali'ye giydirdi, beline zülfikâr'ı taktı ve ellerini açarak "Ya Rabb amcam Übeyd Bedirde; Hamza Uhudda şehid oldular bu Ali ise kardeşimdir ve amcamın oğludur. Onu koru, beni kimsesiz bırakma. Sen Varislerin en hayırlısısın" diye dua ederek uğurladı.Amr'ın karşısına çıkan Hz. Ali kendisini tanıttı. Amr, Ali'nin gençliğini ve babasıyla olan dostluğunu ileri sürerek onunla savaşmak istemedi. Hz. Ali ise kendisiyle savaşmayı ve onu öldürmeyi arzuladığını bildirdi. Kendisinin savaşa çıkanların üç tekliflerinden birini kabul ettiğini duyduğunu; eğer öyleyse, üç teklifi olduğunu söyledi. Ya müslüman olmasını, ya savaşı bırakıp gitmesini, yada kendisiyle dövüşmesini teklif etti. İlk ikisini reddeden Amr dövüşmeyi seçti.İlk saldırı Amr'dan geldi. Vurduğu kılıç darbesi Ali'nin kalkanını parçalayarak başından yaralanmasına neden oldu. Sıra kendisine geldiğinde Ali indirdiği darbe ile Amr'ı cansız yere yuvarladı. Müslümanlar sevinçle tekbir getirirken müşrikler büyük bir hayal kırıklığına uğradılar.Hz. Ali Amr'ın işini bitirince Dırar ile Hübeyre Ali'nin üzerine yürüdüler. Dırar Hz. Ali'nin yüzüne bakar bakmaz dönüp kaçmaya başladı. Sonradan Dırar, "ölüm meleği surete bürünmüş bana görünmüştü," diyecektir, bu kaçış hakkında. Çarpışmaya yeltenen Hübeyre de Ali'nin bir kılıç vuruşu ile zırhı delinince kurtuluşu kaçmakta buldu, (İbn Hişam, a.g.e., II. 224-225).Hz. Ömer, kaçan kardeşi Dırar'ın peşinden, Zübeyr b. Avvam da Hübeyr'in arkasından koştular. Bu sırada Nevfel b. Abdullah hendeğe düşmüş, yaralanmıştı. Müslümanlar onu taşa tuttular. Fakat Ali onları durdurdu, hendeğe inerek boynu kırılmış Nevfel'in kafasını uçurdu.Bu kötü sonuç karşısında Ebû Süfyan çaresiz ordugahına döndü.Ertesi günü Benu Kurayza Kabilesi de düşman ordusuna katıldı. Müttefikler böylece kuvvet kazanınca bir kat daha cesaretlenerek saldırılarını sıklaştırmaya, tazyiklerini arttırmaya başladılar. Ok ve taş muharebeleri akşama kadar sürüp gitti. Karanlık basınca müşrikler ordugahlarına çekildiler. Genel bir saldırı düşüncesi müslümanlar arasındaki endişeyi bir kat daha artırdı.Bu arada savaşın yönünü değiştirecek önemli bir olay oldu. Düşman saflarında iken müslüman olan Nuaym b. Mes'ud es-Sakafî gizlice Rasulullah'ın ordusuna katıldı. Durumun kötülüğünü gören Nuaym, müttefiklerle Benu Kurayza Kabilesinin arasını bozmak için iyi bir vesile oldu. Hz. Peygamber ona Benu Kurayza ile müşriklerin arasını açması için talimat verdi. İslâma girdiği bilinmediği için rahatça Benu Kurayza lideri Kaab b. Esed'in yanına gitti. Kaab'ın yanında daha başka Yahudi liderleri de bulunuyordu. Onlara yahudilere bir iyilik etmek isteğimi söyleyerek Kureyş ve Gatafan kabilelerinin artık savaştan usandığından söz etti "hatta daha fazla zahmet çekecek olurlarsa sizi bırakıp gidecekler. O zaman siz İslâm ordusuna karşı koyamazsınız. Bu tehlikeyi önlemek için Kureyş ve Gatafan kabileleri ileri gelenlerinden birkaç kişiyi rehin alın" dedi. Yahudiler bu haberden son derece memnun oldu.Nuaym, oradan Ebû Sufyan'ın ordugahına geldi. Ona Kurayzalıların anlaşmayı bozduklarından dolayı pişmanlık duyduklarını ve anlaşmayı gizlice yenilediklerini, hatta suçlarını affettirmek için Kureyş ve Gatafan liderlerinden birkaç kişiyi rehin alarak müslümanlara teslim etmeyi düşündüklerini söyledi. Bu haber Ebû Süfyan'ı vesveseye düşürdü. Derhal kurayza liderine İkrime b. Ebî Cehl ve Benî Gatafanlı bir grupla haber göndererek muhasaranın çok uzadığını, askerin açlıktan şikayet ettiğini bu nedenle ertesi günü genel bir saldırı ile bu duruma bir son verilmesi gerektiği arzusunda olduğunu söyledi. Buna karşılık Kurayzalılar, Kureyş ve Gatafan ileri gelenlerinden birkaç kişi rehin verilmedikçe kendilerine güvenemeyeceklerini bildirdiler. Kureyş ve Gatafan liderleri bu haberi işitince Nuaym'ın sözüne hak vererek rehin vermekten imtina ettiler. Kurayza kabîlesi ise onların tavrının Nuaym'ı doğruladığını görünce müttefiklerden ayrılarak onları kendi başlarına bıraktılar, (İbn Hişam, a.g.e. II. 230) (Taberî, a.g.e. II 578-9).Kuşatma yine sürüyordu, ama eski şiddetini kaybetmişti. Rasûlullah (s.a.s) bu günlerde, bugün Ahzab Mescidinin bulunduğu yerde ayakta durup ellerini yukarıya kaldırarak müşrik kabileleri aleyhinde üçgün boyunca dua ettiler. Üçüncü gün öğle ile ikindi namazı arasında duasının kabul edildiği kendisine vahyedildi. Ashab bunu Rasûlullah'ın yüzünde dalgalanan sevinçten anladı. Cebrail (a.s.) "sevininiz, Allah onlara bir rüzgar saldı."diyerek Allah'ın müşrikleri kasırga ile perişan edeceğini haber vermişti. Allah Rasûlü hemen iki dizi üzerine çöküp ellerini kaldırdı. gözlerini yere indirdi. ve "bana ve ashabıma acıdığın için sana şükranlarımı sunarım Allah'ım" dedi. Sonrada haberi ashâbına o müjdeledi.Beklenen rüzgar birkaç gün sonra geldi. Bu soğuk, dondurucu bir rüzgardı. Tozları, toprakları müşriklerin gözlerini dolduruyordu. Rüzgar, onları kendi başlarının derdine düşürmüş, çekilmek, zorunda bırakmıştır. Çadırların bezlerini, derilerini yırtıyor, direklerini söküyor, sergileri kumlara gömüyor, yakılan ateşleri, aşıkları söndürüyor, develeri, atları birbirine karıştırıyor, hiç kimse kimsenin yanına gidemiyor. Müşrikler ordugahlarından devamlı tekbir sesleri, silah şakırtıları duyuyorlardı. Kalplerine büyük bir korku düşmüş, amansız bir paniğe kapılmışlardı. Kur'an sonradan bu olayı mü'minlere şöyle hatırlatmaktadır: "Ey mü'minler. Allah'ın size olan nimetini anın. Hani üzerinize ordular gelmişti. Biz de onların üzerine rüzgar ve görmediğiniz ordular göndermiştik. Allah yaptıklarınızı görüyordu. "(ef-Ahzâb. 33/9)" "Allah kâfirleri öfkeleri ile geri çevirdi. Hiçbirşey elde edemediler. Savaşta iman edenlere Allah'ın yardımı kâfi geldi. Allah güçlüdür, herşeye galiptir" (el-Ahzâb; 33/25).Gece boyunca devam eden fırtına, sabahleyin biraz sükûnet buldu. Allah Rasûlü, Huzeyfe b. Yeman'ı düşman ordusu hakkında bilgi alması için gönderdi. Huzeyfe, düşman ordusunun perişan halini görerek geri döndü. Hz. Peygamber bundan son derece memnun oldu ve sonucu beklemeye başladı. (İbn Hişâm, a.g.e. II. 231-2).Ebû Süfyan ansızın uğradığı bu büyük felâket üzerine Kurayza kabilesinin ordudan ayrıldığı ve orduda ihtalâf çıktığı bahanesiyle kuşatmayı sona erdirerek geri çekilme emrini verdi. Amr İbnû'l-âs ile Halid b. Velid ikiyüz süvari ile müşriklerin geri çekilişini denetlediler. Müşrikler başansızlıklarından doğan umutsuzluk ve sıkıntı içerisinde hızla ricat etmeye başladılar. Kureyş ordusu Mekkeye, Gatafan kabileleri Necid'e doğru yol alırken müslümanlar savunma hattından çıkarak düşman ordugahına vardılar. Düşmanın telaş ve heyacan içinde geri çekilirken bırakmış oldukları erzak ve zahirelere ve Ebû Sufyan'ın yahudi reislerinden Hayg'a gönderdiği yirmi deveye el koydular. Develer kurban edildi, hurma dolu sepetler boşaltıldı ve müslümanlara dağıtıldı. Bu ganimet vasıtasıyla muhasaranın ortaya çıkardığı kıtlık ortadan kalkmıştı. Rasûlullah (s.a.s.) müslümanlara hitab ederek, "Ey İslâm mücahidleri! Emin olunuz ki bu muzafferiyet sizin için ölümsüz bir başaııdır. Bundan böyle Kureyş kabilesi size değil, siz Kureyş'e taarruz edeceksiniz" buyurdu. Rasûlullah'da bu sözleriyle müşriklerin bütün gücünün tükendiğini, artık müslümanların zafer yollarının açıldığını da müjdelemiş oluyordu.O gün öğleye doğru Hz. Peygamber, aldığı ilâhi bir emir gereği müslümanlara derhal bir ilan yaptırarak bu savaşta müşriklerle bir olup, kendilerini arkadan vuran Benu Kurayzaya karşı savaşmak üzere şu emri verdi: "Kim dinler ve itaat ediyorsa, ikindi namazını Benû Kurayza önlerinden başka yerde kılmasın" Bu emri alan müslümanlar derhal hareket ederek bu yahudi belasını da ortadan kaldırdılar,&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;dinkültürü ve ahlak bilgisi,islamiyet,fıkıh,hadis,sure,dua,müslümanlık&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5336202385623131189-4461102405336164237?l=dkvab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dkvab.blogspot.com/feeds/4461102405336164237/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5336202385623131189&amp;postID=4461102405336164237' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/4461102405336164237'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5336202385623131189/posts/default/4461102405336164237'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dkvab.blogspot.com/2007/12/hendek-sava.html' title='Hendek Savaşı'/><author><name>Emre &amp;amp; Erdi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thu
